(1086 S. K. m. 187, 194)
Davacı, 7 Aralık 1998 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 17 Aralık 1997 tarihinde astının malını çalmak ve üste silahlı fiili taarruz suçlarından dolayı tutuklanarak Ağrı Askeri Cezaevine konulduğunu, yargılamasının devam ettiğini, bugüne kadar hiç kötü sicil almadığı halde haksız yere tutuklandığı fiilden dolayı kendisine cezaevinde tutuklu bulunduğu dönemde kötü sicil verildiğini, bu nedenle sözleşmesinin feshedildiğini, esasen kötü sicil verilebilmesi için bir personelin görevde olması gerektiğini, halbuki kendisini TSK'nden ayırmaya mesnet teşkil eden sicilinin, kendisinin cezaevinde tutuklu olduğu sırada doldurulduğunu, bu nedenle ayırma işleminin iptalini, esas hakkında karar verilinceye kadar yürütmenin durdurulmasına karar verilmesini talep ve iddia etmiştir.
Dava dosyası, Genel Sekreterlikçe yapılan ilk inceleme neticesinde; davanın, yazılı bildirim tarihini takip eden altmış günden sonra açılması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği değerlendirilmesiyle, bu konuda bir karar verilmek üzere Dairemize gönderilmiştir.
Yine davacıya ait ve Genel Sekreterliğin 98/1998 nosuna kayıtlı dava dosyasının incelenmesinde; davacının TSK.'nden ilişiğinin kesilmesine dayalı ayırma işleminin iptali istemine ilişkin aynı nedenle dava açılmış olduğu, söz konusu davadaki iptal istemiyle bu davadaki iptal isteminin ayniyet gösterdiği, dolayısıyla iptale yönelik her iki davadaki istemin mükerrer bir mahiyet arz ettiği görülmektedir.
1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 187 ve 194 ncü maddelerinde düzenlenen derdesttik, usule ilişkin ilk itirazlar arasında yer almakla beraber; gerek 1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu, gerekse 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda bu müessese düzenlenmemiştir. Ancak, derdestlik kurumunun idari yargıda bulunmadığını söyleyebilmekte Şüphesiz mümkün değildir. Derdestlik iddiasının ayrı mahkemeler arasında, sözgelimi AYİM Danıştay, AYİM İdare Mahkemeleri arasında olabilmesi imkan dahilinde olduğu gibi; aynı mahkemede açılan davalarda da olması mümkündür.
Diğer bir deyişle, derdestlik (ilk) itirazı ya da mahkemece re'sen tespiti ile, yeni açılmış olan bir davanın daha önce aynı veya başka bir mahkemede açılmış ve görülmekte (derdest) olduğu ileri sürülür veya saptanır. Bunun üzerine yeni davanın açıldığı mahkeme, aynı davanın daha önce aynı veya başka bir mahkemede açılmış ve görülmekte olduğunu tespit ederse, ikinci davanın açılmamış sayılmasına karar verir. (Baki KURU, Hukuk Muhakemeleri Usulü, C.III, Ankara 1982, sh.3004-3015)
Şu halde, bir davanın derdestlik nedeniyle açılmamış sayılmasına karar verilebilmesi için gerekli olan (a) Aynı davanın iki kere açılmış olması, (b) Birinci davanın görülmekte (derdest) olması, (c) Birinci dava ile ikinci davanın aynı dava olması Şartları, bu davada tamamen gerçekleşmiş bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle; bu dava konusunun Dairemizin 1998/1998 nosuna kayıtlı derdest davadaki iptal istemiyle aynı olduğu anlaşılmakla, derdestlik nedeniyle davanın açılmamış SAYILMASINA. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy