(657 S. K. m. 48, 98) (2709 S. K. m. 125)
Davacının 13.7.1998 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Diyarbakır 2.Tak. Hv. K.K.lığı 2.Des.Üs.K.lığı emrinde sivil memur olarak görevli olduğunu, Hv.K.K.lığının 1.7.1998 gün ve PER:4382-1078-98/Personel D.(Svl.Me.) /25067 sayılı emri ile görevine son verildiğini, kendisinin 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 nci maddesindeki memur olma şartlarını kaybetmediğini, görevine son verilme işleminin hukuka aykırı olduğunu belirterek işlemin iptali, yoksun kaldığı özlük haklarının tazmini ve yürütmenin durdurulması talebiyle süresinde dava açtığı görülmektedir.
Davacının yürütmenin durdurulmasına ilişkin birinci talebinin AYİM.1.D.nin 13.10.1998 gün ve Gensek:1998/1204 Esas:1998/693 sayılı kararı ile davalı idarenin savunması alındıktan sonra değerlendirilmesine karar verildiği, bilahare davalı idarenin savunması alındıktan sonra davacının yürütmenin durdurulmasına ilişkin talebinin AYİM.1.D.nin 24.11.1998 gün ve Gensek:1998/1204 Esas: 1998/693 sayılı kararı ile reddedildiği, davacının yürütmenin durdurulmasına ilişkin ikinci talebinin AYİM 1 nci Dairesi'nin 22.12.1998 gün ve Gensek: 1998/1204 Esas:1998/693 sayılı kararı ile kabul edildiği anlaşılmıştır.
657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 98 nci maddesinde memurluğun sona ermesi sebepleri düzenlenmiştir. Maddenin (b) bendine göre, Devlet Memurlarının, memurluğa alınma şartlarından herhangi birini taşımadıklarının sonradan anlaşılması veya memurlukları sırasında bu şartlardan herhangi birini kaybetmeleri halinde memurlukları sona ermektedir.
Devlet memurluğuna alınacaklarda aranan genel ve özel şartlar kanunun 48 nci maddesinde düzenlenmiş olup, maddenin (A) bendinin 5 numaralı alt bendine göre, Taksirli suçlar ve aşağıda sayılan suçlar dışında tecil edilmiş hükümler hariç olmak üzere, ağır bir hapis veya 6 aydan fazla hapis veyahut affa uğramış olsalar bile Devlet şahsiyetine karşı işlenen suçlarla, zimmet, ihtilas, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçtan veya istimal ve istihkak kaçakçılığı hariç kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, devlet sırlarını açığa vurma suçlarından dolayı hükümlü bulunmamak. devlet memurluğuna alınmada aranan genel şartlardan biridir.
Dosyada mevcut belge ve bilgilerin incelenmesinden; Davacının Diyarbakır 2.Tak. Hv. K.K.lığı Askeri Mahkemesinin 15.4.1998 gün ve 1998/266-135 Esas ve Karar sayılı hükmü ile askeri eşyayı çalmak suçundan dolayı 5 gün hapis cezası ile tecziye edildiği, cezanın para cezasına çevrildiği, kararın temyiz edilmemesi nedeniyle 7.5.1998 tarihinde kesinleştiği, bunun üzerine Hv. K.K.lığının 1.7.1998 gün ve PER:4382-1077-98/PER. D.(Svl.Me.) sayılı onayı ile Devlet Memurları Kanununun 98/b ve 48 nci maddeleri uyarınca davacının memurluğuna son verildiği, davacının 10.7.1998 ve 22.7.1998 tarihli dilekçeleriyle söz konusu mahkumiyet hükmü ile ilgili olarak yargılanmanın yenilenmesi isteminde bulunduğu, davacının isteminin Askeri Yargıtay 5 nci Dairesinin 24.9.1998 gün ve 1998/540-530 esas ve karar sayılı hükmü ile kabul edildiği, bunun sonucunda davacının 2.Tak.Hv.K.K.lığı Askeri Mahkemesinde yeniden yargılandığı, yapılan yargılama sonucunda 2.Tak.Hv.K.K.lığı Askeri Mahkemesinin 16.11.1998 gün ve 1998/577 sayılı hükmü ile davacının askeri eşyayı çalmak suçundan Beraatine karar verildiği, hükmün 1.12.1998 tarihinde kesinleşmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının Askeri eşyayı çalmak suçundan beraat etmiş olması karşısında; davacının memur olma şartını kaybetmemiş olduğu, davacının memuriyet görevine son verilme işleminin de sebep unsuru açısından hukuka aykırı bir duruma geldiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davacının memuriyet görevine son verilmesi işleminin sebep unsuru açısından hukuka aykırı olduğu kanaat ve sonuca varılmıştır.
Davacının statü dışında kaldığı özlük haklarının ödenip ödenmeyeceği meselesine gelince; T.C.Anayasa'sının 125/son maddesinde İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür hükmünde idarenin kusuru aranır veya kusursuz sorumluluğuna hükmedilir. Dava konusu olayda kusursuz sorumluluktan bahsetmenin mümkün olamayacağından, incelememizi hizmet kusuru açısından yapmak icap etmektedir. Davacı hakkında Askeri Eşyayı çalmak suçundan kamu davası açılması üzerine, yapılan yargılama sonucu suçu sabit görülerek mahkumiyetine karar verilip kesinleştikten sonra, idare yine Anayasa hükmü olan Md:138/son Yasama ve yürütme organları ile idare mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez. hükmü karşısında hırsızlıktan mahkum olmuş davacıyı 657 sayılı kanunun 98/b ve 48 nci maddeleri gereğince idare, Devlet memurluğuna, bağlı yetkisi sebebiyle son vermiştir. Bu durumda idarenin hizmet kusurundan da bahsetmenin mümkün olamayacağı anlaşılmıştır. Türk hukuk sistemin de Devletin sorumluluğu olarak olaya bakmakta mümkün değildir, burada hatalı olan yargı kararının sorumluluğu idareye yüklenemez.
Açıklanan nedenlerle;
1- Davacının Devlet memurluğundan çıkarılma işlemi sebep, konu ve maksat yönünden hukuka aykırı düştüğünden OYÇOKLUĞU ile İŞLEMİN İPTALİNE,
2- Statü dışında geçirdiği sürelere ilişkin yoksun kaldığı özlük haklarının tazmini isteminin OYBİRLİĞİ ile REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy