(Subay Sicil Yönetmeliği m. 4)
Davacı vekili 25.12.1997 tarihinde AYİM kaydına giren dava dilekçesinde özetle; müvekkili P.Ütğm. ........... Kara Harp Okulunu 30.8.1989 tarihinde bitirerek TSK. lerine intisap ettiği bu tarihten beri dürüst ve çalışkanlığı, emirlere ve yasalara azami ölçüde riayeti, üst ve amirlerine karşı saygılı ve görevini üst düzeyde yapacak kadar çalışkanlığı sayesinde, üst ve amirlerinin takdirlerini aldığını, hal böyle iken Kasım 1997 ayı içerisinde aldığı bazı duyumlara göre; bazı sicil amirlerinin duygusal yaklaşımlarla gereksiz yere düşük sicil not verdikleri gibi hiç bir gerekçe göstermeden kanaat hanesine menfi ifade ve beyanda bulundukları, notların toplanmasında hata yapıldığı, yine aldığı duyumlara göre bir sicil amirinin, komando kursuna katılmama isteğini komando kursundan kaçmıştır şeklinde sicil kanaat hanesine işlediği gibi, sicil notununda düşük verildiğini, oysa, ibraz ettiği belgeden de anlaşılacağı üzere kursa katılımda istekli olma koşulunun arandığını, dolayısıyla bu durumun müvekkili hakkında nakise teşkil edemeyeceğini, ayrıca mesleki yaşamı süresince hiçbir disiplinsizliği ve cezası olmayan müvekkili hakkında verilen düşük sicillerin iptalini talep ve dava etmiştir.
Yargılama sürecinin karar aşamasına gelmiş olması ve bu aşamada usulü yöntem olarak; yapılması tercih olunabilecek dava dilekçesinin yeniden değerlendirmeye alınarak, olası dilekçe reddi kararının davayı uzun süre sürüncemede bırakacağı, dava dosyasında geçirilmiş bulunan birçok yargısal evrelerin gereksiz tekrarına ve taraflara zaman ve masraf açısından lüzumu olmayan külfetler yükleyeceği gözönüne alınarak usul ekonomisi ilkesinin ışığında; davalı idarenin usule yönelik iddiasına katılınmamıştır.
Her sicil dönemi, bir öncekinden ve bir sonrakinden bağımsız olup her sicil ayrı bir hukuki işlemdir. İyi derecede gerçekleşen bir sicilin ardından daha düşük sicil verilemeyeceği veya bir sonraki sicil döneminde daha iyi sicil düzenlenemeyeceğine dair bir kural mevcut değildir. Subay Sicil Yönetmeliğinin 4. maddesi, sicil üstlerinin emri altındakiler hakkında sicil düzenlerken üstlük ve komutanlığın en önemli olan yetkilerinden birini kullandıklarını, sicil üstlerinin bu görevin önemini göz önünde tutarak emri altındakiler hakkında sicil düzenlerken sicil belgelerindeki niteliklere tam bir tarafsızlık, adalet ve vicdani kanaatle not takdir etmeleri gerektiğini, aksi halin ehliyetli olmayanların layık olmadıkları rütbe ve makamlara yükselmelerini, dolayısıyla TSK.nin yetenekten yoksun kişilerin elinde görevini yapamaz duruma düşmesi sonucunu engellemeyi hedeflemiştir. Sicil düzenlenmesindeki ana amacın, yeterli ve yetenekli kişilerin görev başına gelmeleri, dolayısıyla TSKnin görevini layıkı ile yapmak olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, söz konusu amaca hizmet etmeyen bir sicil maksat unsuru yönünden hukuka aykırılıkla sakatlanmış demektir ve iptali gerekir. Bu amaç, ancak sicil üstlerince sicil düzenlerken sicil belgelerindeki niteliklere tam bir tarafsızlık, adalet ve vicdani kanaatle not takdir etmeleri ile gerçekleşir. Sicil düzenlenmesinde aranan tarafsızlık, adalet, tam bir vicdani kanaat nitelikleri, sicil üstlerinde bazı temel vasıfların bulunmasını zorunlu kılar. Sicil üstünün sicil düzenlerken her şeyden önce kendisini dış etkiler ve duygusal tesirlerden arındırmış olması lazımdır.
Dava ve özlük dosyalarının tetkikinde; davacının 1990 yılından itibaren çok yüksek siciller aldığı, 15 civarında takdiri olduğu, buna karşın muhtelif yıllarda farklı sicil amirlerinden almış olduğu cezalarının olduğu, zaman zaman da sicil tablosunda farklı yıllarda farklı sicil amirlerince farklı şekilde sicil notları takdir ettikleri, müşahede edilmiştir.
Davacının, sicil tam notuna ve kendi sicil tablosuna nazaran, düşük sicil notu olarak değerlendirilebilecek sicil notlarının, savcılığımızın belirlemesinde olduğu gibi; 1992 yılı 2 nci sicil amirinin sicil tam notuna göre iyi derecedeki sicil notu ile, 1995 yılı itibarıyla her iki sicil amirince verilen aynı nitelikteki sicil notlarıdır.
1992 yılı 2 nci sicil amirinin taktir etmiş olduğu bu sicil notunu, vekilin iddiasında belirttiği gibi komando kursu ile bağlantılı görmenin imkanı bulunmamaktadır. Anılan kursa gitmenin isteğe bağlı olduğu emirle belirtilmiştir. Nitekim bu durumu vekil dava dosyasına ithal ettiği belge ile de kanıtlamıştır. Bu anılan belge hem ilgililerine, hem de ilgililerinden önce onların sicil amirlerine gönderildiğinden, esasen özel yetenek isteyen komando kursunun mecburi olamayacağını TSK. lerinde görev yapan herkesin bildiği gibi, öncelikle onların sicil amirleri bileceğinden, hiç bir sicil amirinin kursa katılmama nedenine bağlı olarak personelin, bu meyanda davacının sicilini düşürmeyeceği; aksi iddianın kabule değer görülemeyeceği gayet tabiidir. Ayrıca vekil, müvekkili hakkında komanda kursundan kaçmıştır şeklinde kanaat belirtildiğini iddia etmiş ise de; sicil dosya ve belgelerinin gizli olması nedeniyle, bunun açıklamasına olanak olmadığı için şu kadarını belirtmekle yetinelim ki davacı hakkında verilen kanaatte başka bir olguya temas edilmiş olup, yukarıda da belirtildiği üzere esasen özel yetenek gerektiren ve katılıp katılınmaması ilgilinin isteğine bağlı olan bir hususta böyle bir kanaat belirtilmesi mümkün değildir. Davacı hakkında başka sicil dönemlerinde başka başka sicil amirlerinin (özellikle 2 nci sicil üstlerinin) verdikleri sicil notu ve kanaatlerin topluca değerlendirilmesi sonucu bir yıl öncesi pekiyi derecede, müteakip yıl iyi derecede sicil verilmiş olmasını, salt sicilin düşürülmesi nedenine bağlı olarak sübjektif olarak değerlendirmek mümkün değildir.
Davacının düşük sicil notu olarak değerlendirilebilecek olan 1995 yılı siciline gelince davacının bu sicil döneminde, davacıya 9.5.1995 tarihinde kişiye özel yazı gönderilmesi, 23.5.1995 tarihinde 2 gün oda hapsi verilmesi gibi durumlarda göz önüne alınarak her iki sicil amirinin iyi derecede sicil vermesinde, sübjektif olarak not takdir edildiğini kabul etmek mümkün değildir. Anılan bu siciller verildikten sonra, davacı hakkında ayrıca, 7.7.1995 günü 2 gün oda hapsi cezası daha verilmiştir. Belirtilen bu cezalara nazaran vekilin, müvekkilinin hiçbir cezası olmadığı yönündeki iddiası mesnetsiz kaldığı gibi, ayrıca bu belirtilen cezalardan başka sicil dönemlerinde davacıya verilmiş bulunan ikazlarda mevcuttur.
Sonuç olarak, yukarıda belirtilen nedenlerle davacı hakkında tanzim edilmiş bulunan sicillerde objektiflikten ayrılarak sicil notu takdir edilmediğinden davanın REDDİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy