(926 S. K. m. 118, 119)
Davacı, 13 Ocak 1998 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; A.Ü. Hukuk Fakültesinden 1992 yılında mezun olup, hakimlik stajını takiben Elbistan C.Başsavcılığında Temmuz 1997de göreve katıldığını, 2 Ağustos 1997 tarihinde MEBS. Eğitim Merkez K.lığında Yd.Sb.Adayı olarak başladığını, oldukça iyi bir derece ile 30 Kasım 1997 tarihinde Sınıf Okulunu bitirdikten sonra, meslek kurası ile Dz.K.K.lığı Adli Müşavirliğine tayin edilmesi üzerine, 1 Aralık 1997 tarihinde burada göreve başladığını, Dz.K.K.lığının 6 Ocak 1998 tarih ve Per.: 4031-97/Sb.Atm.ve Kd.Şb.sayılı emriyle Akdeniz Bölge K.lığı Kurmay Başkanlığına atandığını öğrendiğini, bugüne kadar herhangi bir adli ve siyasi bir olaya karışmadığını, esasen kuşkulu bir durumunun olması halinde C.Savcılığı görevine atanmasının yapılmayacağını, C.Savcılığı görevi alacak personelin çok ciddi bir güvenlik tahkikatına tabi tutulduğunu, yine kuşkulu bir durumunun olması halinde Yd.Sb.adayı olamayacağını, güvenlik soruşturmasının olumsuz olmaması halinde atamaya tabi olmayacağına ilişkin kayıtlar bulunduğunu, beş kardeşinden ikisinin de Devlet Memuru olduğunu, ailesinin de güvenlik yönünden bir nakisesinin olmadığını, eşinin Keçiören Rauf Denktaş Lisesinde öğretmen olduğunu ve bugüne kadar önünde siyasi veya adli bir koğuşturma ve soruşturma geçirmediğini, eşini bin bir ekonomik zorlukla 18 aylık çocuğuyla birlikte Ankaraya taşıyıp bir ev tuttuğunu, bu arada bir başka yere yeniden atanmasının ekonomik yönden olduğu kadar, ailevi yönden de aile huzurunu bozacağını, meslek kurası çekerek Dz.K.K.lığı Adli Müşavirliğine atanmasının yapılıp Askeri Hakim olarak kararnamesinin çıkmasını beklerken, böyle bir işleme tabi tutulmasının kendisini ve ailesini üzdüğünü, Subay ve Astsubay Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin 11 nci maddesi uyarınca, kura ile görev yerlerinin belirleneceği, aynı görevde kalmaları sakıncalı görülen veya lağv, tensik ve hizmetin özelliği gibi zorlayıcı hallerde başka görev yerine atamanın yapılabileceği öngörüldüğüne göre, bu koşullar gerçekleşmeden yapılan atamanın hukuka aykırı olması nedeniyle, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dosyadan, davacının 2.8.1997 tarihinde katıldığı MEBS. Eğitim Merkez K.lığında Sınıf Okulunu başarı ile bitirerek meslek kursu sonucu Mu.Atğm.rütbesi ile Dz.K.K.lığı Adli Müşavirliği emrine atamasının yapılarak 1.12.1997 tarihinde görevine başladığı, Yd.Sb.olarak atandırıldığı Dz.K.K.lığı Adli Müşavirliği emrinde görev yapmakta iken Dz.K.K.lığının 6.1.1998 tarihli emri ile hiçbir neden yokken sebep de gösterilmeden Akdeniz Bölge K.lığı Kurmay Bşk.lığı emrine atamasının yapıldığını ileri sürerek, söz konusu atama işleminin iptali istemi ile işbu davayı süresi içinde açmış olduğu görülmektedir.
Öncelikle davacının yürütmenin durdurulması istemi AYİM.1.D.nin 21.4.1998 tarih ve 1998/51 Esas sayılı kararı ile kabul edilerek yürütmenin durdurulmasına karar verilmiş bulunmaktadır.
Bilindiği gibi, 926 Sayılı Kanunun 118 nci maddesi; Subay ve astsubayların atama ve yer değiştirmeleri hizmetin aksatılmadan yürütülmesi esasına bağlı olarak memleketin ekonomik, sosyal, iklim ve ulaştırma durumları ile kültür ve sağlık durumları ve bunlara benzer yer ve bölge şartları göz önüne alınarak tespit edilecek bölgelere ve garnizonlara aşağıdaki esaslar da dikkate nazara alınarak sıra ile yapılır;
a) Meslek programları, meslek içi eğitim esasları ve kadro ihtiyacı,
b) Sağlık durumu,
c) İdari asayiş ve zaruri sebepler,
d) İstekli bulunduğu yerler hükmünü içermektedir.
Gene, aynı kanunun 119 ncu maddesinde de, subay ve astsubayların atanma ve yer değiştirmelerinde dikkate alınacak hususların MSB. ve İçişleri Bakanlığınca hazırlanacak yönetmelik ile tespit edileceği öngörülmüştür.
Bu yasa uyarınca çıkarılan TSK.ne Mensup Subay ve Astsubayların Atanma ve Yer Değiştirmeleri Hakkındaki Yönetmeliğin 11 nci maddesinin son fıkrasında; Yedek subaylar ilk atanma ve muvazzaflık hizmetleri sırasında karşılıklı anlaşmak suretiyle dahi olsa yer değiştiremezler. Ancak sıhhi durumları itibariyle mutlak bir zaruret bulunduğu, aynı görevde kalmaları sakıncalı görüldüğü veya lağv, tensik ve hizmetin özelliği gibi zorlayıcı hallerde başka görev yerine atanmaları yapılabilir. hükmüne yer vermiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının MEBS. Eğitim Merkez K.lığı emrinde Yd.Sb.Sınıf Okulunu başarı ile bitirerek çektiği meslek kurası sonucu Dz.K.K.lığı Adli Müşavirliği emrine Mu.Atğm.rütbesi ile atamasının yapılarak 1.12.1997 tarihinde görevine başladığı, atandırıldığı görev yerinde hizmet yapmakta iken Dz.K.K.lığının 6.1.1998 tarih ve PER.:4031-98/Sb.Atm.ve Kd.Ş.(Yd.Sb.İşl.) sayılı atama emirleri ile Akdeniz Bölge K.lığı Kurmay Bşk.lığı emrine atamasının yapıldığı görülmektedir.
Davalı idarenin savunmasında ve savunma ekinde gönderilen bilgi ve belgelerden, atamanın yedek subayın öğrenimi ile ilgili daha etkin bir yerde kullanılması, ayrıca güvenlik soruşturması sonucu durumunun aydınlatılamadığı, durumunun açıklığa kavuşturuluncaya kadar Silahlı Kuvvetler İKK Yönergesinde belirtilen yer ve sınıflara atama yapılmasının önlenmesi gerekçesi ile yapıldığı görülmektedir.
Yukarıda izah edilen yasal ve yönetsel düzenlemelerden, yedek subayların ilk atama ve muvazzaflık hizmetleri sırasında karşılıklı anlaşma suretiyle dahi olsa atama yerlerinin değiştirilemeyeceği, ancak sıhhi durum, aynı görevde kalmaları sakıncalı görülmek, lağv, tensik ve hizmetin özelliği gibi zorlayıcı hallerin vuku halinde başka bir görev yerine atamalarının yapılabileceği anlaşılmaktadır.
Dava konusu olayımızda, davacının Hukuk Fakültesi mezunu olup, askerlik hizmeti öncesi gerekli stajı tamamlayarak C.Savcılığı görevine atamasının yapıldığı, bu görevini uzun bir müddet yürütmesinden sonra askerlik hizmetine alınması ve gördüğü hukuk öğrenimi ile ilgili bir yer olan Adli Müşavirlik emrinde görev verildiğinin anlaşılması karşısında, davalı idarenin savunmasında ileri sürdüğü yedek subayın öğrenimi ile ilgili daha etkin bir görev yerinde kullanılması amacıyla atandırıldığı şeklindeki iddiasına katılmak mümkün değildir. Öte yandan uzun süre C.Savcılığı görevini yürüttüğü belirlenen yedek subay olmasında hiçbir kanuni sakınca bulunmayan davacının güvenlik soruşturması sonucu durumu aydınlatılmadığı, soruşturmanın neticelendirilemediği gibi gerekçelerle konu ile ilgili yönetsel düzenlemede belirlenen hiçbir neden ortada yokken, makul ve geçerli hiçbir bilgi ve belge ortaya konulmadan başka bir göreve atandırılması işleminde idarenin takdir yetkisini kamu hizmeti gereklerine uygun bir şekilde ve kamu yararı-kişi yararı dengesi gözetilerek kullandığından bahsedilemez. Kaldı ki, yürütmenin durdurulması isteminin görüşüldüğü aşamada 10 Mart 1998 tarihli ara kararı ile davacı hakkında henüz açıklığa kavuşturulmamış bulunan güvenlik soruşturmasının sonuçlanıp sonuçlanmadığı sorulduğunda, Dz.K.K.lığının 31 Mart 1998 tarih ve PER.:7100-355-98/Sb.Atm.ve Kd.Ş.(Yd.Sb.İşl.) sayılı cevabında davacının güvenlik soruşturmasının sonuçlanmadığı bildirilmiştir. Bu itibarla tesis edilen atama işlemi sebep ve amaç unsurları yönünden hukuka ve mevzuata uyarlı bulunmamaktadır.
Netice olarak, yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, sebep ve amaç unsurları yönünden hukuka ve mevzuata aykırı bulunan dava konusu atama İŞLEMİNİN İPTALİNE,
KARŞI OY GEREKÇESİ
926 sayılı TSK. Personel Kanununun 118. Maddesine göre, subayların atama ve yer değiştirme işlemlerinde dikkate alınacak esaslardan birisi de idari asayiş ve zaruri sebeplerdir. Yine TSK.ne mensup Subay ve Astsubayların Atanma ve Yer Değiştirmeleri Hakkında Yönetmelikin 11. Maddesinin son fıkrasında: Yedek subaylar ilk atanma ve muvazzaflık hizmetleri sırasında karşılıklı anlaşmak suretiyle dahi olsa yer değiştiremezler. Ancak, sıhhi durumları itibariyle mutlak bir zaruret bulunduğu, aynı görevde kalmaları sakıncalı görüldüğü veya lağv, tensik ve hizmetin özelliği gibi zorlayıcı hallerde başka görev yerlerine atanmaları yapılabilir hükmü yer almaktadır.
Davacı her ne kadar öğrenimi ile ilgili en etkin yerde kullanılmak amacıyla Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Adli Müşavirliği emrine atandırılmışsa da, mevcut belgelerden ilgilinin bu görev yeri dışında atandırılması zarureti doğmuştur. Davacı hakkında tesis edilen idari işlem hukuka uygundur.
Yukarda açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aksine oy kullanan sayın çoğunluğun görüşüne katılamadık. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy