(657 S. K. m. 112)
Davacı 3 Mart 1999 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 6.Zh. Tuğ. 100 Yt.As.Hst. Bştbp.liğinde 1997 yılından itibaren Ordu Hemşiresi olarak görev yapmakta olduğunu, Aralık 1998 tarihinde Başhemşirenin "sicil amiriniz benim demesi üzerine 1998 yılında birinci sicil üstü olarak sicili kendisinin verdiğini, TSK.Merinin çeşitli birimlerinde hemşire olarak görev yaptığını, başhemşirenin hiçbir yerde sicil üstü olarak sicil vermediğini, 1997 yılında Hastane Başhekimi tarafından Başhemşire yapıldığını, 1997 yılında sicil vermemesine karşılık 1998 yılında 1 nci sicil üstü olarak hemşirelere sicil verdiğini, 100.Yt.As.Hst.Bştbp.liklerinde hemşirelerin kliniklerde görev yaptıklarını, hastanelerde kliniklerin Dahili Hastalıklar Bölümü Şefliği Cerrahi Hastalıklar Bölüm şefliği ve laboratuar Bölüm şefliği gibi şefliklere ayrıldıklarını, şefliklere de servislerin bağlandığını, kendisinin servis hemşiresi olduğunu, başhemşirenin ikinci talep emrinde görev yaptığını, TMK.'ya göre hemşirelere sicil amiri olarak servis şefi ve bölüm ve ikinci tabibin sicil vermesi gerekirken Başhemşirenin sicil vermesinin yasal dayanaktan yoksun bulunduğunu, hemşirelerin kliniklerde doktor nezaretinde çalıştıklarını dolayısıyla kendisini değerlendirebilecek olan kişinin servis doktoru olduğunu, kendisine 1 Ocak 1998 tarihinde birinci sicil üstü olarak sicil düzenleyen başhemşire ile en az altı ay çalışması gerekirken 93 gün çalışmalarının sonunda düzenlenen sicilin hukuka uygun bulunmadığını, ayrıca 1 nci sicil üstünün üst üste 3 kez psikiyatri kliniğinde 5 ay 15 gün süreyle istirahat aldığını, bu şahsın sicil düzenlerken objektif davranmasının beklenemeyeceğini en kıdemli hemşire olması nedeniyle 1 nci sicil üstünün raporlu olduğu dönemlerde başhemşireliğe vekalet ettiğini, zimmet teşhisi nedeniyle aralarının açıldığını, TSK.Merinde Görevli Sivil Memurlara Sicil vermeye yetkili Amirler Yönetmeliğinin 11 nci maddesine göre; Subay ve astsubayların en az bir derece üstte bulunmaları halinde astları sivil memurlara izin verebileceklerini, halbuki kendisinin 3 ncü derece 2 nci kademede olmasına karşılık 1 nci sicil üstünün 6 nci derece 1 nci kademede bulunduğunu, bu yönden de işlemin hukuka aykırı bulunduğunu, bu nedenlerle yasal dayanaktan yoksun 1998 yılında 1 nci sicil üstü tarafından düzenlenen sicilin iptaline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Dosyadan davacının, 1998 yılında 1 nci sicil üstü olarak Başhemşirenin kendisine sicil verdiğini öğrendiğini kendisinin servis hemşiresi olduğunu, TMK.'ye göre servis hemşirelerine sicil amiri olarak servis şefi, bölüm şefi ve ikinci tabibin sicil vermesi gerektiğini, başhemşire tarafından 1 nci sicil üstü olarak sicil verilemeyeceğini, başhemşire ile sicil düzenlendiği tarihe kadar 93 gün birlikte çalıştığını, bu sürenin objektif sicil vermeye yeterli olmadığını, aralarında zimmet devir teslimi yüzünden gerginlik oluştuğu için olumsuz sicil verdiğini, başhemşirenin kendisine sicil verecek derecede de bulunmadığını, kendisinden en az bir derece yukarıda bulunması gerektiğini, başhemşirenin TMK. ye göre 2 nci Tabiplik kadrosunda bulunduğunu, bütün bu nedenlerle başhemşire tarafından verilen 1998 yılı sicilinin hukuka aykırı olduğunu belirterek bu sicilin iptaline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Yukarıda da açıklandığı üzere davalı idare ise savunmasında özetle; yürürlükteki mevzuat hükümlerine göre başhemşirenin bütün hemşirelerin şefi olduğunu, hemşireler hakkında sicil düzenleyebileceğini, davacıya sicil veren başhemşirenin sicil verebilmek için davacıyla yeterli süre birlikte çalıştığını, sicil veren subayların, sicil alan memurun derecesinden üst derecede bulunmasının gerekmediğini, dava konusu sicilin hukuka uygun olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiş bulunmaktadır.
Öncelikle davanın çözümlenebilmesi için iki hususun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Birincisi davacının iddia ettiği gibi kendisine sicil veren başhemşirenin sicil verme yetkisinin bulunup bulunmadığı; ikincisi de eğer yetkiliyse sicilin sübjektif olarak düzenleyip düzenlemediğidir. Burada öncelikle yetki konusunun açıklığa kavuşturulması zorunlu bulunmaktadır.
Bilindiği üzere, 657 Sayılı DMK.'nun 112 nci maddesinde devlet memurları hakkında sicil raporu vermeye yetkili sicil amirlerinin kimler olacağının çıkarılacak özel yönetmeliklerde belirleneceği ifade edilmiştir. Bu hükme istinaden çıkarılan Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı ve Kuvvet Komutanlıkları Karargah ve Bağlılarında Görevli Devlet Memurları için Sicil Düzenleyecek Yetkili Amirler Hakkında Yönetmeliğin 5 nci maddesine göre devlet memuru hakkında sicil raporu düzenleyecek olan 1 nci sicil amiri, kuruluş bağlantısına göre hakkında sicil raporu düzenlenecek sivil memurun en az Kısım Amiri ve eşidi ile, daha üst görev yerinde bulunan komutan ve amirlerdir. Aynı Yönetmeliğin 6 nci maddesinde de astsubayların devlet memuru için sicil düzenleyebilmesi için memurdan bir üst derecede bulunması gerektiği belirtilmiş, subaylar için böyle bir koşul öngörülmemiş bulunmaktadır.
Dosyada bulunan 6 nci Zh.Tug.100.Yat.As.Hst. Personel Kadrosunda davacının görev yaptığı ortopedi polikliniğinin Genel Cerrahi Servisinin, Cerrahi Hastalıklar Bölüm Şefliği kapsamında bulunduğu, Genel Cerrahi Servisinde, genel cerrahi uzmanı, ortopedi uzmanı, cerrahi teknisyen astsubayı, hemşire, hademe, klinik sıhhiye eri ve ofisçi kadrolarının bulunduğu, başhemşirelik kadrosunun, bu servis içinde bulunmayıp, ikinci tabiplik kadrosunda yer aldığı görülmektedir.
Askeri Hastaneler Yönergesinin 4 ncü maddesinde servis şefi veya uzmanların servislerdeki uzmanlık öğrencisi, yüksek hemşire, hemşire, hademe ve erlerin amirleri olduğu belirtilmiştir. Aynı Yönergenin 7 nci maddesinin ortopedi servisiyle ilgili bölümünde de ortopedi servisinin ortopedi uzmanı tarafından idare edileceği açıklığa kavuşturulmuştur.
Böylece yukarıda açıklanan tüm hususlar birlikte değerlendirildiğinde; başhemşirenin ortopedi servisinde görev yapan davacının 1 nci sicil amiri olmadığı, davacının 1 nci sicil amirinin ortopedi uzmanı (ortopedi servisinde) olan tabip subay olduğu anlaşılmıştır. Davacının görev yaptığı hastanenin personel kadrosu ile yukarıda adı geçen Yönetmeliğin 5 nci maddesi bu durumu açıkça ortaya koymaktadır. 6 nci Zh.Tug.100.Yat.As.Hst.personel kadrosunda "başhemşirelik ayrı bir birim olarak düzenlenmemiş, 2 nci tabiplik kadrosunda yer almıştır. Dolayısıyla başhemşirenin davacıya 1 nci sicil amiri olarak sicil vermesi hukuken mümkün değildir. Nitekim davacının GATA K.lığı ve 600 Yat. Hava Hastanesinde görev yaptığı dönemlerde birinci sicil amiri olarak görev yaptığı servis şefi tabip subaydan sicil almış olması da bu sonucu doğrulamaktadır. Başhemşirenin verdiği sicil yetki unsuru açısından hukuka aykırı olup bu sicilin iptali gerekmektedir. Yetki unsurundaki bu sakatlık açık bir şekilde ortaya konduğundan, yetkisiz kişi tarafından verilen sicilin objektifliği tartışma konusu yapılmamıştır.
Adı geçen Yönetmeliğin 5 nci maddesinde 2 nci sicil amirlerinin, kuruluş bağlantısına göre 1 nci sicil amirlerinin bir üst görev yerinde bulunan komutan ve amirleri olduğu belirtilmiştir. Buna göre davacıya yetkisiz olarak sicil vermiş olan başhemşirenin bir üst görev yerinde bulunan 2 nci tabip tarafından verilmiş olan 2 nci sicil üstü notu da yetki bakımından hukuka aykırıdır. Davacıya 2 nci sicil üstü olarak sicil vermesi gereken kişi duruma göre ya genel cerrahi servis şefi ya da cerrahi hastalıklar bölüm şefi olmak gerekir.
Davacının dilekçesinin talep bölümünde sadece 1998 yılında birinci sicil amiri tarafından takdir edilen sicilin iptalini talep ettiği görülmektedir. Ancak Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin çeşitli kararları ile getirdiği nitelendirmeye göre sicil işlemleri birleşme - işlem niteliğinde bulunmakla parça parça dava konusu olabilmekle beraber aslında aynı zamanda tek bir işlemi de teşkil etmektedirler. Bu nedenle bir bölümünün hukuka aykırı olduğu belirtilerek dava açılmış olsa bile, hukuka aykırılık bakımından talep olmasa da Mahkemece - kamu düzeni - açısından işlemin tamamı hukuksal değerlendirmeye alınabilecek, tamamını etkileyen bir sakatlık varsa işlemin tamamının iptal edilmesi yoluna gidilebilecektir.
Bu nedenle davacıya 1998 yılında 1 nci ve 2 nci sicil üstleri tarafından verilen sicil not ve kanaatleri yetki unsuru açısından hukuka aykırı olduğundan her ikisinin de iptaline karar vermek gerekmektedir.
Netice olarak yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı hakkında 1998 yılında 1 nci ve 2 nci sicil üstlerince tesis edilen sicil işlemleri yetki unsuru açısından hukuka aykırı olduğundan İPTALLERİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy