(2709 S. K. m. 125) (818 S. K. m. 41)
Davacı 17.12.1998 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Varto İlçe J.K.lığı emrinde görev yapmaktayken, ilçede görevli bir bayanın, kendisinin telefonla rahatsız edildiği yolunda Cumhuriyet Savcılığına şikayette bulunması ve rahatsız eden telefonun İlçe J.K.lığına ait olduğunun saptanmasından sonra, İlçe J.K. olan subayın, kendi sesini teybe alıp mağdureyi defalarca dinletmesi ve etkilemeye çalışması sonucu, aleyhinde hiçbir delil olmamasına rağmen mahkemeye verilip yargılandığını ve sonuçta beraat ettiğini, beraat etmesine rağmen çeşitli yazışmalarda hala kendisinden telefonla sarkıntılık konusunda söz edildiğini, aynı nedenle amirlerinin kendisine karşı önyargılı davrandıklarını, bu suçlama yüzünden astlarına komuta edemeyecek derecede mağdur olduğunu, aynı nedenle ruhsal durumunun bozulduğunu, sağlığı, kişiliği, onuru ve şerefinin yıpratıldığını, kendisi ve ailesinin mağdur edildiğini belirterek; uğramış olduğu manevi zararın giderilmesi için 1.000.000.000 TL. manevi tazminatın hüküm altına alınmasını talep ve dava etmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; davacı astsubayın Muş - Varto İlçe J.K.lığı emrinde görev yapmaktayken, aynı İlçede ikamet eden bir bayana İlçe J.K.lığındaki telefonla sarkıntılık ettiği gerekçesiyle hakkında kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonunda S.Kor. K.lığı Askeri Mahkemesinin 13.8.1998 tarih ve E. 1998/982, K. 1998/493 sayılı kararı ile davacının müsnet suçtan mahkumiyetini gerektirecek kesin ve inandırıcı delillerin bulunmadığı gerekçesiyle beraatına karar verildiği ve bu kararın 26.10.1998 tarihinde kesinleştiği, davacının bu yargılama nedeniyle manevi zarara uğradığından bahisle 17.12.1998 tarihinde ve süresinde 1.000.000.000 TL. manevi tazminat istemli bu tam yargı davasını AYİM'de açtığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, kamu hukuku alanında işlemlerin organik ayırımı, bunların Anayasa'nın öngörmüş olduğu üç organdan hangisi tarafından yapılmış ise ona göre yapılmakta olup; yargı erki tarafından yapılanları yargı işlemi olarak nitelendirilir. Ancak, yargı faaliyeti sırasında da idari nitelikli etkinlik ve işlemler yapılabileceğinden; bir işlemin yargısal özellik taşıyıp taşımayacağı, işlemin hangi işlev nedeniyle yapılmış bulunduğu ve yapılmasında izlenen yöntem dikkate alınarak belirlenebilir.
Anayasa'ca korunan hakim bağımsızlığı ve teminatı, yargı işlevini özellikli bir kamu faaliyeti niteliğine dönüştürmüş; bu nedenle de söz konusu faaliyetten dolayı Devletin sorumluluğu kural olarak benimsenmemiştir. Diğer bir deyişle, Türk hukuk sisteminde yargısal kararlarla bu kararların uygulanmasından, yani yargı fonksiyonunun verdiği zararların tazmini mümkün olmayıp; bu zararlar kamunun zararı olarak değerlendirilir. Yargı yeri ve yargıç, bu faaliyetten dolayı kural olarak sorumlu tutulamaz. Esasen, pozitif hukukta yargı fonksiyonunun gereği veçhile ifa edilmemesinden dolayı Devletin sorumlu tutulacağına ilişkin herhangi bir hüküm de bulunmamaktadır.
Davacının sonuçta beraatla sonuçlanan telefonla sarkıntılık suçundan yargılanması nedeniyle bir acı ve üzüntüye yani manevi zarara uğradığı kabul edilse dahi, bu zarar davacı hakkındaki bir ceza yargılamasından kaynaklandığından; bir idari eylem ya da işlem olarak düşünülmesi ve nitelendirilmesi mümkün olmayan ceza yargılaması sebebiyle idarenin tazmin sorumluluğunun söz konusu olamayacağı açıktır. Çünkü, Anayasa'nın 125 nci maddesi idareyi ancak kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü kılmıştır. Şu halde, dava konusunda davacının uğradığını öne sürdüğü manevi zararın idarece tazminine hukuken imkan bulunmamaktadır.
Esasen AYİM.'nin yerleşik uygulaması da bu doğrultudadır. (AYİM.1.D. 21.11.1984 tarih ve E. 1984/278, K.1984/286; AYİM.2.D. 27.11.1985 tarih ve E.1985/207, K.1985/210; AYİM.1.D. 23.9.1986 tarih ve E.1986/75, K.1986/165; AYİM. 1.D.22.12.1992 tarih ve E.1992/224, K.1992/1600; AYİM. 1.D.13.1.1998 tarih ve E.1997/150, K.1998/31 sayılı kararları)
Açıklanan nedenlerle; ortada davalı idarenin tazmin sorumluluğunu gerektiren herhangi bir manevi zarardan söz edilemeyeceğinden, yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy