(1602 S. K. m. 64) (1086 S. K. m. 445) (5434 S. K. m. 44, 45, 56)
Davacı, 3.11.1999 tarihinde kayda geçen dilekçesinde özetle; vatani görevini 1.J.Snr.Tb.K.lığı Cizre-Şırnak Uçar Karakolunda yapmaktayken, 31.8.1992 tarihinde Atğm. ......... komutasında bir timle su ve sınır kontrol devriyesi görevi sırasında bir mayına basması sonucu ayağının dizden aşağısının koptuğunu, bu olay nedeniyle kendisine vazife maluliyeti aylığı bağlamayan T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü aleyhine AYİM'de açtığı davanın, olay yeri tespit tutanakları ve adı geçen asteğmen hakkında düzenlenen suç dosyasındaki tanık ifadelerine dayanılarak retle sonuçlandığını, AYİM'ce, devriye komutanının balıklara ateş etmesi üzerine balıkları toplamak üzere kendisinin dere yatağına inmesi ve balıkları toplarken mayına basması olarak değerlendirildiğini, oysa aynı devriye görevinde bulunan J.Çvş. ...........'in Cizre Sulh Hukuk Mahkemesince tespit edilen ifadesi ile aynı kişinin noter ifade beyanı, bilirkişi raporu, anılan asteğmen aleyhine açılan rücu davasına ilişkin Denizli 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin verdiği red kararı ve bu kararın gerekçesi, keza bu mahkemeye sunulan bilirkişi heyeti raporu muhteviyatları incelendiğinde, balık avlamak ve toplamak şeklindeki isnat ve kabullerin gerçek olmadığının kesin olarak ortaya çıktığının görüleceğini, bu yeni belgelerin önceki AYİM kararına konu dava dosyasında bulunmadığını belirterek; yargılamanın yenilenmesi isteminin kabulüyle anılan AYİM kararının kaldırılmasını ve kendisine vazife maluliyeti aylığı bağlanmaması işleminin iptalini talep ve dava etmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; davacının 6.8.1993 tarihinde AYİM kayıtlarına geçen dava dilekçesiyle Şırnak-Cizre 1.J.Snr.Tb.K.lığı 1 J.Snr.Bl.K.lığı Uçar J.Krk.K.lığı emrinde vatani görevini yaparken, 31.8.1992 tarihinde P.Atğm. ............. ve J.Çvş. ...........'la birlikte Karakolun sorumluluk sahasında bulunan kuleleri kontrol için devriye görevinin ifası sırasında, Şabani deresine su ihtiyacı nedeniyle anılan asteğmenle birlikte indiklerinde, dere kenarına döşenmiş bir mayına basması sonucu sağ ayağının diz altından itibaren koptuğunu, bu nedenle kendisine vazife maluliyeti aylığı bağlanması için Em.Snd.Gn.Md.lüğüne başvurmasına karşı, bu kurumca isteminin reddedildiğini belirterek, sözkonusu işlemin iptalini talep ettiği, AYİM.1.D.nin 27.9.1994 tarih ve E. 1994/379, K. 1994/1067 sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği ve ...Davacı dava dilekçesinde devriye komutanı asteğmenin yıpranmış olan mermiyi denemek amacıyla dereye ateş ettiğini, sonra elini yüzünü yıkayıp serinlemek amacıyla dere yatağına indiğini ve davacı .........'ü yanına çağırdığını beyan etmekte ise de, olay yeri tespit tutanakları ve P.Atğm. ........... hakkında tanzim edilen suç dosyasındaki tanık ifadelerinde, davacının, devriye komutanının balıklara ateş etmesi üzerine balıkları toplamak üzere dere yatağına indiği ve balıkları toplarken mayına bastığı belirtilmektedir. Bu durumda olayın oluş şekli hakkında bu belgelere itibar edilmesi gerekmektedir... Davacının sakat kalmasına neden olan olay devriye hizmetinin gerekliliklerinden kaynaklanmamıştır. Sakatlanmasına neden olan olay devriye komutanının dere yatağındaki balıklara ateş etmesi ve davacının balıkları toplamak üzere dere yatağına inmesi olayıdır ki bu olayın vazife sırasında olmadığı gibi, vazifenin sebep ve etkisiyle de meydana gelmediği açıkça görülmektedir. Dolayısıyla vazife malullüğü kapsamında değerlendirilmesine yasal olanak bulunmamaktadır... gerekçesinin serdedildiği, davacının bu karara karşı vaki karar düzeltme isteminin de AYİM.1.D.nin 31.1.1995 tarih ve E. 1995/135, K. 1995/116 sayılı kararı ile reddedildiği, keza davacının salt AYİM.2.Dairesinin aynı olayla ilgili olarak hükmettiği tazminat kararını belge olarak sunmak suretiyle yaptığı 1 yargılamanın yenilenmesi isteminin AYİM.1.D.nin 11.5.1999 tarih ve E.1999/458, K.1999/475 sayılı kararı ile reddedildiği anlaşılmaktadır.
1602 sayılı Yasanın Yargılamanın Yenilenmesi başlığını taşıyan 64 ncü maddesinde, Daireler ve Daireler Kurulunca verilen kararlar hakkında (a-h) bentleri arasında sayılan sebeplerden dolayı, yargılamanın yenilenmesinin istenebileceği hüküm altına alınmış bulunmaktadır.
Anılan yasa hükmünde sayılan yargılamanın yenilenmesi nedenleri;
a) Zorlayıcı sebepler dolayısıyla veya lehine karar verilen tarafın eyleminden doğan bir sebeple elde edilemeyen bir belgenin kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması;
b) Karara esas olarak alınan belgenin sahteliğine hükmedilmiş veya sahte olduğu, mahkeme veya resmi bir makam huzurunda ikrar olunmuş veya sahtelik hakkındaki hüküm karardan evvel verilmiş olup da yargılamanın iadesini isteyen kimsenin, karar zamanında bundan haberi bulunmamış olması;
c) Karara esas olarak alınan bir ilam hükmünün kesin hüküm halini alan bir kararla bozularak ortadan kalkması;
d) Bilirkişinin kasıtla gerçeğe aykırı beyan ve ihbarda bulunduğunun tahakkuk etmesi;
e) Lehine karar verilen tarafın, karara etkisi olan bir hile kullanmış olması;
f) Vekil veya kanuni temsilcisi olmayan kimseler huzuru ile davanın görülüp karara bağlanmış bulunması;
g) Çekilmeye mecbur olan Başkan veya Üyenin katılması ile karar verilmiş olması;
h) Tarafları ve sebebi aynı olan bir dava hakkında verilen karara aykırı bir karar verilmesine sebep olabilecek bir madde yokken, aynı Daire veya diğer Daireler yahut Daireler Kurulu tarafından evvelki ilamın hükmüne aykırı bir karar verilmiş bulunması; olarak gösterilmiş bulunmaktadır.
Gerçekten, 1602 sayılı Yasanın 64 ve HUMK. nun 445 ve müteakip maddelerinde öngörülen tüm yargılamanın yenilenmesi nedenlerine bakıldığında, kurulan hüküm maddi gerçeğe ters düştüğü ve adaletin tecellisini sağlayamadığı durumlar için öngörüldüğü görülecektir. Bu nedenledir ki şekli anlamda olduğu kadar maddi anlamda da kesin hüküm halini alan bir yargı kararının olağanüstü bir kanun yolu olarak, yargılamanın yenilenmesi suretiyle kaldırılması uzunca bir süre sonra dahi olsa, toplam vicdanını rahatsız eden bir adaletsizliğin giderilmesini sağlamaktadır. Diğer bir deyişle, mevcut hukuk sistemimiz bireysel nedenlere ve ağırlıklı olarak dava sürelerinin eylemlerine dayalı, adaleti sağlamayan kesinleşmiş bir kararın yargılamanın yenilenmesi yoluyla kaldırılması esasını benimsemiştir.
Bu açıklama ışığında dava konusuna dönüldüğünde; davacının yargılamanın yenilenmesi dilekçesine eklediği bilgi, belge ve ilamın bu çerçevede ele alınması gerekli bulunmaktadır.
Davacının mahkememize ibraz ettiği bu belgeleri aşağıdaki şekilde sıralamak mümkündür:
- Olay günü davacıyla birlikte devriye görevlisi olan J.Çvş .........'ın Erzincan 2.Noterliğince tespit edilmiş 20.10.1999 tarihli ifade tutanağı,
- J.Çvş. .............'ın, Denizli 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin istemi üzerine Çayırlı Asliye Hukuk Mahkemesince saptanan 19.2.1998 tarihli ifadesi,
- Cizre Sulh Hukuk Mahkemesinin, davacının bir ayağını kaybettiği olay mahalline ilişkin yaptığı kesife ilişkin 27.10.1999 tarih ve E.1999/11, K.1999/7 sayılı Tespit Tutanağı,
- Denizli 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin istemi üzerine Ankara 19.Asliye Hukuk Mahkemesince teşkil ettirilen Bilirkişi Kurulunun 8.10.1999 tarihli Bilirkişi Raporu,
Davacıya, AYİM. 2.Dairesinin 31.5.1995 tarih ve E.1993/600, K.1995/478 sayılı kararı uyarınca aynı olay nedeniyle maruz kaldığı maddi manevi zararlar karşılığı olarak hükmedilen tazminatın; olay tarihinde devriye komutanı olan P.Atğm. ...........'dan rücuen tahsiline ilişkin olarak İçişleri Bakanlığınca açılan davanın reddine dair Denizli 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 30.12.1999 tarih ve E.1996/854, K.1999/1920 sayılı kararı.
Belirtilen bu belgelerden ilk dördünün, 1602 sayılı Kanunun 64 ncü maddesi kapsamında, yargılamanın yenilenmesi gerektirir mahiyette olmadığı açıktır. Ne var ki, bu belgeler sonuncu sıradaki Denizli 2.Asliye Hukuku Mahkemesinin ilamı ile birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu ilamı tamamlayıp doğruladıkları da bir gerçektir. Nitekim anılan ilamda ...toplanan delillere, dinlenen davalı tanıklarının anlatımına, Askeri Savcılıkça davalı hakkında verilen takipsizlik kararına, bilirkişilerin verdiği rapor ve eklerine göre Güneydoğu bölgesindeki terör eylemleri nazara alındığında, devriye gezerken taciz atışı yapılması sırasında merminin atıldığı,
balık avlama iddiasının bilirkişi ...........'un 28.7.1999 tarihli raporunda açıkladığı gerekçeler ile oluşa uygun düşmediği, su içmek amacı ile dereye inildiği sırada teröristlerin döşediği mayına ..........'ün basma olasılığının yüksek olduğu, bu durumda davalıya kusur izafe edilemeyeceği sonuç ve kanaatine varıldığı...anlaşıldığından sübuta ermeyen davanın reddi gerekir... şeklinde bir değerlendirme yapıldığı görülmektedir. Bu ilamı doğrulayıp tamamlayan, Cizre Sulh Hukuk Mahkemesinin Tespit Tutanağında, olay mahallindeki derede (Şabani deresi) suyun 15 cm. derinliğinde olup, balık ve benzeri canlıya rastlanmadığının belirtildiği; olay tarihinde davacıyla birlikte devriye görevlisi olan J.Çvş. ..........'in Çayırlı Asliye Hukuku Mahkemesince saptanan ifadesinde, olay günü devriye sırasında havanın çok sıcak olduğunu, devriye komutanı asteğmenin taciz amacıyla sınır bölgesinde bir el ateş ettiğini, ardından da su içmek, serinlemek amacıyla birlikte dere kenarına indiklerinde er ..........'ün teröristlerce döşenmiş bir mayına basarak ayağının koptuğunu, kesinlikle deredeki balıklara ateş edilmesi ve balık toplanması gibi bir şeyin söz konusu olmadığını belirttiği; Denizli 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin talimatı üzerine Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesince teşkil ettirilen bilirkişilerce düzenlenen 28.7.1999 tarihli bilirkişi raporunda, piyade tüfeği ve mermisi ile balık avlanamayacağı, piyade tüfeği mermisi çekirdeğinin suyun içinde patlamadığı, çevreye basınç ve şok etkisi yapmadığı, bu şekilde en çok bir adet balık vurulabileceği, vurulan bu balığın da küçük parçalara ayrılacak olması nedeniyle yararlanma imkanı bulunmadığı, bu nedenle bir tek piyade tüfeği mermisi ile birçok balık avlandığına yönelik anlatımların hayatın olağan akışına uymadığı için itibar edilemeyeceği, Askeri mevzuat ve deneyim, mantık kuralları, Güneydoğu Anadolu bölgesindeki teröristlerin bilinen taktik ve sabotaj eylemlerinin içeriği ve TSK.'lerinin o bölgedeki uyguladığı yöntemler hep bir arada değerlendirildiğinde, davalı P.Atğm. ..........'a herhangi bir kusur izafe edilemeyeceği kanaatinin belirtildiği görülmektedir.
Dairemizce davacı hakkında verilen red kararı, devriye komutanı P.Atğm. ............. hakkındaki 2.Tak.Hv.K.K.lığı As.Mah.nin 8.4.1993 tarih ve E.1993/245, K.1993/129 sayılı Askeri eşyayı hususi menfaatinde kullanmak suçundan mahkumiyet kararındaki gerekçe ve olayın cereyan tarzına ilişkin kabule (derede ateş edilmesi suretiyle balık avlanması) dayalı bulunmaktadır. Oysa, Dairemizin bu kararından sonra yukarıda belirtilen yeni delil, belge ve mahkeme kararları ortaya çıkmış ve artık davacının sakatlanmasına yol açan olayın Dairemizin red kararındaki kabul gibi olmadığı, balık avlama amacı ile dereye ateş edilmesi ve dereden balık toplanırken davacının bir mayına basması sonucu sakatlanmasının değil; çok sıcak bir günde (31.8.1992) sınır devriyesi göreli yapmakta olan üç kişilik ekipten P.Atğm. ...........'ca su ihtiyacı ve serinlemek amacıyla güzergah üzerindeki dereye inilmeden önce taciz amacıyla tedbiren bir el tüfekle ateş edilmesinin ardından, davacının da dere kenarına indiği sırada önceden teröristlerce döşenmiş bir mayına basması sonucu sağ bacağının diz altından kopmasının söz konusu olduğu anlaşılmıştır. Hal böyle olduğundan, söz konusu tüm bu belge ve ilamlar 1602 sayılı Kanunun 64/a maddesi kapsamında zorlayıcı sebepler dolayısıyla elde edilemeyen bir belgenin kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması hali kapsamında değerlendirilerek, davacının yargılamanın yenilenmesi istemi kabul edilmiş ve işin esasının görüşülmesine geçilmiştir.
Bu yönde yapılan değerlendirmede; olay günü Şırnak-Cizre 1.J.Snr.Tb.K.lığı 1 J.Snr.Bl.K.lığı Uçar J.Krk.K.lığında J.Eri olarak görevli bulunan davacının bir asteğmen komutasındaki devriye kolunda görevli bulunduğu, silahlı şekilde icra edilen bu devriye görevi esnasında gerekli kontrol mahallerinin kontrolü yapıldıktan sonra, havanın aşırı sıcak olması ve arazi koşullarının yorucu bulunması nedeniyle, devriye komutanı asteğmenin emriyle serinlemek, su içmek, el-yüzlerini yıkamak amacıyla tüm devriye görevlilerinin (toplam 3 kişi) güzergah üzerindeki Şabanı deresine inmek üzereyken P.Atğm. ..........'ın önce o bölgede bir tehdit unsuru olup olmadığını anlamak için sazlıklara doğru bir el ateş ettiği, ardından da birlikte dereye indikleri, bu esnada davacının evvelce teröristlerce döşenmiş bir mayına bastığı ve sağ ayağının diz altından koptuğu, asteğmenin de yaralandığı, devriye görevlisi J.Çvş. ...........'in olayı hemen Krk.K.lığına ilettiği ve gerekli müdahalenin yapıldığı anlaşılmaktadır.
Davacının olay anında ifa etmekte olduğu sınır devriyesi görevinin 5434 sayılı Kanunun 44, 45 ve 56 ncı maddeleri uyarınca bir vazifenin yapılması hali teşkil ettiği açık olduğu gibi; devriye güzergahında bulunan bir dereden çok sıcak bir yaz günü serinleme, susuzluğu giderme amacıyla istifade edilmesi halinin de, vazifenin sebep ve tesiri olgusunu ortadan kaldırıcı bir etkisi söz konusu olamaz. Bölgenin yapısı, terörle mücadele ortamı ve hava koşulları dikkate alındığında, devriye görevlilerinin bu hareketleri insani, doğal ve doğru bulunmuştur. Ortada bir balık avlama, vurulan balıkları toplama şeklinde eylemlerin de bulunmadığı son gelişme, bilgi ve ilamlarla ortaya çıktığından; davacının dereye inme şeklindeki davranış biçiminin 5434 sayılı Kanunun 48 nci maddesi anlamında bir yasak fiil ya da emre aykırı hareket olarak nitelendirilebilmesine de imkan yoktur. Hal böyle olunca da, davacının tamamen vazifenin sebep ve tesiriyle bölücü örgüt mensuplarınca dere kenarına döşenen mayına basması sonucu sağ ayağının diz altından koparak malul kalması halinin vazife maluliyetine yol açacağı ve kendisine vazife maluliyeti aylığı bağlanması gerekeceği tabiidir.
Açıklanan nedenlerle; davacıya davalı kurumca vazife malullüğü aylığı bağlanması gerekirken, maddi gerçeği yansıtmayan, devriye komutanı asteğmenin tüfekle vurduğu balıkları dereden toplamak isterken davacının maluliyete uğradığı, dolayısıyla ortada görevin sebep ve tesiri olmadığı gerekçesine dayalı aylık isteminin reddine ilişkin işlem sebep ve amaç unsurları yönünden hukuka aykırı görüldüğünden, işlemin İPTALİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy