(926 S. K. m. 94) (Astsubay Sicil Yönetmeliği m. 53)
Davacı vekilinin 5.8.1998 tarihinde kayda geçen dilekçesinde özetle; Davacının Bando ve mızıka okulundan Ban.Astsb.Çvş. olarak mezun olduktan sonra Ağustos 1996 yılında Burdur 58 nci Top.Tug. K.lığı Bando bölüğüne atanmış olduğunu, görev süresi içerisinde başarılı çalışmalar yaptığını, bu sebeple çeşitli tarihlerde takdir namelerle taltif edildiğini, ancak aynı dönemde bazı haksız cezalar aldığını, piyasaya bazı borçları olmakla birlikte bunun normal sınırlar içinde kaldığını, kaldı ki bu borçların Tugay K.lığına bildirilmesinin de Bando K.nının girişimleri neticesinde olduğunu, Menfi sicil düzenlenmesine sebep olan trafik kazası ile ilgili borçlanma olayında da bir kusuru olmadığını, davacının genç ve tecrübesiz olduğunu, verilen cezaların Türk Silahlı Kuvvetlerinden uzaklaştırmayı gerektirecek derece ve vehamette olmadığını, bu sebeple tesis edilen işlemin iptalini talep ve dava etmiştir.
Davacıya ait sicil ve özlük dosyası incelendiğinde; davacının 30.8.1996 tarihinde Burdur 58 nci eğitim tugayı Bando K.lığı emrine atandığı 19.11.1996 tarihinde garnizonu izinsiz terketmekten tevbih cezası ile cezalandırıldığı, 7.1.1997, 23.3.1997, 29.5.1997 tarihlerinde çeşitli sicil üstelerince takdirname ile taltif edildiği, 19.5.1997 tarihinde garnizonu izinsiz terketmekten dolayı 7 gün oda hapsi cezası ile cezalandırıldığı 30.05.1997 tarihinde borçları yüzünden yazı ile ikaz edildiği, 2.3.1998 tarihinde yine borçlanma ve nöbet talimatına aykırı hareket etmekten dolayı 7 gün oda hapsi ile cezalandırıldığı, 18.3.1998 tarihinde mesaiye geç gelmekten dolayı 10 gün oda hapsi ile cezalandırıldığı, 1997 yılı sicil döneminde sicilinin iyi düzeyde olduğu görülmüştür.
Davaya konu Silahlı Kuvvetlerden ayırma işlemine dayanak yapılan 926 sayılı kanunun 94/b maddesinde Disiplinsizlik veya ahlaki durumları sebebiyle Silahlı Kuvvetlerde kalmaları uygun görülmeyen astsubayların hizmet sürelerine bakılmaksızın haklarında T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümleri uygulanır. Bu sebeplerin neler olduğu ve bunlar hakkındaki sicil belgelerinin nasıl ve ne zaman tanzim edileceği, nerelere gönderileceği inceleme ve sonuçlandırma ile gerekli diğer işlemlerin nasıl ve kimler tarafından yapılacağı Astsubay Sicil Yönetmeliğinde gösterilir, bu gibi Astsubayların durumlarının Yüksek Şura tarafından incelenmesi Genel Kurmay başkanlığınca gerekli görülenlerin Silahlı Kuvvetlerden ayırma işlemi, Yüksek Askeri Şura kararı ile yapılır. denilmektedir. Astsubay Sicil Yönetmeliğinin 53/a, b, c maddelerinde ise;
a) Disiplin bozucu hareketlerde bulunması, ikaz veya cezalara rağmen ıslah olmaması,
b) Hizmetin gerektirdiği şekilde tavır ve hareketlerini ikazlara rağmen düzenleyememesi,
c) Aşırı derecede menfaatine, içkiye, kumara, borçlanmaya düşkün olması, TSK'nden ayırma sebebi olarak sayılmıştır.
Aynı yönetmeliğin 54/b maddesi Ayırma işlemlerinin Personel başkanlıklarınca başlatılması:
Sıralı sicil üstlerince haklarında (silahlı kuvvetlerde kalması uygun değildir sicili düzenlenmemiş olan ancak Kuvvet Komutanlıkları veya Jandarma Genel Komutanlığı Personel Başkanlıklarınca bütün rütbelerdeki safahatı kapsayacak şekilde sicil belgeleri, özlük dosyaları ve varsa kişi hakkındaki özel dosyaların incelenmesi sonucu durumları bu Yönetmeliğin 53 ncü maddesinde yazılı fiillerden biri, birkaçı veya hepsine birden uyan personelin tespiti halinde bunlar (a) bendinin (3) ncü fıkrasında belirtilen komisyona sevk edilirler. Komisyon, inceleme ve değerlendirme sonucunda aldığı kararı bir tutanak ile Kuvvet Komutanı veya Jandarma Genel Komutanının onayına sunar. Bu gibi personelden, Kuvvet Komutanı veya Jandarma Genel Komutanı tarafından emekli edilmesi uygun görülmeyenler hakkında bir işlem yapılmaz. Emekli edilmesi uygun görülenler hakkında Kuvvet Komutanı veya Jandarma Genel Komutanı ve Genel Kurmay Başkanı tarafından (Silahlı Kuvvetlerde kalması uygun değildir.) şeklinde siciller düzenlenir. Bunlar hakkında da (a) bendinin (3) ncü fıkrasında belirtilen şekilde işlem yapılır. hükmünü amir bulunmaktadır.
Davacının mevcut disiplin cezaları dışında; ayrıca, aşırı borçlanması nedeniyle uyarılması, sivil piyasadan aldığı cep telefonu, oto teybi, uyku seti, müzik seti, ayakkabı gibi eşyaların borç taksitlerini ödememesi ve hakkında birçok kişi ve kuruluş tarafından şikayette bulunulması karşısında yapılan değerlenmede davacının yukarıda açıklanan disiplin ve ahlaki durumundan anlaşılacağı üzere davacı muhtelif disiplin suçları nedeniyle müteaddit ikaz ve oda hapsi cezalarıyla cezalandırılmış, borçlanmaya olan düşkünlüğü devam etmiş ve borçlarını da ödemediği gibi bu cezalara rağmen davranışlarını hizmetin gereklerine uygun olarak düzenleyememiştir. Böylece davacının zikredilen eylemleri disiplin ve ahlaki bakımından artık TSK. nde kamu görevinin ifasını engelleyici vehamet derecesine ulaştığını gösterdiğinden, durumunun, tesis edilen ayırma işleminin hukuki sebebini teşkil eden ve 926 sayılı kanun 94/b ve Astsubay sicil yönetmeliğinin 53 ncü maddesinin (a) bendinde sayılan disiplin bozucu hareketlerde bulunma ikaz ve cezalara rağmen ıslah olmama ve aynı maddenin (c) bendinde sayılan aşırı derecede menfaatine ve borçlanmaya düşkün olma hallerini oluşturduğu, böylece idarenin değerlendirmesinde herhangi bir takdir zaafı görülmediğinden, ayırma işleminin tesisinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Vekil, her kamu görevlisinin borcu olduğunu, bunun ayırma nedeni teşkil etmeyeceğini belirtmiş ise de; davacının borçlanma durumu itibarıyla, birçok kişi ve kuruma ödemelerinde ya büyük ölçüde aksatma, ya da aylarca taksitlerini hiç ödememe şeklinde beliren olumsuz eylemleri nedeniyle birçok kişi ve kurum tarafından şikayete maruz kalması; ayrıca vekilin iddiasının aksine müvekkilinin 3.3.1998 tarihli disiplinsizliği nedeniyle bir eylemden iki ceza verildiği iddiası esasen cezalara zamanın da itiraz edilmemesi ve kesinleşmesi dolayısıyla denetimi dahi söz konusu olmadığı halde; verilen cezalardan bir tanesinin 2.3.1998 tarihli disiplinsizliğe, diğeri 3.3.1998 tarihli disiplinsizliğe ilişkin olması nedeniyle iddiaların gerçeği yansıtmadığı anlaşılmıştır. Tesis edilen işlemde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Vuranda açıklanan nedenlerle davacı hakkında tesis edilen TSK. den ayırma işleminin de herhangi bir hukuka aykırı yön bulunmadığından, dayanaksız açılan iptal davasının REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy