(5434 S. K. m. 44, 45, 64)
Davacı vekili, 16.12.1998 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacının 1996 yılında jet pilotu olarak katıldığı tatbikat görevi sırasında kaza geçirdiğini, uçağının düştüğünü, kazadan yaralı kurtulduğunu, olayın etkisiyle uzun zaman psikolojik tedavi gördüğünü, tedavisi sonunda Reaktif Anksiyete Reaksiyonu tanısı konularak Pilotaja elverişli değildir, TSK. SYY. Hv. K.K.lığına ait 1-2 nolu sınıflandırma çizelgesinde karşısında (+) işaretli sınıflarda yeniden sınıflandırılması uygundur kararı verildiğini, bu kararın Emekli Sandığına gönderildiğini, Emekli Sandığının 04.12.1998 tarihinde davacının malûl sayılmayacağına karar verdiğini, işlemin dayanağı olan Eskişehir Hv. Sağlık Muayene Merkezinin 1080/26.05.1998 tarihli raporunun gerçeği yansıtmadığını, arızanın uçuştan kaynaklanmış olduğunu, buna rağmen davacının malûl sayılması gerektiğini, hatta 5434 sayılı Kanunun 64 ncü maddesi gereği harp malûlü sayılması gerektiğini belirterek, malûl sayılmama işleminin iptalini talep ve dava etmiştir.
Davacının harp malûlü olduğu yolundaki iddiasının kökeninde, hakkında TSK.'nin ilgili Hastaneler Sağlık Kurullarınca düzenlenen raporlardaki tıbbi kanaatlerin de etkisinin bulunması karşısında, davalılardan MSB.'lığınca husumetin yalnız T.C.Em. Snd. Gn. Md. lüğüne yöneltilmesi gerektiği yolundaki iddiasına itibar edilememiştir.
Dava dosyası ile tahsis dosyasının incelenmesi neticesinde; davacının 26 Mart 1996 tarihinde Distant Thunder-96 tatbikatında F4 Jet Uçağı Pilotu olarak görev yaptığı, görev icra edilip Afyon meydanına dönüldüğü sırada uçağın düştüğü, kazada diğer pilotun ağır, davacının hafif yaralı olarak kurtulduğu, diğer pilotun daha sonra vefat ettiği, davacının tedavi görmeye başladığı, davacının olay nedeniyle psikiyatrik rahatsızlığa yakalandığı, kendisine reaktif anksiyete reaksiyon tanısı konularak değişik sürelerle istirahat verildiği ve uçuştan men edildiği, Hava Kuvvetleri Etimesgut 3 Nolu Muayene Merkez Başkanlığının 877 no ve 08.07.1998 tarihli raporu ile davacıya Kronik anksiyete reaksiyonu tanısı konularak B/16 F1 gereği pilotaja elverişli değildir. TSK. SYY. Hv. K.K.lığına ait 1 ve 2 nolu çizelgelerdeki (+) işaretli sınıflarda yeniden sınıflandırılması uygundur. Arızası uçuştan değildir kararının verildiği, bu raporun Hava Kuvvetleri tarafından Emekli Sandığına gönderilmesi üzerine Emekli Sandığı Sağlık Kurulunun 26.11.1998 tarihinde aldığı 5434 Sayılı Kanunun 44 ncü maddesi kapsamına girmez kararına istinaden davacının malûl sayılmadığı, kararın kendisine bildirildiği, bu karara karşı 16.12.1998 tarihinde iptal davası açıldığı, bu arada davacının durumunun yeniden gözden geçirilerek Sandık Sağlık Kurulunun önceki kararını kaldırarak davacının adi malûl olduğuna karar verildiği ve 15.05.1999 tarihinden itibaren adi malûl aylığı bağlandığı, daha sonra davacının durumunun yeniden incelenmesi için yaptığı başvuru üzerine, Emekli Sandığının bu defa GATA.dan davacı hakkında rapor tanzim edilmesini istediği, davacının muayenesi ve önceki raporlarının incelenmesi neticesinde düzenlenen GATA Sağlık Kurulunun 13.05.1999 tarih ve 148 nolu ek raporunda davacıdaki kronik anksiyete reaksiyonu adı verilen hastalığın yalnızca vazifenin neden ve etkisi ile ortaya çıktığının söylenemeyeceği hususunun belirtilmesi üzerine davalı kurum tarafından davacının vazife malûlü olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacının malullüğünün, görevin neden ve etkisiyle meydana gelip gelmediği hususuna yönelik olduğu; davacının malûl olup olmadığı konusunda bir uyuşmazlığın bulunmadığı görülmektedir. Esasen dava ve tahsis dosyalarında bulunan sağlık raporlarından davacının Kronik Anksiyete Reaksiyonu hastalığı nedeniyle malûl durumda olduğu açıkça anlaşılmaktadır.
Malûllük ve vazife malûllüğü konulan 5434 Sayılı Kanunun 44 ve 45 nci maddelerinde düzenlenmiştir. 5434 Sayılı Kanunun 44 ncü maddesine göre Her ne sebep ve suretle olursa olsun vücutlarında hasıl olan arızalar veya duçar oldukları tedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamayacak duruma gelen iştirakçilere malûl denir ve haklarında bu kanunun malûllüğe ait hükümleri uygulanır. Vazife malûllüğü konusunu düzenleyen aynı Kanunun 45 nci maddesinde de, 44 ncü maddede yazılı malûllüğün iştirakçilerin vazifelerini yaptıkları sırada vazifelerinden doğmuş olması veya vazifeleri dışında kurumların verdiği herhangi bir kuruma ait başka işleri yaparken bu işlerden doğmuş olması halinde buna vazife malûllüğü ve bunlara uğrayanlara da vazife malûlü deneceği belirtilmiştir.
Davalı kurum davacının vazife malûlü (harp malûlü) olmadıkına, yalnızca adi malûl olduğuna karar verirken GATA Hastanesi Sağlık Kurulu tarafından tanzim edilmiş olan 13.05.1999 tarih ve 148 nolu ek raporu esas almıştır. Bu raporun bir bölümünde öyküsünden ve 15.04.1999 gün ve 1262 sayılı rapor içeriğinden 1996 yılında bir uçak kazası geçirdiği, bu olaydan sonra uçuş esnasında anksiyete belirtilerinin ortaya çıktığı anlaşılmaktadır. denilmiş raporun son bölümünde de Anksiyete bozuklukları zeminde genetik yapının yer aldığı, psikolojik gelişimin, öğrenmenin, sosyal faktörlerin, bireyin kişilik gelişim sürecinin rol oynadığı çoğul etolojiye sahip ruhsal bozukluklardır. Bunlarda çevresel faktörler tek başına belirleyici değildir. Bu nedenle kronik anksiyete reaksiyonu adı verilen hastalığın Yalnızca vazifenin neden ve etkisi ile ortaya çıktığı söylenemez denilmiştir.
Raporda belirtilen bu hususlardan varılan sonuç davacının hastalığının meydana gelmesinde vazifenin (uçak kazası) tek başına bir etken olmamakla birlikte, diğer etkenlerle birlikte anlam kazanan gözardı edilemeyecek bir unsur olduğudur.
Davacının tıbbi safahatının incelenmesinde; 25.3.1996 tarihinde geçirdiği uçak kazasından sonra 26.3.1996-1.4.1996 tarihleri arasında GATA K.lığında Göğüs Cerrahi Kliniğinde yatırılarak tedavisini takiben geçirdiği vücut travmasına bağlı istirahat verildiği ve psikiyatrik rahatsızlığının ise ilk kez 12.8.1996 tarihinde GATA Psikiyatri ABD. Öğretim Üyesince yapılan muayenesi sonunda verilen 20 gün istirahat raporunda konu edildiği ve hastada durumsal anksiyete saptandığının belirtildiği, akabinde de aynı teşhisle 5.9.1996'da 1 ay istirahat, 24.10.1996'da 1,5 ay istirahat, 10.12.1996 tarihinde 2 ay uçuştan men, 4.3.1997 tarihinde Pilotaja elverişlidir. , 16.12.1997 tarihinde 2 ay uçuştan men, 19.2.1998 tarihinde 3 ay uçuştan men kararları verildiği, nihayet bu rahatsızlığın kronikleşmesi üzerine 26.5.1998 tarih ve 1080 sayılı raporla Kronik anksiyete reaksiyonu teşhisiyle 16/B F-1 gereği pilotaja elverişli değildir. Arızası uçuştan dolayı değildir. TSK. SYY.'nin Hv.K.K.lığına ait 1 ve 2 Nolu sınıflandırma çizelgesinde karşısında (+) işaretli sınıflarda yeniden sınıflandırılması uygundur kararı verildiği görülmektedir. Davacının maluliyetinin uçuş kaynaklı olduğu iddiası tıbbi raporla doğrulanmış olmayıp, bilakis bünyesel olduğu anılan 26.5.1998 tarihli rapor ve yukarıda temas edilen 13.5.1999 tarih ve 148 sayılı GATA Sağlık Kurulu ek raporuyla saptanmış bulunmaktadır. Tıbbi konularda yetkili ve söz sahibi olduklarında kuşku bulunmayan anılan Sağlık Kurullarının bu yöndeki tıbbi kararlarının aksinin söylenebilmesi için, ortada en azından şüpheyi mucip, belirsiz ya da ihtilaflı bir durumun sözkonusu olması gerekir. Oysa gerçekte, aynı tür bir uçak kazası geçiren her uçucunun mutlaka ruhi rahatsızlığa duçar olacağı söylenemeyeceğinden, ortada davacının hassas ruhi yapısından kaynaklanan bir durumun etkisi mevcut demektir ve bünyesel kaynaklı bu olayın yol açtığı bir maluliyetle, uçuculuk görevi arasında doğrudan uygun bir illiyet bağı kurulamayacağından, uçuculuk görevinin sebep ve etkisiyle meydana gelen bir maluliyet hali bulunmadığı sonucuna doğal olarak varılmaktadır. Bu bakımdan, davacı hakkında düzenlenen raporlarda arızasının uçuştan dolayı olmadığı açıkça vurgulandığından, hakkında davalılardan Em.Snd.Gn.Md.lüğünce tesis edilen adi malulen emeklilik işleminde hukuki isabet olduğunda kuşku yoktur.
Davacının maluliyeti vazifenin sebep ve tesirinden kaynaklanmadığından; vazife maluliyetinin vasıflı bir şekli olan ve 5434 sayılı Kanunun 64/d maddesinde düzenlenen harp maluliyetinin de dava konusunda sözkonusu olamayacağı izahtan varestedir ve davacının harp malûlü sayılmaması işlemi de hukuka uyarlı ve yerindedir.
Açıklanan nedenlerle; ortada davacının vazife malûlü/harp malûlü sayılmasını gerektirir herhangi bir hukuki sebebin bulunmadığı görülmekle, yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy