(926 S. K. m. 94) (Astsubay Sicil Yönetmeliği m. 53, 54)
Davacı vekilince düzenlenen ve 9.1.1998 tarihinde İstanbul 3 ncü İdare Mahkemesi Hakimliği, 20 Ocak 1998 tarihinde de AYİM kayıtlarına geçen dava dilekçesi ile 3.6.1998 tarihinde İstanbul 6. İdare Mahkemesi ve 9.6.1998 tarihinde de AYİM kayıtlarına geçen cevaba cevap dilekçesinde özetle; davacının Muğla İl J.Mrk.Bl.K.lığında görevli iken kursa gönderildiğini, kurs bitiminde 1993 yılı Aralık ayında yıllık izine ayrıldığını, bu izinin sonunda birliğine dönmeyerek izin tecavüzü suçunu işlediğini, davacının izin tecavüzü suçunu özel yaşamındaki hatalı bir ilişki nedeniyle işlediğini, bu ilişki süresince mesleğine dönemediğini, hiçbir kötü alışkanlığı olmayan, pişman olarak kendiliğinden İzmir Güney Deniz Saha K.lığı As. Savcılığına teslim olan davacının hiçbir yüz kızartıcı suçu olmamasına ve bir disiplin tecavüzü bulunmamasına rağmen, TSK.'nden ilişiğinin kesilmesi işleminin hukuka aykırı bulunduğunu, davalı idarenin izin tecavüzü ile firar suçu arasında bir tefrik yapmadığını, halbuki manevi unsuru dolayısıyla takdirin önem arzettiği izin tecavüzü suçundan mahkum olduğunu, açıklanan nedenlerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dosyadan, davacının Muğla İl Mrk.J.K.lığı emrinde J.Astsb.Kd.Çvş.olarak görevli iken 26.11.1993 tarihinde 5 gün izinli olarak birliğinden ayrıldığı, iznini tecavüz ettikten sonra 19.11.1997 tarihinde kendiliğinden İzmir Gn.Dz.Sh.K.lığı As.Savcılığına başvurduğu, 19.11.1997 tarihinde tutuklandığı, 10.12.1997 tarihinde yapılan yargılanması sonucunda 10 ay hapis cezasına mahkum edildiği, izin tecavüzünde iken İçişleri Bakanlığının 23.03.1995 gün ve 1995/5 karar sayılı idari işlemi sonucu disiplinsizlik nedeniyle TSK.'nden ayırma işlemine tabi tutulduğunu belirtilerek, hukuka aykırı olarak nitelendirdiği söz konusu disiplinsizlik nedeniyle TSK.'nden ayırma işleminin iptali istemiyle süresinde işbu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Burada, öncelikle dava konusu olay ile ilgili mevzuat incelendiğinde; 926 Sayılı TSK. Personel Kanununun 94/b madde ve fıkrası ile Astsubay Sicil Yönetmeliğinin 53 ve 54 ncü maddelerinin bu konuyu düzenlediği görülmektedir. 926 Sayılı Kanunun 94/b maddesinde disiplinsizlik ve ahlaki durumları sebebiyle Silahlı Kuvvetlerde kalmaları uygun görülmeyen astsubayların hizmet sürelerine bakılmaksızın haklarında TC. Emekli Sandığı hükümlerinin uygulanacağı bildirilmiş, bu sebeplerin neler olduğu, bunlar hakkında yapılacak işlemlerin şekil ve zamanının Astsubay Sicil Yönetmeliğinde hüküm altına alınacağı yazılmıştır. Astsubay Sicil Yönetmeliğinin 53 ncü maddesinde disiplin bozucu hareketlerde bulunan, ikaz ve cezaya rağmen ıslah olmayan, hizmetin gerektirdiği şekilde tavır ve hareketlerini düzenleyemeyen, aşırı derecede menfaatine, içkiye, kumara ve borçlanmaya düşkün olan, Silahlı Kuvvetlerin itibarını sarsacak derecede ahlak dışı hareketlerde bulunan, tutum ve davranışları ile yasadışı bölücü, yıkıcı, irticai ve ideolojik görüşleri benimsediği, bu nedenle Silahlı Kuvvetlerde kalmaları son rütbelerine ait bir veya birkaç belge ile anlaşılıp uygun görülmeyen astsubaylar hakkında hizmet sürelerine bakılmaksızın emekli işlemi yapılacağı belirtilmiştir. Yönetmeliğin 54 ncü maddesi de ayırma işleminin sıralı sicil üstlerince ya da Personel Başkanlıklarınca başlatılması halinde izlenecek prosedürü düzenlemiştir. Buna göre kısaca sıralı sicil üstlerince Silahlı Kuvvetlerde kalmasının uygun olmayacağı düşünülen personelin durumunun Kuvvet veya J.Gn.K.lıklarında maddede sayılan kişilerin katılmasıyla oluşturulacak bir komisyonda görüşüleceği, bu kararın komutanın onayına sunulacağı, onayı müteakip Gnkur.Başkanının Yüksek Askeri Şuraya girip girmeme konusunda tasvibinin alınacağı, Askeri Şuraya girmesinin uygun bulunmaması halinde ilgili komutanlıkça daha önce verilen karara göre işlem yapılacağı hükmü getirilmiş bulunmaktadır.
Anılan bu gibi işlemlerde işlemin konu, sebep ve amaç unsuru bakımından hukuka uyarlı olup olmadığı özellikle önem arzetmektedir. Zira zikredilen TSK. den ayırma sebepleri birtakım soyut kurallar şeklindedir. Bunların ne şekilde uygulandığı, idarenin bu konudaki hareket tarzının kamu yararının öncelikli düşünülerek dikkate alınıp alınmadığı, kamu yararı ile kişilerin yararının dengelenip dengelenmediği önem arzetmektedir. İdareye bu şekil bir yetki kendi kuralları ile bağdaşmayan, menfi bir takım düşünce ve hareketleri ile kamu gücünü kullanması sakıncalı sayılan kişilerin kurum içinde bırakılmaması ve bu tur kişilerin hizmet içinde yer almasının önlenmesi maksadı ile tanınmıştır. Hal böyle olunca davacının yaptıkları ile, hakkında bu tür kanaati uyandırıp kamu hizmetinde ve kamu gücünü kullanmasında sakıncalı bir durum olup olmadığının saptanmasının gerekeceği anlaşılmaktadır. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin konu ile ilgili çeşitli, müstakar ilamlarında da belirtildiği gibi disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle ayırma işleminin uygulanabilmesi için ilgilinin disiplin durumunun vahamet derecesi itibarıyla artık TSK. da görev yapmayı engelleyici nicelik ve nitelikte bulunması, personelin bu disiplin durumuyla bu kamu hizmetini devam ettiremeyecek hale gelmiş olması gerekmektedir.
Böylece, bu açıklamayı müteakip davacıya ait özlük ve sicil belgelerinin yapılan incelenmesinde; davacının 1982 tarihinde izinsiz garnizonu terketmek suçundan İlçe J.BL. K.nı tarafından şiddetli tevbih cezası ile cezalandırıldığı, 12.11.1992 tarihinde Görev yerini izinsiz terketmek suçundan dolayı Alay Komutanı tarafından 10 gün oda hapsi cezası ile tecziye edildiği, 23.07.1993 tarihinde disiplinsiz davranışları nedeniyle Alay Komutanı tarafından yazılı olarak ikaz edildiği, 1989 yılı sicilinin çok iyi derecede, 1990 yılı sicilinin iyi derecede, 1991 yılı sicilinin çok iyi derecede, 1992 yılı sicilinin iyi derecede olduğu, 1992 yılı siciline olumsuz kanaatler yazılmış olduğu, 1993 yılı sicilinin yeterli derecede olduğu, siciline olumsuz kanaatler yazılmış olduğu, davacının 26.11.1993 tarihinde 5 gün izinli olarak birliğinden ayrıldığı, birliğine dönmediği, 1994 yılı sicilinin zayıf olduğu, siciline olumsuz kanaatler yazılmış olduğu, davacı hakkında 01.12.1994 tarihinde sıralı sicil üstlerince Silahlı Kuvvetlerde Kalması Uygun Değildir şeklinde sicil düzenlendiği, davacının Yüksek Askeri Şuraya sevk edilmeksizin İçişleri Bakanlığının 23.03.1995 gün ve 1995/5 sayılı kararı ile disiplinsizlik nedeniyle TSK. den çıkarılmasın karar verildiği, söz konusu işlemin davacı vekiline 10.12.1997 tarihinde tebliğ edildiği, 09.01.1998 tarihinde ve süresinde işlemin iptali talebiyle AYİM.'nde dava açılmış olduğu görülmektedir.
Davacının mevcut safahatı itibarıyla disiplinsiz davranışları nedeniyle değişik tarihlerde amirleri tarafından 2 kez disiplin cezası ile tecziye edilip, 1 kez yazılı olarak uyarıldığı, sicil belgelerinde olumsuz kanaatlerin yer aldığı, son olarak da 4 yıl gibi uzun bir süre iznini tecavüz etmiş olduğu, dolayısıyla davacının disiplin bozucu tutum ve davranışlarını verilen uyarı ve cezalara rağmen düzeltemediği, son olarak işlemiş olduğu izin tecavüzü suçu ile de disiplini ve vazifeye olan sadakati ağır derecede ihlal ettiği, davacının tavır ve hareketlerini Silahlı Kuvvetlerin bünyesinin özelliklerine göre düzenleyemediği, davacının bu disiplin durumu itibarıyla artık TSK. de istihdam edilmesine olanak kalmadığı anlaşıldığından idarece bu görüşe uygun olarak tesis edilen işlemde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmış bulunmaktadır.
Netice olarak, yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; davacı hakkında Türk Silahlı Kuvvetlerinden disiplin yoluyla ayırma işlemi hukuka ve mevzuata uygun bulunduğundan, yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy