(5434 S. K. m. 53)
Davacı Vekili, 21.6.1999 tarihli dilekçenin reddi üzerine 18.10.1999 tarihinde AYİM Başkanlığına sunulmak üzere Ilgın Asliye Hukuk Mahkemesi Başkanlığına verdiği dilekçesinde özetle; 2.9.1991 tarihinde Astsubay Sınıf Okulunda öğrenime başlayan müvekkilinin, psikolojik rahatsızlığı nedeniyle Ankara Etimesgut 600 Yataklı Hava Hastanesinde verilen 7.3.1997 gün ve 194 sayılı sağlık raporuna istinaden sınıf değiştirdiğini, sözkonusu sağlık raporunun Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce yapılan incelenmesi neticesinde adi malul olduğuna karar verildiğini, göreve devam ederken ağabeyinin de şehit olması nedeniyle rahatsızlığının arttığını ve Silahlı Kuvvetlerde görev yapamayacak duruma gelmesi üzerine emekliliğini istediğini, KKK. lığının 22.2.1999 gün ve Per:4184-534-99/Emk.ve Arş.Ş.73001 sayılı emri ile Silahlı Kuvvetlerden ayrıldığını, 5434 sayılı Kanunun 53/4 ncü maddesi uyarınca 5 yıllık hizmet yılını tamamladığı ve halen hacir altına alınma durumunda olduğu, babasının sürekli yardım ve kontrolü altında yaşam sürdürmesi nedeniyle adi malul aylığı bağlanması yönündeki müracaatlarına olumsuz yanıt verildiğini, Davalı Kurumun 1997 yılında verilen rapora itibar ederek son durumunu tam incelemeden tesis ettiği işlemin hukuka aykırı olduğunu belirterek, tesis edilen olumsuz işlemin iptalini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyası ile tahsis dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinde; 2.9.1991 tarihinde Astsubay Sınıf Okulunda öğrenime başlayan Davacının bu tarihten itibaren 5434 sayılı Kanun ile ilgilendirildiği, 30 Ağustos 1992 tarihinde göreve başlamasını müteakip 1995 yılından itibaren psikotik reaksiyon hastalığı nedeniyle çeşitli raporlarla uzun süreli istirahat aldığı, en son 600 Yataklı Hava Hastanesince 7.3.1997 gün ve 134 sayılı Sağlık Kurulu Raporu ile hakkında kesin işlem tesis edildiği, raporun teşhis bölümünde hastalığın, bir hecmeden fazla tekrarlayan psikotik reaksiyon (ayırt edilmeyen tip) olarak belirtildiği, karar bölümünde ise B/15 F-2, sınıfı görevini yapamaz, TSK-SYY'de KKK. lığına ait 2 no.lu çizelgede (+) pozitif işaretli sınıflarda görevlendirilebilir şeklinde ifade bulunduğu, müteakiben Emekli Sandığı Sağlık Kurulunun 12.01.1998 günlü kararı ile adi malul olduğuna karar verildiği, bu karardan sonra, Davacının 9 Şubat 1999 tarihli dilekçesi ile malul olarak emekliye sevk edilmesini talep ettiği ve 19 Şubat 1999 günlü onay ile bu isteği kabul edilerek hakkında 5434 sayılı Kanunun 44 ncü maddesi uyarınca ayırma işleminin tesis edildiği, hizmet müddetinin, malulen aylık bağlanabilmesi için geçmesi gereken on yıldan az olması nedeniyle de aylık bağlanmayarak 25.5.1999 tarihinde toptan ödeme yapıldığı, müteakiben davacının, 6741 sayılı Kanun uyarınca, kendisine on beş yıllık hizmet yapmış gibi aylık bağlanması yolunda talepte bulunduğu ve ayrıca işlemin iptali istemiyle de dava açtığı görülmektedir.
Davalılardan Milli Savunma Bakanlığı 3 Ocak 2000 tarihli cevap dilekçesinde; kendilerinin husumet mevkiinden çıkarılmasını talep ettiği görülmekle öncelikle usule ilişkin bu isteme değinmek gereklidir. Bilindiği üzere, idari davalarda davalı olarak hasım mevkiini işlemi oluşturan, sonuçlandıran tüzel kişilik işgal etmektedir. Davacı hakkında tesis edilen işlemi maluliyet nedeniyle aylık bağlamama işlemi olmakla bu işlemi oluşturan ve sonuçlandıran idare tüzel kişiliği Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü olduğundan, işlemin oluşturulmasında esaslı bir şekilde etkisi bulunmayan Milli Savunma Bakanlığı hasım mevkiinden çıkartılmıştır.
Davanın esasına geldiğimizde; yukarıda da belirtildiği üzere davaya konu teşkil eden hukuksal uyuşmazlık : hizmette 5 yılını doldurmuş ancak malulen aylık bağlanması için gerekli 10 yılı doldurmamış bir iştirakçiye (adi malule) 5434 sayılı Kanunun 4 ncü maddesi uyarınca 15 yıllık fiili hizmeti bulunan maluller gibi aylık bağlanıp bağlanamayacağıdır.
5434 sayılı Kanunun 53 ncü maddesine, 6741 sayılı Kanun ile eklenen dördüncü fıkrada aynen; Asgari 5 sene emekliliğe esas bir hizmette bulunmak şartıyla tedavisi gayri mümkün bir maluliyete duçar olup herhangi bir şekilde kazanç ve başkasının yardımı olmaksızın idameyi hayat imkanı kalmayan adi malullere; (mezkur Kanunun 48 nci maddesinde yazılı hususlar nazari dikkate alınmak suretiyle) 15 sene fiili hizmeti bulunan maluller gibi maaş tahsis olunur. şeklinde hüküm bulunmaktadır.
Yukarıda zikredilen kanun metninden de açıkça anlaşılacağı üzere bu durumdaki kimselere aylık bağlanabilmesinin önemli bir koşulu da kazanç ve başkasının yardımı olmaksızın idameyi hayat imkanı kalmamak"tır. Bunun anlamı; kişinin hastalığı nedeniyle hiçbir iş yapamaması ve bu nedenle de başkasının yardımına mutlak surette ihtiyacının olmasıdır.
Davacı hakkında tesis edilen Sağlık Kurulu Raporunda Davacının Türk Silahlı Kuvvetlerinde; Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinde Kara Kuvvetleri Komutanlığı için gösterilen çizelgede (+) işaretli sınıflarda hizmet edebileceği yani çalışma gücünü kanunda zikredilen anlamda tamamen yitirmediği açıkça belirtilmiştir. Davacı Türk Silahlı Kuvvetlerinde hiçbir şekilde çalışamayacak duruma geldiği için değil, 5434 sayılı Kanunun 44 ncü maddesinin 2 nci fıkrasının getirdiği olanağa nazaran göreve devam etmeyip emekliliğini istemek suretiyle Silahlı Kuvvetlerden ayrılmıştır. Bu durumda artık çalışma gücünü tamamen yitirdiğini, başkasının mutlak surette yardımına ihtiyaç duyduğunu söylemek olanaksızdır. Sonuç olarak kanun ile getirilen koşulları taşımadığı anlaşılan davacı hakkında tesis edilen işlemde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy