(926 S. K. Ek m. 25)
Davacı, 9 Temmuz 1997 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 3815 Sayılı Yasa uyarınca birinci dereceye yükseltilmesi için K.K.K. lığına 5 Haziran 1997 tarihinde yaptığı başvuruya verilen 20 Haziran 1997 tarihli cevabi yazıda birinci dereceye yükseltilmesinin mümkün olmadığının kendisine bildirildiğini, 16 Nisan 1997 tarihinde kendi iradesi dışında KSK. nden çalışamaz raporu üzerine emekli edildiğini, altı yıl sicil alma olanağının kalmadığını, ancak M.S.B. lığının 22.7.1992 tarih ve MLY.: 5625-14-92/Mali Ynt.275 sayılı uygulama emri uyarınca idari nedenlerle personele sicil verilemeyen yılların bulunması halinde altı yıl içerisinde kaç sicil verilmiş ise bu sicillerin ortalamasının esas alınacağının öngörüldüğünü, bu emir uyarınca idare aldığı beş sicil ortalamasına göre karar vermesi gerekirken, altı yıllık kesintisiz sicil koşulunu aradığından, birinci dereceye yükseltilmediğini, emekliye malûl olarak sevk edildiğinden, hiçbir şekilde altıncı sicili almasının mümkün olmadığını, 1995 yılında ikinci derecenin dördüncü kademesinde, 1996 yılında da ikinci derecenin beşinci kademesinde bulunduğundan ve sicillerinin ortalamasının da doksan ve yukarı olduğuna inandığından, değerlendirmesinin 1996 yılından geriye doğru yapılarak birinci dereceye yükseltilmeme işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dosyadan, davacının 926 Sayılı TSK. Personel Kanununun bazı maddelerinin değiştirilmesi ve bu kanuna bazı ek ve geçici maddeler eklenmesi hakkında 3815 Sayılı Kanunla son altı yıllık sicil notu ortalaması yüzde doksan ve yukarısı olan astsubaylardan 2 nci derecenin 3 ncü kademesinde bir yılını tamamlayanların kademe ilerlemesi yapma şartlarını taşımak kaydıyla, bulundukları aylık gösterge tablosunda 1 nci dereceye yükseltilme imkanı getirdiğini, 16.4.1997 tarihinde isteği ve iradesi dışında Silahlı Kuvvetlerde Çalışamaz raporu ile adi malul olarak emekliye sevk edildiğinden dolayı, altı yıl sicil alma imkanının kalmadığını, 1996 yılında 2 nci derecenin 5 nci kademesine yükseltildiğini, sicillerinin ise 90 ve yukarısı olduğuna inandığını, anılan kanun hükümlerine istinaden birinci dereceye yükseltilme işleminin yapılması için 5.6.1997 tarihinde yapmış olduğu müracaatın, idarenin 26.6.1997 tarihli işlemi ile reddedildiğini ileri sürerek tesis edilen menfi işlemin iptali istemi ile 9.7.1997 tarihinde ve süresi içinde AYİM.nde işbu davayı açmış olduğu anlaşılmaktadır.
926 Sayılı TSK. Personel Kanunun bazı maddeleri değiştirilmesi ve bu kanuna bazı ek ve geçici maddeler eklenmesi hakkındaki 3815 Sayılı Kanunla eklenen 25 nci maddesinde; Astsubaylardan Ek-VII Sayılı Aylık Gösterge Tablosunda 2 nci derece için öngörülen 3 ncü ve daha sonraki kademeleri kazanılmış hak aylığı olarak alanlar, 3 ncü kademede en az bir yılını tamamlamak veya daha sonraki kademelerde bulunmak, son altı yıllık sicil notu ortalaması %90 ve daha yukarısı olmak ve kademe ilerlemesi yapma koşullarını taşımak kaydıyla, bulundukları aylık gösterge tablosunda birinci dereceye yükseltilirler hükmü yer almaktadır.
AYİM. 1. D.nin 1995/1106 Esas sayılı dosyasının incelenmesinden, davacının 926 Sayılı TSK. Personel Kanununun 3815 Sayılı Kanunla eklenen Ek-25 nci maddesi hükmü uyarınca birinci dereceye intibakının yapılması istemi ile 18.9.1995 tarihli müracaatının, idarenin 15.10.1995 tarihli işlemi ile reddedilmesi üzerine, hastalığı nedeniyle altı yıl sicil alamamasına rağmen, mevcut sicillerinin esas alınarak işlem yapılmasının gerektiğini, esasen AYİM. kararlarının da bu yönde olduğunu ileri sürerek menfi işlemin iptali istemi ile 31.10.1995 tarihinde dava açtığı, sözkonusu davanın AYİM. 1. D.nin 26.3.1996 tarih ve E. 1995/1106, K. 1996/235 sayılı kararı ile altı yıllık sicil şartının gerçekleşmemesi nedeniyle reddedildiği, davacının birinci dereceye yükseltilme konusunda yeniden 5.6.1997 tarihinde müracaatta bulunduğu, idarenin bu istemi altı yıllık sicil koşulunun gerçekleşmediği nedeniyle reddetmesi üzerine, aynı sebeplerle işlemin iptali istemi konusunda 9.7.1997 tarihinde yeniden AYİM. nde dava açtığı görülmektedir.
Davacı, daha önceki talep ve davasında, kanunun öngördüğü birinci dereceye yükselme koşullarını taşıdığını, ancak hastalığı sebebiyle görevden uzak kaldığından, bu süre içinde hakkında sicil düzenlenemediği, bu nedenle altı yıllık sicili alma koşulunu zorunlu sebeplerle sağlayamadığından, birinci dereceye yükseltilmede son sicillerinin nazara alınması gerektiğini ileri sürmüş, sonraki talep ve davasında ise, aynı sebepleri ileri sürerek hastalık nedeniyle hakkında yapılan sıhhi işlemle malulen emekliye ayrıldığından, altı yıllık sicil alma koşulunun imkansız hale geldiğini, mevcut sicillerinin gözönüne alınarak işlem yapılmasını istemiştir.
Öncelikle, daha önce açılan ve redle sonuçlanan dava 1994 yılından önceki altı yıllık sicil notlan ortalamasının 90 ve daha yukarısı olması nedeniyle, 3815 Sayılı Kanunun 5 nci maddesi ile 926 Sayılı Kanuna eklenen EK-25 nci madde uyarınca, birinci dereceye yükseltilmeme işleminin iptali istemiyle açılmış iken, halen yargılamaya konu dava ise, 1996 yılı dahil geriye doğru altı yıllık sicillerin ortalaması doksan ve daha yukarısı olması nedeniyle, birinci dereceye yükseltilmeme işleminin iptali istemiyle açılmış olup, her iki davanın sebep ve konuları arasında birlikten sözedilemeyeceğinden, davada kesin hüküm olduğu iddiasına katılmak mümkün değildir.
1995 ve 1996 yıllarında hastalığı nedeniyle istirahatli bulunduğu için en az altı yıllık çalışma süresini doldurmayan, bu nedenle de bu yıllara ait sicili bulunmayan davacının altı yıl sicil koşulunun gerçekleşmiş sayılmasını ve buna göre kendisinin birinci dereceye yükseltilmesi isteminde bulunmaktadır.
657 Sayılı Kanunun 37 nci maddesinin paraleli olarak düzenlenmiş bulunan 926 Sayılı Kanunun Ek-25 nci maddesinin amacı yükseleceği derecenin son kademesine gelmiş olan personelin artık bir beklentisi kalmadığından, görevine gereken önemi göstermemesine engel olmak, onları daha iyi ve verimli çalışmaya teşvik etmek olduğundan kuşku bulunmamaktadır.
Ek-25 nci maddede yer alan son altı yıllık sicil notu ortalaması tabiri 657 Sayılı Kanunda yer alan 64 ve 37 nci maddelerle ilgili uygulamalarda idare tarafından bu konudaki düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra alınan son altı yıllık sicil ortalaması olarak yayımlanmış iken; gerek Danıştay gerekse AYİM. nin çok sayıda kararlarında bu yasal düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihte son altı yıllık sicili belirtilen ortalamayı gerçekleştirecek düzeyde olanların bu düzenlemeden yararlanabileceklerini hükme bağlamıştır. Ancak bu kararlarda yapılan incelemeler sonucunda anılan kararlarda son altı yıllık sicil ile yasanın yayımı tarihinden geriye doğru altı yıllık sicilin mi, yoksa o tarihte kişinin mevcut olan son altı yıllık sicilinin mi kasdedildiği üzerinde özellikle durularak bir inceleme yapılmadığı bir vakıadır. Ek-25 nci maddede son altı yıllık sicil ortalaması ifadesi yer aldığından, bunun yasanın yayımı tarihinde kişinin mevcut sicillerinin son sicilden itibaren geriye doğru son altı yıllık dönemi kapsayan sicilleri olarak anlaşılması yasanın amacına uygun olmak gerekir. Gerçekten yasanın yukarıda belirtilen amacı yönünden yalnız 1990-1996 yılları arasındaki sicil ortalamasını esas almanın yerinde olduğunu kabul gerekir. O halde yasanın yürürlüğe girdiği 1992 tarihinden son sicili 1994 tarihli bulunan davacının 1990-1996 tarihleri arasındaki ilk dört yıllık sicil ortalaması 90'ın üzerinde bulunduğundan, diğer koşulları da taşıması nedeniyle birinci dereceye yükseltilmesi gerekmektedir.
Kaldı ki, davacının konumu gereği yasanın yürürlüğe girdiği tarih itibariyle anılan yasadan yararlanıp yararlanamayacağı konusunun tartışmasına da gerek bulunmamaktadır.
Bir başka açıdan olaya bakıldığında, mesleğinde çok başarılı olduğu sicilleri ve özlük dosyasında yer alan sair belgelerden anlaşılan davacının elinde olmayan ve kusuru bulunmaksızın hastalığı nedeniyle kendisine sicil düzenlenmeyen 1995 ve 1996 yılları gözönüne alınmadan kalan 4 sicilinin ortalamasının esas alınarak değerlendirmeye tabi tutulması hakkaniyet gereğidir. Aksi takdirde sağlık nedeniyle emekliye sevk edilen davacının altı yıllık sicil ortalamasını gerçekleştirme olanağı ortadan kalkacak ve bu yasa hükmünden hiç yararlanmaması durumu ortaya çıkacaktır.
Ayrıca, Subay Sicil Yönetmeliğinde terfi için rütbe bekleme süresinin 2/3 kadar sicile sahip olunması ve raporlu veya hasta olan ilgilinin sicil alamaması halinde kademe ilerlemesine esas olmak üzere son düzenlenmiş bulunan sicilinin yeterli bulunması koşulları ile paralellik kurulmak koşuluyla hasta olan ilgilinin rütbe bekleme süresi içerisinde 2/3 sicile sahip olmaları halinde 3815 Sayılı Yasadan yararlanmaları sınırlamasının getirilmesi de idarenin bütünlüğü gereği olmak gerekir.
Netice olarak, yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, 1997 yılında sağlık nedeniyle emekli edilen ve 1990-1994 yılları arasında sicil alan ve 1995-1996 yılları arasında sağlık sorunu nedeniyle günleri istirahatli ve tedavi ile geçen ve 30.8.1996 tarihinde 23 nci derece 5 nci kademeye yükseltilen ve 2 nci derecenin 3 ncü kademesinde sağlık sorunu nedeniyle hastalığının tedavisi ve muayene ile dolduran davacıya Ek-25 nci maddede aranılan koşulları taşıması nedeniyle birinci dereceye yükseltilmesi gerekirken, aksine tesis olunan birinci dereceye yükseltilmeme işlemi hukuka ve mevzuata aykırı bulunduğundan İPTALİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy