(205 S. K. m. 26)
Davacı, 12.7.1999 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; TSK.'nde sivil memur olarak görevli iken geçirdiği rahatsızlık ve ameliyatlar sonucunda malulen emekliye sevk edildiğini, OYAK üyesi olduğunu, ancak GATA Sağlık Kurulunun 29.9.1998 gün ve 279 sayılı ek raporunda fikren ve bedenen ağır olmayan işlerde çalışabileceğinin belirtilmesi nedeniyle, kendisine maluliyet yardımı yapılmadığı hususunun OYAK. Gn.Md.lüğünün 5.5.1999 tarihli yazısıyla kendisine bildirildiğini, kendisinin GATA'ya sevk edilip rapor almak istediğini davalı idareden talep ettiğini, ancak talebinin davalı idare tarafından reddedildiğini belirterek, OYAK maluliyet yardımından yararlanıp yararlanmayacağının tespiti için GATA'ya sevk edilmeme işleminin iptalini ve öncelikle yürütmenin durdurulmasını talep ve dava etmiştir.
Davacının yasal koşulları taşımayan yürütmeyi durdurma istemi, AYİM. Nöb. Dairesinin 23.7.1999 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
Davalı idare savunmasında, maluliyet yardımı talebinin reddi işleminin davacıya 16.11.1998 tarihinde tebliğ edilmiş olduğunu, davacının 12.7.1999 tarihinde açmış olduğu davanın dava açma süresi geçirildikten sonra açılmış bir dava olduğunu, bu nedenle davanın süre aşımı nedeniyle reddedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
7201 sayılı Tebligat Kanununun 14 ncü maddesinde; Astsubaylar hariç olmak üzere erata yapılacak tebliğler, kıt'a kumandanı ve müessese amiri gibi en yakın üste yapılır.
Yukarıdaki fıkrada yazılı olanların haricindeki Askeri şahıslara birlik veya müessesede tebligat yapılması icab eden ahvalde, tebliğin yapılmasına nöbetçi amiri veya subayı temin eder. Bunlar tarafından muhatabın derhal bulundurulması veya tebliğin temini mümkün olmazsa tebliğ kendilerine yapılır. hükmü yer almıştır.
Başsavcılıkça yazılan istilama verilen Konya Askerlik Dairesi Başkanlığının 5.11.1999 tarihli cevabi yazısından; davalı idarenin olumsuz işleminin 16.11.1998 tarihinde Aksaray As. Şb. J.Bşk.lığında emniyet ve hizmet eri olarak görevli bulunan P.Er. ..........'a tebliğ edildiğinin anlaşıldığı, bu durumda yetkisi olmayan bir ere yapılan tebligatın davacıya yapılmış sayılamayacağı açık olduğundan; bu usulsüz tebligat karşısında, davalı idarenin süre itirazında haklılık bulunmadığı açıkça ortadadır.
Dava dosyasındaki belge ve bilgilerin incelenmesinden; davacının Aksaray As. Şb. Bşk.lığında sivil memur olarak görevli olduğu, GATA K.lığı Sağlık Kurulunun 28.8.1998 gün ve 1487 sayılı raporu ile davacıya Total larinsektomi+sol fonksiyonel boyun diseksiyonu eski ameliyatlısı teşhisi konulup, davacı hakkında Türk Silahlı Kuvvetlerinde Görev Yapamaz kararı verildiği, sözkonusu raporun davalı idarece 11.9.1998 tarihli yazı ekinde GATA K.lığına gönderilip, davacının tam ve daimi maluliyet koşullarını taşıyıp taşımadığının ek bir rapor halinde bildirilmesinin istendiği, GATA Sağlık Kurulunun 29.9.1998 gün ve 279 sayılı ek raporunda, Mevcut organ kaybının rekonstrüksiyonu mümkün değildir. Tümör halen tamamen çıkarılmış olup tekrarlayıp tekrarlamayacağı uzun süre yapılan kontrollerde görülecektir.
Hastanın fikren ve bedenen ağır olmayan işlerde çalışabileceğini bildirir ifadesinin yer aldığı, bunun üzerine OYAK. Gn. Md. lüğünün 4.11.1998 tarihli işlemiyle davacının maluliyet yardımı isteminin reddedildiği, davacının 13.5.1999 tarihli dilekçesiyle davalı kuruma başvurarak, sözkonusu GATA Sağ. Krl. ek raporunun neye göre tanzim edildiğini bilemediğini, mevcut rahatsızlığının bedenen ve fikren çalışmasına engel teşkil ettiğini belirterek, OYAK'ça yeni bir rapor tanzimi için Askeri Hastaneye sevkini talep ettiği, OYAK. Gn. Md. lüğünün 25.5.1999 tarihli işlemiyle davacının bu isteminin reddi yoluna gidildiği, bu işlemin 28.5.1999 tarihinde davacıya tebliğini müteakip, davacının sözkonusu işlemin iptali için 12.7.1999 tarihinde AYİM'de bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
205 sayılı OYAK Kanununun 26 ncı maddesinde düzenlenen kısmi maluliyet yardımı ile tam ve daimi maluliyet yardımı ödemelerine esas olmak üzere, ilgili kurum üyeleri bakımından Askeri Hastane Sağlık Kurullarınca düzenlenen raporların esas alındığı bilinen bir gerçektir. Davalı kurum, 205 sayılı Kanunun 26 ncı maddesinde düzenlenen maluliyet hallerinin unsurları itibariyle gerçekleşip gerçekleşmediğini ise salt GATA Komutanlığından ek rapor istihsali talep etmek suretiyle somutlaştırmakta ve düzenlenen ek raporlardaki tıbbi kanaatler üzerine olumlu ya da olumsuz yönde işlem tesis etmektedir. GATA K.lığı, söz konusu ek rapor talepleri üzerine, gerekli görüyorsa ilgili üyeyi de muayene ve tetkik için çağırabilmekte; gerekli görmüyorsa mevcut Sağlık Kurulu raporu üzerinden inceleme yaparak sonuca gitmekte ve ek raporu edindiği tıbbi kanaat doğrultusunda düzenlemektedir. Dava konusunda da GATA Sağlık Kurulunca, davacı hakkında evvelce düzenlenen 28.8.1998 tarih ve 1487 sayılı yine GATA Sağ. Krl. ca düzelenmiş olan rapor yeterli görülmüş ve davacının yeniden tıbbi muayenesine gerek görülmeyerek, 29.9.1998 tarih ve 279 sayılı davacının ...fikren ve bedenen ağır olmayan işlerde çalışabileceğine... dair ek rapor düzenlenmiştir. Bu tamamen anılan Sağlık Kurulunun tıbbi değerlendirme konusundaki takdirinin bir sonucu olup; ek rapor istihsali için her üyenin ille Sağlık Kurulunca muayenesi yolunda verilecek bir yargı kararı, idari işlem mahiyetinde ve takdir yetkisini ortadan kaldıracak bir nitelik taşıyacak ve bu konudaki Anayasal ve yasal kurallara açıkça aykırı düşecektir. Bu bakımdan, davacı hakkında ek rapor düzenlenmesinden sonra, davacının bu yöndeki talebine rağmen, kendisinin GATA Sağlık Kuruluna yeniden muayenesi ve yeni bir rapor düzenlenmesi amacıyla sevkedilmemesi yolundaki davalı kurum işleminde hukuka aykırı bir yön olmadığı kanaatine ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; davacı hakkında tesis edilen işlemde herhangi bir hukuka aykırılık görülmemekle, yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy