(926 S. K. m. 50) (5434 S. K. m. 39) (Subay Sicil Yönetmeliği m. 99, 100)
Davacı vekili, 15.1.1999 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile 13.5.1999 tarihinde kayda geçen cevaba cevap layihasında özetle; davacının 30.8.1997 tarihinde albay rütbesine terfi ettiğini, 1998 yılında kademe ilerlemesi yaptığını, 5.12.1998 tarihinde de disiplinsizlik nedeniyle ayırma işlemine tabi tutulduğunu, ayırma işleminin hukuki nedeni olarak Subay Sicil Yönetmeliğinin 99/a, c, d maddesinin gösterildiğini, 25 yıllık subay olan müvekkilinin aldığı disiplin cezalarının disiplini ağır. şekilde ihlale yönelik fiiller olmadıklarını, oysa Silahlı Kuvvetlerden ayırma işlemi yapılanların işleme dayanak yapılacak fiilleri ile aldıkları cezaların işlemi haklı kılacak yeterlik ve ağırlıkta bir disiplinsizlik halini oluşturması gerektiğini, bu nedenle anılan Yönetmeliğin 99/a maddesindeki halin gerçekleşmiş sayılamayacağını, ayrıca aşırı derecede menfaatine, içkiye, kumara, borçlanmaya düşkün olduğuna ilişkin özlük dosyasında herhangi bir belgenin bulunmadığını, bu nedenle anılan Yönetmeliğin 99/c maddesinin de kendisine tatbik imkanı olmadığını, aynı şekilde Silahlı Kuvvetlerin itibarını sarsacak şekilde ahlak dışı hareketlerde bulunduğuna ilişkin hiçbir kanıt bulunmadığını, dolayısıyla ayırma nedenlerinden biri olarak Subay Sicil Yönetmeliğinin 99/d maddesinin gösterilmesinde hukuki isabet olmadığını, aynı sicil üstlerince Mayıs ayında yüksek sicil verilmesine rağmen, Kasım ayında Silahlı Kuvvetlerde Kalması Uygun Değildir şeklinde ayırma sicili düzenlenmesi karşısında, anılan ayırma sicilinin objektif olmadığını ve Subay Sicil Yönetmeliği hükümlerine aykırı şekilde verildiğinin açıkça görüldüğünü, disiplin amiri olan kişilerin hizmet gerekleri ve kamu yararı dışında kişisel kin, garez ve emirler doğrultusunda hareket etmeleri sonucu tesis edilen disiplinsizlik nedeniyle ayırma işleminin sebep ve amaç yönlerinden hukuka ayrılıkla sakatlandığını belirterek; iptalini ve öncelikle yürütmenin durdurulmasını talep ve dava etmiştir.
Davacının yürütmenin durdurulması istemi Dairemizin 9.2.1999 tarihli kararı ile reddedilmiştir.
Dava dosyası ile davacıya ait özlük ve sicil dosyalarının incelenmesinde, 1973 Harp Okulu neş'etli olup 30.8.1997 tarihinde albay rütbesine terfi eden davacının, KK. EDOK K.lığı Mugedob.Tşk.Glş.Ş.Tşk.Anlz.Sb.olarak görevli bulunduğu sırada 3.11.1998 tarihinde hakkında sıralı sicil üstlerince Silahlı Kuvvetlerde Kalması Uygun Değildir şeklinde ayırma sicili düzenlendiği, 5.12.1998 gün ve 1998-90 sayılı kararname ile 926 sayılı Kanunun 50/c ve Subay Sicil Yönetmeliğinin 99/a, c, d ve 5434 sayılı T.C.Emekli Sandığı Kanununun 39/e maddeleri gereğince disiplinsizlik nedeniyle ayırma işlemine tabi tutulduğu, davacının söz konusu menfi işlemin iptali için vekili marifetiyle 15.1.1999 tarihinde ve süresinde AYİM'de bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Subayların Silahlı Kuvvetlerden ayırma sebepleri ve haklarında yapılacak işlemler 926 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinde belirtilmiş olup; Kadrosuzluk nedeniyle ayırma, Yetersizlik nedeniyle ayırma ve Disiplinsizlik veya ahlaki durum sebebiyle ayırma halleri olarak üç grupta düzenlenmiştir. Anılan 50 nci maddenin (c) fıkrasında, disiplinsizlik veya ahlaki durum sebebiyle Silahlı Kuvvetlerde kalmaları uygun görülmeyen subayların, hizmet sürelerine bakılmaksızın haklarında T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerinin uygulanacağı ifade edildikten sonra; bu sebeplerin neler olduğu ve bunlar hakkında sicil belgelerinin nasıl ve ne zaman tanzim edilip, nerelere gönderileceğinin Subay Sicil Yönetmeliği'nde gösterileceği ve bu gibi subaylardan durumlarının Yüksek Askeri Şura tarafından incelenmesi Genelkurmay Başkanlığı'nca gerekli görülenlerin Silahlı Kuvvetlerden ayırma işleminin Yüksek Askeri Şura kararı ile yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Anılan yasal hükmün uygulamasını gösteren Subay Sicil Yönetmeliği'nin 99 ve 100 ncü maddeleri de bu konudaki detaylı düzenlemeleri ihtiva etmektedir.
Yönetmeliğin Disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle ayırma başlıklı 99 ncu maddesinde aynen:
Aşağıdaki sebeplerden biri ile disiplinsizlik veya ahlaki durumları gereği Silahlı Kuvvetlerde kalmaları son rütbelerine ait bir veya birkaç belge ile anlaşılıp uygun görülmeyenler hakkında hizmet sürelerine bakılmaksızın emeklilik işlemi yapılır.
a. Disiplin bozucu hareketlerde bulunması, ikaz veya cezalara rağmen ıslah olmaması,
b. Hizmetin gerektirdiği şekilde tavır ve hareketlerini ikazlara rağmen düzenleyememesi,
c. Aşırı derecede menfaatine, içkiye, kumara, borçlanmaya düşkün olması,
d. Silahlı Kuvvetlerin itibarını sarsacak şekilde ahlak dışı hareketlerde
bulunması,
e. Tutum ve davranışları ile yasa dışı siyasi, yıkıcı, bölücü, irticai ve ideolojik görüşleri benimsediği, bu gibi faaliyetlerde bulunduğu veya karıştığı anlaşılanlara Subay Sicil Yönetmeliğinin 106 ncü maddesinde ise disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle ayırmanın, Ayırma işleminin sıralı sicil üstlerince başlatılması (a fıkrası) ve Ayırma İşleminin Personel Başkanlıkları'nca başlatılması (b fıkrası) şeklinde iki ayrı usulle mümkün olabileceği belirtilmekte ve söz konusu usullere ilişkin kapsamlı düzenlemelere yer verilmektedir.
Davacı hakkındaki işlemde olduğu gibi, ayırma işleminin sıralı sicil üstlerince başlatılması halini düzenleyen Yönetmeliğin 100/a maddesinde; disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle ayırma sicili düzenlenmesinde sürenin söz konusu olmadığı ve her zaman düzenlenebileceği açıkça belirtildikten sonra, her sicil üstünün sicil belgesinde kendisine ayrılan haneye, ilgilinin, 99 ncu maddenin hangi bendine göre bu durumunun saptandığının yazılması gerektiği, tüm sicil üstlerinin kanaatleri tamamlandıktan sonra bu sicille birlikte ilgilinin dosyasının Kuvvet Personel Başkanlıklarına gönderileceği, bu sicillerle birlikte Kuvvet veya J.Gn.K.lığı Personel Başkanlıkları'nda teşkil ettirilecek komisyonda ilgili subayın durumunun görüşüleceği, komisyonun yapmış olduğu inceleme ve değerlendirme sonunda aldığı kararı bir tutanakla Kuvvet Komutanı veya J.Gn.Komutanının onayına sunacağı, alınacak onaya göre işlem yapılacağı, emekliliği Kuvvet Komutanı veya J.Gn.K.tarafından onaylanan personelin dosyalarının Gnkur.Bşk.lığı'nca Yüksek Askeri Şura'nın kararına sunulup sunulmaması yönünde Genelkurmay Başkanı'nın tasvibine sunulacağı, Genelkurmay Başkanı tarafından durumlarının Yüksek Askeri Şura'da görüşülmesi gerekli görülenler hakkındaki istemlerin ilk Yüksek Askeri Şura toplantısında gündeme alınarak, hakkında kesin karara varılacağı ve işlemlerinin tamamlanacağı, Genelkurmay Başkanı'nın, durumlarını Yüksek Askeri Şura'da görüşülmesine gerek görmediği subayların dosyalarının Kuvvet Komutanlıkları ve J.Gn.K.lığına iade edileceği, bu gibi subaylar hakkında işlemin Kuvvet Komutanı veya J.Gn.K.lığının daha önce verdiği karara göre uygulanacağı ifade edilmektedir.
Belirtilen bu düzenleme karşısında davacının durumuna gelince: Davacı hakkında Silahlı Kuvvetlerden ayırma işlemi 3.11.1998 tarihinde sıralı sicil üstlerince başlatılmış ve KKK. lığı Personel Başkanlığında teşkil ettirilen Komisyon'un 18.11.1998 tarihli kararı ve görüşü üzerine ayırma işlemi tekemmül ettirilmiş ve 14.12.1998 tarihinde davacının TSK. ile ilişiği kesilmiştir.
Kamu hizmetinin iyi bir şekilde yürütülmesi için bir vasıta olan idarenin, bu hizmetin iyi yürümesi için gerekli tedbirleri alma yetkisi ile donatılmasının zorunlu olduğu kuşkusuzdur. Bu nedenle, idarenin kamu hizmetini yürütecek olan ajanlarını alırken bir takım özelliklere sahip olmasını araması tabii olduğu gibi; statüye alındıktan sonra da bunları verimli biçimde kullanması, hizmeti aksatacak, kendisinden artık verim alınması imkanı kalmamış, aksine idare mekanizmasına ve kamu hizmetinin yürütülmesine zararlı olacak ajanlarını bünyesi dışına çıkarması da doğaldır. İşte Silahlı Kuvvetlerden ayırma işlemi de, bu amaçla askeri idareye mevzuatla tanınmış bir yetkidir. Ne var ki, bu yola başvururken çok dikkatli olunması, kriterlerin titizlikle tespit edilmesi, personeli çalışmaya yöneltebilecek, çeki düzen verebilecek uygun vasıta ve yöntemler mevcutken (disiplin cezası, atama, sicil, terfi, teşvik ve yönlendirme vb.) statü dışına çıkarılma gibi sonuçlan çok ağır bir yola başvurulmaması gerektiği, aksi halde bu davranış biçiminin kamu yararına ve hukuka aykırı düşeceği izahtan varestedir.
Bu açıklamalar ışığında davacının durumuna gelince; davacı hakkındaki ayırma işlemi sıralı sicil üstlerince başlatıldığından, Subay Sicil Yönetmeliğinin 99 uncu maddesi uyarınca davacının disiplinsizlik teşkil eden durum ve hallerinin öncelikle son rütbesine ait bir veya birkaç belge ile anlaşılması gerekli bulunmaktadır. Bu yönde yapılan incelemede; davacının 30.8.1997 tarihinde albaylığa terfi ettikten sonra EDOK K.lığı emrinde görev yapmaktayken, 1998 yılı başlarında tanıştığı bayan arkadaşı ile 27.6.1998 tarihinde Kocaeli ilinde Fazilet Partisi tarafından düzenlenen siyasi bir toplantıya sivil elbiseyle katıldığı, 10.7.1998 tarihinde aynı bayan arkadaşıyla Kızılay'da Sakarya Caddesinde bir lokantada saat 01.30'da içkili bir şekilde tartışıp rezalet çıkardığı, emniyet ve Merkez Komutanlığı birimlerinin olaya müdahale ederek tarafların ifadelerini aldığı, bu nedenle konunun adliyeye intikal ettiği, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 24.7.1998 tarih ve E. 1998/31113, K. 1998/-11368 sayılı iddianamesi ile davacının suç tarihinde (10.7.1998) mağdureyi (anılan bayan arkadaşı Bilge Ergun'u) alkollü bir şekilde rahatsız ettiği belirtilerek, mütecaviz sarhoşluk suçundan davacı hakkında kamu davası açıldığı, 28.7.1998 tarihinde saat 04.10'da anılan bayan arkadaşının Ankara Merkez Komutanlığına telefon açarak, davacının Namık Kemal Mahallesindeki lojmanında kendisini darp ettiğini ve bir valiz, bir çanta içindeki zati eşyalarına elkoyduğunu bildirdiğini, Merkez Komutanlığı birimlerinin olay yerine geldiklerinde adı geçen bayanı emniyet güçleriyle lojmanın kapısında beklerken buldukları, yapılan müdahale ile eşyalarının bir tutanakla bayana verildiği, davacının refakatte götürüldüğü suçüstü mahkemesince tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldığı, Girne (Kıbrıs) Merkez Komutanlığınca tutulan 20.10.1998 tarihli tutanak muhteviyatına göre, davacının istirahatli iken 16.10.1998 tarihinde kimseden izin almaksızın anılan bayan arkadaşı ile birlikte Ankara'dan uçakla Kıbrıs'a geldiği ve girişini Askeri İnzibat bürosundan yapmayarak, sivil şahısların giriş yaptığı Polis Bürosundan yaptığı, aynı gece Casino Roksöun kumarhanesinde içki içip oyun oynadığı, burada karşılaştığı eski bir bayan arkadaşı ile eşine hakaretler yağdırdığı, görevlilerce gazinodan dışarı çıkarıldığı, ancak hakkında şikayetçi olunmadığı, 18.10.1998 günü yine Girne'de Jasmin Corf'da kumar oynayıp para kaybettiği, içkili olduğu halde gazino görevlilerini tehdit ettiği, buradan da görevlilerce dışarı çıkartıldığı, 19.10.1998 günü adı geçen bayan arkadaşının Merkez K.lığına gelerek davacının durumu ile ilgili bilgi verdiği, davacının 19.10.1998 günü saat 11.30'da gemiyle ve yine Polis Bürosundan adadan ayrılış yaptığı, anılan bayanın davacıya ait otelde kalan çantasını Merkez K.lığı yetkililerine teslim ettiği, durumun bilahare davacının K.lığına (EDOK K.lığı) bildirilmesi üzerine davacının savunmasının alındığı ve EDOK Komutanınca izinsiz garnizonu terketmek suçundan 7 gün göz hapsi cezası ile tecziye edildiği, davacının anılan bayan arkadaşının 4.11.1998 tarihinde EDOK K.Yrd. nı avukatıyla birlikte ziyaret ederek, davacının göz hapsi cezasını çekerken 3.1 1.1998 günü kendisini evinde ziyaret ettiğini, aynı gün akşam da EDOK gazinosuna davet ettiğini, birlikte gazinoda oturduklarını, ancak davranışları nedeniyle kendisinden şikayetçi olduğunu bildirdiği, durumun davacının 1.sicil üstünce bir yazıyla EDOK Kurmay Bşk.lığına bildirildiği, aynı 1.sicil üstünce 12.11.1998 tarihinde yazılan bir yazıyla, davacının bekar olmasına rağmen velayeti İzmir'de ikamet eden eski eşine verilmiş oğlunu bakmakla yükümlü göstererek, Namık Kemal Mahallesinden lojman aldığının tespit edildiğini, ayrıca TSK. personeline yaraşır bir hayat tarzı sürmemesi nedeniyle lojmandan çıkarılmasının istendiği, davacının göz hapsi cezasını çekerken kışlayı terketmek ve ziyaretçi kabul etmek suçuyla birlikte, bir siyasi partinin düzenlediği toplantıya katılmak suçuna ilişkin çekilen bir fotoğrafın Komutanlık bilgisine ulaşması nedeniyle, her iki suçtan davacı hakkında soruşturma emri verildiği, KKK. lığı Askeri Savcılığının 23.12.1998 tarih ve E. 1998/2434, K.1998/902 sayılı iddianame ve Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı ile, göz hapsi cezasını çekmekte iken selahiyetli olanlardan müsaade almaksızın ceza mevkiini terk suçundan 35.000.-TL ön ödemeyi yaptığından, bu suçtan hakkında KYOK. verildiği, ancak 27.6.1998 tarihinde Kocaeli'nde Fazilet Partisi tarafından yapılan siyasi bir toplantıya sivil kıyafetle katılmak suçundan, As. C.K.nun 148/A-4 maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle hakkında kamu davası açıldığı, mahkememizce alınan ara kararı ile akıbetleri sorulan bu davalardan; mütecaviz sarhoşlukla ilgili olarak Ankara 1.Sulh Ceza Mahkemesinin 13.5.1999 tarih ve E. 1999/911, K.1999/500 sayılı kararı ile suçun unsurlarının oluşmadığı belirtilerek sanığın (davacının) beraatına karar verildiği ve kararda olay günü {10.7.1998) davacının 0.40 promil derecede alkol aldığı, bu kadarlık bir alkolün kişinin hareket serbestisini kaybetmesine yol açmayacak bir düzeyde bulunduğu, davacının müştekiye karşı vaki tecavüzkar hareketini alkolün etkisiyle yapmadığının belirtildiği, KKK. lığı Askeri Mahkemesinin 7.10.1999 tarih ve E.1999/478, K. 1999/581 sayılı kararı ile davacının 27.6.1998 tarihinde siyasi bir toplantıya sivil kıyafetle katılmak suçunu işlediğinin sabit olduğu belirtilerek, eylemine uyan As. C.K.nun 148/A-4 ve TCK.59/2.maddeleri gereğince neticeten 2 ay 15 gün hapis cezasıyla mahkumiyetine karar verildiği, verilen hürriyeti bağlayıcı cezanın para cezasına çevrilmediği ve ertelenmediği, kararın gerekçesinin incelenmesinde mahkumiyet hükmünün sadece fotoğrafa değil, söz konusu toplantıya ait Emniyet Müdürlüğünün resmi yazısı, Hükümet Komiseri raporu, toplantıya ait duruşmada izlenen video bant kaydı ve çözümü gibi somut kanıtlara dayalı olduğu, gerekçedeki kabulle ...sanık (halen re'sen emekli) Top. Alb. ..........'in 27.6.1998 tarihinde Kocaeli'nde Fazilet Partisi tarafından tertip edilen siyasi toplantıya bayan arkadaşı ......... ile birlikte katıldığı, protokol mahallinin hemen arkasındaki sırada oturduğu, toplantının başından sonuna kadar salonda bulunarak konuşmaları dinleyip, gösterileri izlediği ve zaman zaman alkışlarla destek verdiği, bu suretle siyasi bir toplantıya sivil elbise ile katıldığında hiçbir kuşkunun bulunmadığı..., davacının bu kararı vekilleri marifetiyle temyiz ettiği ve henüz hükmün kesinleşmediği anlaşılmaktadır.
Davacının son rütbesine ait belirtilen bu safahatının dışında, 14.4.1975 tarihinde disiplinsizlik nedeniyle Zh.Tug.K.ca 7 gün göz hapsi; 28.Mot.P.Tuğ.K.lığında görevli iken 20.3.1985 tarihinde aşırı sarhoş olarak Nizamiyeyi basarak nöbetçileri dövmek, ortalığı yıkıp devirmek suçundan 9.4.1985 tarihinde 28.Mot.P.Tug.K.ca 28 gün oda hapsi; 29.7.1985 tarihinde denetlemeye saç ve sakallı çıkmak, izinsiz garnizonu terk suçundan tevbih; Keşan'da Emin Taverna'da içkili şekilde rezalet çıkarmak suçundan 4.1.1993 tarihinde 4 gün göz hapsi; alkollü olarak kışla içinde dolaşmak suçundan 16.11.1993 tarihinde 7 gün göz hapsi; mesai dışı saatlerindeki tavır ve hareketlerinin bir subayın saygınlığına yakışmaması ve asarı gizlenmeyecek derecede alkollü olması nedeniyle 18.8.1994 tarihinde 4.Mknz.P.Tug.K.ca 7 gün oda hapsi; disiplinsiz tutum ve davranışı nedeniyle 24.9.1994 tarihinde 4.Mknz.P.Tug.K.ca 7 gün oda hapsi cezalarıyla tecziye edildiği, Keşan'da sokakta içkili olarak bir siville kavga ederek rezalet çıkarması nedeniyle Keşan Kaymakamlığının 8.3.1995 tarihli yazısıyla durumun 4.Mknz.Tug.K.lığına bildirildiği, mesaiye geç gelmek suçundan 21.3.1996 tarihinde tevbih cezasıyla tecziye edildiği; 2.Kor.K.lığı As.Mah.nin 17.4.1996 tarih ve E.1996/355, K.1996/193 sayılı kararıyla askeri aracı özel menfaatinde kullanmak ve asta müessir fiil suçlarından mahkum edildiği; davacının sicil safahatının incelenmesinde de, muhtelif yıllarda değişik sicil üstlerince içkiye zaafı olduğu, bu nedenle rütbesine yakışmayan durumlara düştüğünün belirtildiği, sicillerinin genelde iyi-çok iyi düzeyde seyrettiği, ayrıca muhtelif yazılı takdirlerinin bulunduğu görülmektedir.
Yukarıda kapsamlı şekilde safahatı özetlendiği üzere, davacının son rütbesinde (albaylığında) vaki disiplinsizliklerinin vahim bir düzeyde olduğu, her ne sebeple olursa olsun, disiplin bozucu bu fiil ve davranışların Silahlı Kuvvetlerin itibarını sarsacak boyutlarda bulunduğu, bayan arkadaşı ile birlikte bir siyasi parti toplantısına iştirak etmek, alkışlarla bu toplantıya katılanlara destek vermek şeklinde bir TSK. mensubuna asla yakışmayacak tutum ve davranış sergilediği, aşırı derecede içkiye düşkün olup, bu nedenle sık sık rezalet düzeyinde olaylara karıştığı, emniyet ve Merkez Komutanlığınca bu konularda defalarca işlem yapıldığı, albay rütbesine ulaşmış bir üstsubay olarak üniformasının onurunu ve TSK.'nin itibarını her zaman en üst düzeyde tutması gerekirken, son rütbesinde sıklaşan ve artarda temadi eden disiplinsiz tutum ve davranışlarıyla, bunların tam aksi yönde hareket ettiği açıkça anlaşıldığından; Subay Sicil Yönetmeliğinin 99 uncu maddesinin (a), (c) ve (d) bentlerindeki her üç halin de davacı yönünden gerçekleştiği kanaatine varılmış ve davalı idarece tesis edilen ayırma işleminde bu nedenle hukuki isabet görülmüştür.
Davacının disiplinsizliklerinin yoğunlaştığı dönemde kendisine her ne kadar yetkili sicil üstlerince çok yüksek siciller verilmişse de; bu husus, ayırma işleminin bir nakisesi olarak görülemez. Bu, olsa olsa ilgili sicil üstlerinin önce çok yüksek sicil düzenleyip, ardından bir süre sonra ayırma sicili vermeleri nedeniyle, onların takdir zaafını ortaya koyan bir olgudan ibarettir ve bu durumda da salt sicillerin çok yüksek verilmesi, ilgili hakkında koşulları varsa disiplinsizliğe dayalı ayırma işleminin tesisine engel teşkil edemez. Bu nedenle, davacı vekilinin bu yöndeki beyanlarına itibar edilememiştir.
Açıklanan nedenlerle; davacı hakkında tesis edilen disiplinsizlik nedeniyle ayırma işleminde hukuka aykırı herhangi bir yön görülmediğinden, yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy