(2709 S. K. m. 125) (1602 S. K. m. 21)
Davacı vekilinin, 16.4.1999 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile 17.6.1999 tarihli cevaba cevap dilekçesinde özetle; davacının Yayladere/Bingöl'de İlçe Jandarma Komando Bölük Komutanlığında Tim Komutanı olarak yaptığı askerlik hizmetini müteakip 16.2.1998 tarihinde terhis edildiğini ve Kara Kuvvetleri Komutanlığınca dış kaynaktan muvazzaf subaylığa geçirilmek üzere yapılacak sınavlara katılmak üzere başvuru yaptığını, ancak KKK. lığı Personel Başkanlığının 18.2.1999 tarihli yazısıyla olumsuz cevap verildiğini ve bu cevabın muhtemelen 26.2.1999 tarihinde ellerine geçtiğini ve almış olduğu sicillerin Kara Kuvvetleri Komutanlığı Dış Kaynaktan Muvazzaf Subaylığa Geçirileceklere İlişkin Yönergede belirtilen sicil notu ortalamasından düşük olduğundan, müracaatının kabul edilmediğinin bildirildiğini, bu durumda dava açma zorunluluğu doğduğunu, zira davacının canını fedaya hazır bir şekilde hizmet verdiğini, katıldığı operasyonlarda ölümle burun buruna geldiğini, askerlik süresince geç iltihak, hava değişimi, firar, hapis gibi hiçbir işleme maruz kalmadığını, sivil yaşantısında sabıkası ve hiçbir kötü alışkanlığının bulunmadığını, dürüst ve çalışkan bir insan olduğunu, bu nedenle kendisine düşük sicil verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ifade ederek, davacı hakkında yedeksubaylık hizmet süresi içerisinde düzenlenen düşük sicilin iptali amacıyla bu davanın açıldığı görülmektedir.
Süre aşımı kamu düzenine ilişkin olup, davanın her aşamasında gerek tarafların istemi üzerine ve gerekse re'sen yüksek yargı yerince dikkate alınması gerektiğinden, öncelikle süre konusunun irdelenmesi yapılmıştır.
Davacıya ait özlük dosyasında ve dava dosyasında yapılan incelemede, dava konusu işlemin davacıya tebliğ edildiğine ilişkin belge mevcut olmamakla birlikte, işlemin tesis edildiği tarih olan 18.2.1999 tarihini davacıya tebliğ tarihi olarak kabul etsek bile, dava açma süresi 19.4.1999 tarihinde sona erdiğinden ve dava da 16.4.1999 tarihinde açıldığından, süre aşımının sözkonusu olmadığı ve davanın süresinde açıldığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Davacıya ait özlük ve sicil belgeleri ile dava dosyasının incelenmesinde; 253 ncü dönem yedeksubay adayı olarak 1.12.1996-31.3.1997 tarihleri arasında Dağ Komando Okulu ve Eğitim Merkezinde eğitim gören ve asteğmen rütbesi ile mezun olduktan sonra Bingöl-Yayladere İlçe Jandarma Komando Bl. K.lığı emrine tertip edilen davacının ilk sicilini 1.11.1997 tarihinde aldığı ve bu sicilinin iyi derecede olduğu, ikinci sicilini ise 21.3.1998 tarihinde aldığı ve bu sicilinin de iyi derecede olduğu, her iki sicilde de olumsuz bir kanaatin bulunmadığı, bunların dışında başka bir sicilin de bulunmadığı görülmektedir.
Subay Sicil Yönetmeliğinin Sicil üstlerinin görev ve sorumluluğu başlıklı 4 ncü maddesinde, Sicil üstleri emri altındakiler hakkında sicil düzenlerken; üstlük ve komutanlığın en önemli özelliği olan özel yetkilerinden birini kullanır. Sicil üstleri bu görevin önemini gözönünde tutarak, emri altındakiler hakkında sicil düzenlerken sicil belgelerindeki niteliklere tam bir tarafsızlık, adalet ve vicdani kanaatle not takdir etmelidir... denilmektedir.
Bilindiği üzere; askerlik müessesesinde her türlü yükselme, taltif, yurtiçi ve yurtdışı kurs, öğrenim ve görevlendirmelerde personelin sicilleri büyük önem arz etmektedir. Bu nedenle sicil üstleri üstlük ve komutanlığın en önemli özel yetkilerinden olan sicil verme yetkisini kullanırken mutlaka objektif olmak durumundadırlar. Ayrıca her ne kadar sicil işlemlerinin idarenin diğer işlemlerine göre takdir yetkisinin daha yoğun olarak kullanıldığı işlemler grubunda olması ve T.C.Anayasa'sının 125/4 ve 1602 sayılı Kanunun 21/2 nci maddelerinde belirtildiği üzere, takdir yetkisini ortadan kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği gözönünde tutulsa da, burada denetlenemeyecek olan husus hukuka uygun kullanıldığı tesbit edilen takdir hakkı olup, bu hakkın hukuka aykırı ve yanlış kullanıldığının anlaşılması halinde, idarenin sicil tanzimi konusundaki takdir yetkisi de denetlenebilecektir.
Sicil işlemlerindeki hukuka aykırılığın kendisini gösterdiği durum ise; uzun yıllar boyunca belirgin bir çoğunlukta çok yüksek sicil notları ve olumlu kanaatler ile takdir edilen personelin, genel gidişata ve uygulamaya istisna teşkil edecek biçimde ve göze çarpacak nitelikte, ayrıca birden bire düşüşü açıklayan makul nedenler öne sürülmeksizin düşük sicil notları ile takdir edilmesi ve hakkında olumsuz kanaatlerin belirtilmiş olmasıdır.
Bu hukuki açıklamalar çerçevesinde dava konusuna dönüldüğünde; askerlik hizmetini asteğmen olarak yapan davacıya, 1997 yılında verilen sicil notu ile 4,5 ay sonra 1998 yılında terhisi sırasında verilen sicil notunun birbirine aykırılık teşkil etmeyen iyi derecede siciller olduğu ve bunun dışında mukayese edebilecek başka bir sicil notu veya notlarının bulunmadığı görüldüğünden, iptali istenen sicillerin objektif ve Subay Sicil Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak tanzim edilmiş siciller olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Ayrıca davacının sicillerinin Kara Kuvvetleri Komutanlığı Dış Kaynaktan Muvazzaf Subaylığa Geçirileceklere İlişkin Yönerge (KKY.51-1)'de belirtilen sicil notu ortalamasından düşük olması da davacıya ait sicillerin sübjektif olduğu sonucunu doğurmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davacıya yedek subaylık hizmeti sırasında verilen sicilin iptali istemine yönelik davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy