(2709 S. K. m. 157) (1602 S. K. m. 20) (5434 S. K. m. 54)
Davacı 23.10.1998 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 1983 yılında J.Astsubayı, 1995 yılında ise J.Subayı olduğunu, Ankara/Altındağ İlçe JKV. iken Haziran 1996'da rahatsızlandığını, 01.07.1996 tarihinden itibaren GATA Sağlık Kurulunca toplam 25 ay hava değişimi verildiğini, son hava değişimi süresi içerisindeyken 24.06.1998 tarihinde kendisine YAŞ kararı ile emekliye sevk edildiğinin bildirildiğini, statüden ayrıldıktan sonra tedavisinin devamı için Ankara Hastanesine başvurduğunu, bu Hastanenin Sağlık Kurulunun 13.08.1998 tarih ve 20828 sayılı raporu ile Çalışarak hayatını kazanamaz kararı verildiğini, bu raporuyla birlikte 07.09.1998 tarihinde davalı kuruma yazılı olarak başvurarak malulen emeklilik işleminin yapılmasını talep ettiğini, 22.09.1998 tarihli işlemle bu talebinin reddedildiğini, oysa durumunun 5434 Sayılı Kanunun 53 ncü ve 54 ncü maddeleri kapsamına girdiğini belirterek; kendisine adi malûl aylığı bağlanmaması işleminin iptalini ve müstahak olduğu emekli aylığına, sandığa müracaat tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesini talep ve dava etmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; davacın J.Ütğm. rütbesindeyken GATA Sağl.Krl.'nun 01.07.1996 tarih ve 1629 sayılı raporu ile Majör depresyon teşhisiyle C/16 SMK. 2 ay istirahat ile taburcu kararı verildiği, akabinde aynı hastane Sağlık Kurulunun 18.09.1996, 02.12.1996-26.02.1997, 25.06.1997, 22.10.1997 ve 18.02.1998 tarihli raporlarıyla istirahatlarının kesintisiz şekilde artarda verildiği, son istirahatı devam etmekteyken Yüksek Askeri Şura'nın 16.06.1998 tarihli kararı ile disiplinsizlik nedeniyle ayırma kararı verildiği, 24.06.1998 tarihinde ayırma işleminin tekemmül ettiği, Emekli Sandığı Yönetim Kurulunun 08.08.1998 tarihli kararı ile davacının toplam 18 yıl 10 ay 3 gün hizmetine karşılık 4/1 derece - kademe ve + 1600 ek gösterge tutarı üzerinden kendisine 1.493.076.-TL. toptan ödeme ikramiyesi, 2.740.500.000.-TL. toptan ödeme tahakkuk ettirildiği, davacının TSK. ile ilişiği kesildikten sonra başvurduğu Ankara Numune Hastanesi Sağlık Kurulunun 13.08.1998 tarih ve 20828 sayılı raporu ile Tanı: Hastanın yapılan ruhsal muayene ve psikolojik testleri sonucunda halen başka türlü adlandırılmayan psikotik bozukluk olduğu saptanmıştır şeklindeki teşhisle Karar: Çalışarak hayatını kazanamaz kararı verildiği, davacının aldığı bu raporla birlikte 07.09.1998 tarihinde davalı kuruma yazılı olarak başvurarak, kendisine adi malûl aylığı bağlanması isteminde bulunduğu, Em. Snd. Gnl. Md. lüğünün 22.09.1998 tarihli işlemi ile bu talebin reddedildiği, davacının söz konusu işlemin iptali istemiyle 23.10.1998 tarihinde AYİM.'de bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Anayasa'nın 157 nci maddesinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin, askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile askeri kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesi olduğu, ancak askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olması şartının aranmayacağı belirtilmiş, 20.07.1992 günlü ve 1602 Sayılı Kanunun 25.12.1981 günlü ve 2568 Sayılı Kanunla değişik 20 nci maddesinde de aynı hükme yer verilmiştir. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bir davaya bakabilmesi için dava konusu idari işlemin asker kişiyi ilgilendirmesi ve askeri hizmete ilişkin bulunması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
1602 Sayılı Kanunun değişik 20 nci maddesinde; Türk Silahlı Kuvvetlerinde bulunan veya hizmetten ayrılmış olan subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman çavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş ve erlerle sivil memurlar asker kişi sayılmaktadır.
Görevli yargı yerinin belirlenmesi yönünden, idari işlemin askeri hizmete ilişkin olup olmadığının tespiti için, işlemin konusuna bakılması gerekmektedir. Genel görevli idari yargı kolu işlevini sürdürürken özel görevli Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin kurulması, 1602 Sayılı Kuruluş Kanununun gerekçesinde de belirtildiği gibi askeri hizmetin genel idari ölçülere göre farklı yapısı ve askeri hizmete ilişkin işlemlerin bu alanda uzman bir kurulca denetlenmesi ihtiyacından kaynaklanmıştır.
Eğer idari işlemin tesisinde, asker kişinin askeri yeterlik ve yetenekleri, tutum ve davranışları, askeri geçmişi, asker kişi olmaktan kaynaklanan hak ve ödevleri, askerlik hizmetinin amacı, askeri görev yerlerinin özellikleri, askeri kural gerek ve gelenekleri göz önünde tutularak değerlendirilmiş ise, bu idari işlemin askeri nitelikli olduğu kabul edilmelidir. Bu halde işlem askeri olmayan bir makam tarafından tesis edilmiş olsa bile durum değişmemekte menfaati ihlal edilen asker kişinin açtığı davanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde görülmesi gerekmektedir. Aksi takdirde yargı görevinin genel görevli idari yargıya ait olacağı kuşkusuzdur.
Dava konusunda, davacının TSK.'den ayrılmış subay olması itibariyle 1602 Sayılı Kanunun 20 nci maddesi uyarınca asker kişi sıfatını haiz olduğu kuşkusuz olup, asker kişiyi ilgilendirme koşulunun gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Ne var ki dava konusu olan adi maluliyet aylığı bağlanmaması işleminin kökeninde, davacının TSK. ile ilişiği kesildikten sonra sivil bir hastaneden (Ankara Numune Hst.) aldığı, Çalışarak hayatını kazanamaz raporu sonrasında, 5434 Sayılı Kanunun 54 ncü maddesine göre kendisine aylık bağlanma koşullarının mevcut olup olmadığının saptanması olgusu yatmaktadır ve bu yönü itibariyle de TSK. dışındaki herhangi bir kamu kurumundan emeklilik hakkını kazanmadan statüden ayrılan bir kişinin, aynı şekilde alacağı rapor sonrasında Emekli Sandığına yapacağı başvuru ile davacının yaptığı başvuru bakımından herhangi bir nitelik farkı bulunmadığından, işlemin askeri açıdan değerlendirilebilecek herhangi bir yönü mevcut değildir. Bunun doğal sonucu olarak ta, davada askeri hizmete ilişkinlik unsurunun yokluğu nedeniyle, dava konusu Mahkememizin değil, genel idari yargının görev alanına girmektedir.
Açıklanan nedenlerle; DAVANIN GÖREV YÖNÜNDEN REDDİNE.
KARŞI OY GEREKÇESİ
Dava konusuyla büyük ölçüde benzerlik arzeden bir dava münasebetiyle konu, AYİM. 1. D.nin 05.07.1994 tarih ve E.1994/788 sayılı kararı ile 2247 sayılı Kanunun 19 ncu maddesi gereğince görevli yargı yerinin belirlenmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine götürülmüş;
Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün 05.07.1994 tarih ve E.1994/25, K. 1994/27 sayılı kararı ile malulen emeklilik onay isteminin davacının varolan, orduda geçen hizmet süresinin komutanlıkça kabulü meselesi olduğundan, konu askeri hizmete ilişkin bulunmaktadır.. gerekçesiyle, davanın AYİM.'nin görev alanına girdiği belirtilerek, AYİM. 1.D.nin başvurusunun reddi yoluna gidilmiştir. (RG.11.12.1994, S.22138) Anılan karar uyarınca dava konusunda Mahkememizin görevli olduğu kuşkusuzdur.
Esasen, dava kararına benzer bir başka davaya Dairemizce bakılmış ve hükme gidilmiştir. (AYİM. 1.D.nin 27.11.1990 tarih ve E.1990/1319, K.1990/1044 sayılı kararı; AYİM. Dergisi, Sayı: 7, Kitap: l, Ankara 1993, S.457-458)
Dava konusunda da davalı kurumca 5434 Sayılı Kanunun 54, 91/c ve EK - 26/b maddeleri kapsamında bir değerlendirme yapılacak olmakla beraber; söz konusu değerlendirmede bir asker kişinin adi maluliyete esas hizmet süresinin (dolayısıyla askeri safahatının) incelenecek olması nedeniyle işlemin askeri açıdan değerlendirilecek bir yönü bulunduğundan, davada askeri hizmete Miskinlik unsurunun varlığında ve dolayısıyla Dairemizin görevli olduğunda kuşku yoktur.
Açıklanan nedenlerle; davanın esasına girilerek bir karara varılması gerekirken, davanın görev yönünden reddine ilişkin sayın çoğunluğun kararına katılamıyoruz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy