(657 S. K. m. 76) (2709 S. K. m. 41) (926 S. K. m. 118)
Davacı, dilekçe reddi sonrasında 12.11.1997 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde ve 6.2.1998 tarihli cevaba cevap dilekçesinde özetle; J.Gn.K.lığının 1997 yılı genel atamaları ile İstanbul J.İk.Mrk.K.lığından Ankara J.Loj.K.lığına atamasının yapıldığını, bu atama sonrasında İstanbul J.İk.Mrk. Kimyahanesinde Laborant kadrosunda sivil memur olarak görev yapan eşi ..................nın 26.5.1997 tarihinde dilekçe vererek eş durumundan tayin talebinde bulunduğunu, 3.7.1997 tarihli işlemle kadro bulunmadığı gerekçesiyle talebin reddedildiğini, 16.7.1997 tarihinde bu kez kendisinin atama konusunda yazdığı dilekçesine idarece 60 günlük sürede herhangi bir cevap verilmediğini, eşinin de aynı tarihte yeni bir dilekçe vererek kadro bulunmasa dahi Jandarma Dispanserinde görev yapabileceğini beyan ettiğini, 28.12.1997 tarihli işlemle bu talebin de reddedildiğini, işlemin gerekçesi olarak da kadro ve ihtiyaç yokluğunun belirtildiğini, eşinin branşında gerek J. Kriminal Laboratuarında gerekse Ankara J.İkm.Mrk. Kimya Laboratuarında kadro bulunduğunu, üstelik Ankara J.İkm.Mrk.deki kadronun boş olup atama yapılmasına müsait olmasına rağmen, konuya hissi ve sübjektif yaklaşımlar nedeniyle ailece mağduriyete uğradıklarını, kaldı ki bir tekstil mühendisi bayan üsteğmenin, kadrosu olmadığı halde eş durumu nedeniyle Şırnak - Çakırsöğütte konuşlu J.Komd. Tugayına atandığını ve halen burada görev yaptığını, 4.8.1997 tarihinde Ankaradaki birliğine katıldıktan sonra da 11.8.1997 tarihinde dilekçe vererek, aile bütünlüğünün sağlanmasını talep ettiğini, bu dilekçesine verilen 23.9.1997 tarihli menfi cevabın kendisine değil eşine gönderildiğini, oysa 657 sayılı Kanunun 72 nci maddesine göre eşinin atamasının yapılması gerekirken, aile bütünlüğünün bölündüğünü, davalı idarenin Ankaradaki kadroların dolu olduğuna ilişkin savunma beyanlarının doğru olmadığını, Ankara J.İkm.Mrk.K.lığındaki kadronun boş olmasının yanı sıra, Anıttepe ve Güvercinlik Jandarma Dispanserlerinde Laboratuarlarda istihdam edilebileceğini, Devlet Memurları Kanununun 76 ve Atama Yönetmeliğinin 16 ncı maddelerine göre, eş durumu dikkate alınmadan tesis edilen atama işleminin hukuka aykırılıkla sakatlandığını belirterek; iptalini ve öncelikle yürütmenin durdurulmasını talep ve dava etmiştir.
Davacının yürütmenin durdurulması istemi Dairemizin 20.1.1998 tarihli kararıyla oyçokluğuyla reddedilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; davacı subayın İstanbul J.İkm.Mrk.K.lığı 2 Nolu Muayene Komisyonu üyesi olarak görev yaparken, J.Gn.K.lığının 15.5.1997 tarihli genel atamaları ile Ankara J.Loj.K.lığı Loj.Ş.Ord.İkm.ve Bak.Sb.lığına atandığı, davacının İstanbul J.İk.Mrk.K.lığı Kimyahane Ks.A.liğinde Laborant olan devlet memuru eşinin 26.5.1997 tarihinde davalı idareye yazılı olarak başvurarak eş durumu nedeniyle Ankara garnizonunda uygun bir kadroya atanmayı talep ettiği, J.Gn.K.lığının 3.7.1997 tarihli cevabi yazısı ile, ilgilinin yerine verilebilecek personel veya atanmak istediği birliklerde kadro ve ihtiyaç olmadığı belirtilerek, atanma isteğinin uygun görülmediğinin bildirildiği, davacının atama emrinin 16.6.1997 tarihinde kendisine tebliğ edilmesini takiben (bu husus davacının 29.5.1998 tarihli dilekçesi ekinde mahkememize ibraz ettiği tebellüğ belgesi aslından anlaşılmaktadır.) 16.7.1997 tarihli dilekçesiyle Komutanlık önüne başvurarak, eşinin Ankaraya atanmasının sağlanmasını, bu mümkün olmazsa kendisinin İstanbul garnizonunda J.İkm.Mrk.K.lığı haricinde bir başka göreve atamasının yapılmasını talep ettiği, davacının eşinin de aynı tarihli (16.7.1997) bir dilekçeyle başvurarak aile bütünlüğünün bozulmasından kaynaklanan mağduriyetini dile getirdiği ve Ankaraya atamasının yapılması talebini tekrarladığı, J.Gn.K.lığının 28.7.1997 tarihli işlemi ile davacının eşinin atanmak istediği Jandarma Dispanserlerinde Laborant kadrosu ve ihtiyacı bulunmadığından, atanma isteğinin uygun görülmediğinin belirtildiği, davacının 11.8.1997 tarihli dilekçesiyle aile bütünlüğünün sağlanması için eşinin Ankaraya atamasının yapılmasını talep ettiği, J.Gn.K.lığının 17.9.1997 tarihli işlemi ile davacının eşinin ataması konusunda verilen eski cevaplara atıfta bulunulduğu, ilaveten söz konusu memurun 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 72 nci maddesi gereğince, Ankara İlinde mevcut başka bir Kuruma naklen atama isteğinde bulunması halinde, ilgili kurumlarla gerekli koordinenin sağlanıp ihtiyaç halinde atamasının mümkün olabileceğinin ilgilinin dilekçesine cevaben tebliğinin istendiği, davacının söz konusu Ankaraya atama işleminin iptali için vekili marifetiyle 1.10.1997 tarihinde AYİMde bu davayı açtığı, Dairemizin 14.10.1997 tarihli dilekçe reddi kararından sonra, 12.11.1997 tarihli yenileme dilekçesi ile talebini tekrarladığı anlaşılmaktadır.
Davalı idare, davanın öncelikle süre yönünden reddi gerektiğini öne sürmekteyse de; davacının 29.5.1998 tarihli dilekçesiyle ibraz ettiği tebellüğ belgesi aslına göre, 15.5.1997 tarihli atama işleminin davacıya 16.6.1997 tarihinde tebliğ edildiği, 16.7.1997 olan ihtiyari başvuru tarihi itibariyle 60 günlük bekleme süresi akabinde 1.10.1997 tarihinde açılan davanın süresinde olduğu anlaşıldığından, davalı idarenin iddiaları yerinde görülmemiştir.
Davanın esasına gelince:
Davalı idare savunması ekindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; İstanbul J.İkm.Mrk.K.lığında 2 Nolu Muayene Komisyonu üyesi olan ve dört yıldır İstanbul garnizonunda görev yapan davacının, bilahare adli soruşturmaya konu olan 70.000 çift er botunun şartnameye aykırı ve kalitesiz olmasına rağmen, evsafına uygunmuş gibi muayene ve kabullerinin yapılması, dolayısıyla memuriyet görevini ihmal suçunu işlediği iddiası nedeniyle davalı idarece aynı görevde istihdamında sakınca görülerek, bu görevden alınmasında hukuka aykırı herhangi bir yön olamayacağı tabiidir. Esasen, 926 sayılı Kanunun 118. ve TSK.lerine Mensup Subay Ve Astsubayların Atanma Ve Yer Değiştirmeleri Hakkında Yönetmeliğin 3/f, 12/g ve 24/m maddelerinde de idari, asayiş ve zaruri nedenlerle her zaman atama yapılabileceği öngörüldüğünden; bu şekilde bir tasarrufun hukuka uyarlı düşeceği kuşkusuzdur.
Ne var ki, davada asıl sorun, davacı ve yine J.Gn.K.lığı mensubu olup, İstanbulda J.İkm.Mrk.K.lığında Kimyahane Ks.A.liğinde Laborant olarak görev yapan devlet memuru eşinin bu atama nedeniyle ayrı garnizonlarda kalmaları olgusunun hukuka uyarlı düşüp düşmediğinde düğümlenmektedir.
Anayasanın 41 nci maddesi Ailenin Korunması başlığını taşımakta ve Aile, Türk toplumunun temelidir. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ve uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar hükmünü öngörmektedir. TSK.ne Mensup Subay Ve Astsubayların Atanma Ve Yer Değiştirmeleri Hakkında Yönetmeliğin 16 ncı maddesinde de Eşleri Devlet Kuruluşlarında görevli subay ve astsubayların atanmalarında, eşlerinin memuriyet görevi göz önünde tutulur ... denilmektedir.
Davalı kurum, tüm savunmasını davacıyı atadığı Ankara garnizonunda davacının eşine uygun bir kadro bulunmadığı hususuna dayandırmaktadır. Oysa, anılan mevzuat hükümleri, davalı idareye bir atama işlemi tesis etmeden önce, aile birliğinin bozulmaması yönünden subay ve astsubayların memur olan eşlerinin memuriyet görevlerinin göz önünde tutulması direktifini vermektedir. Davacının idari ve zaruri nedenle bulunduğu görev yerinden alınması ne kadar mevzuat gereğiyse; bu nedenle yapılacak atama işlemi öncesinde davacının J.Gn .K.lığı mensubu memur olan eşinin durumunun dikkate alınıp, her ikisinin müştereken görev yapabilecekleri bir garnizona atamanın yapılması aynı mevzuatın amir hükmü gereğidir. Bu bakımdan, salt Ankara garnizonunun ele alınıp, davacının eşine uygun bir kadro görev yeri bulunamadığı yolundaki savunmaya itibar edilememiş; ayrıca aynı nedenle davacının söz konusu kadroların dolu değil boş olduğu yolundaki iddialarının araştırılmasına gerek görülmemiştir. Öte yandan, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 76 ncı maddesinin açıklığı karşısında, davacının eşinin görev ve unvan eşitliği gözetilmeden, salt kazanılmış hak aylık derecesi ile uygun bir kadro görevine atamasının yapılabilmesinin mümkün olduğu ve bu hususun hiç dikkate alınmadığı anlaşılmaktadır.
Şu halde, davalı idareye düşen, davacı ile eşini aile bütünlüğünü sağlayacak şekilde uygun bir garnizonda bir araya getirmek ve bu amaçla davacının atamasını, eşinin de görev yapabileceği bir mahale yapmaktan ibarettir ve dava konusunda bu lazımeye riayet edilmediği açıkça ortadadır. Dolayısıyla, devlet memuru olan eşinin atanamayacağı bir garnizon olduğu idarece belirtilen Ankara garnizonuna davacının atanması işlemi hukuka aykırılıkla sakatlanmış bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davacı hakkına tesis edilen atama işlemi sebep ve özellikle maksat unsurları yönünden hukuka aykırılıkla sakatlandığından, İPTALİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy