(2946 S. K. m. 8)
Davacı 24.11.1999 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 21.10.1999 tarihinde adi malul olarak isteğiyle emekliye ayrıldığını, Kocaeli ili Körfez ilçesinde bulunan ve emekli olduğunda yerleşmeyi istediği konutunun depremde ağır hasar görüp yıkıldığını, halen oturmakta olduğu lojmanı 20.12.1999 tarihinde boşaltılması gerektiğinin bildirildiğini, ancak kızının Ankara'da öğrenci olup öğrenimine devam ettiğini, TSK. Konut Yönergesi ve J.Gn.K. Konut Özel Yönergesi hükümlerine göre 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu dışında malul olanların okulda okuyan çocukları varsa okulun kapandığı tarihten itibaren 15 gün içinde lojmanı boşaltma hakkı bulunduğunu, durumunu belgeleyerek okulların kapanmasına kadar lojmanda oturmaya devam etmek için idareye yaptığı başvurunun reddedildiğini belirterek; lojmandan çıkarılmasına ilişkin işlemin iptalini ve öncelikle yürütmenin durdurulmasına talep ve dava etmiştir.
Davacının yasal unsurları taşımayan yürütmenin durdurulması istemi Dairemizin 14.12.1999 tarihli kararı ile reddedilmiştir.
Dava dosyasında bulunan belgelerden; davacının GATA K.lığınca 10.12.1991 tarihinde yapılan göz muayenesinde diskromatopsi teşhisi konularak 01.07.1992 tarihinde kesinleşen Sağlık Kurulu Raporuyla hakkında TSK SYY 5.Bölüm 42 nci maddesi hükümlerine göre işlem görür. Sınıfı Görevini Yapamaz, SYY. nin KKK. na ait 2 nolu çizelgesindeki (+) işaretli sınıflarda görev alır karar verildiği, raporun T.C. Emekli Sandığı Sağlık Kurulunda görüşüldüğü ve 3 1.08.1992 tarihinde Adi Malul olduğuna karar verildiği, davacının malulen emekliye ayrılmayarak görevine devam ettiği ve sınıfının levazım olarak değiştirildiği, 1999 yılında adi malul olarak emekliye sevk edilmeyi talep ettiği ve 21.10.1999 tarihinde emekliye ayrıldığı, 05.11.1999 tarihinde idareye müracaatla çocuğunun okul durumu ve emekliliğinde yerleşecek olduğu evinin yıkılacak olması nedenleriyle lojman oturma süresinin okulların kapanmasına kadar uzatılmasını talep ettiği, talebinin 23.11.1999 tarihinde reddedilmesi üzerine 24.11.1999 tarihinde işlemin iptali talebiyle bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanununun 21 nci maddesi
Memur ve kamu görevlilerinden yurtiçinde ve yurtdışında görevlerini ifa ederlerken veya sıfatları kalkmış olsa bile görevlerini yapmalarından dolayı terör eylemlerine muhatap olarak yaralanan, sakatlanan, ölen veya öldürülenler hakkında 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır hükmünü getirdikten sonra ayrıca demek suretiyle (b) bendinde yurtiçinde ve yurtdışında kamu konutlarından yararlanmakta iken malul olanların kendileri, ölenlerin aylığa müstahak dul ve yetimleri, Kamu Konutları Kanununda gösterilen özel tahsisli konutlarda oturanlar hariç olmak üzere, bir yıl süreyle kamu konutlarından yararlanmaya devam ederler. Bu süre sonunda kamu konutundan çıkacaklar ile kamu konutundan yararlanmayanlar ve özel tahsisli konutlarda oturanların istekleri halinde ikametgah olarak kullanacakları yurtiçindeki taşınmazın kira bedeli on yıl süre ile devletçe karşılanır. hükmünü öngörmektedir.
Bu yasal düzenleme memur ve kamu görevlilerinden, bu görevlerini nerede olursa olsun ifa ederlerken veya bu görevlerini yapmalarından dolayı terör eylemlerine muhatap oranların haklarını içermektedir. TSK. Konut Yönergesinin Konuttan Çıkma, Çıkarılma, Konutun İadesi, Hasarın Ödettirilmesi başlıklı dördüncü bölümün 1 nci madde (c) fıkrasında ise Konutta oturmakta iken şehit olan ve ölenlerin aileleri veya 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanununa göre malul olanların kendileri, ölüm tarihinden veya ilişiğin kesildiği tarihten itibaren bir yıl içinde, 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu dışında malul olanlar ilişiğinin kesildiği tarihten itibaren iki ay içinde, ancak okulda okuyan çocukları var ise başvuruları halinde çocuğun okuduğu okulun kapandığı tarihten itibaren 15 gün içinde konutu tahliye edecekleri hükme bağlanmış ve 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu dışında malul olanlar için özel bir düzenleme getirilmiştir.
Yukarıda zikredilen mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere tahliye durumu doğduğu halde oturma süresinin uzatılması hakkından yararlanabilmek için getirilen ölçüt; şehitlik, ölüm ya a maluliyet halinin ortaya çıkmış olmasıdır. Oturma süresi ölüm tarihinden veya ilişiğin kesildiği tarihten itibaren mevzuatta belirtilen süreler kadar uzatılabilecektir. Davacı hakkında 01.07.1992 tarihinde onaylanarak kesinlik kazanan rapor davacının maluliyetini tespit etmektedir. Ancak bu rapor tek başına davacıyı malul statüsüne sokmak için yeterli değildir. Bu rapora istinaden davacı hakkında 5434 Sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun hükümleri uygulanarak malulen emeklilik işlemi tesis edilmediği ve davacının istemi üzerine sınıf değişikliği yapılarak TSK. nde göreve devam ettiği, aradan uzun süre geçtikten sonra 1999 yılında kendi isteği ile Adi malul"en emekliye ayrıldığı görülmektedir.
Yukarıda temas edilen mevzuat hükümlerinin amaçsal yorumundan çıkan sonuç; ister TSK.'de görev yapamaz kesin kararlı sağlık raporları üzerine, ister Sınıfı görevini yapamaz kararlı sağlık raporları üzere, sınıf değişikliği hakkını kullanmayarak istekle malulen (adi malulen ya a vazife malulü olarak) emekliye ayrılan personelin, okulda okuyan çocuğu varsa, başvuruları üzerine okulun kapandığı tarihten itibaren 15 gün sonrasına dek konutta oturmasına imkan tanınmasının amaçlanmış olduğudur. Oysa davacı, maluliyetin kesinleştiği tarihte emeklilik değil sınıf değişikliği tercihinde bulunduğundan, yönerge ile öngörülen bu özel ve istisnai imkandan yararlanma hakkını kaybetmiş bulunmaktadır. Bu bakımdan, maluliyetinin kesinleştiği tarihten 7 yıl sonra davacı tarafından bu konuda olmayan bir hakkın kullanılmak istenmesinde hukuki haklılık olmadığı aşikardır ve esasen anılan Yönerge hükmü ile bu şekildeki bir hakkın suiistimali ve malul olmaksızın kendi isteği ile emekli olanlara nazaran ayrıcalıklı bir durum yaratılması öngörülmemiş ve amaçlanmamıştır. Gerçek amaç, TSK.'lerinde görev yapmakta iken ister re'sen, ister sınıf değişikliğini tercih etmemesi nedeniyle isteği üzerine olsun, bir maluliyete duçar olarak malulen emekliye ayrılan personele, tahsildeki çocukları gözetilerek bir atıfet tanınmasından ibarettir ve bu atıfetin de amacına uygun şekilde, yani maluliyetin hemen akabinde kullanılması gerekli bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davacının TSK. Konut Yönergesinin 4.Bölüm 1 nci madde (c) fıkrasından yararlanma imkanı söz konusu olmadığından, maluliyetinin kesinleşmesinden 7 yıl sonra istekle emekli olması sonrasında, ilişik kesme tarihinden itibaren oturduğu konutu iki ay içinde boşaltması yolunda tesis edilen işlemde herhangi bir hukuka aykırılık görülmemekle, yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy