(2709 S. K. m. 128/2) (1602 S. K. m. 62) (657 S. K. m. 12)
Davacı, 7.12.1998 tarihinde kayda geçen yürütmeyi durdurma istemli dava dilekçesinde özetle; görevli bulunduğu Tarsus İlçe Jandarma Bölük Komutanlığı nezdinde bulunan ve çok eski olan bir kısım seferde kurulacak avcı birliklerince kullanılacak silahların 12. Temmuz 1996 tarihinde bakım ve muhafazasına verildiğini, bunları evrak üzerinden teslim aldığını, kısa bir süre sonra 6 Şubat 1997 tarihinde devir teslim sırasında bu silahların hasarlı olduğunun belirtildiğini, kendisinin kusurlu olmadığını, nitekim 6.Kor. As.Savcılığının 20.10.1997 tarih ve 1997/2628 E. 1997/2289 K. sayılı Kovuşturmaya Yer Olmadığına ilişkin Kararının da bunun bir göstergesi olduğunu, ancak kararın Tarsus Malmüdürlüğünce yanlış anlaşılması neticesinde meydana gelen 738.274.794. TL.'lık hazine zararının yargı kararı olmaksızın maaşından kesilmeye başladığını, yasaya ve hukuka aykırı olan işlemin iptali ve yürütmenin durdurulmasına karar verilmesi ile karar tarihine kadar kendisinden kesilen paraların iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Öncelikle davacının yürütmenin durdurulmasına ilişkin dava dilekçesindeki talebi incelenmiş ve idari işlemin yerine getirilmesi halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğumunun muhtemel bulunması ve dilekçede ileri sürülen hususların ciddi görülmesi nedenleri ile teminat aranmaksızın 1602 Sayılı AYİM Kanununun 62 nci maddesi uyarınca Dairemizce 29 Aralık 1998 tarihinde Yürütmenin Durdurulması kararı verilmiştir.
Davacının dava konusu yaptığı aylıktan kesinti yapılması işlemini tesis eden davalı idarenin işlemi tesis gerekçesi Adana 6.Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığının 1997/2628 Esas, 1997/2289 Nolu Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararının hazine zararına sebebiyet vermekten dolayı 738.274.794 TL. hazine zararını takip ve tahsili için Tarsus Malmüdürlüğüne göndermesini müteakip anılan malmüdürlüğünün davacının özlük haklarından alacağın yasal faizi ile birlikte kesilmesini istemesi olmuştur. Nitekim İçel İl Jandarma Komutanlığı da bu istek yazısı üzerine 15.10.1998 tarihinden itibaren davacının maaşından kesinti yapmaya başlamıştır.
Esasen, kamu görevlisinin aylığından re'sen kesinti yapılması konusu ile ilgili geniş bir idari yargı içtihat birikiminin olduğu izahtan varestedir.
Anayasanın 128/2 nci maddesinde Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir hükmü yazılıdır. Madde, memur ve kamu görevlilerinin sayılan hususlarda yasal güvenceye tabi olacakları esasını getirmiştir. Aylık, ödenek ve diğer özlük haklarında sağlanan güvence; bunların kanunlarla düzenlenmesi yanında, bu gibi akçalı işlerden hangi kesintiler yapılabileceğinin yine kanunlarda gösterilmesini de kapsar. Özlük işlerinin miktarları ile niteliklerinin yasal düzenlemelerde yer alması başlı başına amaçlanan güvenceyi sağlayamaz. Özlük Haklarından hangi kesintiler yapılacağının yasal düzenlemelerde öngörülmemesi, müdahaleye açık olduğu, şu ya da bu gerekçelerle kesintiler yapılabileceği olasılığını gündeme getirebilecektir ki, bu anayasal yönden sağlanmak istenen güvencenin güvencesizliğe dönüşmesi sonucunu doğurabilecektir. O halde aylık ve ödenekler ile diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceğine yönelik Anayasanın 128/2 nci maddesinde öngörülen kural aynı zamanda özlük haklarında yapılacak kesintilerin kanuniliği ilkesini de beraberinde getirmiştir denilebilir. Bu, kamu görevlisine sağlanmak istenen güvencenin doğal sonucudur. Nitekim 193 Sayılı Gelirler Vergisi Kanunu, 5434 Sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu, 488 Sayılı Damga Vergisi Kanunu, 205 Sayılı Ordu Yardımlaşma Kurumu Kanunu gibi yasal düzenlemeler bu alanda memur ve kamu görevlilerinin akçalı işlerinde yapılabilecek kesintilere gösterilebilecek yasal somut kaynakçalardır.
Bunun yanında aylık ve diğer özlük faklarından kesinti yapılmasının bir diğer kaynağı kesinleşmiş yargı kararlarıdır. Kesinleşmiş yargı kararlarının infazı amacıyla kamu görevlisinin aylık ve özlük haklarına başvurulması söz konusu olabilecektir. Başka bir anlatımla açık bir yasa hükmü bulunmadığı veya kesin mahkeme kararı olmadığı hallerde memur aylığından kesinti yapılması olanaksızdır.
Hukuki sorunun çözümlenmesinde önemli olan bir konuda şudur. 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 2670 Sayılı Kanunla değişik 12 nci maddesi 2 nci fıkrasında Devlet Memurlarının haksız fiilleri sonucu idarenin zarara uğraması halinde bu zararın, ilgili ve memura ödettirileceği, anılan hükmün 3 ncü fıkrasında da ödettirilme esasları düzenlenmiş, belirli bir limiti geçmeyen zararların memurun kabul etmesi halinde İdarece tahsil edileceği belirtilmiş bulunmaktadır. Memurun rıza göstermemesi halinde yahut zararın limiti aşması halinde yargı yerinden hüküm alınması zorunludur. Nitekim yine Devlet Memurları Kanununun 2270 Sayılı Kanunla değişik 13 ncü madde 2 nci fıkrası uyarınca Bakanlar Kurulunun 27.6.1983 gün ve 83/6510 Sayılı kararı ile çıkartılan Yönetmeliğin (R.G. 13 Ağustos 1983-18134) 8 nci maddesinde ödettirilmesinin sulhen yahut hükmen sağlanacağı belirtilmiştir. Bu düzenlemelerin Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanunun 1 nci maddesi ile tam bir uyum halinde olduğu açıktır.
Belirtilen açıklamalar ışığında; davamızda, Davalı İdarenin Davacının aylık ve özlük haklarına el atmasını haklı kılan ve buna yetki veren bir düzenleme bulunmadığı, bu alanda işlem tesis ederken olmayan bir yetkinin kullanıldığı görülmektedir. Diğer bir deyişle, Davalı İdarenin 6 ncı Kolordu Askeri Savcılığının Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararında belirttiği hazine zararının takip ve tahsiline ilişkin ibaresi, Davacının aylık ve özlük haklarından kesinti yaparak tahsiline araç kıldığı işlem, hukuka uyarlı bulunmayan bir işlemdir.
İşlemin hukuka aykırılığı belirlendiğine ve Davacının aylık ve özlük haklarından yasal kurallar ile kesinleşmiş yargı kararına dayanmadan kesintiler yapılamayacağına göre, Davacı, Davalı İdarenin hatalı yaptığı kesintilerini Borçlar Kanununun Haksız Zenginleşme kurallarına dayanarak geri isteyebilecektir. Oysa dava konusunda bu hukuki yola başvurulmayarak 15.10.1998 aylığından itibaren kesinti yapılmak suretiyle, yukarıda açıklanan yolun dışına çıkıldığı saptandığından, talep doğrultusunda kesilen miktarın da hükmen tazmini yoluna gidilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; Davacının aylığından kesinti yapılmasına ilişkin işlemin iptaline, 15.10.1998 tarihinden itibaren Davacının aylıklarından haksız kesildiği anlaşılan miktarın hükmen TAZMİNİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy