(5434 S. K. m. 49, 66)
Davacı vekilleri, 3.6.1998 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde ve 28.8.1998 tarihinde kayda geçen cevaba cevap dilekçesinde özetle; müvekkillerinin eşi olan müteveffa er. .........'in askerlik görevini Trabzon 48.P.Tug.K.lığı emrinde ifa ederken, o tarihteki temizlik ve koruyucu bakım koşullarının yetersizliği nedeniyle görev yaptığı birlikte tifo salgınının baş gösterdiğini ve davacının eşinin de birçok arkadaşı ile birlikte tifo salgınına yakalanarak vefat ettiğini, davacıya eşi ...........'dan dolayı dul aylığı bağlanması isteği ile açtıkları davanın AYİM.1.Dairesinin 9.7.1996 gün ve E. 1996/273, K. 1996/653 sayılı kararı ile süre yönünden reddedildiğini, 4354 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra müvekkillerinin yeniden davalı kuruma başvurduğunu, 11.5.1998 tarihli işlemle ölüme neden olan tifo hastalığının oluşunda görevin neden ve etkisinin bulunmadığının belirtilerek, başvurusunun reddedildiğini, oysa müteveffa ............'ın askere sağlam olarak gittiğini, birliğinde salgın hastalığa yakalanarak öldüğünü, mezarının da Trabzon Garnizon Şehitliğinde bulunduğunu, aynı tarihlerde tifo salgınından ölen üç asker arkadaşının belgelerini daha önce AYİM'de açılan davada delil olarak ibraz ettiklerini, bu belgelerin AYİM.1.D.nin 1996/273 Esas sayılı dosyasında bulunduğunu, ölümün görev yerinin olumsuz koşullarından kaynaklandığını, bu nedenle ölümde askerlik görevinin etkisinin olmadığının söylenemeyeceğini belirterek; davacıya dul aylığı bağlanmaması işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Dava dosyası, Em.Snd.Tahsis Dosyası ve Dairemizin 1996/273 Esasına kayıtlı karara bağlanmış dava dosyasının incelenmesinde; davacının eşi olan müteveffa er ............'in 30.10.1952 tarihinde askere sevk edildiği, temel eğitimini müteakip tertip edildiği Trabzon 48.Tüm.K.lığı Kh.Bl.K.lığı emrinde vatani görevini ifa etmekteyken, tifo hastalığına yakalanarak 25.2.1954 tarihinde Trabzon Askeri Hastanesinde vefat ettiği ve şehit sayılarak Trabzon Garnizon Şehitliği Ada No:8-24/5'e gömüldüğü, davacının 14.9.1993 tarihinde davalı kuruma başvurarak eşinden dolayı kendisine vazife maluliyetinden dul aylığı bağlanması isteminde bulunduğu, Em.Snd.Gn.Md.lüğünün 21.6.1994 tarihli işlemiyle, davacının 5434 sayılı Kanunun Geçici 167, 187 ve 196 ncı maddeleri ile öngörülen birer yıllık ek başvuru süreleri içinde Sandığa başvurmadığı, bu nedenle vazife malûllüğü durumunun incelenmesine imkan görülmediğinin bildirildiği, davacının bu işlemin iptali için vekilleri marifetiyle açtığı davanın AYİM.1.D.nin 9.7.1996 tarih ve E.1996/273, K.1996/653 sayılı kararı ile davacının 5434 sayılı Kanunun Geçici 196 ncı maddesiyle tanınan ve hak düşürücü mahiyetteki bir yıllık süre içinde Sandığa başvurulmaması gerekçesiyle davanın süre yönünden reddine karar verildiği, 1.4.1998 tarih ve 4354 sayılı Kanunda 5434 sayılı Kanunun 49 ncu maddesinde yapılan değişiklikle vazife malûllüğü halinde Kuruma başvuru süresinin kaldırılması sonrasında, davacının 20.4.1998 tarihli dilekçesiyle yeniden Kuruma başvurarak eşinden dolayı kendisine dul aylığı bağlanması isteminde bulunduğu, Em.Snd.Gn.Md.lüğünün 11.5.1998 tarihli işlemiyle, Trabzon Belediyesi Mezarlık Müdürlüğünce düzenlenen 19.9.1995 tarih ve 451 sayılı ölüm raporunun Sandık Sağlık Kurulunca incelenmesi sonucu 23.11.1995 tarih ve 4220 sayıyla incelenerek Ölümüne neden olan hastalığın (tifo) oluşunda görevinin neden ve etkisinin bulunmadığına karar verilmesi nedeniyle, davacıya aylık bağlanmasına imkan görülmediğinin bildirildiği, davacının sözkonusu menfi işlemin iptali için vekilleri marifetiyle 3.6.1998 tarihinde ve süresinde AYİM'de bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
4354 sayılı Kanunla 5434 sayılı Kanunun 49 ncu maddesinin değiştirilerek, vazife maluliyeti halinde ilgililerin her zaman davalı kuruma başvurmaları imkanı getirildiğinden ve 4354 sayılı Kanunla 5434 sayılı Kanuna eklenen Geçici 203 ncü madde gereğince, evvelce bu konudaki talepleri süresinde Kuruma başvurulmadığı için reddedilen ilgililere de Kuruma yeniden başvuru imkanı getirildiğinden; davalı kurumun süreye ilişkin iddiasına iştirak etmeye imkan görülmemiştir.
Davanın esasına gelince:
5434 sayılı Kanunun 66 ncı maddesinin (d) fıkrasına göre; Erlerden 56 ncı maddede yazılı vazifeden doğma sebeplerle veya aynı sebeplerden doğma kaza ve yaralanmaları üzerine tedavi sırasında veya ameliyat yüzünden ölenlerin ölüm tarihinde aylığa müstahak dul ve yetimlerine dul ve yetim aylığı bağlanır.
Aynı yasanın 56 ncı maddesinde muvazzaf ve gönüllü erlerin iştirakçi olmadıkları halde silahaltında bulundukları esnada celp ve terhislerinde, şevkleri sırasında maluliyete uğramaları halinde vazife malûlü aylığı bağlanabileceği hüküm altına alınmıştır. 45 nci maddede de malûllüğün vazife malûllüğü sayılabilmesi için vazifenin yapıldığı sırada ve vazifenin etkisiyle meydana gelmesi şartı getirilmiştir.
Bu yasal düzenlemeler karşısında, davacının eşinden dolayı dul aylığına müstahak olup olmadığını belirleyebilmek için, davacının eşinin tifo hastalığına yakalanarak ölümü nedeniyle vazife malûlü sayılıp sayılamayacağını tespit etmek gerekmektedir. Bunun için de davacının eşinin hastalığının bünyesel bir hastalık mı olduğu, yoksa askerlik görevi sırasında olumsuz ve kötü hayat ve sağlık koşullarında yaşamaktan kaynaklanan bir hastalık mı olduğu hususlarının saptanması gerekli bulunmaktadır.
Dairemizce bu olgunun tespiti için muhtelif ara kararları alınmış; bunlara verilen çeşitli cevaplardan da bir sonuç elde edilememiştir. Bu meyanda, ATAŞE Başkanlığınca Trabzon 48.P.Tug.K.lığı birliklerinde 25.2.1954 tarihi ve yakın dönemlerde tifo salgını olup olmadığına ilişkin herhangi bir bilginin bulunmadığı belirtilmiş; GATA K.lığının 31.3.1999, Sağlık Bakanlığının 6.7.1999, Trabzon İl Sağlık Müdürlüğünün 25.6.1999 tarihli cevabi yazılarından da bu konuda bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda, muhtelif idari birimlerce 1954 yılına ait sağlık kayıtlarının düzenli tutulmadığı ya da kayıtların muhafaza edilmediği ortaya çıkmaktadır. Ne var ki bu varılan sonuç davacının iddialarının aksini ortaya koyucu mahiyette değildir. Gerçekten Dairemizin 1996/273 Esasına kayıtlı ve karara bağlanmış dava dosyasında mevcut ve evvelce davacının ibraz ettiği birtakım belgelerin incelenmesi, o tarihte davacının eşinin askerlik yaptığı birlikte (48.P.Tüm. K.lığı) bir tifo salgını olduğunu ortaya koymaktadır. Trabzon Belediyesi Mezarlıklar Müdürlüğünce düzenlenen ve içlerinde davacının eşi ............'in da bulunduğu dört ere ait Ölüm Vakaları Fişlerinin muhteviyatları ile bu husus açıkça anlaşılmaktadır. Gerçekten, Trabzon Askeri Şehitliğinde çekilmiş mezar fotoğrafları ile de tevsik edilen bu belgelere göre; 48.P.Tüm.K.lığı erlerinden 17.9.1953 tarihinde, er ......... 8.2.1954 tarihinde, er ......... 25.2.1954 tarihinde ve er ............. 23.3.1954 tarihinde TİFO hastalığından ölmüş ve dördü de kıt'asınca şehit kabul edilerek Trabzon Askeri Şehitliğine defnedilmişlerdir. Birbirine çok yakın tarihlerde aynı birlik mensubu dört erin tifo hastalığından ölümü karşısında; ortada bir salgın hastalığın varlığının kabulü, olayın cereyan şekline ve yaşamın olağan akışına uygun bir kabul tarzı olacaktır. Salt askerlik gibi Anayasal ve yasal bir mükellefiyetin ifası amacıyla silah altına alındığı ve bir komuta altında kıt'ada birlikte yaşama mecburiyetinde olduğu kuşkusuz olan eratın, bünyesel kaynaklı hastalıklar dışında, dava konusunda olduğu gibi koruyucu hijyen kurallarının ve aşılama gibi koruyucu hekimlik ilkelerinin iyi işletilememesinden kaynaklanan bulaşıcı salgın bir hastalığa maruz kalması halinde, bu hastalık sonucu uğranılan maluliyetin vazifenin sebep ve tesirinden kaynaklanmış sayılacağında kuşku olmamalıdır. Gerçekten TSK. İç Hizmet Kanunu ile İç Hizmet Yönetmeliğinin eratın sağlığına verdiği önem ve bu konuda öngördüğü kural ve yaklaşımlar da bu görüşü teyit eder mahiyettedir.
Dava konusunda da davacının eşi henüz 22 yaşında kıt'ada salgın halde baş gösteren tifo hastalığından bir kısım eratla birlikte vefat ettiğine ve bu husus açıkça saptandığına göre; ilgiliyi vazife malûlü saymak ve eşi olan dul davacıya da vazife maluliyetinden dul aylığı bağlamak gerekli iken, davalı kurumca aksi yönde tesis edilen işlemin hukuka aykırılıkla sakatlandığı kanaatine ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; sebep ve maksat unsurları yönünden hukuka aykırı görülen dul aylığı bağlanmaması işleminin İPTALİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy