(1602 S. K. m. 42)
Davacı vekili 14.4.1998 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkili astsubay hakkında davalı idarece tesis edilen ayırma işleminin AYİM.1.Dairesince iptal edildiğini, bu karara karşı davalı idarece vaki karar düzeltme isteminin de aynı Dairece reddedildiğini, iptal ilamının 6.2.1998 tarihinde tebliği üzerine 11.2.1998 tarihinde davalı idareye dilekçeyle başvurarak, müvekkilinin bu işlem nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararların giderilmesini talep ettiklerini, ancak idarece 60 günlük süre içerisinde herhangi bir cevap verilmediği için bu davanın açılması zorunluluğunun hasıl olduğunu belirterek; müvekkilinin TSK.den ilişiğinin kesildiği, 3.3.1997 tarihinden itibaren tekrar göreve başlatılacağı tarihe kadar ödenmeyen aylık ve her türlü özlük haklarının, vergi ve OYAK, Emekli Sandığı, zorunlu tasarruf dahil kurum karşılığı kesintileri ile birlikte ay be ay yasal faiz uygulanmak suretiyle ödenmemesi işleminin iptalini ve bu olay nedeniyle davacının uğradığı manevi zarara karşılık olmak üzere 100.000.000 TL. manevi tazminatın hüküm altına alınmasını talep ve dava etmiştir.
Dava dosyası ile yine davacıya ait Dairemizin 1998/221 Esasına kayıtlı karara bağlanmış dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerden; davacının Astsb.Üçvş. rütbesinde iken sıralı sicil üstlerince Silahlı Kuvvetlerde Kalması Uygun Değildir sicili düzenlendiği ve MSB.lığının 4.2.1997 tarihli onayı ile disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle ayırma işlemine tabi tutulduğu, davacının söz konusu işlemin iptali için açtığı davanın Dairemizce kabul edilerek, AYİM.1.Dairenin 6.1.1998 tarih ve E.1997/230, K.1998/2 sayılı kararıyla ayırma işleminin iptal edildiği, iptal kararının 6.2.1998 tarihinde davacı vekiline tebliğ edildiği, davacı vekilinin 11.2.1998 tarihli dilekçesiyle davalı idareye başvurarak davacının statü dışında geçen süreye ilişkin maddi zararlarının giderilmesini ve ayrıca manevi tazminat ödenmesini talep ettiği, bu arada davalı idarenin söz konusu karara karşı vaki karar düzeltme isteminin AYİM. 1.D.nin 24.3.1998 tarih ve E.1998/221, K.1998/346 sayılı kararı ile reddedildiği, davacı vekilinin istemlerine davalı idarece 60 günlük yasal süresi içinde herhangi bir cevap verilmemesi nedeniyle, iptal ve tazminat istemli bu tam yargı davasının 14.4.1998 tarihinde ve süresinde AYİMde açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı vekili, davacının statü dışında geçirdiği süreye ilişkin aylık ve özlük hakları kayıplarını bir tam yargı davası şeklinde değil; Dairemizin son dönemdeki yerleşik uygulaması doğrultusunda bir iptal davası şeklinde ikame etmiştir. Kökleşmiş idari yargı öğretisi ve yargı içtihatlarında da dile getirildiği üzere, iptal kararı tesis edilen işlemi tesis tarihinden itibaren ortadan kaldırdığından; statü dışında geçirilen sürelerin statüde imiş gibi değerlendirilmesi ve bu statüye bağlı aylık vb. özlük haklarının, ilgilinin iptal kararı sonrasında yeniden göreve başlamasını takiben, idarece ayrıca herhangi bir yargı kararına gerek olmaksızın tahakkuka bağlanması, gerekli kanuni kesintiler yapılıp ilgili kurumlara (Emekli Sandığı, OYAK, Ziraat Bankası vb.) gönderildikten sonra, toplam itasının ilgiliye resen ödenmesi gerektiği, düzenli ve basiretli idare ilkesinin tabii bir gereği olmasına karşın; davalı idarece bu konuda müspet bir davranış biçiminin ortaya konulmaması dolayısıyla, söz konusu menfi işlemin sebep ve maksat unsurları yönünden hukuka aykırılıkla sakatlandığında kuşku bulunmadığından, işlemin iptali gerektiği açıktır.
Davacının manevi zararına gelince:
Davacının hukuka aykırılığı Dairemiz kararıyla saptanan bir idari tasarrufla, astsubay statüsüne son verilip 03.03.1997 tarihinden yeniden göreve başlatıldığı tarihe kadar statü dışında kaldığı maddi bir vakıadır. Davalı idare ajanlarınca davacı hakkında sübjektif değerlendirmeye dayalı ayırma sicili düzenlenmek suretiyle başlatılan disiplinsizlik nedeniyle ayırma işleminin tekemmül ettirilerek TSK. ile ilişiğinin kesilmesi, idarenin hizmet kusurunu ortaya koymaktadır. Gerçekten, davalı idare ajanlarınca ilgili mevzuat hükümlerine (926 sk., Astsubay Sicil Yönetmeliği) tam olarak riayet edilmemesi suretiyle sübjektif değerlendirmeye dayalı ayırma sicili takdiri, bu sicil üzerine toplanan komisyonun aynı şekilde ayırma yönünde kanaat belirtmesi, ardından da yetkili makamların onayı ile işlemin tekemmül ettirilmesi, bu konudaki hizmetin kötü işleyerek, idarenin hizmet kusuru içinde olduğunu göstermektedir. Diğer bir deyişle, kamu hukukundan doğan bir yetkinin (ayırma sicili düzenlenmesi, ayırma işleminde komisyon kararı) idare ajanlarınca kullanılmasından doğan ve dosya kapsamına göre de ilgili ajanın / ajanların kişisel sorumluluğunu (salt kişisel kusur) gerektirmediği anlaşılan, bu mahiyeti itibariyle de bir görev kusurunun sebebiyet verdiği zararın hizmetten ayrılması mümkün olmayıp, davalı idarece üstlenilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Davacının söz konusu ayırma işlemi nedeniyle yaklaşık bir yıl süresince statü dışında kaldığı ve bu dönem süresince bir elem ve üzüntüye, dolayısıyla bir manevi zarara uğradığı açık olduğundan; hizmet kusuru esasına göre bu zararının tazmini yoluna gidilmiş, ancak takdir zaafına dayalı işlemin mahiyeti de dikkate alınarak, davacı tarafından talep edilen miktar kadar değil, Dairemizin emsal davalarda belirlediği düzeyde manevi tazminata hükmedilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının, hukuka aykırılığı Dairemiz iptal kararıyla sabit olduğu üzere 3.3.1997 tarihinden, yeniden göreve başlatıldığı tarihe kadar statü dışında geçirdiği dönem boyunca müstahak olduğu görev aylıklarının tahakkuk ettirilmemesi, bu aylıkları üzerinden kanuni kesintiler yapılıp ilgili kurumlara gönderilmemesi ve kanuni kesintilerden sonraki net itasının kendisine ödenmemesi işlemi sebep ve maksat unsurları yönünden hukuka aykırılıkla sakatlandığından; işlemin iptaline,
2. Davacıya duyduğu manevi acıya karşılık olmak üzere 25.000.000 TL. (yirmi beş milyon lira) manevi tazminat verilmesine, fazlaya ait isteminin reddine,
3. Hükmedilen manevi tazminata işlemin tesis tarihi olan 3.3.1997 tarihinden 31 Aralık 1997 tarihine kadar % 30 (Yüzde otuz), 1 Ocak 1998 tarihinden ödeme tarihine kadar % 50 (yüzde elli) yasal faiz yürütülmesine,
4. Davacının idarece hesaplanacak aylıklarına tahakkuk ettikleri aylardan başlamak üzere 31 Aralık 1997 tarihine kadar % 30 (yüzde otuz), 1 Ocak 1998 tarihinden ödeme tarihine kadar % 50 (yüzde elli) yasal faiz yürütülmesine, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy