(926 S. K. m. 34, 35, 50)
Davacı, 28.10.1998 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 1971 nasıplı olmasına rağmen, 1998 yılı Ağustos ayında 1967 nasıplı subayların kadrosuzluktan emekli edilmeleri kararı uyarınca, idarenin konuyu yanlış değerlendirmesi sonucunda 4 yıl erken emekli edildiğini, kendisinin TSK. nin değil, TC. nin bir doktoru olduğunu, dolayısıyla Sağlık Bakanlığında emeklilik için hangi yasa uygulanıyorsa bunun kendisine de uygulanması gerektiğini, ayrıca 926 Sayılı Yasanın 34, 35 ve 50 nci maddelerinin açık olmasına rağmen, yanlış yorumlanarak erken emekli edildiğini belirterek, söz konusu erken emekli edilme işleminin iptali ile bu nedenle uğradığı 8.480.000.000.-TL maddi ve 200.000.000.-TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; Yüksek Askeri Şura'nın 3.8.1998 tarihindeki toplantısında verilen karar uyarınca 1967 neş'etli ve bunlarla işleme tabi albayların 30 Ağustos 1998 tarihinden geçerli olmak üzere 926 Sayılı Kanunun 41/c ve 50/a maddeleri gereğince kadrosuzluktan emekli edilmelerine karar verildiği ve davacının da 1967 neş'etli subaylarla birlikte işleme tabi tutulduğu anlaşılmıştır.
Davalı idare tesis edilen işlemin yargı denetimi dışında olduğu iddiasında bulunduğundan, öncelikle bu hususun incelenmesine geçilmiştir.
Dava dilekçesi muhteviyatından, davacının Yüksek Askeri Şura'nın 1967 neş'etli albayların 30.8.1998 tarihinde kadrosuzluk nedeniyle emekliye şevklerine ilişkin kararın iptalini amaçlamadığı, aksine kendisinin 1967 neş'etli sayılamayacağını iddia ederek, davalı idarece bu subaylarla birlikte işleme tabi tutularak emekliye sevk edilmesinin hukuka aykırı olduğunu iddia ile salt bu işlemin iptalini talep ettiği anlaşıldığından, davalı idare savunmasında öne sürülen Yüksek Askeri Şur'a kararının yargı denetimi dışında olması itibariyle, davanın öncelikle usulden reddi gerektiği şeklindeki iddiasına iştirak olunmamıştır.
Dava dosyasının incelenmesinde; davacının askeri öğrenci olarak Tıp Fakültesini okuyup bitirdiği, 1971 yılında mezun olup subay naspedildiği, o tarihlerde 2 yıl olan Harp Okulu öğrenimine göre 4 yıl fazla tahsil yaptığından, nasbinin emsali Harp Okulu mezunlarının nasıp tarihi olan 30.8.1967 tarihine götürüldüğü, emeklilik işlemi tesis edilinceye kadar hep 1967 yılı mezunu Harp Okulu emsalleriyle terfi işlemlerinin yapıldığı, yine onlarla birlikte 30.8.1998 tarihinde 926 Sayılı Yasanın 50 ve müteakip maddeler uyarınca kadrosuzluktan emekli edildiği hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, davacının 30.8.1971 tarihinde subay naspedilmesine karşın subaylık nasbinin emsali Harp Okulları mezunlarının nasıp tarihi olan 30.8.1967 tarihine götürülüp götürülemeyeceği noktasında doğmuş bulunmaktadır.
Davacı, davasını kendisinin 30.8.1971 tarihinde subay naspedildiğini, sadece üst rütbeye yükselmede 30.8.1967 tarihinde subay naspedilenlerle birlikte işleme tabi olduğunu, bu durumun ise 50 nci maddede öngörülen subaylığa nasıpları kavramını etkilemediğini ileri sürmektedir.
Konuya ilişkin hukuki düzenlemelerin incelemesinden; 926 Sayılı Kanunun Tarifler başlıklı 3 ncü maddesinin (b) bendinde, Nasıp: İlk subaylığa, astsubaylığa ve bir rütbeden sonraki rütbeye terfide yeni rütbenin normal bekleme süresinin başlama tarihidir denilmekle; aynı Kanunun Subaylığa nasıp başlıklı 35 nci maddesinin 2/c bendinde, Silahlı Kuvvetlerin hesabına fakülte veya yüksek okullarda okuyan askeri öğrenciler, fakülte veya yüksek okulu bitirdikleri ayın sonundan geçerli olmak üzere teğmenliğe naspedilirler... hükmü yer almakla; yine aynı Kanunun En az bekleme süreleri başlıklı 31 nci maddesinin (a) bendinde, Fakülte ve yüksek okulları bitiren subayların Harp Okulu öğrenim süresinden yıl olarak fazla okudukları öğrenim süreleri, rütbe bekleme sürelerinden düşülür. Bu subayların Harp Okulunu bitirmiş emsalleriyle nasıpları birleşinceye kadar hangi rütbelerde ne kadar eksik bekletilecekleri Yönetmelikte saptanır... denilmektedir.
Yukarıda ifade edilen yasal hükümlerin açık içeriğinden; fakülte ve yüksek okul kaynaklı olarak muvazzaf subay statüsüne geçen bir kişinin, subaylığa ilk nasbinin sözkonusu okulu bitirdiği ayın son günü esas alınmak suretiyle belirleneceği, ancak bu şahsın Harp Okulundan fazla okuduğu öğrenim süresinin Subay Sicil Yönetmeliğinde gösterilecek esaslar dahilinde teğmenlik ve/veya üsteğmenlik rütbe bekleme süresinden düşülmek suretiyle ileriki bir tarihte liseyi aynı yıl bitirerek Harp Okuluna girmiş emsali ile nasıp yönünden eşitlenmek suretiyle değerlendirileceği, böylelikle artık dava konusunda olduğu gibi 30.8.1967 tarihinde Harp Okulundan teğmen naspedilen bir subayla bu tarihten 4 yıl sonra Tıp Fakültesinden tabip teğmen naspedilen bir kişinin nasıp yönünden aynı şekilde değerlendirileceği, diğer bir deyişle 1971 Tıp Fakültesi neş'etli olan davacının 1967 Harp Okulu neş'etli subaylarla birlikte işleme tabi tutulduğu, bunun doğal sonucu olarak ta rütbe terfileri kadrosuzluk vs. idari işlemler yönünden de farklı bir muamele göremeyeceği açıkça ortaya çıkmaktadır. Hal böyle olunca da, Yüksek Askeri Şura'nın 1967 neş'etli subaylarla bunlarla birlikte işleme tabi olan subayların 30.8.1998 tarihinde kadrosuzluktan emekliye şevklerine ilişkin kararı gereğince, davalı idarece, davacının 1967 Harp Okulu neş'etli subaylarla birlikte işleme tabi tutularak, söz konusu Şur'a kararının davacıya tatbiki suretiyle 30.8.1998 tarihinde kadrosuzluktan emekliye şevkinde hukuki bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Yukarıda belirtildiği üzere, davacının nasıp konusundaki iddiasına gelince; davacı 30.8.1971 tarihinde subay naspedilmiş ise de 926 Sayılı Yasanın 31 ve 32 nci maddelerine göre subaylık nasbi emsaline yani 30.8.1967 tarihine götürülmüştür. Nitekim 31 nci maddenin 2 nci fıkrası, Bu subayların Harp Okulunu bitirmiş emsaliyle nasıpları birleşinceye kadar hangi rütbelerde ne kadar eksik bekletilecekleri yönetmelikte saptanır, 32 nci madde (a) bendi ise, Öğrenim süreleri dört yıldan az olan yüksek okul mezunu subayların teğmenlik bekleme süreleri Harp Okulu mezunu emsalleri kendilerine yetişinceye kadar devam eder hükmünü içermektedir.
Görülmektedir ki 1971 yılında altı yıllık bir fakülteyi bitiren davacının subaylık naspı 30.8.1971 olmayıp 30.8.1967'dir. Subaylık naspı kavramı ilk subaylığa nasbi ifade ettiği gibi fakülte veya yüksek okul mezunu askeri öğrenciler ya da yedek subaylıktan geçen muvazzaf subaylar yönünden emsaline götürüldükleri Harp Okulu çıkışlı subayların subaylığa nasıp tarihleridir.
İşlemden doğan tam yargı davalarında idarenin hukuki tazmin sorumluluğuna mesnet teşkil eden işlemin hukuka aykırılığı esas itibariyle gerekli olduğundan; oysa davamız konusunda böyle bir hususun mevcut olmadığı yapılan yargılama ile tespit olunduğundan, davacının tazminat istemlerine konu iddialarına katılmak ve kabul etmek olanağı bulunmamıştır. Diğer yandan sair hizmet kusuru ve objektif sorumluluk ilke ve esasları uyarınca idareyi tazminle sorumlu tutabilmenin koşulları da dava konusunda bulunmadığından, tazminat istemlerinin de reddine karar verilmiştir.
Davacının sair bir iddiası olan; Sağlık Bakanlığı mensubu personelin tabi olduğu emeklilik statüsüne tabi olması veya benzerimsi bir uygulamaya tabi tutulması isteminin; 926 Sayılı Yasanın farklı kamu personeli için farklı surette düzenlenmiş bir normlar dizgesi ve ayrı bir statü yasası olması nedeniyle kabulü olanaksız bulunan bu istem ve iddiası da tamamen hukuki mesnetten uzak bulunmuştur.
Sonuç olarak; davacı hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırı bir yön bulunmadığından; keza davacının tazminine karar verilmesini istediği 200.000.000.-TL manevi ve 8.480.000.000.-TL maddi tazminatın yerinde ve hukuki görülmemesi nedeniyle REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy