(926 S. K. m. 120, 151) (1076 S. K. Ek m. 7) (6245 S. K. m. 59)
Davacı 25.01.1999 tarihinde kayda geçen yenileme dilekçesinde özetle; Zh.Brl.Ok. ve Eğt.Mrk.K.Ilgındaki temel eğitimini müteakip, 30.04.1998 tarihinden itibaren yedeksubay öğretmen statüsüyle Şanlıurfa Milli Eğitim Müdürlüğü emrine tertip edildiğini, buraca da Suruç İlçesi Çengelli Köyü İlköğretim Okulunda öğretmen olarak görevlendirildiğini, ayrıldığı eğitim birliği tarafından kendisine görev mahalline kadar harcırah tahakkuk ettirilmesi gerektiği halde, davalı idarece bu lazimeye riayet edilmediğini, müstahak olduğu bu harcırahın ödenmemesi işleminin iptali için Gaziantep İdare Mahkemesine açtığı davanın, dava konusunun AYİM.'nin görevine girdiği gerekçesiyle, görev yönünden reddedildiğini, dolayısıyla bu davanın yeniden AYİM.'de ikame edilmesi durumunda kalındığını belirterek; kendisine Ankara - Şanlıurfa/Suruç arası harcırah verilmemesi işleminin iptalini ve müstahak olduğu harcırah tutarına yasal faiz işletilmesini talep ve dava etmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; davacının 261. Dönem Yedeksubay adayı olarak Mart 1998 celbinde silah altına alındığı ve Zh.Brl.Ok.K.lığı emrinde temel eğitimini müteakip, yedeksubay öğretmen statüsüne ayrılarak 30.04.1998 tarihinde Şanlıurfa Milli Eğitim Müdürlüğü ererine atandığı, kendisine 10 gün dağıtım izni verilerek yeni görev yerine katılmak üzere ilişiğinin kesildiği, buraca da Suruç İlçesi Çengelli Köyü İlköğretim Okulu Öğretmenliğine görevlendirildiği, davacının kendisine Ankara-Şanlıurfa /Suruç arası harcırah ödenmemesi işleminin iptali istemiyle 25.06.1998 tarihinde Gaziantep İdare Mahkemesinde dava açtığı, anılan mahkemenin 30.06.1998 tarih ve E.1998/616, K.1998/711 sayılı kararıyla, davanın AYİM.'nin görevine girdiği gerekçesiyle görev yönünden red kararı verildiği, bu kararı takiben davacının 15.10.1998 tarihinde AYİM.'de bu davayı açtığı, Dairemizin 22.12.1998 tarihli dilekçe reddi kararı sonrasında, eksikliklerin ikmal edilerek, 25.01.1998 tarihinde kayda geçen yenileme dilekçesiyle davanın yenilendiği anlaşılmaktadır. Davacının yedek subay adayı olduğunda, temel askerlik eğitimi sonrasında yükümlülük süresini Milli Eğitim Bakanlığı emrinde yedek subay öğretmen olarak tamamlaması için ayrıldığında taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davanın konusu, davacının Ankara - Şanlıurfa/Suruç arasında 6245 Sayılı Kanunda öngörülen sürekli görev yolluğuna müstahak olup olmadığının çözümünden ibarettir.
Yedeksubay öğretmenlere yolluk ve yevmiye ödeneceği hususunda, 1076 sayılı Yedeksubay ve Yedek Askeri Memurlar Kanununa 3358 sayılı Kanunla eklenen EK-7 nci maddede bir düzenleme getirilmemiştir. Bu konuda, Askerlik Yükümlülüğünü Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığı Emrinde Öğretmen olarak yerine Getirecekler Hakkında Yönetmeliğin 19/1 nci maddesinde Temel Askerlik Eğitimi sonunda; sevkedileceklere, istekleri halinde 10 gün izin verilir... Bu yükümlülere, Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığınca görevlendirildikleri yere kadar olan yol masrafları 1111 sayılı Kanuna tabi erlerde olduğu gibi Sınıf Okulu ve Eğitim Birlik Komutanlıklarınca tahakkuk ettirilir. Ancak izinli bırakılanlara yol masrafı verilmez hükmü öngörülmüştür. Görülüyor ki düzenleyici tasarruf kuralında, yükümlülüklerini Milli Eğitim Bakanlığı emrinde öğretmen statüsünde yapacaklar, temel eğitim sonrasında görevlendirildikleri yere kadar er gibi yol masrafları verilerek sevkedilecekler; izinli bırakılanlara da yol masrafı verilmeyecektir. Düzenleme salt erlerde olduğu gibi kavramına yer vererek yol masrafından söz etmekte ve izinli bırakılanlara yol masrafının da ödenmeyeceği hükmünü amir bulunmaktadır. Kişisel yolluk veya yevmiye ile aile harcırahı (yolluk ve yevmiyesi) gibi kavramları içermemektedir. Temel askerlik eğitimi sonrasında kendi istemiyle izinli bırakılan davacıya yol masrafı ödenmemesi düzenleyici tasarruf kuralına uygun olup, bahsedilmeyen bir ödemenin verilecek olması açıkça mevzuat hükümlerine aykırı düşecektir. O nedenle izinli bırakılan davacıya şahsi ve aile yolluğunun ödenmemesine ilişkin işlem türü, öğeleriyle hukuka uyarlı bulunmuştur.
1076 sayılı Kanunun Ek 7 nci maddesinin 2 nci fıkrasında, öğretmen olarak ayrılan ve göreve başlayan yükümlülere, 926 sayılı Kanunda asteğmenler için tesbit edilen aylık, ödenek, yardım ve tazminatların Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığınca ödeneceği ifade edilmiştir.
Gözden kaçırılmaması gereken önemli nokta, hükümde belirtilen özlük haklarının göreve başlayan yükümlülere ödenecek olmasıdır. Hükümde özlük haklarına hangi tarihten itibaren hak kazanılacağı hususunda bir açıklık getirilmemiştir. Bununla birlikte göreve başlayan yükümlülere ibaresinden yola çıkarılarak, hükme paralel biçimde düzenlenen Yönetmeliğin 14 ncü maddesinde özlük haklarına fiilen öğretmenlik görevine başladıkları tarihten itibaren...hak kazanacakları vurgulanarak özlük haklarının hangi tarihten geçerli şekilde ödeneceği hususunda duyulabilecek duraksama giderilmiştir. Bu bakımdan, davacının temel eğitim sonrasında izinli bırakıldığı tarihler arasında sözkonusu özlük haklarına (harcırah ve bu süre kadar asteğmen aylığına) müstahak olamayacağı kuşkusuzdur.
Davacı, yedeksubay öğretmen statüsündedir. Kanun ve Yönetmelik, yedeksubay öğretmenlerin sadece akçeli hakları yönünden asteğmenler için saptananlara göre işlem göreceklerini hükme bağlamıştır. Bu, yedeksubay öğretmenlerin her yönüyle asteğmenler gibi işlem görecekleri anlamına gelmez. Esasen, görev yaptıkları süre boyunca yedeksubay olduklarına dair bir hüküm bulunmayan bu statüdeki mükelleflerin, askerlik yükümlülükleri boyunca asteğmen olmadıkları hususu, kanunda belirtilen hizmetleri sonunda asteğmen olarak terhis edilecekleri hükmünden de anlaşılmaktadır. Bu nedenle, fiilen görev yapmadığı, izinli bulunduğu süre içerisinde kendisine harcırah ve aylık ödenmeyen davacı hakkında tesis edilen sözkonusu idari işlemde hukuki isabet bulunduğu açıktır.
Davacının temel eğitim süresi sonrasındaki atandığı yeni görev yerine katılıncaya kadar olan sürenin, (davanın somutunda verilen 10 gün izin süresinin) asteğmen nasbedilenlere verilen mehil müddetine benzetilmesine de imkan yoktur. Gerçekten, 1076 Sayılı Kanunun EK-7 nci maddesi hükmü gereği statüsü itibariyle henüz asteğmen olmayan ve asteğmen olabilmesi ancak yükümlülüğünü engelsiz bitirmesine bağlı bulunan davacıya mehil müddeti tanınması imkansız bulunmaktadır ve bu sürenin izin (ya da yol müddeti) dışında başka anlamlara gelecek şekilde değerlendirilmesi veya yorumlanması ve 926 Sayılı TSK. Personel Kanununun 120 ve 151 nci maddelerinde kabul edilen belediye hudutları dışına veya başka garnizonlara atandırılanlara tanınan 15 günlük süreye benzetilmesi söz konusu olamaz. Diğer bir deyişle, davacı ve benzer konumda bulunanların asteğmen olabilmeleri ancak hizmet süreleri içinde öğretmenlik mesleği ile ilişkilerinin kesilmemiş ve öğretmenlik hizmet süresini tamamlamış olma koşullarına bağlı bulunduğundan, sevk sırasında asteğmen gibi telakki edilebilmeleri 1076 Sayılı Kanunun EK-7 nci maddesinin açık hükmüne uyarlı düşmemektedir. Konuyu pekiştiren diğer bir hukuki dayanak iki Bakanlar Kurulu kararı ile karşımıza çıkmaktadır. Bunlardan ilki olan 10.06.1996 tarih ve 96/8298 Sayılı Bakanlar Kurulu kararında (RG. 24.06.1996, 8.22676) yedek subayların yetiştirilme süresi 4 aydan 4 ay 10 güne çıkarılmış; buna mukabil aynı kararla Milli Eğitim Bakanlığı emrine öğretmen olarak verilecek yedek subayların yetiştirilme süresi 4 aydan 2 ay 10 güne indirilmiştir. Nitekim davacıda bu Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, öngörülen süre kadar temel eğitim görmüş; karışık sınıf yedek subay adayı emsallerinin temel eğitimlerinin bitmesine daha 2 ay varken, bu eğitimi hitam bularak Şanlıurfa'daki okuluna atanmıştır. Dolayısıyla, davacının subaylar kadar temel eğitim görmemiş olması karşısında, bu cihetten de yedek subaylara benzetilerek, bundan kıyasen harcırah yönünden sonuçlar çıkarılabilmesi hukuken mümkün görülmemektedir. Dolayısıyla, davacının yedek subay emsalleri gibi harcıraha müstahak olduğu düşüncesine iştirak edilememiştir. Yeri gelmişken hemen işaret etmek gerekir ki 02.02.1998 tarih ve 98/ 10626 Sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile (RG. 25.02.1998, S.23269) davacı konumundaki yedek subay öğretmenlerin yetiştirilme (temel eğitim) süresi 2 ay 10 günden 1 ay 10 güne indirilmiş bulunmaktadır.
Esasen, davacının dile getirdiği tüm iddiaları, çeşitli kereler diğer davalar münasebetiyle Mahkememiz önüne getirilmiş olup; tümü de aynı şekilde retle sonuçlanmıştır. (AYİM. Drl. Krl.27.12.1990; E.1990/11, K.1990/12; AYİM.1.D.21.5.1992; E. 1992/23, K.1992/1006; AYİM. 1.D. 16.1.1996; E.1995/877, K.1996/21; AYİM.1.D. 2.7.1996 tarih ve E. 1996/10, K. 1996/634; AYİM. 1.D.nin 24.09.1996 tarih ve E.1996/98,K.1996/750; AYİM. 1.D.nin 26.01.1999 tarih E. 1998/602, K. 1999/144 ve AYİM. 1.D.nin 12.10.1999 tarih ve E.1999/566,K.1999/900 sayılı kararları)
Açıklanan nedenlerle; davacının temel eğitim sonrasında tefrik edildiği görev mahalline katılmadan önceki statüsünün yedek subay ya da memur olarak kabulü ve bu nedenle 6245 Sayılı Kanunun ilgili hükümleri uyarınca yurt içi sürekli görev yolluğuna müstahak olduğu kabul edilemeyeceğinden, davalı idarece davacıya harcırah verilmemesi işleminde hukuka aykırı herhangi bir yön görülmemekle, yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy