(818 S. K. m. 20) (205 S. K. m. 5, 18, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29)
Davacı 05.07.1996 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; OYAK Genel Kurulunun 1989 yılında aldığı 29 nolu bir kararla 30 yılını dolduran mensuplarına kurumda, biriken Rezervlerinin % 80nine kadar olan kısmının istem halinde üyeye borç para olarak verilmesinin kabul edildiği, 1989 yılı Mayıs ayından bu yana 30 yılını dolduran üyelerin kurumda biriken rezervlerinin % 80nini borç olarak almaya başladıklarını, OYAK Genel Kurulunun 1995 yılında yapılan 39 ncu toplantısında bu hizmet süresinin daha da aşağı çekilerek OYAK Rezervlerinden daha çok üyenin yararlandırılması olanağının sağlandığını, 205 sayılı yasa ile kurulan OYAK ile, Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarına daha geniş sosyal yardım yapılmasının amaçlandığı, OYAKın sermayesinin üyelerden alınan aidatlar ile oluştuğunu, bu sermayenin yıllarca işletilmesi sonucu OYAK sermayesinin Trilyonlarla ifade edilen rakamlara ulaştığını, bu sermayeyi işleten OYAKın yeni iştirakler kurup, emlak ve sair mallar edindiğini, emekli olması halinde OYAKla her türlü ilişkisinin kesildiğini yıllarca verdiği aidatlarla büyüyen, gelişen mal ve mülk sahibi olan OYAKın tüm kazandığı bu mal ve iştiraklerden yararlanma olanağının ortadan kalktığını işte bu son OYAK Genel Kurulunda, 1989 yılında verilen bu son kararla tüm OYAK olanaklarından uzaklaşan ve 30 yılını doldurmuş bulunan üyelere, ödedikleri aidatlarla bunlara isabet eden nemaların toplamının % 80 nine kadar olan kısmından daha önce ve emekli olmadan faydalanabilmeleri ve sahip olamadıkları tüm mal varlıklarından vaz geçmelerinin sonucu doğan üzüntünün hafifletilmesinin arzulandığı, 26.06.1996 da kabul edilip, 30.06.1996 tarihinde yürürlüğe giren 4148 sayılı yasa ile 205 sayılı yasada açıklanan amaçlara yönelik olarak değişiklikler yapıldığı ve OYAK üyelerine ilişkilerinin belli ölçüde devamı ile kendilerine emekli aylığı bağlanabilmesi olanakları sağlandığını, ancak yine iştirakçilerin OYAKın mal ve iştirakleri ile doğrudan bir ilgisinin bulunmadığını, bu uygulamanın sosyal amaçlı hiç bir kurumda yapılmadığını, 30 yıllık birikimleri ve bunların nemalarına karşılık tutularak ve bunun da % 80 nini geçmemek kaydı ile mensuplarına borç verilmesinin OYAKın 29 ncu Genel Kurulunda kabul edildiğini, alınan borç için üyelerden % 6 birleşik faiz alınmasının kararlaştırıldığını, bu olanağın her üyeye değil belli hizmet süresini dolduranlara tanındığını, OYAK tarafından 30 yılını doldurmuş olması nedeniyle 29 nolu Genel Kurul Kararı doğrultusunda şahsına isabet eden rezervin % 70 ini 03.06.1996 tarihinde borç para olarak aldığını, alınan bu borç paradan faiz alınmasının doğru olduğunu, ancak 29 nolu Genel Kurul Kararı doğrultusunda tamamı kendi aidatları ile nemasından oluşan parasının borç alınan kısmının her türlü nema ve EK % 9 yasal faizinden feragat etmesinin şart koşulduğunu, böylece imzalamak zorunda kaldığı bu mukavele ile OYAKın nema ve tüm olanaklarından yoksun bırakılmasının OYAKın kuruluş amacına aykırı olduğunu, kurumda bulunan parasının karşılığı olarak aldığı borç para kendine isabet eden para nedeniyle verilmiş ise bu ahvalde ödediği faizin dışında nema ve tüm hissesine isabet eden gelirlerinden mahrum edilmemesi gerektiğini, OYAKtan borç para alırken imzaladığı ve belgede ek yasal yardım ve nemalardan feragat etmesinin kurumca istenildiğini, bu cümleden olarak kurumca matbu ve tek taraflı olarak hazırlanan bu mukaveleyi imza etmemesi veya herhangi bir kayıt koyması halinde bu parayı alamayacağından imzalamak zorunda kaldığını, kurumca imzalattırılan bu belgeyi müzayaka halinde kalarak imzaladığını böylece OYAK tarafından verilen kendisine isabet eden rezervlerin % 70ı tutarındaki para, sözleşme gereği gerçekten kurumca borç para olarak kendisine verilmiş ise bu para için tahakkuk ettirilen % 6 bileşik faizin tarafından ödenmesinin yerinde olduğunu, buna karşılık kendisine verilen bu paranın aidat ve nemalarının karşılığı ise o ahvalde kurumca kendisinden faiz alınmasının yerinde olmadığını, son olarak da kurumca verilen paranın, sözleşmeye göre kendisine borç olarak verilmiş ise, o takdirde teminat olarak kabul edilen % 70 rezervinin nemalarının değerlendirmeye tabi tutulması ve % 9 teknik yardım dahil bütün nemalardan ve her türlü gelirlerden yararlandırılmasının gerektiğini böylece, kurumca tek taraflı olarak hazırlanıp, kendisine dikte ettirilen sözleşme ve bu sözleşmeye esas olan Genel Kurul Kararı ile teknik yardım ve nemalardan tüm rezervi göz önünde bulundurularak yararlandırılmama yolundaki işlemi ile kendisini müzayakaya sokan ve yasal her türlü sosyal hak ve güvencesini ortadan kaldıran ve kurumun yasal kuruluş amacına aykırı bulunan işlemin iptaline karar verilmesini dava ve talep etmiştir
Ayrıca davacı vekilince düzenlenen ve 12.6.1998 tarihinde AYİM kayıtlarına geçen dava dilekçesinde ise; davalı tarafından tek taraflı olarak hazırlanıp müvekkile dikte ettirilen sözleşme ve bu sözleşmeye esas olan OYAK Genel Kurul Kararı ile teknik yardım ve nemalarından bütün rezervi göz önünde tutularak yararlandırılması gerektiği, müvekkilini müzayaka haline sokan ve yasal her türlü sosyal hak ve güvencesini ortadan kaldıran OYAKın yasal kuruluş amacına aykırı işleminin iptaline karar verilmesi gerektiği, zira müvekkilinin rezervinin % 70 ini borç olarak almasından sonra bu miktara rant uygulanmamasının tek taraflı bir işlem olduğu ve OYAKın kuruluş amacına aykırı olduğunu, tek taraflı olarak hazırlanan sözleşmenin müzayaka halinde iken davacıya imzalatıldığının açık olduğunu, bu şekilde borç para vermesinin kanuna aykırı olduğunu, B.K.nun 20 nci maddesi uyarınca sözleşmenin tümünün geçersiz olduğunu,4 ncü Asliye Hukuk Mahkemesinde davanın derdest olduğu aşamada hazırlanan bilirkişi raporunda işlemin hukuka aykırı olduğunun saptandığını, belirterek işlemin iptaline karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
Dosyadan davacının 3.6.1996 tarihinde kuruma başvurarak 29 yıllık üyelik süresinin olduğunu beyan ile rezervinin bir bölümünü çekme isteğini belirtmesi üzerine; OYAK 29 ncu genel kurulunun kararı ve Yönetmelik gereği bu konuda yapılan sözleşme (taahhütname-ibraname) karşılığı olarak kendisine, rezervi içerisindeki ek kanuni yardım ve kar paylarından 1.008.679.170.-TL. nın borç olarak verildiği, bilahare emekli olduğu 30 Ağustos 1997 tarihi itibariyle kendisine OYAK tarafından yapılması gereken ödemenin, evvelce aldığı miktara, kanuni yardım ve kar paylarının, parayı aldığı tarih ile emekli olduğu tarih arasındaki nemalarına ve yıllık yüzde altılık faize tekabül edecek şekilde 1.779.069.385.-TL. eksik yapıldığı, bunun üzerine davacı vekilince, genel kurul kararıyla yasal yardım ve nemalardan bütün rezerv göz önünde tutularak istifade ettirilmeme işlemi ile bu hususta imzalanmış sözleşmenin iptali istemiyle işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Öncelikle 5 Temmuz 1996 tarihinde açılan dava ile ilgili olarak 16.7.1996 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesince Davanın Görev Yönünden Reddine karar verildiği, bu bu defa davacı vekilince Ankara 4 ncü Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada da gerekçe gösterilip 17.12.1997 tarih ve E.1996/721, K.1997/659 sayılı kararla davanın görev nedeniyle reddine karar verildiği, görev uyuşmazlığının çözümü için konunun Uyuşmazlık Mahkemesine intikal ettirildiği Uyuşmazlık Mahkemesince 8.5.1998 gün ve E.1998/9, K.1998/11 sayılı kararla görevli olarak Askeri Yüksek İdare Mahkemesi tayin edilmiş bulunmaktadır.
Gerçekten OYAKnun 1989 yılında yapılan 29 ncu Olağan Genel Kurulunun 1 Numaralı kararı gereğince 30 yılını dolduran üyelere, rezervlerinin % 80ini geçmemek koşuluyla, rezervlerinin içerisinde yer alan ek kanuni yardım ve kar paylarının borç olarak verilmesi, diğer koşullar yanında bu borcun emeklilikte mahsubu ayrıca verilecek bu borca yıllık % 6 faiz yürütülmesi ve alınan bu borca isabet edecek ek kanuni yardım ve kar paylarından feragat edilmesi karara bağlanmış, 1995 yılında yapılan 35 nci Olağan Genel Kurul kararıyla da borç alabilmek için aranan üyelik süresi 29 yıla indirilmiş bulunmaktadır.
Davacının da 3.6.1996 tarihinde Genel Kurul kararı ile getirilen bu olanaktan istifade için başvuruda bulunduğu ve Genel Kurulca getirilen bu koşulları kabul ederek bir taahhütname imzalamak suretiyle rezervinin % 70ine tekabül eden miktarı çektiği, ancak daha sonra emeklilik sırasında Kurumca kendisine ödenecek miktardan, evvelce sözleşme ile kabul ettiği koşullara uygun olarak, ek kanuni yardım ve kar paylarından istifade edemediği miktara tekabül eden meblağ ile faiz miktarının düşülmesi ve ödemenin buna göre yapılması üzerine bu işlemin iptali istemiyle dava açtığı anlaşılmaktadır.
Burada uyuşmazlık konusunu emekli olmadan çekilmiş bulunan rezerve, çekildiği tarih ile emekli olunan tarihe kadar nemalandırmanın yapılmaması ve çekilen bu miktar üzerinden faiz alınması işlemleri ile taraflarca yapılan sözleşmenin ve de sözleşmenin dayanağı OYAK 29 ncu Olağan Genel Kurulunun 1 numaralı kararının iptaline karar verilmesi istemleri biçiminde nitelendirmek gerekmektedir.
205 sayılı OYAK Kuruluş Yasasında da belirtildiği üzere, aslında OYAK üyelerine, görevde iken ya da emekliliklerinde ek maddi olanaklar sağlayan bir sosyal güvenlik kuruluşu olmakla, tesis edeceği işlemlerde, sosyal güvenlik kurumlarının teknik hizmet özelliklerine ve tarzına göre hareket etmek durumundadır. OYAK üyesi bir kimsenin de emeklilik süresi ile sınırlanan bir süreç içerisinde bu kuruma üye olup sonuçlarını emekli olduğu tarihte maddi olarak almak üzere aldat (prim) ödediği bilinmektedir.
OYAKnun 1989 yılında yapılan 29 ncu Genel Kurulunda alınan bir karar ile sistemde 30 yılını dolduran kimselere toplanan rezervlerinin belli bir miktarını borç olarak geri alma olanağının tanındığı, 1995 yılında toplanan Olağan Genel Kurul toplantısında da borç alabilmek için üyelik süresinin 29 yıla düşürüldüğü, aslında bu işlemin borç almadan ziyade vaktinden önce sistemden kendi hakkının bir bölümünü çekme olduğu aşikardır. Çekilen para o kimsenin çektiği tarihe kadar ödediği miktarın ve bunun nemalarının toplamı olmakla aynı zamanda da tüm sistemin parasıdır. Paranın çekilmesi ile birlikte bu miktar kadarıyla para sistemden çıkacak olduğundan, artık sistemin getireceği (bu paraya tekabül eden) artı değerlerden istifade etmek olanak dışıdır. Zira kendisi gibi para çekmeyerek paralarını emekli olacakları tarihe kadar sistemde bırakan kimseler davacıya yapılan ödeme miktarınca bir parasal varlığın nemasından mahrum kalacaklardır. Davacının iddia ettiği gibi sistemden çektiği miktara ayrıca emekli olduğu tarihe kadar nema verilmesi demek, diğer ortakların hakkına düşen paydan davacının, ortada parası olmadan istifade etmesi anlamına gelmekte olup bunu hakkaniyet ölçüleriyle bağdaştırmak mümkün değildir.
Yukarıda açıklandığı üzere uyuşmazlık konusunun ikinci bölümünü ise; OYAKtan çekilen paraya yıllık yüzde altılık bir faiz uygulamasının getirilmesi sorununun oluşturduğu görülmektedir. Aslında bu paranın teknik anlamda bir faiz olmadığı ancak vaktinden önce rezervin büyük bir bölümünün çekilmesi sonucu kurumun gelir havuzunda meydana gelen eksilmeden, sistemden parasını çekmeyenlerin korunması yönünde bir önlem olduğu kuşkusuz olup, bu uygulamada da genel hukuk kurallarına ters düşen bir yön bulunmamaktadır. Ayrıca tüm bunların yanı sıra getirilen bu ilkeler bir Genel Kurul Kararına dayanmakta iseler de istek dışında bir üyeye uygulanması da söz konusu değildir. Davacının kendi iradesi ile bir kar-zarar hesabı yaparak sözleşme yaparak bu uygulamayı kabullendiği görülmekle, başlangıçta yakınmayıp kabullendiği, kurallardan bilahare yakınmasının hüsnüniyet kuralları ile bağdaştığını söylemek mümkün değildir.
Üçüncü olarak dava dilekçesi içeriğinden davalı kurum ile davacı arasında akdedilen ve kurallarının hukuka aykırı olduğundan bahisle yakınmaya konu edilen sözleşmenin ve buna dayanak alınan OYAK Genel Kurulunun 1989 yılında yapılan 29 ncu Olağan Genel Kurulunun 1 numaralı kararının iptaline karar verilmesi isteminde de bulunulduğu anlamı çıkmakta olup; yukarıda da açıklandığı üzere tarafların serbest iradeleriyle imzalamak suretiyle kabullendikleri ve Olağan Genel Kurul Kararına uygun sözleşme hükümleri kurumun amaçlarına hizmet eden ve anılan kurumun üyelerinin menfaatlerini koruyan nitelikte hükümler olduğu gibi, davacının da emeklilik süresi dolmadan OYAKtan aldığı söz konusu parayı değerlendirmek suretiyle maddi ve manevi yarar sağladığı bir başka anlatımla davacının da menfaatini sağlayan hükümler niteliğinde olduğuna göre hukukun genel ilkeleri ile bağdaşmayan bir yönü görülmediğinden, sözleşmenin ve de dayanağı 29 ncu Olağan Genel Kurul Kararının iptaline ilişkin istem konusunun da hukuka aykırı olduğuna ilişkin talebe katılmak mümkün değildir.
Ayrıca taraflar arasındaki davaya konu konusunun tamamı idare hukuku hüküm ve ilkeleri doğrultusunda çözümlenmesi gereken uyuşmazlık türleridir. Nitekim görev yerinin belirlenmesi aşamasından konunun götürüldüğü Uyuşmazlık Mahkemesi taraflar arasındaki ilişkinin İdare Hukuku İlkeleri esasları çerçevesinde görülmesi gerektiğini karara bağlamış bulunmaktadır.
Gerçekten; 205 sayılı Ordu Yardımlaşma Kurumu Kanunu ile kurulan ve Sosyal Yardım Kurumları arasında yer alan OYAKnunun anılan yasanın 20 ile 29 ncu maddeleri arasında yer alan hükümler OYAKın üyelerine yapacağı yardımları tek tek saymış, 18 nci maddelerinde de bu yardımları yapabilmesi için gerekli olan mali kaynakların nelerden ibaret olduğunu açık bir biçimde göstermiştir. Kurumun yapacağı yardımlar başlıklı 18 nci madde de yer almamakla birlikte, genel kurulunun görevleri şunlardır başlıklı 5 nci maddenin c fıkrasında Genel Kurulun görevleri ile ilgili olarak Yönetim Kurulunca Genel Kurula arz edilecek Kurumun mevcutlarının işletilmesi ile veya sair hususlarla ilgili mevzularda karar vermek, mütalaa ve tekliflerde bulunmak; hükmüne yer verilmiştir. Bu hüküm Genel Kurula, OYAK. nun 18 nci maddesinde sayılanlar dışında başka kaynaklardan gelir sağlama konularında karar alma yetkisi vermektedir.
İşte bu yasa hükmüne dayanarak OYAK Genel Kurulu 1989 yılında yapılan 29 ncu Olağan Genel Kurul toplantısında 1 numaralı kararı ile 30 yılını dolduran üyelerine rezervlerinin % 80ini geçmek üzere ek yasal yardım ve kar paylarının borç olarak verilmesi, bu borcun emeklilikte mahsubu, ayrıca verilecek bu borca yıllık % 6 faiz yürütülmesi ve alınan bu borca isabet eden ek yasal yardım ve kar paylarından feragat edilmesi karara bağlanmış, 1995 yılında yapılan 35 nci Olağan Genel Kurul kararıyla da borç alabilmek için aranan üyelik süresi 30 yıldan 29 yıla indirilmiştir.
Davacı ile davalı kurum arasında akdedilen ve davacının OYAKta bulunan rezervinin % 70 ine tekabül eden miktarı çekmesini amaçlayan ve taraflarca imzalanmak suretiyle hukuk aleminde hayatiyet kazanan sözleşmede 29 ve 35 nci Genel Kurul da alınan kararlar çerçevesinde kalan hükümler içermektedir.
Toparlaksak; davacıya emekli olmasından önce rezervinin belli bir orana kadar kendisine verilmesini öngören genel kurul kararı kuruma yarar sağlamaktan çok üyelerine, dava konusu olayda da davacıya yarar sağlamak amacıyla alınmış kararlar olup, bu rizikoyu yüklenen kuruma rezervlerinin bir miktarını alan üyelerin % 6 gibi düşük bir faiz ödemeleri sağlayacakları yararı ortadan kaldırmayacaktır. Zira bu paranın OYAK bünyesinde kalması halinde işletilmesi suretiyle davalı kuruma sağlayacağı gelirin, % 6 faizle üyelere verilmesi halinde getireceği gelirden daha fazla olacağı izahtan varestedir.
OYAKın gelir kaynaklarını işletip değerlendirmesi, ancak söz konusu kaynakların kendi tasarrufu altında olması ile kaimdir. Bir başka deyişle davacının rezervinin % 70 inin kendisine verilmesi örneğinde olduğu gibi bu kaynaklardan çekilen para miktarı kadar
OYAKın isletmeye esas olacak parası azalacak ve çekilen parayı alanın tasarruf alanına girecektir. O halde aldığı günden itibaren bu parayı davacı (veya alan) işletecek veya değerlendirecektir. Değerlendirilen miktar kadar, parayı tasarrufunda bulunduran kazançlı çıkacak, parayı veren ise karşı tarafın sağladığı yarardan mahrum kalacaktır. Bu durumda davacının OYAKtan aldığı miktara aldığı günden itibaren emekliliğinde yasal yardım ve kar payı verilmemesi, eşyanın tabiatına ve sosyal ekonomik gerçeklere ve de hukukun genel ilkelerine uygun bir uygulama biçimidir.
Emsali OYAK üyelerinden daha önce OYAKtan rezervinin bir kısmını almak suretiyle onlardan önce yarar sağlayan bir üyenin % 6 faiz ödemesinin kararlaştırılmış bulunması da ekonomi ve hukuk kurallarına uygun bulunmaktadır.
Kaldı ki davacının serbest iradesi ile imzalayarak hukuk aleminde hayatiyet kazanmasına neden olduğu bir sözleşmenin hükümlerine uygun davranmasına hakkaniyet ve hüsnüniyet kurallarının kaçınılmaz bir sonucu olmak gerekir.
İşte tüm yukarıda açıklanan gerekçelerle davacı vekilinin yüksek mahkemeye sunduğu ve dilekçe ekinde yer alan ve de Ankara 4 ncü Asliye Hukuk Mahkemesince oluşturulan üç kişiden oluşan bilirkişi heyetice tespit olunan bilirkişi raporunda belirtilen görüşlere itibar olunmamıştır.
Netice olarak yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, 1996 yılında üyelik rezervinin bir bölümünü alması nedeniyle alınan bu miktara isabet eden ek yasal yardım ve kar paylarının emeklilikte ödenmemesi işlemi ile alınan bu miktara geri ödeme tarihine kadar faiz uygulanmasına ilişkin işlemin ve OYAK ile arasında konuya ilişkin olarak yapılan sözleşmenin ve de buna dayanak alınan OYAK Genel Kurulunun 29 ncu Olağan Genel Kurulunun 1 numaralı kararının iptali istemiyle açılan davanın görüm ve çözümü sonucunda, dava konusu edilen tüm işlemler hukuka ve mevzuata uygun olarak tesis olunan işlemler olduğundan, yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy