(2946 S. K. m. 7, 8)
Davacı, 23.2.1999 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile 31.5.1999 tarihinde kayda geçen cevaba cevap dilekçesinde özetle; daha önce oturmakta olduğu konutun görev tahsisliye çevrilerek bir başka subaya tahsisine ilişkin idari işlemin AYİM. 1.Dairesinin 1.12.1998 tarihli kararı ile iptal edildiğini, sözkonusu karara idarece uyulması gerekirken, bu kez evvelce verdiği konut başvuru beyannamesinde kasten gerçeğe aykırı beyan halinin saptandığı gerekçesiyle, yeniden oturmakta olduğu konuttan tahliyesi yolunda işlem tesis edildiğini, oysa sözkonusu beyan öncesinde 93 puanı olduğu ve subay konut kontenjanında boş ve fazla 31 adet konut olması nedeniyle, bunların astsubay ve sivil memurlara şartlı olarak oturduğu bir gerçek olduğundan, (0) puanı olsa dahi sıralamada kendisine yeniden konut verilmesi gerektiğinden, iddia edildiği şekilde kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunmasını gerektirecek hiçbir nedenin olamayacağını, kaldı ki davalı idarenin sözkonusu beyanın doğruluğunu araştırmasının, beyanı müteakip değil de AYİM iptal kararının verilmesinden hemen sonra yapılmasının da idarenin sözkonusu yargı kararına karşı bir tepkisini ortaya koyduğunu, oysa beyanında herhangi bir gerçeğe aykırılık olamayacağını, eşinin üzerinde görülen Kırşehir ili Kaman ilçesindeki bahçeli kâgir evin mesken olarak kullanılmaya elverişli olmadığını, yıkık dökük ve 20 yıldır boş olduğunu, nitekim bu konudaki resmi yetkililerden alınan belgelerin ibraz edildiğini, babasının üzerinde kayıtlı olan evin ise kerpiçten yapılmış, içinde mutfağı, banyosu ve tuvaleti olmayan 2 odalı bir köy evi olduğunu, babasının 85 yaşında bir gözü görmeyen yaşlı bir insan olup, yardım etmediği takdirde zor duruma düşeceğinin aşikar bulunduğunu, dolayısıyla ortada kasten gerçeğe aykırı yapılmış bir beyanının bulunmadığını, bu nedenle de hakkında idarece tesis edilen konuttan çıkarılma işleminin hukuka aykırılıkla sakatlandığını belirterek; iptalini ve öncelikle yürütmenin durdurulmasını talep ve dava etmiştir.
Davacının yürütmenin durdurulması istemi, Dairemizin 16.3.1999 tarihli kararıyla, idarenin savunması alındıktan sonra yeniden gözden geçirilmek üzere kabul edilmiş; davalı idarenin bu kararın kaldırılmasına ilişkin istemi de Dairemizin 1.6.1999 tarihli kararı ile reddedilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; davacı subayın İzmir Güzelyalı Hv.Eğt.K.lığı Lojmanları Alb.A.Altıkat Apt.2 No'lu Dairede sıra tahsisli olarak oturmakta iken, konutta oturma süresini 23.8.1998 tarihinde doldurma durumunda bulunduğu, bu arada Hv.Eğt.K.lığının 26.1.1998 tarihli tasarrufuyla yürürlüğe girmiş olan Hv.Eğt.K.lığı Konut Özel Yönergesi'nin EK-E'sinde davacının sıra tahsisli olarak oturduğu Alb.A.Altıkat Apartman Blok'unun General ve Görev Tahsisli olarak tefrik edilmesi ve bloktaki dört dairenin eşyalı görev tahsisli olarak generallere ayrılması, kalan 7 dairenin görev tahsisli olarak subaylara tahsisinin öngörülmesi nedeniyle, Hv.Eğt.K.lığının 14.8.1998 tarihli Konut Önerisi konulu emriyle, davacının oturduğu A.Altıkat Apt.2 Nolu Dairenin de Subaylara önerilen konutlar arasında gösterildiği ve davacının konutunun karşısında Görev tahsisli/süre dolumu ibaresinin yazıldığı, aynı emrin ekindeki (EK-E) bilgiye göre, 23 adet konutun şartlı olarak astsubay ve sivil memurlara evvelce tahsis edilmiş olduğu, aynı öneri emrine göre 13 adedi atama ve görev tahsisi nedeniyle, 12 adedi süre dolumu olmak üzere toplam 25 adet konutun boş ve boşalacak olması nedeniyle subaylara önerildiği, yapılacak konut tahsis değerlendirmesine esas olmak üzere davacının 18.8.1998 tarihli muvafakat belgesine Konut Tercih Sırası olarak iki konutu (birisi kendi oturduğu Altıkat-2 Nolu Daire, diğeri Orkun-6 Nolu Daire) yazdığı, 21.8.1998 tarihi itibariyle davacının Subay Konut Puan Sıra Çizelgesinde (93) puanı itibariyle 20 nci sırada yer aldığı, 25.8.1998 tarihli Konut Tahsis Emri ile davacıya tercih ettiği her iki konutun da tahsis edilmediği ve 15 gün içinde lojmanı tahliye etmesi gerektiğinin belirtildiği, davacının konuttan çıkarılmasına ilişkin idari işlem ile bunun dayanağı olan Hv.Eğt.K.lığı Konut Özel Yönergesinin EK-E'sinde ki bir Bloğun (Alb.A.Altıkat Apt.) görev tahsisli olarak tefrikine ilişkin hükmünün iptali istemiyle 25.8.1998 tarihinde AYİM'de dava açtığı, AYİM.1.Dairesinin 1.12.1998 tarih ve E.J998/710,.K.1998/1025 sayılı kararıyla anılan yönergenin ilgili hükmü ile davacıya ön puanlama sonucu oturduğu konutun yeniden tahsis edilmeyerek, konuttan çıkarılmasına ilişkin idari işlemin iptaline karar verildiği, bu karar akabinde davalı idarece davacının 18.8.1998 tarihli Konut Başvuru Beyannamesi'nin incelemeye alındığı ve bu beyannamedeki Görev yaptığı il veya ilçenin dışarısında kendisinin, eşinin ve bakmakla mükellef bulunduğu ve birlikte oturduğu kimsenin oturmaya elverişli konutu olup olmadığı hanesindeki yok beyanı nedeniyle, aynı Beyannamede kanunen bakmakla mükellef olduğunu belirttiği babası ............ ile davacının eşine ait gayrimenkullerin araştırmasına gidildiği, Kırşehir-Kaman Tapu Sicil Muhafızlığının 17.12.1998 tarihli cevabi yazısı ile davacının eşi adına Kaman'da 1224 metrekare bahçeli kagir ev, babası adına 151 metrekare kagir evin tapuda adlarına kayıtlı olduklarının bildirilmesi üzerine, Hv.Eğt.K.lığının 11.2.1999 tarihli işlemiyle davacının boş ve boşalacak konutlarla ilgili olarak 14.8.1998 tarihinde yapılan duyuruya istinaden tekrar konut tahsisi için düzenlediği 18.8.1998 tarihli konut başvuru beyannamesinde kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu belirtilerek, TSK.Konut Yönergesinin 3.Bölüm 1.Madde 2.paragrafının amir hükmü gereği, talep formunda talep edilen ve halen oturulmakta olan konutun yeniden davacıya tahsisinin, AYİM'nin iptal kararına karşın mümkün bulunmadığı belirtilerek, konutun 2 ay içinde boşaltılmasının davacıdan istendiği, davacının sözkonusu menfi işlemin iptali için 23.2.1999 tarihinde ve süresinde AYİM'de bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
2946 sayılı Kamu Konutları Kanununun 7 nci maddesinin (e) fıkrasına göre; Tahsis yapıldıktan sonra oturma şartlarını haiz olmadıkları anlaşılanlar, kendilerine yapılan tebligat tarihinden itibaren iki ay içinde konutu boşaltırlar.
Aynı Kanunun 8 nci maddesi ise; Konutlar, 7 nci maddede belirtilen süreler sonunda boşaltılmaz ise, tahsise yetkili makam tarafından ilgili mülki veya askeri makamlara başvurulur. Bu başvuru üzerine konut başka bir bildirime gerek kalmaksızın, kolluk kuvveti kullanılarak bir hafta içinde zorla boşalttırılır. Zorla boşalttırmaya karşı, idareye ve yargı mercilerine yapılacak başvuru boşalttırma işleminin icra ve infazını durdurmaz.
Konut tahsisine yetkili makam tarafından kendilerine tahsis yapılmadan konutları işgal edenler veya tahsis yapıldıktan sonra gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu anlaşılanlar, konut blok veya gruplarındaki diğer konut sakinlerinin huzur ve sükûnunu bozucu, genel ahlak değerlerini zedeleyici tutum ve davranışlarında bulunmakta ısrar ettiği tespit olunanlar hakkında da yukarıdaki fıkra hükmüne göre işlem yapılır. hükmünü amir bulunmaktadır.
Öte yandan; TSK. Konut Yönergesinin (MSY/319-2(A)) 3 ncü bölüm 1 nci madde (e) fıkrası gereğince; ...Doldurma talimatına uygun olarak tanzim edilmeyen veya birbirinden farklı bilgileri ihtiva eden belgeler, düzeltilmeden işleme alınmaz. Ayrıca, kasten gerçeğe aykırı veya noksan beyanda bulunan personel hakkında kanuni kovuşturma yapılır. Bu personele aynı garnizonda bir yıl süreyle konut tahsisi yapılmaz.
Davalı idare de 11.2.1999 tarihli işlemiyle, davacının 18.8.1998 tarihli Konut Başvuru Beyannamesinde kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu gerekçesiyle, 2 ay içinde davacının oturduğu konutu boşaltması isteminde bulunmuştur. Yine davalı idare bu işlemi tesis etmeden önce yaptığı araştırmada, davacının bakmakla yükümlü olduğu şahıslardan eşi adına Kaman'da 1224 metrekare bahçeli kagir ev ile babası adına Kaman'da 151 metrekare kagir evin tapuya kayıtlı olduğunu belirlemiş ve işlemini bu maddi olgulara dayandırmıştır.
Davacının dava dilekçesine eklediği Kaman Belediyesi İmar Müdürlüğünün 11.2.1999 tarihli yazısı ile Kaman Belediyesi Emlak Memurluğunun 15.2.1999 tarihli yazılarından, davacının eşi üzerine kayıtlı yapının taşıyıcı duvarlarının yer yer yıkık, üst tavan çökmüş, harabe halinde olduğu, tapuda vasfı ev olarak geçse de zeminde evin fiili kullanımının bulunmadığı, bu nedenle arsa olarak ele alınması gerektiği, bu itibarla cins değişikliği için Tapu Sicil Müdürlüğüne müracaatının gerektiği, esasen anılan evle ilgili olarak çevre vergisinin de alınmadığı anlaşılmıştır. Dolayısiyle, bu evin oturmaya elverişli bir konut olarak değerlendirilebilmesine hukuken imkan yoktur.
Dairemizce, ayrıca davacının babası üzerine Kaman tapusunda kayıtlı 151 metrekare kagir evin durumu da alman ara kararı ile sorulmuş; Kaman İlçe Jandarma Komutanlığı'nın 2.11.1999 tarihli yazıları ile buna ekli Kaman Kadastro Şefliğinin 29.10.1999 tarihli yazısı, Kaman Belediye Fen Memurluğunun 29.10.1999 tarihli raporu, Kaman Tapu Sicil Müdürlüğünün 25.10.1999 tarihli yazılarından; anılan evin eski, yan kagir bir bina olup, iki katlı bulunduğu, bir katın dıştan dışa alanının 64 metrekare, net kullanım alanının 44 metrekare geldiği, tuvaletin dışarıda ayrı ve iptidai durumda olduğu, müstakil banyosunun bulunmadığı, çamur harçlı olması nedeniyle binanın duvarlarının depreme dayanıklı olmadığı, konutun bir ailenin tüm ihtiyacını karşılayacak şekilde ve modern anlamda oturmasına uygun bulunmadığı, iki odası ve bir hol halinde küçük alanlı basit bir köy evi görünümünde olduğu, konutun oturmaya daha elverişli olması için esaslı bir tamiratın ve ilavenin yapılması gerektiği, yapılan bu tamiratın da ekonomik olmayacağı anlaşılmıştır.
Belirtilen bu nitelik ve vasıfları itibariyle, tapuda davacının babasının üzerine kayıtlı konutun da, anılan mevzuatın öngördüğü oturmaya elverişli bir konut olarak kabulü mümkün görülmemiştir. Yetkili resmi mercilerce küçük alanlı basit bir köy evi olduğu saptanan konutta fiilen ikamet edilmesinin de bu hukuki gerçeği değiştirici mahiyeti bulunmamaktadır. Davacının babasının, kendi mülkiyetinde olan ve ikamet ettiği anılan köy evinin, mahalli örfe uygun şeklide o yörede yaşayanlarca ikamete elverişli olduğu düşünülebilirse de; anılan mevzuatın öngördüğü husus, beyan sahibinin oturmasına ya da bir gelir getirmesine elverişli bir konutun varlığı halidir. Dava konusunda ise bu halin mevcut olmadığı açıkça saptanmış bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davacının Konut Başvuru Beyannamesinde gerçeğe aykırı herhangi bir beyanının bulunmadığı, eşinin ve babasının mülkiyetinde olan her iki evin de mevzuatın öngördüğü anlamda oturmaya elverişli bulunmadığı, esasen davacının beyanname tarihi itibariyle mevcut puanı ile subay kontenjanındaki konutların sayısı gözetildiğinde ön puanlamada yeniden konut alabilecek durumda olması nedeniyle, davacıyı bu şekilde bir gerçeğe aykırı beyana yöneltecek herhangi bir nedenin bulunmadığı görüldüğünden; dava idarece tesis edilen konuttan çıkarma işleminin sebep ve amaç unsurları yönünden hukuka aykırılıkla sakatlandığı kanaatine ulaşılmakla, İŞLEMİN İPTALİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy