(1602 S. K. m. 66)
1602 sayılı Askeri Yüksek idare Mahkemesi Kanununun 66 ncı maddesine göre, Daireler ile Daireler Kurulunca verilen kararlar hakkında bir defaya mahsus olmak üzere, ilamın tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde;
a) Kararın esasına etkisi olan iddia ve itirazların, kararda karşılanmamış olması,
b) ilamda birbirine aykırı hükümlerin yer alması,
c) Kararın usul ve kanuna aykırı bulunması, sebepleriyle kararın düzeltilmesi istenebilir.
Davalı idarenin vaki karar düzeltme dilekçesine Nazilli Posta Telgraf Müdürlüğünün 19.7.1999 tarihli yazı ile gönderi teslim defteri fotokopisi eklenerek, davacı adına gönderilen 6252 no'lu taahhütlü mektubun 30.3.1998 tarihinde eşi ......... imzasına teslim edildiğinin anlaşıldığı, dolayısiyle bu tebliğ tarihine nazaran 21.9.1998 tarihinde açılan davada süre bulunduğu, dolayısiyle bu husus dikkate alınmadan verilen kararın düzeltilmesi ve davanın süre yönünden reddi gerektiği ileri sürülmüştür.
Davalı idarenin 2.2.1999 tarihli savunmasında süre itirazı soyut bir şekilde yapılmış ve karar düzeltme aşamasında temin edildiği anlaşılan söz konusu belgeler ilk kez bu aşamada ibraz edilmiştir. İbraz edilen belgelerdeki imzanın davacının eşine ait ve tebliğ tarihinin de doğru olduğu kabul edilse dahi, bu olguların sonucu değiştirici bir mahiyeti olmayıp, davada süre sorunu bulunmamaktadır.
Gerçekten süre, idare hukukunda kamu düzeninden olup, davanın her aşamasında re'sen göz önünde bulundurulmak zorunda olan bir müessesedir. Ancak, dava konusu gibi sübjektif (sadece bir Şahsı ilgilendiren) olmayan, objektif (genel) mahiyetteki benzer işlemleri iptale konu olması halinde, aynı Şey geçerliliğini yitirmekte ve kamu düzeni sürenin değil, objektif mahiyetteki iptal kararının mahiyetinin esas alınmasını gerekli kılmaktadır. Bu konuda mahkememize açılan davalarda evvelce verilen iptal kararları, gerçekte aynı kararname ile subaylığa nasıpları iptal edilen tüm kişiler yönünden aynı hukuki anlamı ifade etmektedir. Çünkü, bu iptal kararları ile yalnız dava açan ilgili kişiler hakkındaki birel işlemler değil, gerçekte subaylık nasıpları geri alının tüm kişilerin yer aldığı kararnamenin kendisi de iptal edilmiş bulunmaktadır. Anılan benzer işlemlerden birinin iptal edilmesi ise, aynı kararnamede yer alan diğer kişiler bakımından aynı hukuki sakatlığın da kendiliğinden gerçekleşmesi sonucunu doğurmaktadır, öğretide de açık bir şekilde ifade edildiği üzere ...benzer sakatlıkları taşıyan işlemlerden birinin iptal edilmesi, diğerlerinin de sakat olduklarını ortaya koyar. Bu durumda idarenin görevi, ilgililerin dava açmasını beklemeden, onları çeşitli külfetlere katlanma zorunda bırakmadan, kendiliğinden durumu düzeltmek, sakat işlemleri ve sonuçlarını ortadan kaldırmaktır. Bu görevini yerine getirmezse, her ilgili, idareden bu görevini yerine getirmesini isteyebilir ve işleme karşı dava süresi geçmiş de olsa, red işlemlerinin iptalini elde edebilir... (Yıldırım ULER, idari Yargıda iptal Kararlarının Sonuçları, Ankara 1970, s.46, 64-68). Davacı da, dava konusunda, benzer işleme muhatap olan kişilerden birisi olduğundan ve benzer işlemlerin dayanağı olan geri alma kararnamesi de Dairemiz kararıyla iptal edildiğinden; artık davacının 21.9.1998 tarihinde açtığı davada herhangi bir süre sorununun bulunmadığı kanaatine ulaşılmış ve aynı nedenle tebligatın usulüne uygun şekilde yapılıp yapılmadığı hususunun araştırılmasına gerek görülmeyerek, davalı idarenin karar düzeltme talebinin hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Davalının kararın düzeltilmesi istemini içeren dilekçesinde ileri sürdüğü sebepler yerinde görülmediği gibi, düzeltilmesi istenen karar da kanuna ve usule uygun bulunduğundan; kararın düzeltilmesi isteminin REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy