(205 S. K. m. 26, 27)
Davacı vekili, 21.11.1997 tarihinde kayda geçen yenileme dilekçesinde ve 16.1.1998 tarihli cevaba cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin duçar olduğu rahatsızlık nedeniyle uzun süre GATA K.lığında tedavi gördüğünü ve sonunda 25.11.1996 tarihinde Silahlı Kuvvetlerde görev yapamayacağına dair rapor verildiğini, söz konusu rapor üzerine mevzuat hükümleri uyarınca davacı hakkında Emekli Sandığı Kanununun uygulanması gerekirken, 6 ay kadar sonra aleyhine olumsuz sicil düzenlenerek YAŞ kararı ile resen emekliye sevkedildiğini ve 16.6.1997 tarihinde ilişiğinin kesildiğini, müvekkilinin 25.11.1996 tarihli raporunun davalı kuruma intikalinden sonra kurumca GATA K.lığından ek rapor istendiğini ve 22.9.1997 tarihli ek raporla davacının hastalığının tam ve daimi nitelik kazandığı, bu hastalıktan dolayı fikren ve bedenen çalışamayacağının bildirildiğini, 205 Sayılı Kanunun 26 ncı maddesi uyarınca tam ve daimi malûl sayılması ve kendisine malûliyet yardımı yapılması gereken davacının bu isteminin davalı kurumun 28.10.1997 tarihli işlemi ile reddedildiğini, bu işlemin hukuka aykırılıkla sakatlandığını belirterek; aksine tesis edilen işlemin iptalini talep ve dava etmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; davacının astsubay statüsünde iken GATA Sağlık Kurulunun 25.11.1996 tarih ve 7718 sayılı raporuyla Kronik nitelik kazanmış psikotik bozukluk (ayırt edilmeyen tip) teşhisiyle D/15 F.2 TSK.de görev yapamaz kararı verildiği, bu rapor uyarınca adi malûlen emeklilik işlemleri sürdürülmekteyken davacının YAŞnın 26.5.1997 tarihli kararı uyarınca disiplinsizlik nedeniyle ayırma işlemine tabi tutulduğu, 13.6.1997 tarihinde TSK. ile ilişiğinin kesildiği, davacıya ait tahsis belgelerinin Hv.K.K.lığınca 1.7.1997 tarihinde davalı kuruma gönderildiği, OYAK Gn.Md.lüğünün 13.8.1997 tarihli yazısı ile GATA K.lığından, davacının raporunun incelenerek hastalığının tedavisinin mümkün olup olmadığının ve bu hastalıktan dolayı fikren veya bedenen bir işle meşgul olma imkanından kesin olarak mahrum kalıp kalmadığının zeyl rapor halinde bildirilmesinin istendiği, GATA Sağ.Krl.nun 22.9.1997 tarih ve 206 sayılı ek raporu ile davacının hastalığının tam ve daimi nitelik kazandığı ve bu hastalıktan dolayı fikren ve bedenen çalışamayacağının bildirildiği, bu rapora rağmen OYAK Gn.Md.lüğünün 24.10.1997 tarihli işlemi ile Yasal koşulları bulunmadığından tarafınıza malûliyet yardımı yapılması mümkün değildir şeklinde bir gerekçeyle davacının yardım talebinin reddedildiği, davacının söz konusu menfi işlemin iptali için vekili marifetiyle 3.11.1997 tarihinde AYİMde bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Davalı kurumca tesis edilen menfi işlemin gerekçesi; davacının kurumla üyelik ilişkisinin 13.6.1997 tarihinde sona ermesi, buna karşılık malûliyet halinin 22.9.1997 tarihinde (GATA Sağ. Krl. ek raporu) ortaya çıkması, bu tarihte ise davacının kurum üyesi olmamasıdır. Bu savunma beyanına göre, davalı kurum ilgili kişinin üye statüsündeyken aldığı kesinleşmiş raporlardaki malûliyet durumunu dikkate almamakta; ek raporla tam ve daimi malûliyet yardımına müstahak olduğu ana bakmakta ve bu anda ilgili halen kurum üyesi ise kendisine yardım yapmakta, ilgilinin kurum üyeliği sona ermişse kendisine yardım yapmamayı düşünmektedir. Böylesine bir yorum ve yaklaşım biçiminin ise 205 Sayılı Kanuna aykırılığı çok açıktır. Davalı kurumun, ilgilinin malûliyet raporlarındaki duruma göre 205 Sayılı Kanunun 26/a ve 26/b maddelerinin aradığı manada malûliyet hallerinin gerçekleştiğinden emin olmaması halinde, bu raporla yetinmeyip bir ek raporla söz konusu malûliyetin anılan maddeler kapsamında olup olmadığının tespitini istemesi doğaldır ve bu tespitin yapıldığı an (ek raporun düzenlenme tarihi) ilgilinin tam ve daimi malûliyet (ya da kısmi malûliyet) yardımına müstahak olduğunun tespit edildiği andır. Ne var ki, bu tespit anının, ilgilinin gerçekte malûliyet raporunun kesinleşmesi tarihinde tam ve daimi malûliyet yardımına müstahak olduğu gerçeğini değiştirici bir mahiyeti bulunmamakta; diğer bir deyişle ilgilinin kurum üyesi iken kesin sağlık kurulu raporu ile bir malûliyetinin saptanması halinde, 205 Sayılı Kanunun 27 nci maddesinde öngörülen süreler aşılmamak kaydıyla, üyeliği sona erdikten sonra dahi davalı kuruma başvurusu üzerine, kanunun 26 ncı maddesinde aranan koşulları haiz ise kendisine tam ve daimi malûliyet (ya da kısmi malûliyet) yardımı yapılması gerekmektedir.
Bu bakımdan, 25.11.1996 tarihli raporla malûliyeti saptanan ve bu tarihte statüde olması itibariyle davalı kurum üyesi olan ve 13.6.1997 tarihine kadar da kurum üyeliği devam eden davacıya; bu durumun Hv.K.K.lığınca 1.7.1997 tarihinde davalı kuruma bildirilmesi üzerine, 22.9.1997 tarihli ek raporla 205 Sayılı Kanunun 26/a maddesinden yararlanma imkanına sahip olduğu da anlaşıldıktan sonra tam ve daimi malûliyet yardımı yapılması gerektiği kuşkusuzdur. Dolayısıyla, davalı kurumun aksi yöndeki beyanlarına itibar edilmeyerek, davanın esası hakkında irdelemeye geçilmesi uygun görülmüştür.
205 Sayılı OYAK Kanununun 26/a maddesinde düzenlenen tam ve daimi malûliyet yardımını doğuran hukuki nedenler kaza, hastalık veya sakatlık olmak üzere üç halde de gerçekleşebilir. İki paragraf halinde düzenlenen bu fıkrada her iki paragrafa da eşit şekilde etkili kurucu unsur; kaza, hastalık veya sakatlığın bir işle meşgul olmak imkanından kati surette mahrum kalma sonucunu doğurması ve bu halin bir sağlık kurulu raporuyla ortaya konulmuş olması koşuludur. Bu nedenle, anılan fıkranın (26/a) ikinci paragrafında belirtilen tedavisi gayri kabil daimi hastalıklar ve tedavisi gayri kabili tedavi olduğu sağlık kurulu raporuyla belirlenip, kurumca da vazifeye devamına imkan olmadığı kabul edilen sair hastalıklar da da söz konusu ortak unsur un gerçekleşip gerçekleşmediği aranmak durumundadır.
Davacının sağlık kurulu raporuyla saptanan arızası hastalık kaynaklı olup; hastalığının tedavisinin mümkün olmadığı ve kurumca da vazifeye devamına imkan vermediği anlaşıldığından, kendisine bu hastalığı nedeniyle tam ve daimi malûliyet yardımı yapılabilmesi için gerekli olan kurucu unsur un da mevcudiyetine bakılması gerekli bulunmaktadır.
Davacı hakkındaki ek sağlık kurulu raporunda belirtilen Hastalığı tam ve daimi nitelik kazanmıştır. Bu hastalıktan dolayı fikren ve bedenen çalışamaz kanaatinin, 205 Sayılı Kanunun 26/a maddesinde belirtilen bir işle meşgul olmak imkanından kati surette mahrum kalma halini ortaya koyduğu kuşkusuzdur.
Şu halde, davacı yönünden tam ve daimi malûliyet yardımı yapılması için yasada öngörülen tüm koşullar yerine gelmiş olduğundan; davacının iddialarının hukuka uygunluğunda kuşku yoktur.
Açıklanan nedenlerle; davacıya tam ve daimi malûliyet yardımı yapılmaması işlemi sebep unsuru yönünden hukuka aykırı görüldüğünden İPTALİNE
KARŞI OY GEREKÇESİ
Davacının 205 Sayılı Kanunun kapsamında malûliyet durumunun, kurumla ilişkisinin sona erdiği 13.6.1997 tarihinden sonra verilen 22.9.1997 tarih ve 206 sayılı ek rapor ile ortaya çıkması ve 205 Sayılı Kanun hükümleri gereğince ancak kurum üyesi olanlara malûliyet yardımının yapılmasının imkan dahilinde olması nedeniyle, davalı kurumca tesis edilen işlemde hukuka aykırı bir husus görülmediğinden, işlemin iptali yönünde oy kullanan sayın çoğunluğun görüşüne katılamadık. 5.5.1998 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy