(5434 S. K. m. 13, 14, 30, 32, 35, 41, 66, 67, 86)
Davacı vekilleri 2 Temmuz 1998 tarihinde kayda geçen dava dilekçelerinde özetle; müvekkilleri ........ ile ........'un müşterek oğulları Mu.Ütğm. .......... (1974-12)'un 23.12.1979 tarihinde vefat ettiğini, bekar ve çocuksuz olarak vefat eden .........'un mirasçısı olarak sadece müvekkilleri anne ve babanın kaldığını, müteveffanın vefatı sırasında Türk Silahlı Kuvvetlerinde Üsteğmen rütbesi ile görev yaptığını, bu nedenle davacı müvekkillere dul ve yetim aylığı bağlanması için en son 22.04.1998 tarihinde T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğüne başvuruda bulunulduğunu, davalı T.C.Emekli Sandığı Tahsisler Dairesi Başkanlığınca 04.05.1998 tarih ve B.07.1.EMS 06 sayılı işlemle istemin reddine karar verildiğini, bu kararda ...5434 Sayılı Kanunun Ek-13 ncü maddesi 1 nci fıkrası hükmü amir olup; anılan kanun maddesinde hizmeti 10 yıldan az iken ölenlerin anne ve babalarına da aylık bağlanacağına dair hüküm bulunmadığından, müteveffanın ise 9 yıl 8 ay hizmeti olduğundan mevcut kanunlara göre aylık bağlanmasına imkan bulunmadığını... ileri sürüldüğü, davalı idarenin bu işleminin hukuka uygun bulunmadığını, zira müteveffanın itibari hizmetlerinin nazara alınmadığını, Kara Harp Okulu süresi ile itibarı hizmetlerinde eklenmesi halinde müteveffanın hizmetlerinin 10 seneyi geçmesi nedeniyle, 5434 Sayılı Kanunun 41 nci maddesi göz önüne alındığında müteveffanın hizmetlerinin 10 seneyi geçmesi nedeniyle müteveffanın ölüm tarihi olan 23.12.1979 tarihinden itibaren aylık bağlanmamasına ilişkin işlemin iptaline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Dava ve tahsis dosyasının incelenmesinde; davacıların oğlunun 20 nci Mknz. Tug. Mu. Bl. K.lığı emrinde görev yapmakta iken, 23.12.1979 tarihinde vefat ettiği, emeklilikle ilgili vazifeye 01.09.1971 tarihinde başladığı davacı annenin 30.11.1997, babanın ise 14.11.1997 tarihinde idareye başvurarak oğullarının ölümü nedeniyle maaş bağlanmasını istedikleri, baba ..........'a 28.11.1997, anne .........'a 13.01.1998 tarihinde red cevabı verildiği vekillerince 22.04.1998 tarihinde yapılan müracaata da 04.05.1998 tarihinde red cevabı verildiği, ancak red şeklindeki işlemin muhataplarına tebliğ edildiğine dair belgenin mevcut olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında 02.07.1998 tarihinde açılan davada süre bulunduğundan söz etmek mümkün değildir.
5434 Sayılı T.C.Emekli Sandığı Kanununun Bu Kanunla Tanınan Hakların Başlangıcı başlıklı 9.Kısım 30 ncu maddesinde İştirakçilere bu Kanunun 13 ncü maddesi ile tanınan haklar, durumlarına göre 14 ncü maddenin (a) ve (b) fıkraları gereğince ilk alınan keseneklerinin ilgili bulunduğu aybaşından başlar. denilmekte, nihayet aynı Kanunun Fiili Hizmet Müddeti başlıkla 10 ncu kısım 31 nci maddesinde Fiili Hizmet Müddeti iştirakçilerin 30 ncu madde gereğince kanunla tanınan haklardan faydalanmaya başladığı tarihten itibaren tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği müddettir. Aynı Kanunun Dul ve yetim aylığı bağlanacak Haller başlıklı 19.Kısım 66 nci maddesinde Dul ve yetim aylıkları,
a)
b) İştirakçilerden fiili hizmet müddetleri 10 yıl ve daha fazla olanlardan ölenlerin;
Ölüm tarihinde bu kanuna göre aylığa müstehak dul ve yetimlerine bağlanır. amir hükmü yer almaktadır.
67 nci madde de ise ana ve baba da yetimler arasında sayılmıştır.
32 nci madde de fiili hizmet süresi zamlarının tanımları yapılmış, 133 ncü maddede ise fiili hizmet süresi zamlarının hesabı ve azami süresi gösterilerek; Fiili hizmet müddeti zamları emeklilik muamelelerinde fiili hizmet sayılır. hükmü yer almaktadır.
35 nci maddede de itibari hizmet müddetinin tarifi yapılarak itibarı hizmet müddeti; bu kanun gereğince bağlanacak aylıklar ve yapılacak kesenek iadesi ve toptan ödemelerin hesabında fiili hizmet müddetlerine eklenen müddettir. denilmektedir.
Yukarıda da açıklandığı üzere, kavalı kuruma davacı tarafından dava konusu ile ilgili olarak müteaddit defalar başvuruda bulunulmuş davalı kurum tarafından istem konusu ile ilgili tesis olunan işlemlerin davacıya tebliğ edildiğine ilişkin bir kayda, belgeye rastlanmadığından dava da sürenin varlığından söz etmek mümkün değildir.
Kaldı ki davacı tarafından yapılan başvurularla ilgili olarak, yapılan hazırlık işlemlerinin uzun süreler devam ettiği de dosyada mevcut belgelerden anlaşılmaktadır.
Ayrıca 5434 Sayılı Kanunun 66 nci maddesi b fıkrası; dul ve yetim aylıkları, iştirakçilerden fiili hizmet müddetleri 10 yıl ve daha fazla olanlardan ölenlerin, ölüm tarihinde bu kanuna göre aylığa müstehak dul ve yetimlerine bağlanır, hükmüne yer verildikten sonra, aynı Kanunun 13 ncü maddesi 1 nci fıkrası; fiili hizmet süresi 5 yılı doldurduktan sonra vefat eden iştirakçilerin ölüm tarihinde başkasının yardımı olmaksızın hayatlarını devam ettiremeyecek derecede malûl ve muhtaç bulunan dul eşleri ile çocuklarına dilekçe ile Emekli Sandığına müracaatlarını takip eden aybaşından itibaren 15 yıl hizmet süresi üzerinden 68 nci maddedeki esaslara göre dul - yetim aylığı bağlanır hükmünü taşımakta olup, anılan kanun maddesinde hizmeti 10 yıldan az iken ölenlerin anne ve babalarına da aylık bağlanacağına dair bir hüküm yer almadığından, davacılarında başkasının yardımı olmaksızın hayatlarını devam ettiremeyecek derecede malûl ve muhtaç olmamaları, karşısında davacılara yetim aylığı bağlanmaması işlemi bu yönden de hukuka uygun bulunmaktadır.
Gerçekten Emekli Sandığınca vefat eden Mu.Ütğm. ......... hakkında düzenlenen hizmet çizelgesinde; Davacının 01.09.1972 tarihinde katıldığı Kara Harp Okulundan 30.08.1974 tarihinde mezun olduğu ve 30.08.1974 tarihinde teğmen olarak göreve başladığı, fasılasız göreve devam ettiği ve 23.12.1979 tarihinde vefat ettiği, yukarıda da açıklandığı üzere 10 yıllık hizmet süresini tamamlayamamış olması karşısında, davacılara bu nedenle yetim aylığı bağlanmaması işlemi hukuka uygun bulunmaktadır.
Bu arada şu konuya da değinmek gerekmektedir; emeklilik sicil dosyasının incelenmesinden, müteveffa Üsteğmenin KKK.'lığı Urfa 20 Mknz. Tug.K.lığı emrinde Mu.Ütğm. olarak görev yapmakta iken 23.12.1979 tarihinde öldüğü, buna göre 01.09.1971-23.12.1979 tarihleri arasında 8 yıl 4 ay fiili hizmeti, 1 yıl 4 ay fiili hizmet zammı süresi ve 1 yıl 1 ay itibari hizmeti olmak üzere toplam 10 yıl 9 ay hizmetinin bulunduğu ve Emekli Sandığı Müdürler Kurulunun 31.12.1980 tarih ve 63313 sayılı kararı ile 5434 sayılı Kanunun 86 ncı maddesi uyarınca Emekli Sandığı lehine irad kaydedildiği, bu işlemle ilgili olarak davacıların dilekçelerinde 1 yıl 1 ay itibari hizmet süresi ile birlikte toplam 10 yıldan fazla hizmeti bulunan oğullarından dolayı kendilerine yetim aylığı bağlanması gerektiğini iddia etmektedirler.
Bilindiği gibi 5434 Sayılı Kanunun 35 nci maddesi itibari hizmet müddeti bu Kanun gereğince bağlanacak aylıklar ve yapılacak kesecek iadesi ve toptan ödemelerin hesabında fiili hizmet müddetlerine eklenen müddettir hükmünü taşımaktadır.
Yukarıdaki hükümden de anlaşılacağı üzere, itibari hizmet süresi keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında, aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde de bağlanacak aylığın yüzde miktarının artmasına etki edeceği hüküm altına alınmış olup; bu sürenin maluliyet hallerinde aylık bağlanması için gerekli 10 veya özel hallerde 5 yılın hesaplanmasında dikkate alınacağına dair herhangi bir hükme yer verilmemiştir.
Netice olarak yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; davacılar ........... ve ..........'un oğulları olan müteveffa Mu.Ütğm. ...........'un Emekli Sandığına tabi hizmet süresi 10 yılı doldurmadığından, davacılara müteveffa oğullarından dolayı yetim aylığı bağlanmamasına ilişkin işlem hukuka uygun bulunduğundan, yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy