(5434 S. K. m. 72)
Davacı vekili 20 Ekim 1997 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ..................ın oğlu P.Er. ..................ın Nusaybin 4. Hr.Al.1.Hd.Tb.3.Hd.Bl.K.lığı emrinde askerlik görevini yapmakta iken Yeniköy Hudut Karakolunda 4 Mayıs 1995 tarihinde 04.00 - 08.00 saatleri arasında Hudut nöbeti tutmakta iken saat 07.30 sularında Tim Komutanı P.Onb. ........... tarafından tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu vurularak öldürüldüğü, olayda müteveffanın hiçbir kusurunun bulunmadığı, hudut görevinin 2330 Sayılı Nakdi Tazminat ödenmesi ve aylık bağlanması hakkındaki Kanun kapsamına girdiği, bu nedenle müteveffanın baba ve annesine Nakdi Tazminat ödendiği, gene bu nedenle baba ve annesinden başka mirasçı bırakmadan ölen evin babasının 5434 Sayılı Kanunun 3997 ve 4049 Sayılı Kanunlarla değişik 72 nci maddesine göre malullük ve muhtaçlık şartı aranmaksızın ölüm tarihinden geçerli olarak yetim aylığı bağlanması ve annesi ile birlikte eşit olarak ödenmesi gerektiğini, davalı Kurumun 6.10.1997 tarihli cevabi işleminde olayı 2330 Sayılı Kanun kapsamında görmeyerek davacının yetim aylığı bağlanması istemini reddettiğini halbuki muhtaçlık şartı aranmadan davacıya yetim aylığı bağlanması gerektiği, bunun aksine tesis olunan işlemin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacının oğlu, P.Er. ...........ın, Nusaybin 4.Hd.1.Tb.3.Bl.K.lığı emrinde askerlik hizmetini yaparken Yeniköy Hudut Karakolunda 4 Mayıs 1995 günü saat 04.00 - 08.00 saatleri arasında hudut nöbeti tutarken saat 07.30 sularında Tim Komutanı P.Onb. ................... tarafından tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu vurularak öldürüldüğünü, olayda müteveffanın hiçbir kusurunun bulunmadığını, baba ve annesinden başka mirasçı bırakmadan ölen erin babasına 5434 Sayılı Kanun uyarınca muhtaçlık şartı aranmaksızın ölüm tarihinden geçerli olarak yetim aylığı bağlanmasının gerektiğini belirterek malullük - muhtaçlık şartı aranmaksızın davacıya yetim aylığı bağlanmaması işleminin iptali istemi ile AYİM. de iş bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinde, davacının oğlu olan P.Er..................ın askerlik hizmetini yaparken 04.05.1995 günü saat 04.00 - 08.00 saatleri arasında hudut nöbetini tutarken Tim Komutanı P.Onb. .............ın tüfeğinden çıkan merminin karın boşluğuna isabet etmesi sonucu yaralı olarak kaldırıldığı Mardin Devlet Hastanesinde ameliyata alındığı, ancak kurtarılamayarak öldüğü görülmektedir.
Öncelikle, davacının Emekli Sandığınca düzenlenen tahsis dosyasının incelenmesinde, MSB. Nakdi Tazminat Komisyonunun 13.07.1995 tarih ve 1094 Sayılı Kararında 3497 Sayılı Kara Sınırlarının Korunması ve Güvenliği Hakkında Kanunun 2 nci maddesi gereğince görevlendirilenler, aynı Kanunun 3 ncü maddesi gereğince bu Kanunla verilen görevlerin itası sırasında veya bu görevlerinden dolayı ya da görevleri sona ermiş olsa bile yaptıkları hizmet nedeniyle derhal veya bu yüzden maruz kaldıkları yaralanma veya hastalık sonucu ölmeleri veya sakat kalmaları veya yaralanmaları halinde haklarında 03.11.1980 tarihli ve 2330 Sayılı Nakdi Tazminat ve aylık bağlanması hakkındaki Kanun hükümleri uygulanır hükmünü amir bulunmaktadır. şeklindeki hukuki gerekçeye atfen P.Er................... ın yakınlarına Nakdi Tazminat ödendiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Dava konusu olayımızda, davacının oğlu bulunan P.Er............., OHAL Bölgesinde yer alan Nusaybin İlçesindeki Hudut Bölüğünün, Hudut Karakolunda askerlik görevinin ifası sırasında henüz nöbet hizmeti bitmeden arkadaşının tedbirsizliği ve dikkatsizliği sonucu yaralanmış ve akabinde kaldırıldığı Mardin Devlet Hastanesinde ölmüştür.
Söz konusu bölgenin terör eylemlerinin bulunduğu bölgeye yakınlığı ve benzer olayların burada da cereyan ettiği herkesçe bilinen bir husustur.
Bu hassas durum karşısında hudut karakolunda görev yapan P.Er. ........... ın görev konumu önem arz etmektedir. Söz konusu görevin Türkiyenin başka sınır bölgesindeki benzer görevden daha ağır ve riski olan bir görev olduğunu kabul etmek gerekmektedir.
Bilindiği üzere, 5434 Sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun 72/4 ncü maddesinde iştirakçilerin Kanunun 64 ncü maddesinin (a, b, c, ç, d) ve (e) fıkralarında açıklanan durumlardan dolayı veya 03.11.1980 tarih ve 2330 Sayılı Kanuna ek 2556 Sayılı Kanun kapsamında mütalaa edilen görevler nedeniyle ölmeleri halinde geride bıraktıkları anne veya babalarına muhtaç olup olmadıklarına bakılmaksızın aylık bağlanacağı hüküm altına alınmış bulunmaktadır.
Gerçekten, 2330 Sayılı Kanuna göre, barışta güven ve asayişi korumak, kaçakçılığı men, takip ve tahkikle görevli olup bu görevlerden dolayı ya da görevleri sona ermiş olsa bile yaptıkları hizmet nedeniyle yaralanan ve ölen kişilere, anne veya babalarına malûllük ve muhtaçlık şartı aranmaksızın aylık bağlanacağı hüküm altına alınmış bulunmaktadır.
2330 Sayılı Kanuna ek 2556 Sayılı Kanun kapsamında mütalaa edilen görevler nedeniyle ölmeleri halinde geride bıraktıkları anne ve babalarına muhtaç olup olmadıklarına bakılmaksızın, aylık bağlanacağı hükme bağlanmıştır.
2556 Sayılı Kanun kapsamında mütalaa edilen görevler ise; barışta güven ve asayişi korumak, kaçakçılığı men, takip ve tahkikle görevli olup bu görevlerden dolayı yani görevin ifasıyla ilgili olarak yaralanan ve ölenlerin anne ve babalarına malullük ve muhtaçlık şartına bakılmaksızın malûliyet aylığı bağlanacağı öngörülmüştür.
Dava konusu olayda, davacı nöbet sırasında, yasada bahsi geçen görevlerin ifası sırasında değil, nöbet hizmetini ifa etmekte iken, arkadaşının silahından çıkan kurşunla yaralanıp ölmüş bulunmaktadır.
Böylece davacı 2330 Sayılı Kanuna ek 2556 sayılı Kanun kapsamında mütalaa edilemeyeceğinden (malûl ve muhtaç olmadığı da anlaşılan) davacıya ölen oğlundan dolayı yetim aylığı bağlanmaması işlemi hukuka uygun bulunmaktadır.
Netice olarak, yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, 2330 Sayılı Kanuna ek 2556 Sayılı Kanun kapsamında mütalaa edilmeyen bir görevden dolayı, bir başka deyişle P.Onb..........ın tedbirsizlik ve dikkatsizliği sonucu vurularak ölen P.Er. ........... tan dolayı, davacıya yetim aylığı bağlanmaması işlemi hukuka uygun bulunduğundan yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy