(205 S. K. m. 26)
Davacı vekili 19.6.1998 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile 7.9.1998 tarihinde kayda geçen cevaba cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin duçar olduğu ruhi rahatsızlık nedeniyle uzun süre GATA K.lığında tedavi gördüğünü ve sonunda 29.6.1995 tarihinde Silahlı Kuvvetlerde görev yapamayacağına dair rapor verildiğini, sözkonusu rapor üzerine mevzuat hükümleri uyarınca davacı hakkında Emekli Sandığı Kanununun uygulanması gerekirken, Yüksek Askeri Şura Kararı ile re'sen emekliye sevk edildiğini ve 31.1.1997 tarihinde ilişiğinin kesildiğini, bu işlemin AYİM kararı ile iptal edildiğini, davacının 19.11.1997 tarihinde davalı kuruma yazılı olarak başvurarak kendisine maluliyet yardımı yapılması isteminde bulunduğunu, 27.5.1998 tarihli işlemle maluliyetin kısmi oluşu ve bir kazaya bağlı bulunmayışı gerekçe gösterilerek maluliyet yardımı isteminin reddedildiğini, oysa müvekkilinin kısmi değil, tam ve daimi malûl sayılması gerektiğini, aksine tesis edilen işlemin hukuka aykırılıkla sakatlandığını belirterek, iptalini talep ve dava etmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; davacının astsubay statüsündeyken GATA Sağlık Kurulunun 29.6.1995 tarih ve 4080 sayılı raporu ile Bir heceden fazla tekrarlayan psikotik bozukluk teşhisiyle D/15 F.2 sınıfı görevini yapamaz. Hv.K.K.ait 2 Nolu çizelgedeki (+) işaretli sınıflarda görevlendirilmesi uygundur. kararı verildiği, bu raporun onaylanmasından sonra davalı kurumca GATA K.lığında ek rapor istendiği, 659 sayılı GATA Sağ.Krl. ek raporunda davacının vücut fonksiyon kayıp oranının %25 olduğunun belirtilmesi üzerine 12.1.1996 tarihinde davalı kurumca davacıya kısmi maluliyet yardımı ödemesinde bulunulduğu, bu arada 28.12.1995 tarihinde davacının Em. Snd. Sağlık kurulunca adi malûl olduğuna karar verildiği, GATA Sağ. Krl. nun 3.4.1996 tarih ve 2089 Sayılı raporu ile kronik psikotik reaksiyon teşhisiyle D/15 F.2 1. TSK. de görev yapamaz, 2. %75 işgücü kaybı vardır, 3. Vasi tayinine gerek yoktur kararı verildiği, bu raporun 23.7.1996 tarihinde onaylandığı, bu arada davacının Aralık 1996 tarihinde YAŞ kararı ile disiplinsizlik nedeniyle ayırma işlemine tabi tutularak 3.1.1997 tarihinde TSK. ile ilişiğinin kesildiği, davacının 19.11.1997 tarihinde davalı kuruma yazılı olarak başvurarak kendisine tam ve daimi maluliyet yardımı yapılması isteminde bulunduğu, OYAK Gn. Md. lüğünün 27.5.1998 tarihli işlemi ile davacının maluliyetinin kısmi olduğu ve kaza sonucu meydana gelmediği gerekçesiyle bu istemin reddedildiği, davacının sözkonusu menfi işlemin iptali için 19.6.1998 tarihinde vekili marifetiyle AYİM'de bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Tam ve daimi maluliyet yardımı, 205 sayılı OYAK Kanununun 26 ncı maddesinin (a) fıkrasında düzenlenmiş olup; herhangi bir OYAK üyesinin ister vazifeden kaynaklansın ya da isterse vazife dışı bir nedene dayansın, kaza, hastalık veya sakatlık neticesinde bir işle meşgul olmak imkanından kati surette mahrum kaldığının Sağlık Kurulu raporu ile saptanması halinde tam ve daimi malûl sayılacağı hüküm altına alınmıştır.
Ölüm yardımı düzeyinde yapılacak olan tam ve daimi maluliyet yardımına müstahak olunabilmesi için, yukarıda belirtilen koşulların mutlak şekilde yerine gelmesi gerekli bulunmaktadır. 26/a maddesinin ikinci bendinde belirtilen uzuv kayıpları hali ise istisna olup; bu hallerde ayrıca bir işle meşgul olmak imkanından kati surette mahrumiyeti gösteren bir sağlık kurulu raporu istihsali gerekmez. Ne var ki, aynı bentte ifade edilen tedavisi gayri kabil daimi hastalıklarla, gayri kabili tedavi olduğu heyeti sıhhiye raporu ile tebeyyün edip Kurumca da vazifeye devamına imkan olmadığı kabul edilen sair hastalıklar tam ve daimi maluliyet hali olarak kabul edilir. şeklindeki cümlenin fıkranın ana esprisinden ayrı düşünülmesi ve bu gibi hallerde bir işle meşgul olma imkanından kat'i surette mahrumiyet koşulunun aranmaması düşüncesine katılmaya da imkan yoktur. Gerçekten, Dairemizin uzun yıllardır sürdürülen istikrarlı içtihadında vurgulandığı üzere, 26/a maddesinin ikinci bendinin, aynı fıkranın birinci bendinden ayrı mütalaa edilmesi ve birinci bentte belirtilen bir işle meşgul olmak imkanından kati surette mahrum kalma koşulunun ikinci bent için aranmayacağının (uzuv kayıpları hali hariç) kabulü mümkün bulunmamaktadır. Aksi halde, TSK. Sağlık Yeteneği Yönetmeliğine göre TSK.'de görev yapılmasını engelleyen ve tedavisi mümkün olmayan her hastalıktan dolayı ilgiliye (üyeye) bu yardımın yapılması gerekir ki bu da yasa koyucunun madde ile öngördüğü amacı aşan bir yorum ve kabul tarzı teşkil eder. Bu bakımdan, 26/a maddesinin ikinci bendinde sözü edilen tedavisi mümkün olmayan daimi hastalık hallerinde de bir işle meşgul olma imkanından kati surette mahrum kalınıp kalınmadığının sağlık kurulu raporu ile saptanması şarttır.
Davacının durumu da bu çerçevede değerlendirilmiş ve Dairemizce alınan ara kararı üzerine gönderilen 23.12.1998 tarih ve 413 sayılı GATA Sağlık Kurulu Ek Raporunda aynen kronik psikotik reaksiyon tanısı ile TSK. de görev yapamaz kararı alan hastanın hastalığının tam ve daimi nitelik kazandığı, TSK.'de görev yaptığı sürece hastalığının iyileşmesinin mümkün olamayacağı ve TSK.'de görev yapamayacağı kanaatine varıldığı anlaşılmıştır. TSK. koşullarında görev yapamayacağı kanaatine varılmış olmakla birlikte, hastanın rahatsızlığının bir işle meşgul olmasına kati surette engel teşkil edecek düzeyde olmadığı, bir miktar destekleyici özellikler taşıyan uygun koşullarda fikren ve bedenen çalışabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak TSK. koşullarında tam ve daimi nitelik kazanan hastalığının, hastanın hiçbir işle meşgul olmasına engel teşkil edecek kadar zafiyet oluşturmadığı ... kanaatine varıldığı ... nın bildirildiği görülmüştür. Oysa, 205 Sayılı Kanunun 26/a maddesinde öngörülen tam ve daimi maluliyet yardımına müstahak olunabilmesi için, davacının herhangi bir bedeni faaliyet gerektiren işle meşgul olma imkanından kesin olarak mahrum olması gerekmektedir. Davacının bir miktar destekleyici özellikler taşıyan uygun koşullarda bir işle bedenen meşgul olma imkanına tıbben sahip olduğu ek sağlık kurulu raporu ile saptandığına göre, artık tam ve daimi maluliyet yardımı için öngörülen koşulu haiz olmadığı ortadadır ve bu nedenle de davalı kurumca tesis edilen red işlemin yerinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davacı hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırı herhangi bir yön görülmemekle, yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy