(926 S. K. m. 118)
Davacı 20.10.1999 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde ve davacı vekili 03.02.2000 tarihinde kayda geçen cevaba cevap layihasında özetle; MSB. Teftiş Dairesi emrinde müfettiş olarak görev yapmaktayken KKK.'lığının 24.09.1999 tarihli atamaları ile KK. EDOK K.lığı emrine atandığını, emre yapılan bir atamanın hukuka aykırılığı bir yana, bu atamayı haklı kılacak herhangi bir hukuki nedenin de bulunmadığını, kadrosuzluktan emekliliğine 1,5 yıl kaldığını, bu atamada atama Atama Yönetmeliğinin 6 ve 15 nci maddelerinin dikkate alınmadığını, ayrıca atandığı yerde sınıf, ihtisas ve rütbesiyle ilgili herhangi bir kadronun da bulunmadığını, faal müfettişlik görevinden, kadrosuz gayri faal bir göreve yapılan bu atamanın gerçekte bir ceza olduğunu, oysa atamanın bir cezalandırma aracı olarak kullanılmasının yerleşik AYİM. kararlarına ters düştüğünü, Ankara garnizonunda albay kadrosu bulunan bazı görev yerlerinde idarece Lv.Bnb. rütbesinde personel istihdam edilmesi karşısında, Ankara garnizonunda başka boş kadro olmadığı yolundaki savunmanın gerçekleri yansıtmadığı, dolayısıyla bu atamanın mesleki safahatına sınıf ve ihtisasına uygun düşmediğini, böylelikle işlemde kamu yararı da bulunmadığını belirterek; iptalini ve öncelikle yürütmenin durdurulmasını talep ve dava etmiştir.
Davacı ve vekilinin yasal unsurları taşımayan yürütmenin durdurulması istemleri Dairemizin 14.12.1999 ve 22.02.2000 tarihli kararı ile reddedilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; davacı subayın MSB. Tef. D.Kr.Lv. Tef.Krl. 1 No'lu Tef.Krl. (Ankara) müfettişi olarak görev yapmaktayken, KKK.'lığının 24.09.1999 tarihli atamalarıyla K.K. EDOK. K.lığı emrine (Ankara) atamasının yapıldığı, davacının söz konusu işlemin iptali için AYİM.'de 20.10.1999 tarihinde ve süresinde bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Davalı İdare, tesis edilen atama işleminin hukuki sebebinin idari, asayiş ve zaruri sebepler olduğunu öne sürmüş ve buna ilişkin bilgi ve belgeleri 1602 Sayılı Kanunun 52 nci maddesi uyarınca incelenmek üzere gizlilik dereceli olarak göndermiştir.
Atamalarda dikkate alınacak bir unsur ve aynı zamanda bir atama nedeni olan idari, asayiş ve zaruri sebepler 926 Sayılı Kanunun 118/c, Türk Silahlı Kuvvetlerine Mensup Subay ve Astsubayların Atanma ve Yer Değiştirmeleri Hakkında Yönetmeliğin 3/f, 12/g, 13 ve 24/m maddelerinde düzenlenmiş bulunmaktadır. İdari, asayiş ve zaruri sebeplerin neler olduğu gerek 926 Sayılı Kanunda, gerekse de Atama Yönetmeliğinde belirtilmediğinden; her olayın özelliğine göre bu hukuki nedenin gerçekleşip gerçekleşmediği idarece takdir edilecek, bu takdir yetkisi de açılan davalar üzerine mahkememizce hukuka uygunluk yönünden denetlenecektir. Davalı idare savunması ekindeki belgelerin incelenmesinde, davacının ifa etmekte olduğu müfettişlik görevinden alınmasını gerektiren idari ve zaruri nedenlerin gerçekleşmiş olduğu, bu nedenlerin idarece saptanması karşısında görevinden alınması yolunda kullanılan takdir yetkisinin de kamu yararına uygun ve objektif şekilde kullanıldığı kanaatine varılmıştır. Dolayısıyla, davacının atamasının bir ceza amacıyla tesis edildiği iddiasına katılmaya imkan yoktur.
Atama, bir görevden alınma ve bir başka göreve verilme şeklinde iki farklı sonuç doğuran özellikle bir idari işlem olduğundan; davacının atanmış olduğu kadro görev yerinin de hukuka uyarlı olup olmadığının denetlenmesi gerekir ve esasen davacı da ağırlıklı olarak iddialarını bu konuya dayandırmaktadır.
211 Sayılı TSK. İç Hizmet Kanununun 74 ncü maddesi ile İç Hizmet Yönetmeliğinin 359 ncu maddesinde, hangi rütbe sahibinin hangi birlik ve Askeri kurumda ne gibi vazife alacağının standart kadrolarda gösterileceği belirtilmektedir. Subay Meslek Programlarının 14 ncü maddesinde de, subayların atanmalarının, Atanma ve Yer Değiştirme Yönetmeliği esaslarına ve meslek programlarının maksadını tahakkuk ettirecek şekilde hazırlanmış sınıf/branş gelişme planları ile şahsi gelişme kartlarına uygun olarak, atanmada planlı değişimi sağlayacak şekilde yapılması gerektiği hüküm altına alınmaktadır. Belirtilen tüm bu mevzuat hükümleri dikkate alındığında, her subayın sınıf/branşına uygun bir kadro görevine atanması gerektiği kuşkusuzdur. Ne var ki belirtilen tüm bu kurallar, 926 Sayılı TSK. Personel Kanununun 118 nci maddesinin amir hükmü olan hizmetin aksatılmadan yürütülmesi esasının ışığında ve bu ana ilke ile birlikte ele alınıp yorumlanmak durumundadır. Bu anahtar norm dikkate alınmadan, bir subayın kadrosuz bir göreve (örneğin Komutanlık emrine) atanması işleminin hukuka aykırılıkla sakatlanacağı öncelikle söylenebilir. Ancak, her olayın özelliği ve koşulları sözü edilen anahtar normla birlikte değerlendirildiğinde, ilk başta söylenebilen bu ön yargı değişebilecektir.
Dava konusu bakımından da bu yönde bir değerlendirme yapılması kaçınılmazdır. Davacının müfettiş olarak istihdam koşulları tamamen ortadan kalktığından; mevcut bu idari ve zaruri neden karşısında davacının bir başka garnizona ya da aynı garnizonda diğer bir göreve atanması gündeme gelecektir.
Davacı 1970 neş'etli subay olduğundan, atama tarihinde kadrosuzluk nedeniyle emekliliğine iki yıldan az bir süre kaldığı görülmektedir. Ortada bir idari ve zaruri neden olduğundan, davacının Atama Yönetmeliğinin 15 nci maddesinden istifadesi söz konusu olamayacaktır. Bu durumda idarece davacının garnizon dışına bir göreve dahi atanması mümkündür. Ne var ki davalı idare TSK.'ne uzun yıllar hizmet etmiş ve emekliliğine az bir süre kalmış bir subayı olan davacının mağduriyetine ve aile düzenin bozulmasına yol açmama insani düşüncesiyle öncelikle davacıyı Ankara garnizonu içinde bir başka görevde istihdam etmeyi amaçlamış; ancak albay rütbesinde olan davacıyı istihdam edebileceği bir boş kadro bulamamıştır. Davacının örnek gösterdiği albay kadrolarında ise fiilen Bnb. rütbesinde olan aynı sınıftan (levazım) subaylar görev yapmakta olduklarından, bu subayların görevlerinden alınarak davacının salt rütbe-kadro uyumu düşüncesiyle bu kadrolardan birine atanması halinde ise bu kez anılan subayların hiçbir kusurları olmadığı halde atanmaları gibi bir haksız sonuca yol açılmış olacaktır. Davacının sınıfına uygun boş bir kadro bulamayan davalı idare, sırf onu mutazarrır etmemek, garnizon dışına atamamak için fiili kadrosu bulunmayan KK. EDOK Komutanlığı emrine atamıştır. Hizmetin aksatılmadan yürütülmesi düşüncesinin yanı sıra, kişi yararı-kamu yararı dengesini de gözeten ve haiz olduğu takdir yetkisini davacıyı Ankara garnizonu dışına çıkarmamak yolunda kullanan davalı idarenin, son 1,5 yılını Ankara garnizonunda geçirmesini sağlamak amacıyla davacıyı fiili kadrosu bulunmayan KK. EDOK K.lığı emrine atamasında, gerçekte bir hakkaniyet işlemi tesis ettiği açıkça görülmektedir. Bu bakımdan, Kurulumuzca yapılan hukuki denetimde bu gerçek amaç gözardı edilmemiş, işlem aynı zamanda hakkaniyet denetimine de tabi tutulmuş ve yukarıda belirtilen ana fikirler ve mevzuat hükümleri ışığında, davacının KK. EDOK K.lığı emrine yapılan ataması sonucu itibariyle hukuka aykırı görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; davacı hakkında tesis edilen atama işleminde hukuka aykırılık bulunmadığından, yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE.
KARŞI OY GEREKÇESİ
Davacının ifa ettiği müfettişlik görevinden alınmasını gerektirir hukuki nedenlerin mevcut bulunduğuna ilişkin çoğunluk kararına katılmakla beraber; gerekçeli kararda belirtilen mevzuatın amir hükümleri ve Mahkememizin yerleşik kararları gözetildiğinde, davacının rütbe ve sınıfına uygun bir kadro görevine atanması gerekirken, kadrosu bulunmayan bir Komutanlıkta (KK. EDOK. K.lığı) emre yapılan atama işleminde hukuka uyarlık görmediğimden, bu yöndeki işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği değerlendirmesiyle, aksi yönde oluşan ve davanın reddine dair sayın çoğunluk kararına katılamadım. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy