(926 S. K. m. 94) (5434 S. K. m. 39) (1602 S. K. m. 61) (Astsubay Sicil Yönetmeliği m. 53, 54)
Davacı vekili 29.11.1997 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile 18.02.1998 tarihinde kayda geçen cevaba cevap layihasında özetle; davacının J.Astsb. Kd.Çvş. rütbesi ile Ordu İl J. K.lığı emrinde Akkuş Mrk. J.Krk. Komutanı olarak görev yapmakta iken hakkında başlatılan bir işlemle 926 Sayılı T.S.K. Personel Kanununun 94, Astsubay Sicil Yönetmeliğinin 53, 54 ve 5434 Sayılı Kanunun 39/e maddeleri gereği disiplinsizlik ve ahlaki durum sebebiyle emekliye sevkedilerek TSK.leri ile ilişkisinin kesildiğini, oysa müvekkilinin J.Uzman Çavuş rütbesi ile TSK.lerinde göreve başladığı olumlu çalışmaları ve girdiği sınavı kazanarak Astsb. Hazırlık okulunu bitirerek Astsb nasbedildiğini, meslek hayatı süresince sicil amirlerinden olumlu sicil aldığını, bu güne kadar disiplinsizlik ve ahlaki durumu sebebiyle hiçbir ceza almadığını, davacının firar eden hükümlünün sevkine memur olmadığını ve bu sevkte görevli bulunmadığını, kendisinin bu sırada AKKUŞta görevinin başında olduğunu, başka görevlilerin sevk sırasında ellerinden kaçırdıkları hükümlü ile davacı arasında bir ilişki kurulamayacağını, hükümlünün sevk komutanı uzman jandarma çavuşun kendisini savunma sadedinde pek çok görevliyle birlikte davacı hakkında dayanaksız atfı cürmide bulunduğunu, diğer görevliler hakkında hiçbir işlem yapılmazken sadece davacı hakkında, bu ithamlara dayanılarak ayırma işlemi tesis edildiğini, ayrıca bu olaydan sonra davacıya bizzat Ordu İl J.Komutanını nezareti altında zorla birtakım yazılar imzalattırıldığını, muhtemelen kendisini suçlayıcı bu belgelerin davaya esas kabul edilmemesi gerektiğini, dolayısıyla davacı hakkında tesis edilen disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle resen emekliye sevk kararının tüm unsurları yönünden hukuka aykırı olduğunu belirterek; iptalini ve bu nedenle davacının, öncelikle yürütmenin durdurulmasını talep ve dava etmiştir.
Davacının yasal unsurları taşımayan yürütmenin durdurulması istemi AYİM. 1.D.nin 28.12.1997 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
Davanın devamı sırasında 21.08.1998 tarihinde davacının ölmesi ve davacının eşi ile ölümden sonra doğan kızının davaya devam etmeleri talebi karşısında; 1602 Sayılı Kanunun 61 nci maddesi uyarınca, mirasçıları ilgilendiren yansımalar dolayısıyla onların menfaatini yakından etkilememesi itibariyle müteveffa adına davayı takip hakkı bulunan eşi (kendi adına asaleten, küçük kızına velayeten) 21.09.1999 tarihli kararımızla davaya kabul edilmiştir.
Dava dosyası ile özlük ve sicil dosyalarının incelenmesi, ara kararlarımıza verilen cevapların değerlendirilmesinde; müteveffa davacının 14.06.1991 tarihinde uzman jandarma çavuş nasbedildiği, bilahare astsubaylığa geçirilme sınavlarında ve gönderildiği Sınıf Okulunda başarılı olması sonucu 10.08.1994 tarihinden geçerli olarak astsubaylığa nasbedildiği, 27.10.1994 tarihli işlemle de, askerlikte ve uzman jandarma çavuşlukta geçirdiği 38 ay 16 günlük sürenin kıdeminden sayılması sonucu astsubay çavuşluk nasbının 30.08.1991 tarihine götürüldüğü, bu statüde iken son olarak Ordu Akkuş İlçe J.K.lığı Mrk. J.Krk. K. olarak görev yapmaktayken, İçişleri Bakanlığının 02.10.1997 tarihli onayıyla, 926 Sayılı Kanunun 94/b ve Astsubay Sicil Yönetmeliğinin 53/a,b, d, 54, 5434 Sayılı Kanunun 39/e maddeleri uyarınca disiplinsizlik nedeniyle ayırma işlemine tabi tutulduğu, bu işlemin 16.10.1997 tarihinde davacıya tebliğ edilip bu tarihte TSK.ile ilişiğinin kesildiği, davacının bu işlemin iptali için vekili marifetiyle 19.11.1997 tarihinde AYİM.de bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Astsubayların Silahlı Kuvvetlerden ayırma sebepleri ve haklarında yapılacak işlemler 926 sayılı Kanunun 94 ncü maddesinde belirtilmiş olup; yetersizlik nedeniyle ayırma ve disiplinsizlik ve ahlaki durum sebebiyle ayırma halleri olarak iki grupta düzenlenmiştir. Anılan 94 ncü maddenin (b) fıkrasında, disiplinsizlik ve ahlaki durum sebebiyle Silahlı kuvvetlerde kalmaları uygun görülmeyen astsubayların, hizmet sürelerine bakılmaksızın haklarında T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerinin uygulanacağı ifade edildikten sonra, bu sebeplerin neler olduğu ve bunlar hakkındaki sicil belgelerinin nasıl ve ne zaman tanzim edilip, nerelere gönderileceğinin Astsubay Sicil Yönetmeliğinde gösterileceği ve bu gibi astsubaylardan durumlarının Yüksek Askeri Şura tarafından incelenmesi Genelkurmay Başkanlığınca gerekli görülenlerin Silahlı Kuvvetlerden ayırma işleminin Yüksek Askeri Şura kararı ile yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Anılan yasal hükmün uygulamasını gösteren Astsubay Sicil Yönetmeliğinin 53 ve 54 ncü maddeleri de, bu konudaki detaylı düzenlemeleri ihtiva etmektedir.
Yönetmeliğin Disiplinsizlik ve ahlaki durumları nedeniyle ayrılacak astsubaylar başlıklı 53 ncü maddesinde aynen:
Aşağıdaki sebeplerden biri ile disiplinsizlik ve ahlaki durumları gereği Silahlı Kuvvetlerde kalmaları son rütbelerine ait bir veya birkaç belge ile anlaşılıp uygun görülmeyen astsubaylar hakkında hizmet sürelerine bakılmaksızın emeklilik işlemi yapılır.
a. Disiplin bozucu hareketlerde bulunması, ikaz veya cezalara rağmen ıslah olmaması.
b. Hizmetin gerektirdiği şekilde tavır ve hareketlerini ikazlara rağmen düzenleyememesi.
c. Aşırı derecede menfaatine, içkiye, kumara, borçlanmaya düşkün olması.
d. Silahlı Kuvvetlerin itibarını sarsacak şekilde ahlak dışı hareketlerde bulunması.
e. Tutum ve davranışları ile yasa dışı siyasi, yıkıcı, bölücü, irticai ve ideolojik görüşleri benimsediği, bu gibi faaliyetlerde bulunduğu veya karıştığı anlaşılanlar.
Astsubay Sicil Yönetmeliğinin 54 ncü maddesinde ise disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle ayırmanın, Ayrıma işleminin sıralı sicil üstlerince başlatılması (a bendi) ve Ayırma işleminin personel başkanlıklarınca başlatılması (b bendi) şeklinde iki ayrı usulle mümkün olabileceği belirtilmekte ve usullere ilişkin kapsamlı düzenlemelere yer verilmektedir.
Davacı hakkındaki işlemde olduğu gibi, ayırma işleminin sıralı sicil üstlerince başlatılması halini düzenleyen Yönetmeliğin 54/a maddesinde; disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle ayırma sicil belgesinin düzenlenmesinde sürenin söz konusu olmadığı ve her zaman düzenlenebileceği açıkça belirtildikten sonra, her sicil üstünün sicil belgesinde kendisine ayrılan haneye, ilgilinin 53 ncü maddenin hangi bendine göre bu durumunun saptandığının yazılması gerektiği, tüm sicil üstlerinin kanaatleri tamamlandıktan sonra bu sicille birlikte davacının dosyasının Kuvvet Personel Başkanlıklarına gönderileceği, bu sicillerin Kuvvet veya J.Gn.K.lığı Personel Başkanlıklarında teşekkül ettirilecek komisyonda ilgili astsubayın durumunun görüşüleceği, komisyonun yapmış olduğu inceleme ve değerlendirme sonunda aldığı kararı bir tutanakla Kuvvet Komutanı veya J.Gn.K.nın onayına sunacağı, alınacak onaya göre işlem yapılacağı, emekliliği Kuvvet Komutanı veya J.Gn.K.tarafından onaylanan personelin dosyalarının Gnkur.Bşk.lığınca Yüksek Askeri Şuranın kararına sunulup sunulmaması yönünden incelenerek Gnkur.Bşk.lığının tasvibine sunulacağı, Gnkur.Bşk. tarafından durumlarının Yüksek Askeri Şurada görüşülmesi gerekli görülenler hakkındaki istemlerin ilk Yüksek Askeri şura toplantısında gündeme alınarak, hakkında kesin karara varılacağı ve işlemlerinin tamamlanacağı, Gnkur.Bşk.nın, durumlarını Yüksek Askeri Şurada görüşülmesine gerek görmediği astsubayların dosyalarının Kuvvet Komutanlıkları ve J.Gn.K.lığına iade edileceği, bu gibi astsubaylar hakkında işlemin Kuvvet Komutanı veya J.Gn.K.nın daha önce verdiği karara göre uygulanacağı ifade edilmektedir.
Belirtilen bu düzenleme karşısında davacının durumuna bakıldığında; davacı hakkında Silahlı Kuvvetlerden ayırma işleminin 04.04.1997 tarihinde sıralı sicil üstlerince başlatıldığı, yönetmeliğe uygun şekilde J.Gn. K.lığı Personel Başkanlığında teşkil ettirilen komisyonun 18.07.1997 tarihli ayırma yönündeki görüşü ve İçişleri Bakanlığının 02.10.1997 tarihli onayı ile disiplinsizlik nedeniyle ayırma işleminin tekemmül ettiği görülmektedir.
Kamu hizmetinin iyi bir şekilde yürütülmesi için bir vasıta olan idarenin, bu hizmetin iyi yürümesi için gerekli tedbirleri alma yetkisi ile donatılmasının zorunlu olduğu kuşkusuzdur. Bu nedenle, idarenin kamu hizmetini yürütecek olan ajanlarını alırken birtakım özelliklere sahip olmasını araması tabii olduğu gibi; statüye alındıktan sonra da bunları verimli biçimde kullanması, hizmeti aksatacak, kendisinden artık verim alınması imkanı kalmamış, aksine idare mekanizmasına ve kamu hizmetinin yürütülmesine zararlı olacak ajanlarını bünyesi dışına çıkarması da doğaldır. İşte Silahlı kuvvetlerden ayırma işlemi de, bu amaçla Askeri idareye mevzuatla tanınmış bir yetkidir. Ne var ki, bu yola başvurulurken çok dikkatli olunması, kriterlerin titizlikle tespit edilmesi, personeli çalışmaya yöneltebilecek, kendisine çeki düzen verebilecek uygun vasıta ve yöntemler mevcutken (disiplin cezası, atama, sicil, terfi, teşvik ve yönlendirme vb.) statü dışına çıkarılma gibi sonuçları çok ağır bir yola başvurulmaması gerektiği, aksi halde bu şekildeki davranış biçiminin kamu yararına ve hukuka aykırı düşeceği izahtan varestedir.
Bu açıklamalar ışığında davacıların desteği müteveffa astsubayın durumuna gelince;
Mütevaffanın son rütbesinde iken, izin almadan garnizonu terk etmek suçundan 16.10.1996 tarihinde İl Jandarma Komutanınca 7 gün oda hapsi cezası ile tecziye edildiği, denetlemeye hazırlıksız çıkmak, karakol ve sorumluluk sahasının pis ve tertipsiz olması nedeniyle, 20.10.1996 tarihinde yine İl Jandarma Komutanınca 5 gün oda hapsi cezası ile tecziye edildiği, ayrıca Uzman Jandarma statüsündeyken, izin almadan karakolu terk etmekten 15.03.1993 tarihinde İlçe Jandarma Komutanınca 2 gün oda hapsi cezası verildiği, mesaiye gelmemek suçundan 15.11.1993 tarihinde Kurs Bölük Komutanınca 7 gün oda hapsi cezası ile cezalandırıldığı, sicillerinin genellikle iyi derecede olmakla birlikte, 1997 yılı sicilinin sicil tam notunun % 60ının altında olumsuz şekilde teşekkül ettiği görülmektedir.
Müteveffa davacı hakkındaki ayırma işlemine asıl dayanak, Akkuş Cezaevinde yatmakta olan bir hükümlünün rahatsızlığı nedeniyle İstanbula sevki sonrası, anılan kişinin İstanbulda firar etmesi sonrası başlatılan idari soruşturmada; müteveffanın bu hükümlüyü evvelce iki kez İstanbula sevkle götürdüğünün ve mevzuat dışı bir takım uygulamalar yaptığının tanık beyanları ile saptanması üzerine, hakkında düzenlenen Muhakkik Vaka Kanaat Raporunda belirtilen fiilleridir. Buna göre; 2803 sayılı Jandarma Teşkilatı Görev ve Yetkileri Kanunu ile Yönetmeliği, bu Yönetmeliğe dayalı olarak hazırlanan Ceza İnfaz Kurumu ve Tutuk evlerinin Dış Korunması, Tutuklu ve Hükümlülerin Sevk ve Nakli ile Muhafazasına ilişkin Yönerge ve bu konudaki emirlere rağmen;
a. Sevkin gece yapılması, b. Özel taşıt kullanılması, c. Hükümlünün teslim alınması kurallarına uyulmaması, d. Hükümlünün kelepçesinin çıkarılması ve sivil şahıslar ile görüştürülmesi, e. Hükümlünün evine bırakılarak serbest dolaşmasına müsaade edilmesi f. 18.03.1997 tarihinde yapılan son sevk sırasında astının gözetim ve denetim görevinin ihmal edilerek mahkumun firarına zemin hazırlanması, davacıya isnat edilen fiillerdir. Muhakkik tarafından yürütülen idari soruşturmada, bizzat müteveffa davacının kendisi 29.03.1997 tarihli saptanan ifadesinde bu fiilleri tamamen kabul etmiş; ayrıca son sevkte sevk komutanı olarak görev yapmakla beraber (firarın olduğu bu son sevkte müteveffa davacı görevli değildir) aynı hükümlünün önceki sevklerinde müteveffa davacı ile birlikte olan Uzm.J.Çvş............... ile J.Eri ............... ve J.Onb.................in ifadelerinde de bu fiillerin varlığı teyid edilmiştir.
Yine Dairemizce alınan muhtelif ara kararlarına verilen cevaplardan, müteveffa davacı ile birlikte J.Uzm. Çvş ................... ve J.Eri .................hakkında, hükümlünün kanun ve nizamın izin vermediği hallerin dışında uzaklaşmasına izin vermek suçundan Akkuş Asliye Ceza Mahkemesine 20.03.1998 tarihli iddianamesiyle kamu davası açıldığı ve yargılamanın henüz derdest olduğu, ayrıca 18.03.1997 tarihli son sevkte hükümlü ...................un İstanbulda firar etmesine sebebiyet veren J.Uzman Çavuş .............., J.Onb. .....................ve J.Eri ..................... ile firari (halen) hükümlü...................haklarında, firar ve firara sebebiyet vermek suçundan Beykoz Asliye Ceza Mahkemesine 30.04.1997 tarihli iddianameyle kamu davası açıldığı ve henüz bu yargılamanın da derdest olduğu anlaşılmaktadır. Ne var ki, Beykoz Asliye Ceza Mahkemesinin 12.10.1999 tarihli cevabi yazısı ekinde gönderilen tüm dava dosyası fotokopilerinin incelenmesinde; bu Mahkemedeki sanıklardan ....................... ve ....................ın Mahkeme sorgularının 27.05.1997 tarihinde Trabzon 1.Asliye Ceza Mahkemesince istinabe suretiyle yapılarak, yargılama makamı olan Beykoz Asliye Ceza Mahkemesine gönderildiği ve daha önceki iki sevkte hükümlü .....................u Akkuştan İstanbula götüren ekipte müteveffa davacı ile birlikte bulunan bu sanıkların Mahkemede hür iradeleriyle verdikleri ifadelerde adı geçen hükümlünün kendisine ait özel aracı bizzat kullanmak suretiyle İstanbul'a gidildiğini, hükümlüye hiç kelepçe takılmadığı gibi İstanbulda evinde kalmasına göz yumulduğunu, tedavisinin de görünürde evrak üzerinden hatırla halledildiğini, sevkte görevli eratın İstanbullu erlerden seçilip birer haftalık bu sürelerde evlerinde kaldıklarını, Akkuşa dönüşünde aynı şekilde kelepçesiz ve aynı özel araçla yapıldığını açıkça beyan ettikleri saptanmıştır.
Bu duruşma beyanları karşısında, müteveffa davacının fiilleri idari bakımdan sabit görüldüğünden; artık her iki davanın sonucunun beklenmesine gerek görülmeyerek, davanın esas yönünden değerlendirilmesi yapılmıştır.
Müteveffa davacı emniyet ve asayişin sağlanmasıyla görevli özellikli bir kolluk gücü olan jandarma mahsubu olup; tüm özel ve resmi yaşantısında gerekli dikkat ve özeni göstermekle yükümlü bulunmaktadır. Sevkine yükümlü olduğu bir hükümlüyü serbest (kelepçesiz) şekilde ve ona ait özel araçla götürmek, cezaevi ya da hastanede muhafaza altında tutması gerekirken evinde kalmasına izin vermek, sevk eratının İstanbulda evinde kalmalarını sağlamak şeklinde, velev ki bir menfaat karşılığı olmasa dahi bir jandarma mensubu açısından asla benimsenemeyecek ve kamu oyu önünde jandarmanın itibarını zedeleyecek derecede mevzuat dışı tutum ve davranışları sabit olan müteveffa astsubayın bu fiillerinin disiplin bozucu, hizmetin gerektirdiği şeklin dışında ve Silahlı Kuvvetlerin itibarını sarsacak şekilde ahlak dışı hareketler olarak değerlendirilerek; davalı idarece hakkında Astsubay Sicil Yönetmeliğinin 53/a,b,d maddesi uyarınca derhal ayırma işlemi başlatılarak sonuçlandırılmasında hukuki isabet görülmüştür. Esasen, davalı idarece başlatılan ayırma işlemi bir şüphe ya da zanna dayanmamış; bizzat müteveffa davacının ikrarı ve tanık beyanları gibi, sonradan mahkeme önünde de tekrarlanmış somut kanıtlara dayalı olarak işlem tesis edilmiştir. Dolayısıyla, davacı hakkında somut bir kanıt olmadığı ve atfı cürmi teşkil eden beyanlar haricinde suçluluğunu ortaya koyucu bir delil olmadığına ilişkin beyanlara itibar edebilmeye imkan görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; davacıların desteği müteveffa astsubay hakkında tesis edilen disiplinsizlik nedeniyle ayırma işleminde herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy