(6245 S. K. m. 17, 34) (2709 S. K. m. 160) (832 S. K. m. 28, 29) (6183 S. K. m. 1)
Davacı 8.10.1998 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 1997 yılı Haziran ayında Polonya Krakovv'da yapılan 7.Uluslararası Bandolar Festivaline Donanma K.lığı Bandosu olarak davet edildiklerini, Polonya'ya gidiş ve dönüşlerinin askeri uçakla yapıldığını, ancak personelin Polonya'daki konaklama ve iaşe masrafları için davalı idarece herhangi bir harcama yapılmadığından ve otel hizmetleri ile yiyecek masrafları kendilerince karşılandığından, 6245 sayılı Kanunun 17. maddesinin 1.fıkrası ve 34. madde de yazılı, Bakanlar Kurulu ve Maliye Bakanlığınca belirlenen oranlar dahilinde kendilerine tam harcırah ödendiğini, 1998 yılında Sayıştay denetçileri tarafından yapılan denetimde kendilerine ödenen harcırahın 6245 sayılı Kanunun 17. maddesinin 5.fıkrasına göre 1/3 oranında verilmesi gerektiğinin öne sürüldüğü ve bu rapora nazaran Sayıştay Başkanlığı tarafından sorumlu görülen Deniz Filoları Defterdarı, Bütçe Maliye Ks.A. ve Loj.Bşk.dan savunma isteminde bulunulduğu, anılan makamların savunma yapmayarak, kendiliklerinden fazla harcırah ödemesi iddiasını kabulle, kendilerine ödenen tutarı %10 faizi ile birlikte maaştan kestiklerini, kendi onayı ve herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın aylığından kesilen ve 335 ABD. doları karşılığı olan 52.488.000 TL. nin hukuka aykırı bir şekilde saymanlığa yatırıldığını, bu işlemin düzeltilmesi için yaptığı başvurusunda 19.8.1998 tarihli işlemle reddedildiğini, esasen ortada hatalı ödeme diye bir hususun mevcut olmadığını, nitekim örnek gösterdiği muhtelif askeri bandoların yurtdışına görevli olarak çıktıklarında personele ödenen harcırahın da aynı şekilde kendilerine ödenen miktar kadar olduğunu belirterek; söz konusu aylıktan kesinti yapılması işleminin iptalini ve 52.488.000 TL. tutarındaki bu kesintinin yasal faizi ile birlikte kendisine iadesini talep ve dava etmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; davacının Donanma K.lığı 1.Sınıf Bando K.lığı emrinde Bad.Astsb. olarak görev yapmaktayken, 13-15 Haziran 1997 tarihleri arasında Polonya - Krakovv'da düzenlenen Askeri Bandolar Müzik Festivaline bandosuyla birlikte gönderildiği, 5 gün süren bu görev nedeniyle 6245 sayılı Harcırah Kanununun 17/1 ve 34.maddeleri uyarınca, Bakanlar Kurulu ve Maliye Bakanlığınca belirlenen oranlar dahilinde kendisine tam harcırah tahakkuk ettirilerek ödendiği, görevin sona ermesinden bir yıl kadar sonra Sayıştay Denetçisi tarafından Deniz Filoları Defterdarlığının 1997 yılı hesaplarının incelenmesinde 23.7.1997 tarih ve 1028 sayılı verile emri ile ödenen 2.601.813.000 TL.'nın usulsüz olduğu belirtilerek, sorumlu görülen Sayman, Tahakkuk Memuru (Bütçe Maliye Ks.A.) ve Loj.Bşk.dan sorgu kağıdı ile ... Donanma K.lığı 1.Sınıf Bando K.lığı personeli TSK.'nin temsili maksadıyla 7 ncisi düzenlenen Krakow - 97 Müzik Festivaline iştirak etmiş ve personel yurtdışı harcırah ödemesi yukarıdaki açık hükme -6245 SK. Md.17/1-5 - göre günlük 1/3 (ilk 10 gün için %50 artırımlı) ödenmesi gerekirken, %50 artırımlı tam gündelik olarak ödenmiştir; kabulü mümkün bulunmamaktadır. Yukarıda yazılı mevzuat hükümlerine aykırı olarak aşağıda hesabı gösterilen 2.601.813.000 TL, fazla ödeme nedeninin açıklanması şeklinde savunmanın anılan ilgililerden istendiği, Don.K.lığı Kur.Bşk.lığının 23.6.1998 tarihli yazısı ile 1. 1997 yılında Polonya'daki Krakow-97 Askeri Bandolar Müzik Festivaline katılan Donanma K.lığı 1.Sınıf Bando K.lığı personeline, 6245 sayılı Harcırah Kanunu gereği yurtdışı harcırahlarının 1/3 oranında verilmesi gerekirken, tam verildiği için Sayıştay Denetçilerince zimmet çıkartılmıştır. 2. Bahse konu fazla ödemelerin %30 gecikme faizine tabi tutulmaması için, Donanma K.lığınca 20.7.1998 tarihinde topluca Deniz Filoları Defterdarlığına yatırılacağından, Ek'te gönderilen Sayıştay Sorgu Kağıdındaki personelin fazla ödemelerinin %10 gecikme faizi ile birlikte tahsil edilerek, 20.7.1998 tarihinde kadar Donanma K.lığı maaş mutemetliğine teslim ve edilmesini veya ......... Bankası Gölcük Şubesinin ............ No'lu hesabına havale edilmesini... şeklinde işlem tesis edildiği, bu emir üzerine davacının aylığından da fazla ödendiği belirtilen 335 ABD. doları karşılığı (%10 faiziyle birlikte) 52.488.000 TL.'nın re'sen kesilerek Saymanlığa yatırıldığı, davacının bu işlemin düzeltilmesi ve yapılan kesintinin kendisine iadesine ilişkin olarak 14.7.1998 tarihinde dilekçe verdiği, bu arada Don. K.lığı Bütçe Maliye Ks.A.İk.Bnb.'nın Sayıştay Başkanlığına yazdığı 21.7.1998 tarihli yazıda ... ödemelerin sehven fazla yapılmış olduğu tespit edilerek, bahse konu fazla ödemeler ilgililerden geri alınmış ve %10 gecikme faizi ile birlikte Deniz Filoları Defterdarlığına yatırılmış olup, vezne alındısı makbuzları ekte sunulmuştur denildiği, davacının ihtiyari başvurusunu cevap olarak bildirilen Don. K.Loj. Bşk.lığının 19.8.1998 tarihli yazısında ... Fazla ödemenin kanuna aykırı olarak yapılması ve savunma yapılacak bir durumun bulunmaması nedeniyle, Sayıştay kararının kesinleşip yıllara göre %30, %50 ve daha yüksek oranlarda gecikme faizi ödenmemesi için, ilgililerden %10 kanuni faizi ile tahsil edilerek Deniz Filoları Defterdarlığına yatırılmasına karar verilmiş ve işlemler tamamlanmıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle; şahıslardan tahsil edilen fazla ödeme işlemi doğru olup, kanuna aykırı bir yönü bulunmamaktadır denildiği, bu işlemin 28.8.1998 tarihinde davacıya tebliğini müteakip, davacının söz konusu işlemin iptali için 8.10.1998 tarihinde AYİM'de bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Davacının dava konusu yaptığı aylıktan kesinti yapılması işlemini tesis eden davalı idarenin işlemi tesis gerekçesi, Sayıştay Denetçisince Deniz Filoları Defterdarlığının 1997 yılı hesaplarının denetiminde, içlerinde davacının da yer aldığı bir kısım bando personeline yurtdışı görevi sırasında ödenen harcırahın fazla tahakkuk ettirildiği iddiası üzerine mali sorumlulardan savunma istenmesi vakıasıdır. Davalı idare, Sayıştay Denetçisince mali sorumlulardan istenen savunmanın hemen akabinde, fazla harcırah ödendiği belirtilen tüm personelin aylığından, fazla ödenen meblağı %10 faiziyle birlikte re'sen kesmiş ve zimmet olarak çıkarılan toplam miktarı ilgili Saymanlık hesabına yatırmıştır.
Sayıştay'ın görev ve yetkileri 1982 Anayasa'sının 160 ncı maddesi ile 832 Sayılı Sayıştay Kanununun 28 ve 29 ncu maddelerinde gösterilmiştir. Bu hükümlere göre Sayıştay; genel ve katma bütçeli Dairelerin gelir ve giderleri ile mallarını denetlemek, sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlamak, kanunlarla verilen inceleme, denetleme, kesin hükme bağlamakla görevlidir.
Anayasa ve Sayıştay Kanunuyla tanınan hükme bağlamak yetkisinin alanı, Devlet malına vaziyet eden sorumlu ve ilgililerin hesap ve işlemlerini denetlemekle sınırlandırıldığından; üçüncü kişilerin (ahizlerin) Sayıştay denetimine tabi olacakları söylenemez. Sayıştay denetimine tabi olacak kişilerin kimler olduğu 1050 sayılı Muhasebei Umumiye Kanunu ile 832 sayılı Kanunda gösterilmiştir. Sayıştay, ancak kanunlarda belirlenen ilgililerin hesap işleri ve işlemlerinin denetimini yapmak yetkisine sahiptir. Kamu görevlilerince özlük haklarının fazla ödenmesinden doğan bir alacağın Devlet hazinesine geri dönüşü için vasıta sayılabilecek Sayıştay denetim yolu, ancak Sayıştay'ın denetimine tabi kanunlarda sayılan ilgili kişiler hakkında geçerlidir ve hiçbir zaman kararlarına yargı kararı gözü ile bakılamaz. Özlük hakkı fazla ödenen üçüncü kişi (ahiz) durumunda bulunan kamu görevlisi, doğrudan ya da dolaylı olarak denetim konusu yapılamayacağı gibi, denetim sonunda verilecek karar da bu kamu görevlisi hakkında verilmeyip, fazla ödemeyi yapan ilgili kişi hakkında kurulacaktır. Şayet Sayıştay denetimi sonunda kamu görevlisine ödenen bir fazlalık saptanmış ise çıkarılacak zimmetin muhatabı, fazla ödemede bulunulan kamu görevlisi olmayıp, fazla ödemeyi yapan ve işlemleri açısından Sayıştay denetimine tabi ilgili kişidir. Bu yüzden Sayıştay'ın kararı ancak ilgilisi hakkında geçerlidir. Bunun doğal sonucu olarak da, Sayıştay'ın fazla ödemede bulunan ilgiliye zimmet hükmetmesi, ilgilinin fazla ödeme yaptığı kamu görevlisine yönelerek özlük haklarına kendiliğinden ve doğrudan el atmasına, ödentinin özlük hakkından doğrudan kesinti yapılmak suretiyle tahsiline haklılık kazandırmaz.
Şu halde, ortada ilgili görevli aleyhine zimmet kararını havi bir Sayıştay ilamı olsa dahi, bu ilama dayanılarak ilgili görevli dışında, kendisine fazla - haksız ödeme yapıldığı öne sürülen kişinin aylık ve özlük haklarına el atılması ve kesinti yapılması yasal düzenlemelere aykırıdır. Çünkü, ilgili kişiye yapılan fazla ödemenin zimmetlisi, ödemede bulunan ve bu işlemi yönünden Sayıştay denetimine tabi olan ilgili kamu görevlisidir. Kendisine Sayıştay'ca zimmet çıkartılan kamu görevlisinin, Sayıştay'ın kendisine çıkarttığı açığı fazla ödemede bulunduğu kamu görevlisinin aylık ve diğer özlük haklarına el atarak yapacağı kesintilerle kapatması yolu, yasalarda öngörülmüş, alışılmış bir yöntem değildir. Sayıştay ilamına konu Devlet alacağının muhatabı fazla ödemeyi yapan ilgili kişi olduğundan, söz konusu ilama dayalı zimmeti ödeyecek olan da aynı kişi olmak durumundadır. Anılan görevli, Devlet alacağını iade ettikten (ödedikten) sonra, ancak haksız iktisap ve sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak fazla ödemede bulunduğu şahsa adliye mahkemesinde rücu edebilir. (Dava açabilir.)
Sayıştay ilamına dayalı bir devlet alacağının varlığı halinde dahi hukuki gerçek yukarıda özetlendiği şekilde olduğu ve Dairemizin yerleşik uygulaması da bu doğrultuda bulunduğu halde (AYİM.1.D.nin 9.5.1989 tarih ve E.1989/55, K.1989/247 sayılı kararı; AYİM Dergisi, Sayı:7, Kitap 2, Ankara 1993, S.541-544); dava konusunda henüz böyle bir Sayıştay ilamı ve zimmet söz konusu olmadan, salt Sayıştay Denetçisince yapılan denetimde saptanan bir zimmet açığı iddiası ve ilgili mali görevlilerin bu konudaki savunmalarının istenmesi üzerine, davalı idarenin ajanlarınca fazla harcırah ödemesinde bulunulduğu belirtilen tüm kamu görevlilerin aylığından, söz konusu fazla ödemelerin %10 faiziyle birlikte re'sen kesildiği maddi bir gerçek olmakla, anlatılanlara nazaran hukuka aykırılığın daha ağır bir tablo teşkil ettiği kuşkusuzdur.
Esasen, kamu görevlisinin aylığından re'sen kesinti yapılması konusu ile ilgili geniş bir idari yargı içtihat birikiminin olduğu izahtan varestedir.
Anayasanın 128/2 nci maddesinde Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir, hükmü yazılıdır. Madde, memur ve kamu görevlilerinin sayılan hususlarda yasal güvenceye tabi olacakları esasını getirmiştir. Aylık, ödenek ve diğer özlük haklarında sağlanan güvence; Bunların kanunlarla düzenlenmesi yanında, bu gibi akçalı işlerden hangi kesintiler yapılabileceğinin yine kanunlarda gösterilmesini de kapsar. Özlük işlerinin miktarları ile niteliklerinin yasal düzenlemelerde yer alması başlı başına amaçlanan güvenceyi sağlayamaz. Özlük haklarından hangi kesintiler yapılacağının yasal düzenlemelerde öngörülmemesi, müdahaleye açık olduğu, şu ya da bu gerekçelerle kesintiler yapılabileceği olasılığını gündeme getirebilecektir ki, bu anayasal yönden sağlanmak istenen güvencenin güvencesizliğe dönüşmesi sonucunu doğurabilecektir. O halde aylık ve ödenekler ile diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceğine yönelik Anayasanın 128/2 nci maddesinde öngörülen kural aynı zamanda özlük haklarında yapılacak kesintilerin kanunluğu ilkesini de beraberinde getirmiştir denilebilir. Bu, kamu görevlisine sağlanmak istenen güvencenin doğal sonucudur. Nitekim 193 sayılı Gelirler Vergisi Kanunu, 5434 sayılı T.C.Emekli Sandığı Kanunu, 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu 205 sayılı Ordu Yardımlaşma Kurumu Kanunu gibi yasal düzenlemeler bu alanda memur ve kamu görevlilerinin akçalı işlerinde yapılabilecek kesintilere gösterilebilecek yasal somut kaynakçalardır.
Bunun yanında aylık ve diğer özlük haklarından kesinti yapılmasının bir diğer kaynağı kesinleşmiş yargı kararlarıdır. Kesinleşmiş yargı kararlarının infazı amacıyla, kamu görevlisinin aylık ve özlük haklarına başvurulması söz konusu olabilecektir.
İdarenin, akitten, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmeden doğan alacakları hakkında 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanunun uygulanamayacağı aynı Kanunun 1 nci maddesinde açık olarak belirtilmiş bulunmaktadır. Yanlışlıkla davacıya fazla harcırah tahakkuk ettirildiğine göre, bu sebepsiz zenginleşmeye dayanmaktadır. O halde bu tür bir borcun doğrudan doğruya ilgilinin aylığından kesilmesi yasal olarak mümkün değildir. Başka bir anlatımla açık bir yasa hükmü bulunmadığı veya kesin mahkeme kararı olmadığı hallerde memur aylığından kesinti yapılması olanaksızdır.
Hukuki sorunun çözümlenmesinde önemli olan bir konu da şudur. 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 2670 sayılı Kanunla değişik 12 nci maddesi 2 nci fıkrasında Devlet Memurlarının haksız fiilleri sonucu idarenin zarara uğraması halinde bu zararın, ilgili ve memura ödettirileceği, anılan hükmün 3 ncü fıkrasında da ödettirilme esasları düzenlenmiş, belirli bir limiti geçmeyen zararların memurun kabul etmesi halinde idarece tahsil edileceği belirtilmiş bulunmaktadır. Memurun rıza göstermemesi halinde yahut zararın limiti aşması halinde yargı yerinden hüküm alınması zorunludur. Nitekim yine Devlet Memurları Kanununun 2270 sayılı Kanunla değişik 13 ncü madde 2 nci fıkrası uyarınca Bakanlar Kurulunun 27.06.1983 gün ve 83/6510 sayılı kararı ile çıkarılan Yönetmeliğin (R.G. 13 Ağustos 1983-18134) 8 nci maddesinde ödettirmenin sulhen yahut hükmen sağlanacağı belirtilmiştir. Bu düzenlemelerin Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanunun 1 nci maddesi ile tam bir uyum halinde olduğu açıktır.
Devlet Memurunun haksız fiil ile idareyi zarara uğratması halinde devlet alacağının hükmen tahsili esasının benimsendiği hukuk düzenimizde, devlet memurunun yada daha geniş bir terimle kamu görevlilerinin idare aleyhine sebepsiz zenginleşme sağladıkları durumlarda farklı düşünmenin; idarenin alacağını kendiliğinden ve aylıktan kesinti yapmak suretiyle geri alabilmesini kabul etmenin imkanı bulunmamaktadır.
Davalı idare davacıya 1997 yılında fazladan harcırah ödenmesi işlemini Deniz Kuvvetleri Komutanlığının 23.06.1998 gün ve Loj:5010-1199-99/Büt.Mal.Ks.sayılı işlemle geri aldıktan ve aradan bir yıldan fazla bir süre geçtikten sonra harcırahta hatalı olarak yapılan fazla ödemelerin %10 faiziyle 19.08.1998 tarih ve Lojistik 7100-1600-98/Büt.Mly. sayılı işlemle geri alma (tahsil etme) ve bunu da davacının özlük hakkına el atarak gerçekleştirme yoluna giderken işlemini ne bir yasal kurala ne de kesinleşmiş mahkeme kararına dayandırmıştır. İdarenin hatalı ödemelerini intaç eden işlemlerini 60 günlük dava açma süresi içinde geri alabileceği gibi idari işlemin uzunca bir süre uygulanması sonucu yapay bir sağlık kazanmasına neden olmayacak (idari istikrar) süreçte de geri alabileceği ve böylelikle hatalı işlemin uygulanmasından dönüş yapabileceği söylenebilir ise de, bu hatalı işlemin tesisinde hiç rol oynamamış, hilesi, aldatması bulunmayan ilgililere ödenen miktarları, davacıda olduğu gibi son ödemenin yapıldığı tarihten bir yıldan sonra, herhangi bir yasal kurala veya mahkeme kararına dayanmadan tahsil amacıyla tesis ettiği işlemi, neden öğesi bakımından hukuka uyarlı bulmak olanaksızdır. Esasen Davalı İdarenin Davacının aylık ve özlük haklarına el uzatmasını haklı kılan ve buna yetki veren bir düzenleme bulunmadığından, bu alanda işlem tesis ederken olmayan bir yetkinin kullanıldığından söz açılabilir. Davalı idarenin, fazla ödenen harcırahın davacının aylık ve özlük haklarından kesinti yaparak tahsiline araç kıldığı işlem, hukuka uyarlı bulunmayan bir işlemdir.
İşlemin hukuka aykırılığı belirlendiğine ve davacının aylık ve özlük haklarından yasal kurallar ile kesinleşmiş yargı kararına dayanmadan kesintiler yapılamayacağına göre, davalı İdare hatalı yaptığı ödeme farklarını Borçlar Kanununun Haksız zenginleşme kurallarına dayanarak geri isteyebilecektir.
Hatalı ödemelerle ilgili Danıştay'ın 22.12.1973, Yargıtay'ın 27.01.1973 tarihli İçtihatları Birleştirme Kararlarına bakıldığında hatalı ödemelerin İdari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu süre geçtikten sonra istenemeyeceği sonucuna varılmaktadır. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'de bu görüşler doğrultusunda benzer kararlar vermiştir. Ancak bu içtihatların konusu koşul işlemler ile ilgili ödemelere ilişkindir. Hatalı tahakkuk sonucu aylığın, yan ödemenin, harcırah ve tazminatın yanlış veya fazla ödenmesi gibi hallerde, ödenen paranın idari dava açma süresi geçtikten sonra ilgili kamu görevlisinden istenemeyeceğini söylemenin ne hukuki nede mantıksal bir dayanağı bulunmamaktadır. Kanuna uymayan ve aykırılığı anlaşılan bu tür ödemelerin ödeme yapılanda kalacağı, geri istenemeyeceği iddiaları dayanaktan yoksundur. Kişiler kendilerine ait olmayanları geri vermek durumundadır. Bu düşünce hukukta adına Haksız Zenginleşme denilen müessesenin doğumuna neden olmuştur. Bu görüşten yola çıkılarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 5.12.1984 gün ve E: 1982/13-387, K: 1984/997 Sayılı kararında; 27 Ocak 1973 gün ve 6/2 sayılı İçtihatı Birleştirme Kararının kapsamı dışında kalan ve herhangi bir şart tasarrufa dayanmayan salt hatalı ödemelerin idare tarafından Borçlar Hukukunun Haksız Zenginleşme kurallarına dayanarak geri isteyebileceğine hükmedilmiştir.
Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, davacının aylığından doğrudan doğruya kesinti yapılması konusunda ne bir kanun hükmü ne de kesin bir mahkeme kararı vardır. Bunun sonucu olarak da, davacının yurtdışında geçici görevli bulunduğu sırada hataen kendisine fazla harcırah ödendiği yolundaki bir Sayıştay Denetçisi tespitine dayalı iddia üzerine aylığından kesinti yapılması işleminin bariz şekilde hukuka aykırı düştüğü açıkça görülmektedir. Ne var ki bu hukuka aykırılık, klasik bir iptal nedeni olan hukuka aykırılığın çok ötesinde, işlemin kurucu unsurlarındaki açık ve ağır sakatlığa dayalı olduğundan, işlemin yoklukla sakatlandığı gerçeği de gözden kaçırılmamalıdır.
Açıklanan nedenlerle; davacının aylığından kesinti yapılmasına ilişkin işlemin yok hükmünde OLDUĞUNA,
Davacının aylığından kesilen 52.488.000 TL.'nın (Elliikimilyondörtyüzseksensekizbin lira) dava tarihi olan 8.10.1998 tarihinden ödeme tarihine kadar işleyecek olan %50 (Yüzdeelli) yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak davacıya VERİLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy