(2709 S. K. m. 128/2) (AYİM.1.D 02.04.1991 T. 1990/1102 E. 1991/919 K.)
Davacı, 16 Aralık 1998 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile 22 Nisan 1999 tarihinde kayda geçen davalı idarenin verdiği cevaba cevap dilekçesinde özetle; Hava Harp Okulu Disiplin Subaylığı görevini sürdürürken Hv.K.K.lığının 10 Ağustos 1998 gün ve PER.:4031-3333-98/PER.D.(SB.ASB.Ş.) sayılı atama emri üzerine 9 Eylül 1998 tarihinde Hv.Loj.K.lığı İdari Yön.Bşk.lığı Per.Ş.Md.lüğü Hukuksal İşler ve Personel Seferberlik Subaylığı görevine başladığını, daha önceki görev yerinde tespit ettiği işlenen suçlar hakkında 17 Eylül 1998 tarihinde suç duyurusunda bulunduğunu, önce İdari Yön.Bşk. tarafından işleme konulmayan dilekçesi hakkında daha sonra da Kur.Başkanı tarafından bir işlem yapılmadığını, hatta Kur.Başkanı tarafından dilekçesini geri alması için baskı yapıldığını, tehtid edildiğini, ısrarlı olunca da adeta sürgün cezası olarak 5 gün sonra 22 Eylül 1998 tarihinde Hava Müze Komutanlığı emrine verildiğini, uyarı ve ceza amacını taşıyan bu görevlendirme nedeniyle acı ve elem içerisine düştüğünü, psikolojik açıdan büyük bir çöküntü içine girdiğini, bu nedenle mide kanaması geçirdiğini ve GATA'da yatarak tedavi gördüğünü, telafi edilmesi imkansız olan yaşadığı bu acılarına idarenin ağır hizmet kusurunun neden olduğunu, nitekim benzer bazı olaylarla ilgili olarak Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin verdiği kararlarında da zorlayıcı bir nedene dayalı kısa bir süreye ilişkin haller ile ek görev durumu müstesna olmak üzere, bir subayın atandırıldığı görev yeri dışında çalıştırılmasının mümkün olmadığının belirtildiğini, sonuç olarak hukuka aykırı işlem nedeniyle uğradığı rahatsızlığının tedavisi için harcadığı ilaç parası olarak 4.000.000.-TL maddi ve yaşadığı elem-keder için ise 400.000.000.-TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte verilmesini duruşma yapılmasını talep ve dava etmiştir.
Davacı 21 Eylül 1999 tarihinde yapılan duruşmada da aynı taleplerini yenilemiştir.
Duruşma yapılmasından ve dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin müştereken değerlendirilmesinde, Hv.K.K.lığının 10 Ağustos 1998 gün ve PER.: 4031-3333-98/PER.D.(SB.ASB.Ş.) sayılı emri ile Hava Harp Okulu Disiplin Subaylığı görevinden Hv.Loj.K.lığı İdari Yön.Bşk.lığı Per.Ş.Md.lüğü Hukuksal İşler ve Personel Seferberlik Subaylığına atanan Davacının 9 Eylül 1998 tarihinde bu görevine başladığı, 17-18 Eylül 1998 tarihinde şikayet dilekçesi verdiği, bu dilekçenin Hava Kuvvetleri Komutanlığına gönderilmek üzere yazılan yazı üzerine Kurmay Başkanı tarafından 21 Eylül 1998 tarihinde Ben bunu uygun bulmuyorum. İsterseniz beni atlayıp gönderebilirsiniz ibaresinin yazıldığı, akabinde de Davacının Hv.K.K.lığı Hava Lojistik Komutanlığının 22 Eylül 1998 tarih ve İD.YNT.BŞK.: 4086-349-98/PER.Ş.(İşl.) sayılı emri ile 23 Eylül 1998 tarihinden itibaren görevlendirmeye ilişkin süre ve sebep belirtilmeksizin Hv.Müze K.lığı emrine görevlendirildiği, bu tarihten itibaren Davacının GATA'da mide rahatsızlığı nedeniyle tedavi gördüğü, 15 Ekim 1998 tarihinde görevlendirme işleminin geri alınması için dilekçe verdiği, 28 Ekim 1998 tarihinde görevlendirme işleminin iptal edildiği ve bu tarihte istirahatli olan Davacının istirahat bitimini müteakip 7 Aralık 1998 tarihinde tekrar tayin yerinde göreve başladığı anlaşılmaktadır.
926 sayılı TSK. Personel Kanununun 121/a maddesinde, asteğmen-albay rütbelerindeki subaylar ile astsubayların atanmalarının Kuvvet Komutanlıklarınca yapılacağı ifade edilmiştir. Davacı da yasanın bu açık hükmü gereği Hv.K.K.lığının 10 Ağustos 1998 tarihli atama emri ile Hv.Loj.K.lığı İdari Yön.Bşk.lığı Per.Ş.Md.lüğü Hukuksal İşler ve Personel Seferberlik Subaylığına atandırılmıştır. Ne var ki Davacının verdiği şikayet dilekçesini geri almaması nedeniyle Hv.Loj.K.lığı Kurmay Başkanının emriyle atandığı bu görevinden alınarak, Hv.Müze K.lığı emrine görevlendirilmesi işleminin hukuka uyarlı düştüğü söylenemez. Davacının sınıfı öğretmen olmakla beraber, Davalı İdare onun hukukçu olmasını da gözeterek ve bu kariyerinden istifade etmek üzere Hv.Loj.K.lığı emrine atamıştır. Davacının, bu görevinden (Hukuksal İşler ve Personel Seferberlik Subaylığı) alınmasını gerektiren hukuki ve zaruri sebepler çıkması halinde yapılacak olan iş, atamaya yetkili makam olan Hv. K.K.lığına atama teklifinin yapılması ve bunun gerekçelerinin açık şekilde bildirilmesi, akabinde de yetkili makamca atama işleminin tesisi yoludur. Hv. K.K.lığı yerine bu yetkinin Hv.Loj.K.lığı Kur.Bşk. tarafından kullanılması uyarlı düşmediği gibi; bunun bir atama değil görevlendirme olduğu yolundaki Davalı idare savunmasının da bu hukuki gerçeği değiştirici mahiyeti bulunmamaktadır. Zira; Mahkememizin muhtelif kararlarında da işaret edildiği üzere, zorlayıcı bir nedene dayalı çok kısa süreye ilişkin haller ile ek görev durumu müstesna olmak üzere, bir subayın atandırıldığı görev yeri dışında çalıştırılması mümkün değildir (AYİM.1.D.2.4.1991 tarih ve E.1990/1102, K.1991/919; AYİM Dergisi, S.7, Kitap 1, Ankara 1993, s.205-208). Bir kamu görevlisinin yapacağı işin ne olduğunun açıkça belirlenmiş olması ve bunun yetkili merci tarafından tayin edilmiş bulunması gereklidir.
Kamu görevlisinin görev yerinin neresi olduğunun, hangi işi yapacağının belirlenmemesi ya da yetkisiz mercilerce herhangi bir sebeple değiştirilmesi, Anayasa'nın 128/2 nci maddesinde belirtilen memur güvencesi ile de bağdaşmayacaktır. Bu nedenle, adı görevlendirme şeklinde nitelendin ise de; Davacının görevinin ve görev yerinin değiştirilmesi işleminin atama olduğu aşikardır. Ve bu işlem hukuka uyarlı düşmemektedir.
Öte yandan, Davacının görevlendirilme işleminin hukuki sebebinin, Davacının suç ihbarına ilişkin şikayet dilekçesi vermekten ibaret davranışı olduğu açıkça görüldüğünden; söz konusu işlemin bir ceza olarak tesis edildiği kanaatine ulaşılmıştır. Oysa, atama işleminin bir ceza olarak tesisi, amaç yönünden açıkça hukuka aykırılığı beraberinde getirmektedir. Şu halde, söz konusu görevlendirme işlemi yetki ve sebep unsurlarının yanısıra, amaç unsuru yönünden de hukuka aykırı düşmüştür. Bunun doğal sonucu olarak da, taşıdığı hukuka aykırılık özelliği dolayısıyla, bu atama işleminden kaynaklanan tam yargı davasında, Davalı İdarenin bir açık hizmet kusuru içinde bulunduğu, bu hizmet kusuruna yetkisiz ajanlarının atama işlemi tesis etmesinden kaynaklanan hizmetin kötü işlemesine yol açtığı, dolayısıyla bu işlem nedeniyle Davacının sahip bulunduğu hukukçuluk kariyerini uygulama imkanından mahrum bırakıldığı, görev yerinin hukuka aykırı olarak değiştirilmesi karşısında manevi bir zarara uğradığı kabul edilerek, bunun tazmini gerektiği kanısına varılmıştır. Davacı her ne kadar manevi tazminat olarak 400.000.000.-TL talep etmekte ise de; olayın mahiyeti ve görevlendirmenin kısa süreye münhasır olması nedeniyle Dairemizce 10.000.000.-TL manevi tazminata hükmedilmiş, fazlaya ilişkin talebi reddedilmiştir.
Ancak, Davacının yapılan görevlendirmeden sonra geçirdiği hastalık nedeniyle yapmış olduğu ilaç masrafları nedeniyle maddi bir zarara uğradığı kabul edilse dahi geçirdiği hastalığa söz konusu görevlendirme işleminin sebebiyet verdiğini kabul etmek mümkün değildir. Gastrit, ülser gibi hastalıkların 20 gün gibi kısa bir sürede meydana geldiğini kabul etmek hayatın olağan akışına aykırı ve gerçekçi olmayan bir yaklaşım olacaktır. Meydana gelen zarar ile idari işlem arasında illiyet bağı bulunmamaktadır. Bu nedenle Davalı idarenin maddi zararın tazmininden sorumlu tutulması hukuken mümkün değildir.
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının yasal dayanaktan yoksun bulunan maddi tazminat isteminin REDDİNE,
2. Davacının yapılan idari işlem nedeniyle duyduğu manevi acıya karşılık olmak üzere, Davacıya 10.000.000.-TL (Onmilyonlira) manevi tazminat verilmesine, fazlaya ait istemin REDDİNE,
3. Hükmedilen manevi tazminata dava tarihi olan 16 Aralık 1998 tarihinden itibaren %50 (Yüzde elli) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy