(3269 S. K. m. 12) (2709 S. K. m. 129) (1602 S. K. m. 21) (Uzman Erbaş Yönetmeliği m. 13)
Davacı vekili 20.8.1998 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 16.9.1996 tarihinde Tunceli 4.Komd.Tug.K.lığı ile 2 yıllık uzman erbaşlık sözleşmesi yaparak, P.uzm.çvş. olarak aynı Tugay 4.Tb.10.Bl.K.lığı emrinde göreve başladığını ve 5.7.1998 tarihinde bir yıl içinde 30 günden fazla (toplam 35 gün) oda hapsi cezası aldığı gerekçesiyle sözleşmesinin feshedildiğini, oysa davacının sözleşmesinin ilk yılı içinde hiçbir ceza almadığı gibi, tam sicil ve olumlu kanaat aldığını, 7 adet takdirname ile taltif edildiğini, gönderildiği iki kursu derece ile bitirdiğini, Ağustos 1997 atamalarında davacının her iki sicil üstünün de değiştiğini, telsizini bir operasyonda düşürdüğü gerekçesiyle Bl.K.ca 26.2.1998 tarihinde verilen 7 gün oda hapsi cezasının isabetli olmadığını, çünkü davacının aynı gün kısa bir süre sonra telsizini karlı arazide arayıp bulduğunu, 4.3.1998 tarihinde bu cezanın infazının sona ermesini takiben bölüğün arazi görevine çıkması ve kışlada bırakılan bir teğmenin de o esnada dışarıya çıkması nedeniyle, ailesine telefon etmek ve para göndermek amacıyla kimseden izin alamayarak Tunceli PTT'sine gitmek amacıyla çarşıya çıktığını ve aynı gün 11.00 - 13.00 sıralarındaki bu çıkışını takiben, durumun Bl.K.na iletilmesi sonucu, bu fiilinden dolayı da Bl.K.ca 7 gün oda hapsi cezasiyle tecziye edildiğini, güvenlik operasyonları nedeniyle taburun Bingöl'e intikalinden sonra 10.5.1998 gecesi davacının banyo yapma ihtiyacı duyduğunu ve saat 05.00 sıralarında banyonun bulunduğu yolun sağındaki kışla kesimine geçip banyosunu yapıp kendi yattığı koğuşa dönerken, uzaktan tabur komutanı tarafından görüldüğünü ve mazeretini beyan etmesine rağmen Tabur Komutanınca usulen savunmasının alınarak 21 gün oda hapsi cezası ile cezalandırıldığını, verilen disiplin cezalarının hepsinde de ortada ceza verilmesini gerektirecek herhangi bir disiplinsizlik mevcut değilken ceza tayini karşısında, bu cezaların yok hükmünde sayılması gerektiğini, bu nedenle sözleşmenin feshi işleminin sebep unsuru açısından hukuka aykırı düştüğünü, sözleşmesinin ilk yılında son derece başarılı olduğu aldığı siciller ve takdirlerle sabit olan davacının, sözleşmesinin ikinci yılında sicil üstlerinin değişmesi ve bu şahısların özellikle uzman erbaş personele şartlanmış şekilde karşı olması nedeniyle kısa bir süre içinde harcandığını, nitekim bu sicil üstlerinin tabura gelmesinden sonra 47 uzman erbaştan 34 ünün ya sözleşmelerini yenilemeyerek ya da feshedilerek kısa bir süre içinde TSK'den ayrıldıklarını, dolayısıyla sudan bahanelerle ve arka arkaya verilen cezalarla davacının sözleşmesinin feshinin aynı zamanda amaç unsuru yönünden de hukuka aykırılıkla sakatlandığını belirterek; söz konusu menfi işlemin iptalini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyası ile savunma ekinde gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacının 16.9.1996 tarihinde iki yıllık sözleşme ile P.uzm.çvş.olarak uzman erbaş statüsüne girdiği ve Tunceli 4.Komd.Tug.4.Tb.10.Bl.K.lığı emrinde görevlendirildiği, sözleşmesinin ilk yılı içinde herhangi bir disiplin cezası almadığı, bu yıl içinde BI.K., Tb.K. ve Tug.K. olmak üzere sıralı amirlerince toplam 7 adet yazılı takdirle taltif edildiği, ilk sicilinin de sicil tam notu düzeyinde (mükemmel) takdir edildiği, sözleşmesinin ikinci yılında 1. ve 11. sicil üstlerinin atama suretiyle değiştiği, sözleşmesinin ikinci yılı içerisinde muhtelif disiplinsiz davranışları olduğu gerekçesiyle 25.2.1998 tarihinde Bölük Komutanınca 7 gün oda hapsi, 6.3.1998 tarihinde yine Bölük Komutanınca 7 gün oda hapsi, 10.5.1998 tarihinde Tabur Komutanınca 21 gün oda hapsi cezalarıyla tecziye edildiği ve bu cezaların sırasıyla 25.2.1998 - 4.3.1998, 6.3.1998 - 13.3.1998, 5.6.1998 - 26.6.1998 tarihleri arasında infazı yoluna gidildiği, 1998 yılı sicilinin sicil tam notunun %60'ının biraz üzerinde verildiği, 4.Komd.Tuğ.K.lığının 29.6.1998 tarihli işlemi ile davacının bir yıl içinde 30 günden fazla (toplam 35 gün) disiplin cezası aldığı gerekçesiyle, 27.6.1998 tarihinden geçerli olarak sözleşmesinin feshedildiği, davacının kendisine 5.7.1998 tarihinde tebliğ edilen işlem sonrası TSK.ile ilişiğinin kesildiği, söz konusu menfi işlemin iptali için 20.8.1998 tarihinde AYİM'de bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
3269 Sayılı Uzman Erbaş Kanununun 12 nci maddesinin atfıyla çıkarılan Uzman Erbaş Yönetmeliğinin 13 ncü maddesinde, Disiplin Mahkemeleri ve disiplin amirlerinden bir yıl içinde toplam 30 gün ve daha fazla hürriyeti bağlayıcı disiplin cezası alan uzman erbaşların sözleşmelerinin feshedileceği hüküm altına alınmaktadır. Davacının da bir yıl içinde toplam 35 gün oda hapsi cezası aldığı sabit olduğundan; davalı idare bağlı yetki gereği davacı hakkında sözleşmenin feshi yolunda işlem tesis etmiştir.
Anayasa'nın 129/4 ve 1602 Sayılı AYİM Kanununun 21/3 ncü maddelerine göre disiplin suç ve tecavüzlerinden ötürü disiplin amirlerince verilen disiplin cezalan yargı denetimi dışında olmakla beraber; disiplin cezalarına dayanılarak tesis edilen idari işlemlerin yargısal denetimi sırasında bu cezaların yokluk denetimi suretiyle idari yargı organınca hukuka uygunluklarının denetleneceği tabiidir ve esasen mahkememizin yerleşik uygulaması da bu doğrultudadır.
Bu yaklaşım çerçevesinde davacıya ait disiplin cezalarının incelenmesinde; davacıya 6.3.1998 tarihinde Bl.K.tarafından verilen 7 gün oda hapsi cezasına ilişkin davacının savunması ve disiplin ceza kararının özlük dosyasında mevcut olduğu, davacıya 25.2.1998 tarihinde Bl.K.tarafından verilen 7 gün oda hapsi cezasına ilişkin disiplin ceza kararının özlük dosyasında mevcut olmakla beraber, davacının savunmasının mevcut olmadığı, ancak disiplin ceza kararında belirtilen savunmanıza ileri sürdüğünüz nedenler uygun ve yeterli görülmediğinden .. ibaresi karşısında, davacının bu cezaya ilişkin savunmasının (yazılı ya da sözlü) alınmış olduğunun kabul edilebileceği, ancak 10.5.1998 tarihinde Tb.K. tarafından davacıya verildiği belirtilen 21 gün oda hapsi cezasına ilişkin ne davacının savunmasının ne de buna ilişkin disiplin ceza kararının özlük dosyasında mevcut olmadığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar özlük dosyası kapsamından bu cezanın infazı yoluna gidildiği anlaşılmaktaysa da; Askeri Ceza Kanununun öngördüğü usul ve esaslar dışına çıkılmak suretiyle fiilen bir cezanın infaz ettirilmiş olmasının, bu duruma hukukilik kazandıramayacağı tabiidir. Şu halde, ortada davacının savunması ve disiplin ceza kararı mevcut olmadığından; davacıya usulüne uygun şekilde verilmiş 21 günlük bir oda hapsi cezasının varlığından söz edebilmeye imkan yoktur. Bu durumda, 21 gün oda hapsi cezası dışında kalan diğer iki cezanın toplamı 14 gün oda hapsi olduğundan; davacının Uzman Erbaş Yönetmeliğinin 13/4 ncü maddesi uyarınca sözleşmesinin feshinde hukuki isabet olmadığı görülmektedir.
Bir an için, sebep ikamesi yoluyla 14 gün oda hapsi cezasının davacının Uzman Erbaş Yönetmeliğinin 13 ncü maddesinde öngörülen görevde başarısızlığını ya da kendisinden istifade edilemeyeceğini ortaya koyduğu düşünülerek, sözleşmenin feshine ilişkin işlemin sonuçta hukuka uygun olduğu düşüncesi akla gelebilirse de; davacının kısa bir süreye sıkıştırılmış söz konusu disiplin cezaları dışındaki hizmet safahatının çok parlak bir düzeyde olduğu, OHAL bölgesindeki operasyonlardaki başarıları, üstün cesaret ve feragati, eğitim ve atıştaki üstün performansı nedeniyle toplam 7 adet yazılı takdirle taltif edildiği, sözleşmesinin ilk yılında her üç sicil üstünce mükemmel düzeyde davacıya sicil verildiği maddi vakıaları karşısında, davacının görevde başarısız olduğunu söylemek ya da kendisinden istifade edilemeyeceğini kabul etmek yaşamın olağan gerçeklerine ters düşer. Dolayısıyla, bu yönden de işleme hukukilik atfetmek mümkün bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davacının sözleşmesinin feshine ilişkin işlem sebep ve maksat unsurları yönünden hukuka aykırı görüldüğünden, işlemin İPTALİNE.
Full & Egal Universal Law Academy