(926 S. K. m. 50) (5434 S. K. m. 39) (Subay Sicil Yönetmeliği m. 99, 100)
Davacı vekili 22.6.1998 tarihinde kayda geçen dava dilekçesi ile, dilekçe reddi kararı sonrasında süresinde verdiği 20.10.1998 tarihinde kayda geçen yenileme dilekçesinde özetle; müvekkili subayın disiplinsizlik nedeniyle ayırma işlemine tabi tutulduğunu, olaya ilişkin davanın halen KKK. lığı Askeri Mahkemesinin 1998/682 Esas sayılı dosyası üzerinden temyiz aşaması şekli ile devam ettiğini, davada müvekkilinin isnat edilen suçtan beraat ettiğini, fakat As. CK. nun 154/2 maddesi gereğince ordudan ihraç kararı verildiğini, kararı bu yönü ile temyiz ettiklerini, davacının bir askeri öğrenci ile alenen cinsi münasebette bulunduğu şeklindeki iddianın, hazırlıkta baskıya dayalı şekilde alınmış ifadelere dayandırıldığını, oysa duruşma aşamasında bu kabul iradelerinin aksinin ortaya konulduğunu, ayrıca GATA K.lığınca verilen raporda da herhangi bir livata halinin saptanamadığının belirtildiğini, yargılama sonuçlanmadan tesis edilen işlemin hukuka aykırılıkla sakatlandığını belirterek iptalini ve öncelikle yürütmenin durdurulmasını talep ve dava etmiştir.
Davacının yürütmenin durdurulmasını istemi Dairemizin 3.11.1998 tarihli kararı ile reddedilmiştir.
Davalı idare davanın öncelikle süre yönünden reddini talep etmekteyse de; davacı hakkındaki ayırma işleminin 21.4.1998 tarihinde tesis edilmesini müteakip 24.4.1998 tarihinde TSK ile ilişiğinin kesilmesi, bu işleme karşı 60 günlük süre içinde 22.6.1998 tarihinde AYİM'de dava açılması, görülen içimi noksanlar nedeniyle Dairemizce 1.9.1998 tarihinde dilekçenin reddine karar verilmesinden ve bu kararın 14.10.1998 tarihinde davacı vekiline tebliğini takiben 30 günlük süre geçirilmeden 14.10.1998 tarihinde yenileme dilekçesinin verilmesi karşısında, davanın süresinde olduğu saptanmakla, idarenin bu konudaki itirazına itibar edilememiştir.
Dava dosyası ile davacının özlük ve sicil dosyalarında yer alan bilgi ve belgelere göre; davacının Yzb. rütbesinde Slh.Kuv. Mızıka Astsb.Hzl. Ve Snf.Ok.K.lığında edebiyat öğretmeni olarak görev yapmaktayken, 21.4.1998 tarih ve 34 sayılı üçlü kararnameyle 926 sayılı Kanunun 50/c, Subay Sicil Yönetmeliğinin 99/d, 100/a ve 5434 sayılı Kanunun 39/e maddeleri gereğince disiplinsizlik nedeniyle ayırma işlemine tabi tutulduğu, 24.4.1998 tarihinde TSK.ile ilişiğinin kesilmesini müteakip, davacının bu işlemin iptali için vekili marifetiyle 22.6.1998 tarihinde ve süresinde AYİM'de bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Subayların Silahlı Kuvvetlerden ayırma sebepleri ve haklarında yapılacak işlemler 926 sayılı Kanunun 50 nci maddesinde belirtilmiş olup; Kadrosuzluk nedeniyle ayırma, Yetersizlik nedeniyle ayırma ve Disiplinsizlik veya ahlaki durum sebebiyle ayırma halleri olarak üç grupta düzenlenmiştir. Anılan 50 nci maddenin (c) fıkrasında, disiplinsizlik veya ahlaki durum sebebiyle Silahlı Kuvvetlerde kalmaları uygun görülmeyen subayların, hizmet sürelerine bakılmaksızın haklarında T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerinin uygulanacağı ifade edildikten sonra; bu sebeplerin neler olduğu ve bunlar hakkında sicil belgelerinin nasıl ve ne zaman tanzim edilip, nerelere gönderileceğinin Subay Sicil Yönetmeliğinde gösterileceği ve bu gibi subaylardan durumlarının Yüksek Askeri Şura tarafından incelenmesi Genelkurmay Başkanlığınca gerekli görülenlerin Silahlı Kuvvetlerden ayırma işleminin Yüksek Askeri Şura kararı ile yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Anılan yasal hükmün uygulamasını gösteren Subay Sicil Yönetmeliğinin 99 ve 100 ncü maddeleri de bu konudaki detaylı düzenlemeleri ihtiva etmektedir.
Yönetmeliğin Disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle ayırma başlıklı 99 ncu maddesinde aynen:
Aşağıdaki sebeplerden biri ile disiplinsizlik veya ahlaki durumları gereği Silahlı Kuvvetlerde kalmaları son rütbelerine ait bir veya birkaç belge ile anlaşılıp uygun görülmeyenler hakkında hizmet sürelerine bakılmaksızın emeklilik işlemi yapılır:
a. Disiplin bozucu hareketlerde bulunması, ikaz veya cezalara rağmen ıslah olmaması,
b. Hizmetin gerektirdiği şekilde tavır ve hareketlerini ikazlara rağmen düzenleyememesi,
c. Aşırı derecede menfaatine, içkiye, kumara, borçlanmaya düşkün olması,
d. Silahlı Kuvvetlerin itibarını sarsacak şekilde ahlak dışı hareketlerde bulunması,
e. Tutum ve davranışları ile yasa dışı siyasi, yıkıcı, bölücü, irticai ve ideolojik görüşleri benimsediği, bu gibi faaliyetlerde bulunduğu veya karıştığı anlaşılanlar Subay Sicil Yönetmeliğinin 100 ncü maddesinde ise disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle ayırmanın, Ayırma işleminin sıralı sicil üstlerince başlatılması (a fıkrası) ve Ayırma İşleminin Personel Başkanlıklarınca başlatılması (b fıkrası) şeklinde iki ayrı usulle mümkün olabileceği belirtilmekte ve söz konusu usullere ilişkin kapsamlı düzenlemelere yer verilmektedir.
Davacı hakkındaki işlemde olduğu gibi, ayırma işleminin sıralı sicil üstlerince başlatılması halini düzenleyen Yönetmeliğin 100/a maddesinde; disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle ayırma sicili düzenlenmesinde sürenin söz konusu olmadığı ve her zaman düzenlenebileceği açıkça belirtildikten sonra, her sicil üstünün sicil belgesinde kendisine ayrılan haneye, ilgilinin 99 ncu hangi bendine göre bu durumunun saptandığının yazılması gerektiği, tüm sicil üstlerinin kanaatleri tamamlandıktan sonra bu sicille birlikte ilgilinin dosyasının Kuvvet Personel Başkanlıklarına gönderileceği, bu sicillerle birlikte Kuvvet veya J. Gn. K.lığı Personel Başkanlıklarında teşkil ettirilecek komisyonda ilgili subayın durumunun görüşüleceği, komisyonun yapmış olduğu inceleme ve değerlendirme sonunda aldığı kararı bir tutanakla Kuvvet Komutanı veya J. G. Komutanının onayına sunacağı, alınacak onaya göre işlem yapılacağı, emekliliği Kuvvet Komutanı veya J. Gn. K. tarafından onaylanan personelin dosyalarının Gn. Kur. Bşk.lığınca Yüksek Askeri Şura'nın kararma sunulup sunulmaması yönünde Genelkurmay Başkanının tasvibine sunulacağı, Genelkurmay Başkanı tarafından durumlarının Yüksek Askeri Şura'da görüşülmesi gerekli görülenler hakkındaki istemlerin ilk Yüksek Askeri Şura toplantısında gündeme alınarak, hakkında kesin karara varılacağı ve işlemlerinin tamamlanacağı, Genelkurmay Başkanının, durumlarını Yüksek Askeri Şura'da görüşülmesine gerek görmediği subayların dosyalarının Kuvvet Komutanlıkları ve J. Gn. K.lığına iade edileceği, bu gibi subaylar hakkında işlemin Kuvvet Komutanı veya J. Gn. K.lığının daha önce verdiği karara göre uygulanacağı ifade edilmektedir.
Belirtilen bu düzenleme karşısında davacının durumuna gelince: Davacı hakkında Silahlı Kuvvetlerden ayırma işlemi 2.3.1998 tarihinde sıralı sicil üstlerince başlatılmış ve KKK. Personel Başkanlığında teşkil ettirilen komisyonun 17.3.1998 tarihli kararı ve görüşü üzerine ayırma işlemi tekemmül ettirilmiş ve 21.4.1998 tarih ve 98/34 sayılı üçlü kararname ile davacı disiplinsizlik nedeniyle ayırma işlemine tabi tutulmuştur.
Kamu hizmetinin iyi bir şekilde yürütülmesi için bir vasıta olan idarenin, bu hizmetin iyi yürümesi için gerekli tedbirleri alma yetkisi ile donatılmasının zorunlu olduğu kuşkusuzdur. Bu nedenle, idarenin kamu hizmetini yürütecek olan ajanlarını alırken bir takım özelliklere sahip olmasını araması tabii olduğu gibi; statüye alındıktan sonra da bunları verimli biçimde kullanması, hizmeti aksatacak, kendisinden artık verim alınması imkanı kalmamış, aksine idare mekanizmasına ve kamu hizmetinin yürütülmesine zararlı olacak ajanlarını bünyesi dışına çıkarması da doğaldır. İşte Silahlı Kuvvetlerden ayırma işlemi de, bu amaçla askeri idareye mevzuatla tanınmış bir yetkidir. Ne var ki, bu yola başvururken çok dikkatli olunması, kriterlerin titizlikle tespit edilmesi, personeli çalışmaya yöneltebilecek, çeki düzen verebilecek uygun vasıta ve yöntemler mevcutken (disiplin cezası, atama, sicil, terfi, teşvik ve yönlendirme vb.) statü dışına çıkarılma gibi sonuçları çok ağır bir yola başvurulmaması gerektiği, aksi halde bu davranış biçiminin kamu yararına ve hukuka aykırı düşeceği izahtan varestedir.
Bu açıklamalar ışığında davacının durumuna gelince; Davacının 30.8.1995 tarihinde nasbedildiği son rütbesinde (Yzb) herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığı, subaylık safahatının çok iyi bir seyir izlediği, evvelce herhangi bir cezai ve adli işleme maruz kalmadığı, sicillerinin de pekiyi düzeyde seyrettiği, pekçok ödül ve takdirinin mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Ne var ki davacının son rütbesinde iken öğretmen olarak görev yaptığı askeri okulda öğrencisi ve astı olan bir askeri öğrenci ile alenen cinsi münasebette bulunmak suçunu işlediği belirtilerek KKK. lığı Askeri Savcılığınca 5.3.1998 tarihinde açılan davada tutuklu olarak yargılanmakta iken hakkındaki ayırma işleminin tekemmülünden sonra, KKK. lığı Askeri Mahkemesinin 7.7.1998 tarih ve 1998/682-458 Esas ve Karar sayılı kararı ile gayri tabii mukarenet suçundan mahkumiyetine ve ordudan ihracına, alenen cinsi münasebette bulunmak suçundan, aleniyet unsurunun gerçekleşmediği gerekçesiyle beraatına karar verildiği, yapılan temyiz incelemesi sonucu Askeri Yargıtay 1.Dairesinin 11.11.1998 tarih ve E.1998/542, K.1998/539 sayılı ilamı ile davacı hakkında gayri tabii mukerenette bulunmak suçundan askeri mahkemece verilen mahkumiyet hükmünün onandığı, alenen cinsi münasebette bulunmak suçunun da unsurları itibariyle oluştuğu belirtilerek, bu suçtan verilen beraat kararının esastan bozulduğu anlaşılmaktadır.
Davacı hakkındaki ayırma işlemi, Subay Sicil Yönetmeliğinin 99 ncu maddesinin (d) bendi (Silahlı Kuvvetlerin itibarını sarsacak şekilde ahlak dışı hareketlerde bulunması) uyarınca tesis edilmiştir. Davacıya yüklenen ve sonuçta bir bölümü kesinleşen gayri tabii mukarenet ve alenen cinsi münasebette bulunmak gibi suçların yüz kızartıcı, disiplin bozucu ve Silahlı Kuvvetlerin itibarını sarsacak şekilde ahlak dışı bir hareket teşkil ettiği kuşkusuzdur. Üstelik davacının bu fiilleri bir askeri okulda öğrencisi olan bir kişi vasıtasıyla işlemiş olması, onun ahlaki değerlerindeki zaafı da açıkça ortaya koyduğundan; bu fiillerin Silahlı Kuvvetler disiplininde yarattığı zaaf çok büyük olup, vahim boyutlardadır. Dolayısiyle, hazırlık, askeri savcılık ve tutuklama hakimindeki açık ikrarlara, olay tutanakları ile tanık beyanlarına dayalı iddianamenin davalı idarece esas alınarak ayırma işlemine yeterli bir belge olarak kabulünde ve bunun neticesi dava konusu ayırma işleminin tesisinde tam bir hukuki isabet görüldüğünden, aksi yöndeki beyanlara itibar edilememiştir. Öte yandan, Başsavcılık düşüncesinde de isabetle vurgulandığı üzere, Silahlı Kuvvetlerin disiplinini esastan sarsan, itibarını zedeleyen durumların varlığı halinde, idarenin derhal işlem yaparak yürütülen özellikli kamu hizmetine yabancılaşan ajanını bünyesi dışına çıkarması kamu hizmeti bakımından zorunluluk halini alabilir ve bu durumda aynı fiili/suçu nedeniyle ajanın mahkemeye sevkedilmesi ve yargılanmakta oluşu da, bu ayırma işleminin tesisine engel bir durum teşkil etmeyebilir. İşte dava konusunda da belirtilen bu özel durum ve hal gerçekleşmiş olduğundan, idarece derhal ayırma işlemi tesisinde hukuka aykırı hiçbir yön bulunmamaktadır ve davacı vekilinin aksi yöndeki beyanlarına bu nedenle itibar edilememiştir.
Açıklanan nedenlerle; davacının TSK. bünyesinde göreve devam ettirilmesinde davalı idarece kamu yararı görülmeyerek, disiplinsizlik nedeniyle ayırma işlemi tesisinde hukuka aykırılık bulunmamakla, yasal dayanaktan yoksun davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy