(5434 S. K. m. 31)
Davacı, 1.10.1998 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 3.10.1977 tarihinde İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Fakültesi Elektronik ve Haberleşme Bölümünde öğrenime başladığını, 28.2.1978 tarihinde askeri öğrenci olduğunu, 1978-1979 öğretim yılında İstanbul Teknik Üniversitesinde öğretime ara verildiğini, bu nedenle kendi elinde olmayan nedenle üniversiteden 1 yıl gecikme ile 13.10.1982 tarihinde mezun olup, 31.10.1982 tarihinde teğmen naspedildiğini, kendisinin yaptığı hesaplamada 29.1.1999 tarihinde emeklilik hakkını kazandığını, bu durumu açıklığa kavuşturmak için Hv. K.K.lığına dilekçe ile başvurduğunu, Hv. K.K.lığınca kendisine 29.1.1999 tarihinde emekliliği hak etmesinin sözkonusu olmadığına dair cevap verildiğini, bu işlemin hukuka aykırı olduğunu belirterek, işlemin iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı idare savunmasında, davacının daha önce aynı konuda aynı taleple AYİM.'nde dava açtığını, davanın reddedilmiş olduğunu, davacının öncelikle kesin hüküm nedeniyle reddedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Davacının 1983 yılında 1978-1979 öğretim yılında İstanbul Teknik Üniversitesinde öğretime ara verilmesi nedeniyle üniversiteden 1 yıl geç mezun olduğunu belirterek, teğmenliğe nasbinin bir yıl geri götürülmesi talebiyle AYİM.'nde dava açtığı, AYİM. 1. Dairesinin 25.5.1984 gün ve 1984/21-113 Esas ve Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 237 nci maddesinin 2 nci fıkrasına göre kesin hükmün mevcudiyetinin kabulü için;
a) Davanın konusunun,
b) Davanın sebebinin,
c) Davanın taraflarının aynı olması şartlarının bir arada gerçekleşmesi lazımdır. Bu şartlardan biri gerçekleşmemişse kesin hükmün varlığından söz edilemez.
Davacının 1983 yılında açtığı dava ile yeni açtığı davanın tarafları ve sebebi aynıdır. Ancak her iki davanın konuları farklıdır. Önceki davanın konusu, teğmenliğe nasbinin bir yıl geri götürülmesi, şimdiki davanın konusu, öğrencilik döneminde geçen fazla sürenin, emeklilik hesabında, fiili hizmet süresinden sayılmaması işleminin iptalidir. Her iki davanın konuları aynı olmadığından, kesin hükmün şartları gerçekleşmemiştir. Dolayısıyla davalı idarenin kesin hüküm itirazına katılmanın mümkün olmadığı kanaat ve sonucuna varılmıştır. Usulü konuda sonuç olarak davalının kesin hüküm itirazının reddine karar verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; 4 yıllık normal öğrenim süreli fakülteyi idari zorunluluk olarak kabul edilen nedenlerden dolayı bir yıl öğrenime ara verilmesi sonucu normal öğrenim süresinden fazla bir sürede bitirmesinde kendi kusuru bulunmadığını, bu hususun da fiili hizmet süresinden değerlendirilmesi gerektiğini iddia etmiştir.
5434 Sayılı Emekli Sandığı Kanununun 31 nci maddesinin (f) fıkrasında, Harp Okulları, Fakülte ve Yüksekokulları ile Astsubay Sınıf Okullarında her ne sebeple olursa olsun, sınıf geçemeyen Silahlı Kuvvetler mensubu askeri öğrencilerin fazla öğrenim yılları fiili hizmet müddetlerinden derhal indirilir. Fakülte ve yüksekokullarda kendi hesabına okuduktan sonra muvazzaf subay naspedilen veya yedek subaylık hizmetini takiben muvazzaf subaylığa geçirilenlerin, normal süreyi aşan öğrenim süreleri fiili hizmet müddetlerinden sayılmaz hükmü yer almıştır.
Yukarıda belirtilen yasa hükmü çerçevesinde, davacının durumu değerlendirildiğinde; davacının kendi elinde olmayan bir nedenle de olsa askeri öğrenci olarak gördüğü üniversite öğrenimini 1 yıl geç tamamlayarak mezun olduğu sabittir. Bu durumda davacının sözkonusu 1 yıllık normal süreyi aşan öğrenim süresinin fiili hizmet müddetinden sayılması ve emekliliği buna göre hak etmesine mevcut yasa hükmüne göre olanak yoktur. Dolayısıyla davacı hakkında davalı idarece tesis edilen işlemin bütün unsurları itibariyle hukuka uyarlı bir işlem olduğu kanaat ve sonucuna varılmıştır.
Davacı; Emekli Sandığının 31 nci maddesindeki hükmün; sınıf geçemeyenler için ve özellikle öğrenciyi ilgilendiren nedenlere bağlı olarak vaz edildiğini; idari ara vermenin madde kapsamına giremeyeceğini belirtmiş ise de; anılan maddede davacının belirttiği şekilde bir ayrım yapılmak istenmiş olsaydı bu hükme derç edilir ve açıkça belirtilirdi. Oysa yasa koyucu her durum ve seçeneği kapsayacak şekilde; Harp Okulları, Fakülte ve Yüksek Okullar ile Astsubay Sınıf Okullarında Her Ne Sebeple Olursa Olsun sınıf geçemeyen Silahlı Kuvvetler mensubu askeri öğrencilerin Fazla Öğrenim Yılları Fiili Hizmet Müddetlerinden Derhal İndirilir... düzenlenmiş bulunduğundan, davacının iddiasının yerinde ve haklı görülmesine olanak bulunmamaktadır.
Davacının sair bir iddiası olan 29.1.1999 tarihinde emekliye ayrılma hakkını elde edip edemeyeceği hususuna gelince; 14.2.1999
-31.10.1982 (Teğmen) 4 ay 16 yıl (Subaylık Fiili Hizmeti)
Bu süreye fiili hizmet zammı süresi olan: 1 ay 4 yıl (Fiili hizmet zammı) eklenince;
4 ay 16 yıl+ 1 ay 4 yıl 5 ay 20 yıl bulunmaktadır.
Davacı İTÜ'ye 3.10.1977'de girmiştir. 28.2.1978 tarihinde askeri öğrenci olmuştur. 18 yaşını 2.8.1978 tarihinde doldurmuştur. Davacının okulda 18 yaşın üzerinde geçen süresi;
1982.10.13 - 1978.8.2 4 yıl 2 ay 11 gün okulda geçen ve yasal olarak sayılan itibari fiili hizmet zammı olan bu sürenin; yukarıda bulunan subaylık fiili hizmet süresi+zammı olan 5 ay 20 yıl ile toplamından; 5 ay 20 yıl+ 11 gün 2 ay 4 yıl 11 gün 7 ay 24 yıl olmakta; 25 yıl fiili hizmetini davacının belirttiği tarih olarak doldurmamaktadır. Kaldı ki, bu hesaplama davacının istemine uygun şekilde yapılmış olup; davacının 18 yaşın üzerinde okulda geçen süreden 1 yıl da öğrenime ara verilen süre düşülecek olursa; 3 yıl 2 ay 11 gün süre kalacaktır ki; bu sürenin 20 yıl 5 aylık subaylık fiili hizmeti+zammı ile toplamı sonucu 23 yıl 7 ay 11 günlük elde edilecektir ki; her halükarda davacının 29 Ocak 1999 tarihinde emekliliğe hak kazanması katiyetle mümkün görülmemektedir.
Sonuç olarak; yasal dayanaktan yoksun bulunan davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy