(3269 S. K. m. 10) (1602 S. K. m. 35, 42) (Uzman Erbaş Yönetmeliği m. 17)
Davacı vekili 22.4.1998 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin İslahiye 172.Zh.Tug.1.Mknz.P.Tb.3.Bl.K.lığında uzman erbaş (P.uzm.çvş.) olarak görev yapmaktayken, sözleşme süresinin sona erme tarihi olan 12.10.1997 tarihinde 14 gün önce 29.9.1997 günü Kuzey Irak harekatı sırasında istirahat anında uyurken, aynı birlikte görevli P.Er ................... tarafından sağ bacağından kazaen vurulduğunu ve % 27 oranında çalışma güç kaybına uğrayıp sakat kaldığını, olaydan sonra kaldırıldığı Diyarbakır As.Hst.den 7.10.1997 tarihinde SMK.lı olarak 20 gün istirahatle taburcu edildiğini, bu 20 günlük istirahati dahi bitmeden son sözleşme döneminin bitim tarihinden 3 ay önce sözleşmesini yenileme talebinde bulunmadığından bahisle, yaralanmasa idi normal sözleşme bitim tarihi olan 24.10.1997 tarihinde sözleşmesi feshedilerek TSK.ile ilişiğinin kesildiğini, davacının bundan sonra kendi imkanları ve uhdesinde bırakılan sağlık karnesi ile Adana As.Hst. ve bu hastanenin sevkleri ile Adana Numune ve Balcalı Üniversite Hastanelerinde kendisini tedavi ettirmeye çalıştığını ve en son olarak sevkedildiği GATA Beyin Ve Sinir Cerrahisi ABD.da kendisine 2.2.1998 tarihli rapor verilip, kesin heyet raporunun da en erken 5 ay sonra 2.7.1998 tarihinde verilebileceğinin ve o tarihte başvurması gerektiğinin bildirildiğini, bu duruma göre sözleşmesi sona ermeden görev esnasında yaralanan davacının 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununun 10/1 maddesi gereğince sözleşmesinin feshedilmemesi ve tedavisinin sonuna kadar ilişiğinin kesilmeyip izinli sayılması ve bütün haklarının ödenmesi gerekirken, aksine bir şekilde 24.10.1997 tarihinde ilişiğinin kesilip maaş ve sair özlük haklarından mahrum bırakılmasının hukuka aykırı düştüğünü belirterek; davacının TSK. ile ilişiğinin kesildiği 24.10.1997 tarihi ile en erken kesin raporunun verileceği 2.7.1998 tarihi arasındaki rapor daha sonra verildiği takdirde rapor tarihine kadar alamadığı maaş ve sair tüm özlük hakları ile kurumlar karşılığı kesintilerinin, 24.10.1997 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalı idarece kendisine ödenmemesi işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyası ile savunma ekindeki belgelerin incelenmesinde; davacının 27.9.1993 tarihinde P.Uzm.Onb.olarak uzman erbaş statüsüne girdiği, 12.10.1993 tarihinde noter taahhütnamesinin düzenlendiği, 28.Mknz.Tug.1.Mknz.Tb.3.Bl.Hav.Taş.Şöf. olarak atandığı birliğinde 8.8.1995 tarihinde sözleşmesinin iki yıl süreyle uzatıldığı, 17.11.1994 tarihinde P.Uzm.Çvş.rütbesine terfi ettiği, 1994 ve 1995 yılları sicillerinin iyi derecede takdir edildiği, davacının 29.12.1995 tarihli dilekçesiyle ailevi nedenlerden dolayı başka bir garnizona atama isteminde bulunduğu, 16.12.1996 tarihinde Gaziantep/İslahiye 172.Zh.Tug. 1.Mknz.P.Tb. 3.Bl. Hav.Taş.Şof.lüğüne atamasının yapıldığı, davacının bu birlikte görev yaparken 27.6.1997 tarihli dilekçesiyle sözleşmesini yenilemeyeceğini belirterek, buna göre işlem tesisini talep ettiği, 172.Zh.Tug.K.lığının 8.7.1997 tarihli işlemiyle, sözleşme dolum süresinin (12.10.1997) nihayetinde davacının sözleşmesinin feshedileceğinin belirtildiği, bu arada davacının birliği ile birlikte Kuzey Irakta güvenlik operasyonunda görev yaptığı sırada 29.9.1997 tarihinde aynı birlikte görevli P.Er.................... tarafından silahla ayağından vurulduğu, 3.10.1997 tarihinde Şırnak 30 Yt.Syy.Crr.Hst.ce Diyarbakır As.Hst.ne sevkedildiği, 4.10.1997 - 7.10.1997 tarihleri arasında Diyarbakır As.Hst.Ortepedi servisinde yatarak tedavisi sonunda 7.10.1997 tarihinde aynı hastanece SMK.20 gün istirahatle kıtasına tabursu raporu verildiği ve aynı tarihli (7.10.1997) Ortopedi uzmanınca düzenlenen kati raporla hayati tehlike geçirmemiştir; yaralanması 10 gün iş ve gücüne engel olur, 20 günde iyileşir, uzuv zaafı- tadili ve sabit eser yoktur tıbbi kanaatinin belirtildiği, bu arada 12.10.1997 tarihi itibariyle sözleşmesine son verilip TSK. ile ilişiğinin kesildiği, bu arada davacının 20.10.1997 tarihinde İslahiye noterliğine başvurarak 12.10.1997 tarihinden geçerli olmak üzere bir yıl daha uzman çavuş olarak vazifesine devam edeceği yolunda bir taahhütname düzenlettiği, davacıyı vuran tutuklu P.Er ................... hakkında 5.Zh.Tug.As.Svc.lığınca yapılan soruşturma sonunda 24.12.1997 tarih ve 1997/3049-64 Esas ve Karar sayılı yetkisizlik kararı ile hazırlık dosyasının Diyarbakır 2.Tak.Hv.K.K.lığı As.Svc.lığına gönderilmesine karar verildiği, davacının 3.2.1998 tarihinde Emekli Sandığı Gn.Md.lüğüne başvurarak kendisine vazife malûllüğü aylığı bağlanması isteminde bulunduğu, henüz bu konudaki işlemlerin Em.Snd.ca sonuçlandırılmadığı, davacının kendi imkanları ile başvurduğu GATA Nöroşirurji ABD.lınca yapılan muayenesi sonunda düzenlenen 2.2.1998 tarihli raporla 1.Hayati tehlike geçirmemiştir. 2. Sağ peroneal sinir lezyonu uzuv taafı niteliğindedir. 3. Yirmi gün iş ve gücünden geri kalmıştır. 4. Çalışma güç kayıp oranı % 27 dir. şeklinde tıbbi kanaat belirtildiği, davacı vekilinin 5.2.1998 tarihinde davalı idareye yazılı olarak başvurarak dava konusu aylık ve özlük haklarının ödenmesi talebinde bulunduğu, idarece herhangi bir cevap verilmemesi üzerine 22.4.1998 tarihinde AYİMde bu iptal davasının açıldığı, Dairemizin 12.5.1998 tarihli kararı ile davacının adli yardım isteminin reddedildiği, duruşmada davacı vekilince ibraz edilen belgeye göre GATA Sağlık Kurulunun 8.7.1998 tarih ve 4298 sayılı raporu ile Sekel mahiyetini almış sağ peroneal sinir lezyonu teşhisiyle, davacı hakkında B/11 F.1 Askerliğe elverişli değildir. Hayati tehlike geçirmemiştir. 20 gün iş ve gücüne engel olur. Uzun zaafı mevcuttur. kararı verildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere İdare hukukunda süre kamu düzenden olup, davanın her aşamasında resen göz önüne alınmak durumundadır.
1602 sayılı AYİM Kanununun 42 nci maddesine göre ilgililer, haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davaları ile birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı, icra tarihinden itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 35 nci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır.
Davacı, sözleşmenin uzatılmaması işlemi nedeniyle AYİMde bir iptal davası açmadığından; bu işlemden doğduğunu öne sürdüğü maddi zararının tazmini istemiyle açacağı dava bakımından, yukarıda metni belirtilen 1602 sayılı Kanunun 42 nci maddesindeki sürelere uymak mecburiyetindedir. Davacının 27.6.1997 tarihli dilekçesi uyarınca 12.10.1997 tarihinden itibaren sözleşmesinin yenilenmemesi ve bu tarih itibariyle terhis edilmesi tarihinden itibaren, aynı işlemden kaynaklanan tazminat davasını 60 gün içinde AYİMde açması gerekli bulunmaktadır. Davacı lehine bir yorumla, en geç kıtası ile ilişiğinin kesildiğini öne sürdüğü 24.10.1997 tarihinden itibaren bu sürenin başlatılması gerekli bulunmaktadır.
Davacının sözleşme süresi sona ermeden 29.9.1997 tarihinde bir er tarafından görev sırasında ayağından vurulması, bu nedenle tıbbi tedavi görmesi ve istirahatler almasının da bu hukuki gerçeği değiştirici mahiyeti yoktur. Çünkü, 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununun 10 ve Uzman Erbaş Yönetmeliğinin 17 nci maddelerinde belirtilen görev esnasında veya görev nedeniyle sakatlanma veya hastalanma halinde iyileşinceye kadar ilişiğinin kesilmeyeceğine dair hükümler, ilgilinin iradesi dışında statüsüne bu nedenle son verilmeyeceğine yöneliktir.
Oysa, dava konusunda davacı 27.6.1997 tarihinde 12.10.1997de süresi dolacak olan sözleşmesini uzatmayacağı yolunda açık irade beyanında bulunmuş ve bir er tarafından vurulduğu 29.9.1997den sözleşmesinin sona erdiği 12.10.1997 tarihine kadar da bu iradesini geri alır mahiyette aksine bir talepte bulunmamıştır. Bunun doğal sonucu olarak da, davalı idarenin davacının önceki açık irade beyanının hilafına, görev sırasında yaralanmış olsa da onun sözleşmesini uzatma yetkisi söz konusu olamaz. Diğer bir deyişle, anılan mevzuat hükümleriyle davacıya tanınan hak, ancak onun bu yönde açık bir talebine bağlıdır. Davacı 12.10.1997 tarihine kadar, 27.6.1997 tarihindeki yazılı beyanının aksine bir talepte bulunmadığından; salt 29.9.1997 tarihinde görev sırasında yaralanması, 12.10.1997 tarihinde sona erecek sözleşmeyi kendiliğinden uzatacak bir neden teşkil edemez. Hal böyle olunca da, davacının zararına yol açtığı belirtilen işlem 12.10.1997 tarihinde sona eren sözleşmenin uzatılmaması yolundaki idari işlem olup; davacı vekilinin bu tarihten uzun süre geçtikten sonra 5.2.1998 tarihinde davalı idareye başvurmasını müteakip 22.4.1998 tarihinde AYİMde açtığı bu davanın süresi dışında ikame edildiği açıkça görülmektedir.
Açıklanan nedenlerle; davanın süre yönünden REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy