(6245 S. K. m. 3, 5, 9, 10) (AYİM. 1 D. 13.05.1997 T. 1996/888 E. 1997/391 K.) (AYİM. 1 D. 30.09.1997 T. 1997/146 E. 1997/653 K.) (10 DD. 06.10.1993 T. 1992/1449 E. 1993/3681 K.)
Davacı, 6.11.1997 tarihinde kayda geçen dava ve 26.2.1998 tarihinde kayda geçen yenileme dilekçesinde özetle; görevli olduğu Deniz Hava Üs K.lığından (Cengiz Topel/Kocaeli), Deniz Eğitim Ve Öğretim Komutanlığına (Altınova/Yalova) atandığını, ayrılışıyla birlikte hazırlanan sürekli görev yolluğuna ilişkin tahakkuk belgelerinin Deniz Filoları Defterdarlığınca kabul edilmeyerek (Gölcük/Kocaeli) harcırah ödenmeyeceğinin 10.9.1997 tarihinde tarafına bildirildiğini, oysa Kocaeli ve Yalovanın iki ayrı il olup Cengiz Topel/Kocaeli ile Altınova/Yalova arasının 60 kilometre mesafede olduğunu ve bu iki birlik ve merkez arasında ilgili kurumlarca sağlanan servis imkanının bulunmadığını, ilgili kurumların bulunduğu Belediyelerin farklı il sınırları içerisinde olduğunu, her iki kurum arasında 13 adet farklı ilçe/belde Belediyelerinin mevcut olduğunu, bu iki birlik mahallinin şehir ve kasabaların devamı niteliğinde olmayıp, karşılıklı Belediye hizmetlerinin götürülmediği mahaller olduğunu belirterek, kendisine sürekli görev yolluğu verilmemesi yolundaki işlemin iptalini ve bu işlem nedeniyle duyduğu üzüntüye karşılık olmak üzere 50.000.000 TL. lık manevi tazminatın hüküm altına alınmasını talep ve dava etmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; davacının Dz.Hv.Üs.K.lığı Meydan Hrk.K. olarak görevli bulunduğu Topel - Kocaeliden, Dz.K.K.lığının 1.4.1997 tarihli genel atamaları ile Deniz Eğitim Ve Öğretim K.lığı emrine (Altınova - Yalovaya) atandığı, eski birliğinden 22.7.1997 tarihinde ayrılışını yaptığı, bilahare Gölcük Dz.Ana Üs K. lığınca Topel - Altınova arası için sürekli görev yolluğunun tahakkukunun yapıldığı ve 32.100.000 TL. harcırah tahakkukuna ilişkin Tahakkuk Müzekkeresi Ve Verile Emrinin hazırlanıp, tahakkuk amiri ve Gölcük Dz. Ana Üs Komutanınca imza altına alındığı, ancak Maliye Bakanlığı Deniz Filoları Defterdarlığının 3.9.1997 tarihli işlemi ile Gölcük bölgesi ulaşımı için personel taşıma ihalesinin yapıldığı ve düzenlenen sözleşme ile taşımanın muntazaman sürdürüldüğü ve ödemelerinde yapılmakta oluşu, bu durumda memuriyet mahalli kavramı içinde olan yeni görev yeri için harcırah ödenemeyeceği hususunda Maliye Bakanlığının yazısının bulunduğu belirtilerek, davacıya sürekli görev yolluğu ödenemeyeceğinin bildirildiği, davacının söz konusu işlemin iptali ve bu işlem nedeniyle uğradığı manevi zararın tazmini istemiyle süresinde AYİMde bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
6245 Sayılı Harcırah Kanununun Harcırahın Unsurları başlıklı 5 nci maddesinde Harcırah; yol masrafı, yevmiye, aile masrafı ve yer değiştirme masrafını ihtiva eder. İlgili, bu kanun hükümlerine göre bunlardan birine, birkaçına veya tamamına müstahak olabilir. denilmektedir. Aynı Kanunun Yol Masrafı, Yevmiye, Aile Masrafı Ve Yer Değiştirme Masrafının Birlikte Verilmesini İcabettiren Haller başlıklı 10 ncu maddesinin (1) numaralı fıkrasında, ... Yurt içinde daimi bir vazifeye ... naklen tayin olunanlara ... yol masrafı, yevmiye, aile masrafı ve yer değiştirme masrafının birlikte verileceği belirtilmektedir. Belirtilen bu amir hükümler karşısında, Topel - Kocaelinden Altınova - Yalovaya atanan davacının yurtiçi sürekli görev yolluğuna müstahak olduğu kuşkusuzdur. Davalı İdarenin tesis ettiği menfi işlemin dayanağını ise aynı kanunun 3/g maddesinde tanımlanan Memuriyet Mahalli kavramına verilen yanlış anlam ve yorum teşkil etmektedir.
Anılan tanımlamaya göre Memur ve hizmetlinin asıl görevli olduğu veya ikametgahının bulunduğu şehir ve kasabaların Belediye sınırları içinde bulunan mahaller ile bu mahallerin dışında kalmakla birlikte yerleşim özellikleri bakımından bu şehir ve kasabaların devamı niteliğinde bulunup belediye hizmetlerinin götürüldüğü veya kurumlarınca sağlanan taşıt araçları ile gidilip gelinebilen yerler in memuriyet mahalli sayılması gerekli bulunmaktadır. Aynı Kanunun 9/b maddesine göre de sürekli görev yolluğu naklen atananlara eski memuriyet mahallerinden itibaren verileceğinden; davalı idarece davacının atandığı yeni görev mahalli (Altınova - Yalova) memuriyet mahalli olarak kabul edilerek işlem tesis edilmiştir.
Mahkememizin dava konusuna benzerlik gösteren bir kısım davalara ilişkin olarak verdiği kararlarda (AYİM.1.D. 13.5.1997 tarih ve E.1996/888, K.1997/391; AYİM.1.D. 30.9.1997 tarih ve E.1997/146, K.1997/653) işaret edildiği üzere, davacının eski görev yeri (Cengiz TOPEL) ile atandığı yeni görev yeri (Altınova) tamamen farklı iki il sınırları içinde bulunmaktadır. Aralarında birkaç il, ilçe ve belde belediyeleri olan Kocaeli ve Yalova illeri arasında 6245 sayılı Kanunun 3/g maddesi anlamında bir mahal birlikteliği söz konusu olamayacağı gibi, aynı şekilde velev ki Topel - Altınova arasında kurumca sağlanan taşıt araçlarıyla ulaşım imkanı bulunsa dahi, bu husus davacıya sürekli görev yolluğu ödenmesine engel bir hal teşkil edemez. Çünkü 6245 sayılı Yasanın açık hükümleri ve bu hükümlerin amaçsal yorumundan, atama gibi memuru ve ailesini mali yönden etkileyen bir değişim dolayısıyla onun mağdur edilmesi hiçbir zaman düşünülemeyeceğine göre, evini, eşyasını yeni görev mahalline taşıyacak olan bir memurun, salt buraya servis imkanı var diye tüm taşınma masraflarına (eşya nakli vb) katlanmasını bekleyip istemek hakkaniyet ilkeleriyle bağdaştırılamaz. Bu hal ancak, geçici görev yolluğu bakımından düşünülebilir.
Esasen, dava dosyasındaki Karamürsel Eğitim Merkezi Komutanlığı (Altınova - Yalova) ve Deniz Hava Üs Komutanlığı (Cengiz Topel - Kocaeli) yazılarından, bu iki birlik (mahal) arasında personel servisi olmadığı açıkça anlaşılmakta; dava dilekçesi ekinde bir sureti sunulan Taşıma Şartnamesi nin tetkikinde de bu iki mahal arasında doğrudan bir servis hizmetinin bulunmadığı görülmektedir.
Bu durumda, Topel - Altınova arası mesafe bakımından (ki bunun 60 km. olduğu dosyadan anlaşılmaktadır) davacının atandığı Altınovanın 6245 sayılı Kanunun 3/g maddesi kapsamında memuriyet mahalli olarak kabulüne hukuken imkan olmadığı açık olup; davacının aynı kanunun 10 ncu maddesinde öngörülen sürekli görev yolluğuna müstahak olduğu kuşkusuzdur ve davalı idarece aksi yönde tesis edilen işlemin sebep unsuru yönünden hukuka aykırılıkla sakatlandığı görülmektedir.
Davacının manevi tazminat istemine gelince:
Davacıya müstahak olduğu halde yurtiçi sürekli görev yolluğu verilmemesine ilişkin idari işlemin sebep unsuru bakımından hukuka aykırı olduğunun tespiti, beraberinde bu hukuka aykırılığın idarenin sorumluluğuna yol açıp açamayacağı sorununu getirmektedir. Öğretide de kabul gördüğü üzere, iptal nedenleri ile sorumluluk doğurucu nedenler arasında sıkı bir bağ olduğu kuşkusuzdur. İdarenin mevzuat hükümlerine aykırı işlem tesis etmesi, kural olarak aynı zamanda bir hizmet kusuruna sebebiyet vermektedir. Dairemizin son yıllardaki yerleşik uygulaması, idari işlemlerden doğan sorumlulukta ağır kusur kriteri aranmaksızın, işlem nedeniyle uğranılan zararın idarece tazminine hükmedilmesi doğrultusundadır. Öte yandan, idari işlemlerden doğan sorumlulukta sorumluluğu ortadan kaldıran nedenler arasında yer alan içtihadi hata (kanunların yorumundaki ve olayların değerlendirilmesindeki fark nedeniyle verilen zarar) kavramının dava konusunda tatbik kabiliyeti olamayacağı açıktır. Gerçekten, öğretide hukuk kurallarının yorum ve uygulanmasındaki isabetsizliklerin idari sorumluluğu ortadan kaldıran bir sebep sayılamayacağı kabul edildiği gibi (Lütfi Duran, Türkiye İdaresinin Sorumluluğu, Ankara 1974, s.38), İçtihadi hata hali mutlak kurallara bağlı olmaması nedeniyle, her olayın özelliğine göre değerlendirilmesi gereken bir kriter olup, bu kriterin hukuka aykırı işlemle bir hakkın ihlal edilmiş olduğunun belirlenmesi halinde uygulanması mümkün değildir. (Dnş.10.D. 6.10.1993, E.1992/1449, K.1993/3681; Danıştay Dergisi, Sayı: 89, Ankara 1995, s.588 - 590) 6245 sayılı Harcırah Kanununun yukarıda belirtilen açık hükümlerinin personel (memur) aleyhine yorumlanması suretiyle menfi işlem tesis edilmesinde içtihadi hata hali kesinlikle söz konusu olamayacağı gibi bu nedenle bir tazmin sorumsuzluğu da düşünülemez. Bu bakımdan, Başsavcılığın, 6245 sayılı Kanunun ilgili hükümlerinin yeterince açık olmaması ve farklı yorumlanmaya elverişli bulunması nedeniyle tesis edilen işlemin içtihada elverişli bir hükümden kaynaklandığı, ayrıca manevi tazminat ödenmesini gerektirecek özel ve ağır bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, bu nedenlerle manevi tazminat isteminin reddi gerektiğine ilişkin düşüncesine itibar edilememiştir.
Öte yandan, mevzuat hükümlerine açıkça aykırı şekilde tesis edilen dava konusu işlemin davacının manevi zararına yol açtığında esasen kuşku bulunmamaktadır. Söz konusu işlem nedeniyle davacı müstahak olduğu halde yurtiçi sürekli görev yolluğunu alamamış, bir kamu görevlisi olarak idarece karşılanması gerekli eşya nakli, ulaşım giderleri vb. zorunlu masrafları cebinden karşılamış, en önemlisi sorumlu, teminatlı ve basiretli idareden beklediği yasal davranış biçiminin aksini görmesi nedeniyle idareye güven duygusundan önemli bir zafiyet oluşmuş ve bunun doğal sonucu olarak da bir elem ve üzüntü duymuştur. Şu halde, davacının uğradığı söz konusu manevi zararın, hizmeti iyi işletmediği için hizmet kusuru esasına göre davalı idarece tazmini bir zorunluluk bulunmaktadır. Belirtilen nedenle davacının manevi zararının tazmini cihetine gidilmiş, ancak Dairemizin emsal olaylardaki hükmettiği miktarın fazlasına ilişkin talebinin reddi kararlaştırılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; davacıya Topel - Kocaeli / Altınova - Yalova arası yurtiçi sürekli görev yolluğu verilmemesi işlemi sebep yönünden hukuka aykırı görüldüğünden İPTALİNE,
Söz konusu idari işlem nedeniyle davacının uğradığı manevi zarara karşılık olmak üzere 25.000.000 TL. (Yirmibeşmilyon lira) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, davacının fazlaya ilişkin isteminin REDDİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy