(205 S. K. m. 27) (743 S. K. m. 355)
Davacı vekili, 4.12.1995 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile 8.4.1999 tarihinde kayda geçen cevaba cevap dilekçesinde özetle; müvekkili Astsb. .........'nün 1994 yılından bu yana psikotik bozukluk nedeniyle tedavi gördüğünü, en son olarak 21.2.1997 tarihinde 6 aylık istirahat aldığını ve 6.8.1997 tarihinde de 4928 sayılı raporla hakkında TSK.'nde görev Yapamaz kararı verildiğini ve bu raporun MSB.Sağlık Daire Başkanlığınca 8.8.1997 tarihinde onaylanarak kesinleştiğini, ancak davacının tedavisinin devam ettiği sırada Yüksek Askeri Şur'a kararıyla 26.5.1997 tarihinde re'sen görevine son verildiğini ve bu ayırma kararının, davacının istirahatli olması nedeniyle, Askerlik Şube Başkanlığı kanalı ile davacıya 11.9.1997 tarihinde tebliğ edilebildiği ve 3.9.1998 tarihinde de OYAK'a müracaat edilerek tam ve daimi maluliyet yardımı talebinde bulunulduğunu, ancak kurumun bunu reddettiğini ve red sebeplerinin yerinde olmadığını, zira davacının YAŞ kararı ile 26.5.1997 tarihinde re'sen görevine son verilse de, bunun kendisine 11.9.1997 tarihinde tebliğ edilmesi nedeniyle, re'sen ayırma işleminin 11.9.1997 tarihinde hüküm ifade edeceğini ve GATA'nın son muayene tarihi olan 21.2.1997 tarihinin tam ve daimi maluliyetin tesbiti tarihi olarak dikkate alınmasının gerektiği, zira hastalığın kronik nitelik alması ve TSK.'nde görev Yapamaz kararı verilmesi ve bu raporun MSB.Sağlık Daire Başkanlığınca onaylandığı tarih olan 8.8.1997 tarihinin hukuken usuli, formalite bir işlem olduğunu, ayrıca davacının hastalığı gereği hiçbir kanuni süre ile sınırlanamayacağı, kaldı ki YAŞ kararının 11.9.1997 tarihinde tebliği nedeniyle 3.9.1998 tarihinde yapılan müracaatın 1 yıllık süre içinde yapıldığını belirterek, tam ve daimi maluliyet yardımı yapılmamasına ilişkin işlemin iptalini talep ettiği görülmüştür.
Davacı ile kurum arasındaki uyuşmazlığın davacının maluliyetinin tesbit edildiği tarihte kurum üyesi olup olmadığı ve davacı vekili tarafından 205 sayılı Kanunun 27 nci maddesinde öngörülen bir yıllık süre içerisinde başvuruda bulunulup bulunulmadığı hususlarına yönelik olduğu görülmektedir.
Dosyada çözümü gereken ilk sorun davacının sözkonusu maluliyeti nedeniyle 205 sayılı Kanunun 27 nci maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmiş olup olmadığıdır.
205 sayılı Kanunun 27 nci maddesinde, Maluliyet, tesbiti tarihinden itibaren bir yıl ve her halde maluliyeti tevzid eden hadisenin vukuu tarihinden itibaren beş yıl içinde maluliyete duçar olan üye veya kendisiyle ilgili diğer herhangi bir şahıs tarafından kuruma yazı ile bildirilmediği takdirde maluliyet yardım talep hakkı sükut eder. denilmektedir.
Dava dosyasında bulunan GATA K.lığı Sağlık Kurulunun 6.8.1997 tarih ve 4928 sayılı raporu ile davacı hakkında Kronik nitelik kazanmış psikotik bozukluk ayırt edilemeyen tip, halen rezidüel bulgu teşhisiyle D/15-F2 Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev Yapamaz kararı verildiği ve bu raporun 8.8.1997 tarihinde MSB. lığı Sağlık Daire Başkanlığınca onaylanarak kesinleştiği görülmektedir. Netice olarak, davacının maluliyetinin 8.8.1997 tarihinde kesinleştiğinde kuşku bulunmamaktadır. Bu durumda da davacının 8.8.1997 tarihinden itibaren bir yıl içinde maluliyet yardımı için davalı kuruma başvurması zorunluluğu vardır. Bu süre zarfında müracaatta bulunulmaması davacının talep hakkını ortadan kaldıran, hak düşürücü bir süre olup, yeniden ihyası da mümkün değildir.
Davacı vekilinin, davacının YAŞ kararıyla 26.5.1997 tarihinde ilişiği kesilse de, bu kararın davacıya 11.9.1997 tarihide tebliğ edilmesi karşısında bir yıllık sürenin bu tarihten itibaren başlatılmasının gerektiği yönündeki iddiasına da hukuken itibar etmek mümkün olmamıştır. Zira, kanunun 27 nci maddesi ile getirilen kurum üyelerinin TSK.'nden ayrılması sonucu kurum üyeliğinin sona erdiği tarihten itibaren bir yıl içinde müracaat etmesi hususu değil, sağlık raporu ile maluliyetinin tesbiti tarihinden itibaren bir yıllık süre bir idari müracaat zorunluluğudur. Bir an için davacının maluliyetinin tesbit edildiği 8.8.1997 tarihinde TSK.'nde görevli olduğu ve halen OYAK üyesi olduğu kabul edilse dahi davacı 8.8.1997 tarihinden itibaren bir yıllık süreyi geçirerek 3.9.1998 tarihinde müracaat etmesi nedeniyle maluliyet yardım talebi hakkından kesin kez mahrum kalmaktadır.
Davacı vekili, bu arada davacının rahatsızlığı nedeni ile hiçbir kanuni sürenin davacı için geçerli olamayacağını iddia etmişse de; bu iddiasının kendi vekilliğini de boşlukta ve geçersiz bırakması karşısında, hukuki geçerliliği bulunmamaktadır. Zira, davacının 743 sayılı Türk Medeni Kanununun 355 nci maddesinde düzenlenen vasi tayinine ihtiyacı olduğu iddiası sözkonusu ise, tayin edilmiş vasinin davacı vekiline dava açabilmek konusunda hakim izninin alınması koşuluyla verdiği bir vekalet de söz konusu değildir.
Bu durumda, maluliyeti 6.8.1997 tarih ve 4928 sayılı GATA Sağlık Kurulu raporu ile belirlenip, bu raporun 8.8.1997 tarihinde onaylanmasıyla kesinleşen davacının, 205 sayılı Kanunun 27 nci maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü idari müracaatı, süresi içinde yapmayarak, 3.9.1998 tarihinde yapması karşısında, davalı kurumca tesis edilen red işleminde hukuka aykırı bir hususun bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; davacı hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırı herhangi bir yön görülmemekle, yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy