(926 S. K. m. 110)
Davacı vekili 3.11.1998 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde ve 27.1.1999 tarihinde kayda geçen cevaba cevap layihasında özetle; müvekkilinin astsubay statüsünde görev yapmaktayken 1980 yılında Konya Selçuk Eğitim Enstitüsü Almanca Bölümünü bitirdiğini, 30.8.1984 tarihinde de muvazzaf subaylığa nasbedildiğini, muvazzaf subaylığa nasbedildiği tarihten bu davanın açıldığı tarihe kadar geçen sürede rütbe tahdidinin söz konusu olmadığı inancında olan davacının, tahdidin devam ettiğini öğrenmesi üzerine, kaldırılması istemli olarak idareye başvurduğunu, ancak bu talebin 13.10.1998 tarihli işlemle reddedildiğini, oysa 926 Sayılı Kanunun Ek Geçici 36, 2359 Sayılı Kanunla 110 ncu maddeye eklenen fıkra, Ek Geçici 46 ncı maddeler dikkate alındığında davacının rütbe tahdidine tabi tutulmaması yönünden bir kazanılmış hakkı olması gerektiğini, 926 Sayılı Kanunun bu yasal ve idare'nin bağlı yetki ile uygulama zorunluluğu olan hükümlerinin, anılan tarihte davacıya uygulanarak, rütbe tahdidi sözkonusu olmadan subaylığa nasbi gerekli iken gereğinin yapılmadığını, bu nedenle davacının yüksekokul diplomasının dosyasına sunulduğu tarih (Aralık 1980) itibarıyla yürürlükte olan yasa hükümlerine göre kazanılmış hakka sahip olması nedeniyle, rütbe tahdidinin kaldırılması isteminin kabulü gerektiğini belirterek; aksine tesis edilen işlemin iptalini ve öncelikle yürütmenin durdurulmasını talep ve dava etmiştir.
Davacının yürütmenin durdurulması istemi Dairemizin 17.11.1998 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; davacının 30.8.1972 tarihinde astsubay çavuş nasbedildiği, 1980 yılında Konya Selçuk Eğitim Enstitüsü Almanca Bölümünü bitirdiği, 16.2.1983 tarihinde 926 Sayılı Kanunun 109 ncu maddesi uyarınca Subaylığa geçme başvurusunda bulunduğu (dilekçe verdiği), aynı yıl içinde yapılan sınavları kazanarak sınıfının (topçu) sınıf okuluna Subay Temel Kursuna gönderildiği, burada da başarılı olduğundan 20.7.1984 tarihinden geçerli olarak muvazzaf subaylığa (Top. teğmenliğe) nasbedildiği, davacının Top.Yzb. rütbesindeyken 4.9.1998 tarihinde Kıt'ası Komutanlığına dilekçe vererek rütbe tahdidinin kaldırılması isteminde bulunduğu, KKK. lığının 6.10.1998 tarihli işlemi ile 926 Sayılı Kanunun 109 ncu maddesine göre astsubayların subaylığa geçirilmesindeki temel amacın küçük rütbeli subay ihtiyacını karşılamak olduğu, bu nedenle de 109 ncu madde gereğince subay nasbedilenlerden daha sonra fakülte veya yüksek okulları bitirenlerin rütbe kısıtlamalarının kaldırılması veya öğrenimlerinin ilgilendirdiği sınıflara geçirilmelerinin uygun görülmediğinin bildirildiği, davacının söz konusu menfi işlemin iptali istemiyle 3.11.1998 tarihinde vekili marifetiyle AYİM'de bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Davalı idare davanın öncelikle süre yönünden reddi gerektiğini öne sürmekte beraber; 926 Sayılı Kanunun 110 ncu maddesinin son fıkrasında hüküm altına alınan rütbe tahdidinin kaldırılması imkanı konusundaki talep hakkının herhangi bir süreye tabi olmaması, ilgililerin her zaman haklarında bu fıkra hükmünün tatbikini istemelerinin doğal bulunması ve Kuvvetlerin Personel Temin ve Yetiştirme Planlarında bu konuda yıllara göre değişen kontenjanların da zaman zaman hizmet ihtiyaçları nedeniyle değişme ve talep üzerine ya da re'sen yeniden düzenlenebilirle olanağı karşısında, davacının yüzbaşı rütbesinde 4.9.1998 bu istemde bulunmasında ve idarece tesis edilen işlem üzerine 60 gün geçmeden AYİM'de dava açmasında usule aykırı herhangi bir yön görülmemiş ve davanın süresinde olduğu anlaşıldığından, davalı idarenin süre itirazının reddi yoluna gidilmiştir.
Davanın esasına gelince:
Davacının 20.7.1984 tarihinde 926 Sayılı Kanunun 109 ncu maddesi uyarınca astsubaylıktan subaylığa geçirildiği maddi bir vakıadır. Davacının subaylığa geçirildiği bu tarihte 926 Sayılı Kanunun 11-0 ncu maddesinin son fıkrası (ki bu fıkra 12.12.1980 tarih ve 2359 Sayılı Kanunla eklenmişti.) şu hükmü taşımaktaydı: Ancak bunlardan fakülte veya yüksekokul bitirenler, ihtiyaç da varsa, öğrenimleriyle ilgili sınıflara geçirilebilirler. Bu gibiler birinci fıkrada belirtilen rütbe kısıtlamasına tabi tutulmazlar ve haklarında subayların terfi esas ve şartlarına ilişkin hükümler uygulanır... Bu hükmün uygulama şeklini gösteren Subay Sicil Yönetmeliğinin Ek 6 ncı maddesi ise 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 109 ncu maddesine göre, astsubaylıktan subaylığa geçirilmiş olanlardan, fakülte veya yüksekokulu bitirenler, branşları ile ilgili bir sınıfa geçirilmeleri veya bulundukları sınıfın branşları ile ilgili olması halinde statülerinin değiştirilmesi için kendi Kuvvet Komutanlıklarına veya Jandarma Genel Komutanlığına müracaat edebilirler. Kuvvet Komutanlıklarınca veya Jandarma Genel Komutanlığınca kadro ve ihtiyaç durumları dikkate alınarak isteklilerden yeteri kadarı aynı Kanunun 110 ncu maddesine 12 Aralık 1980 gün ve 2359 Sayılı Kanunla eklenen ek fıkra gereğince rütbe kısıtlamasına tabi olmaksızın ihtiyaç duyulan bir sınıfa geçirilebilir veya tahsilleri branşları ile ilgili bulunduğu takdirde, kendi sınıflarında hizmete devam ettirilebilirler. hükmünü taşımaktadır.
Davacı, anılan yasal düzenlemenin yapıldığı tarihten sonra astsubaylıktan subaylığa geçirildiğinden, subay nasbedildiği 20.7.1984 tarihinden, anılan fıkranın (110 ncu maddenin son fıkrası) değiştirilerek, bu kaynaktan subaylığa geçirilenlerin rütbe tahdidinin kaldırılabilmesi için en az dört yıl süreli fakülte ve yüksek okul mezunu olmak koşulunun getirildiği 499 Sayılı KHK. nin yürürlük tarihi olan 2.9.1993 tarihine kadar bu yönde idareye bir talepte bulunmamış; davalı idarece de re'sen bu hususta bir ihtiyaç görülmediğinden, davacının rütbe tahdidi kaldırılmamıştır. Davacı, 2359 Sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 12.12.1980 tarihinde 109 ncu maddeye göre astsubaylık subaylığa geçmiş konumda bulunmadığından, kendisi hakkında 926 Sayılı Kanunun Ek Geçici 36 ncı maddesinin uygulama imkanı olmadığı gibi; 926 Sayılı Kanunun 14 ncu maddesine göre subaylığa geçirilmediğinden hakkında aynı Kanunun Ek Geçici 46 ncı maddesinin de uygulanması mümkün değildir.
499 Sayılı KHK. ile 926 Sayılı Kanunun 110 ncu maddesinin son fıkrası 2.9.1993 tarihinden itibaren değiştirilerek, en az 4 yıllık Fakülte veya yüksekokul mezunu olmak koşulu getirildiğinden, bu tarihten (2.9.1993) sonra 3 yıllık yüksekokul mezunu olan davacının artık kanunen rütbe tahdidinin kaldırılabilmesi söz konusu olamayacaktır. 20.7.1984 - 2.9.1993 tarihleri arasında ise davacının 926 Sayılı Kanunun 110/son ve Subay Sicil Yönetmeliğinin Ek 6 ncı maddeleri uyarınca, rütbe tahdidinin kaldırılması amacıyla her zaman idareye başvuru hakkı olduğu izahtan varestedir. Nitekim davacı vekilince cevaba cevap layihasında temas edilen AYİM.2.Dairesinin içtihadı da bu konuya ilişkin bulunmaktadır. Ne var ki, 2.9.1993 tarihine kadar bu hakkını kullanmayan davacının bu husustaki talep imkanı 499 Sayılı KHK. ile 110 ncu maddenin son fıkrasının değiştirilmesiyle son bulmuş; davacının öğrenimi öngörülen yeni düzenlemeye uymadığından, artık rütbe tahdidinin kaldırılması imkanı da fiilen ortadan kalkmıştır ve davacı vekilinin iddia ettiği gibi, bu konuda herhangi bir kazanılmış hakkının varlığından söz etmeye imkan bulunmamaktadır. Dolayısıyla davalı idarece tesis edilen işlem gerekçesi itibariyle değil (çünkü gerekçeden sanki tahdidin kaldırılması imkanı varmış, ancak bu konuda ihtiyaç yokmuş gibi bir anlam çıkmaktadır.) ancak sonucu itibariyle yerinde bulunmaktadır. İdare Mahkemelerinin haiz olduğu sebep ikamesi suretiyle bu hususa işaretle yetinen Kurulumuz, yasal imkansızlık nedeniyle istemin reddine dair gerekçeyle sonuç işlemi hukuka uygun bulmuştur.
Açıklanan nedenlerle; davacı hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık görülmemekle, yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy