(1602 S. K. m. 20, 44, 45) (2709 S. K. m. 125, 157)
Davacı vekili 20.3.1998 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kocası...................nın (B) garnizonu mesabesinde olup 6 yıl hizmet süreli Polatlıda iki yıl kaldıktan sonra davalı idarece Malatya 2. Ordu.Kh.Dnt.Bşk.lığı Dnt.Üyeliğine atandırıldığını, bu işlemin iptali için açılan davanın AYİM 1.D.nin 13.1.1998 tarih ve E. 1997/461, K. 1998/25 sayılı kararı ile kabul edilerek, atama işleminin iptaline karar verildiğini, müvekkilinin eşinin Malatyaya atanması nedeniyle müvekkilinin de Türk aile yapısı gereği, Polatlıdaki işyerini kapattığını ve kocasıyla birlikte Malatyaya gittiğini, bu nedenle de maddi zarara uğradığını, keza hukuka aykırılığı AYİM kararıyla sabit eşinin atama işlemi nedeniyle müvekkilinin büyük bir manevi acı duyduğunu belirterek; bu atama işlemi nedeniyle müvekkilinin maruz kaldığı maddi ve manevi zararlar karşılığı olarak 500.000.000. TL. maddi ve 250.000.000 TL. manevi tazminatın hüküm altına alınmasını talep ve dava etmiştir.
Dava dosyası Genel Sekreterlikçe ilk inceleme aşamasında, dava konusunun AYİMnin görev alanına girmemesi nedeniyle, bu konuda bir karar verilmek üzere Dairemize gönderilmiştir. 1602 sayılı Kanunun 44/a ve 45/A maddeleri uyarınca, dava konusunun AYİMnin görevi dışında olması halinde, ilk inceleme sonunda Dairece davanın reddine karar verilmesi gerekli bulunmaktadır.
Bu yönde yapılan incelemede; 1602 sayılı Kanunun 20 nci maddesine göre; AYİMnin bir davada görevli sayılabilmesi için, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin bir idari işlem ya da eylemden doğan uyuşmazlığın varlığı gerekli bulunmaktadır. Mahkememizin ve Uyuşmazlık Mahkemesinin yerleşmiş içtihatlarına göre, bir idari işlem ya da eylemin asker kişiyi ilgilendirmesi koşulu, bir idari işlem ya da eylemin bir asker kişiye yönelmesi, zarar verici etkilerini bir asker kişinin ruhsal, beden veya mal varlığı sahasında meydana getirmesi anlamına gelmektedir. Davacının ise asker kişi sayılabilmesine imkan olmadığı açıktır. Çünkü 1602 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre Bu Kanunun Uygulanmasında asker kişiden maksat; Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan veya hizmetten ayrılmış olan subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman çavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş ve erler ile sivil memurlardır. Davacının eşinin subay olmasının ise davacıya asker kişi sıfatını kazandırmasına hukuken imkan olmadığı izahtan varestedir.
Davacının maddi ve manevi zararına yol açtığı öne sürülen idari işlem, davacı hakkında değil; eşi ........... hakkında idarece tesis edilen atama işlemidir. Dolayısıyla, davacının eşi yönünden açılacak bir tam yargı davasında mahkememizin görevli olduğu kuşkusuzsa da; asker kişiyi ilgilendirme koşulunun yokluğu karşısında, davacı yönünden davaya bakma, mahkememizin görev alanı dışındadır.
Davacının, eşinin atanması nedeniyle doğrudan bir zarar görmüş sayılıp sayılamayacağı, bu zararın yansıma yoluyla gerçekleşip gerçekleşemeyeceği gibi sorunlar ise ancak görevli mahkemece irdelenecek hususlardan olduğundan, bu davada inceleme dışı bırakılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; asker kişiyi ilgilendirme unsurunu taşımaması itibariyle genel idari yargının görev alanı içerisinde bulunan dava konusu tam yargı uyuşmazlığının mahkememizin görevi dışında olduğu kanısına varılmakla; Anayasanın 157 ve 1602 sayılı Kanunun 20, 44/a ve 45/A maddeleri uyarınca DAVANIN GÖREV YÖNÜNDEN REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy