(2709 S. K. m. 125) (1602 S. K. m. 35, 36, 40) (743 S. K. m. 13, 16) (1086 S. K. m. 38)
Davacı, 2.6.1998 tarihinde AYİM kayıtlarına geçen dava dilekçesinde özetle; 17.11.1997 tarihinde Lisans Üstü Öğrenim Kıdeminin verilmesi için yetkili makama başvurduğunu, buna mukabil idarenin 2.2.1998 tarih ve 4123001-98/83 sayılı emriyle yüksek lisans kıdeminin verilmesine imkan bulunmadığının kendisine bu tarihte tebliğ edildiğini, ancak kendisinin 9 uncu P.Tüm.K.lığı As. Mahkemesinin 6.9.1997 gün ve 1997/993 E., 1997/607 K. sayılı hükmün infazından dolayı 27.12.1997-19.4.1998 tarihleri arasında hapiste bulunduğunu, Yüksek Lisans Kıdemi verilmeme nedenlerini inceleme ve itiraz imkanından yoksun olduğunu iddia ederek davasının kabulünü ve yüksek lisans kıdeminin verilmemesi işleminin iptalini talep ve dava etmiştir.
Dava açma süresi kamu düzenine ilişkin olup davanın her aşamasında talep üzerine veya resen mahkemece dikkate alınması gerekir.
Davalı taraf ve Başsavcılık düşüncesinde süre itirazında bulunduğundan, öncelikle bu hususun incelenmesine geçilmiştir.
Anayasanın 125 inci ve 1602 sayılı Kanunun 40 ncı maddesinde dava açma süresinin her çeşit işlemlerde yazılı bildirim tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı belirtilmiş. Aynı zamanda AYİM 5.12.1983 tarih ve E.1983/11, K.1983/17 İç. Bir. Kur. Kararında bu husus hükme bağlanmıştır.
1602 sayılı Kanunda Dava açma süresi başlığı taşıyan 40 ncı maddesinde, ...Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açma süresi her çeşit işlemlerde yazılı bildirim tarihinden itibaren kanunlarda ayrı süre gösterilmeyen hallerde altmış gündür... hükmü yer almaktadır.
Yine aynı Kanunun 35/a maddesinde, İhtiyari müracaat kesin işlem yapmaya yetkili makamlarca tesis edilen idari işlemlerin geri alınması, kaldırılması, değiştirilmesi ve yeni bir işlem yapılması üst makamlardan, yoksa işlemi yapmış makamdan istenebilir. Bu müracaat işlemeye başlamış olan dava açma süresinin durdurur. Altmış gün içinde cevap verilmez ise istek reddedilmiş sayılır. İsteğin reddi üzerine dava açma süresi başlar ve müracaat tarihine kadar geçmiş olan süre de hesaba katılır denmiştir.
Aynı Kanunun 35/b maddesinde, ...Dava açılamayan haller ile davanın altmış günlük süre geçtikten sonra açılması sebebiyle dilekçenin reddi halinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra cevap verilirse, bunun tebliğinden itibaren dava açma süresi yeniden işlemeye başlar denilmektedir.
Davacının tutukluluğunu mazeret olarak ileri sürmüş olması üzerine bu husus da usule etkisi açısından incelenmiştir.
Dava hakkı Anayasa ile teminat altına alınmıştır. Herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir. (Anayasa 36/1).
Temyiz kudretinden yoksun olanlar (MK. 13, HUMK. 38), mümeyyiz küçükler ve mahcurlar (MK. 16/2, HUMK. 38) dışında kalan tüm gerçek kişiler yaşadıkları sürece dava ehliyetine sahiptir.
Davacının kapsamı içine girmediği bazı özel haller hariç hükümlü bulunmak yukarıda belirtilen istisnai durumlardan hiçbirinde yer bulmadığına göre tutukluluğun dava açma süresinin aşılmasına ya da dava açılamamasına mazeret olamayacağı aşikardır ve aksine iddialara itibar etmek mümkün değildir.
Buna göre tebliği ve dava açma tarihleri arasında dava ehliyetinde bir arıza bulunmayan ve de ihtiyari müracaat yoluna gitmediği anlaşılan davacının 2.2.1998 tarihinde tebliğ edilen işleme karşı en geç 3.4.1998 tarihinde dava açması gerekirken, 26.5.1998 tarihinde açtığından, davanın yasal süresi geçirildikten sonra açıldığı sonucuna varılmıştır.
Davalı idarenin belirttiği 2.6.1998 tarihi davanın açıldığı tarih olmayıp dava dilekçesinin AYİMde kayda geçen tarihtir. Ancak dava açma süresinin hesap ve değerlendirilmesinde kale alınan dava dilekçesinin AYİMe başka bir mahkeme kanalıyla gönderilme ve harcın yatırıldığı ve dolayısıyla davanın açıldığı tarih olan 26.5.1998 tarihi itibariyle de yukarıda izah edildiği üzere altmış günlük yasal dava açma süresinin geçirildiği açıktır.
İdari yargıda dava açma süresi hak düşürücü nitelikte olup kamu düzenine ilişkindir ve süre geçtikten sonra açılan davaların reddine karar verilmesi yasal zorunluluktur.
Açıklanan nedenlerle, 1602 sayılı Kanunun 45/A maddesi gereğince davanın süre yönünden REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy