(5434 S. K. m. 64, 72, 108)
Davacılar vekili, 14 Aralık 1998 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin oğlu Tamer Hakan'ın askerde iken hayatını kaybettiğini, müvekkillerinin muhtaç ve malûl olduklarını, şehit maaşı bağlanması için yaptıkları müracaatların, T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü tarafından müvekkili ...........'in SSK'dan aylık aldığı gerekçesiyle reddedildiğini belirterek, tesis edilen olumsuz işlemin iptali ile müvekkillerine maaş bağlanmasını talep ve dava etmiştir.
Davacılar Perihan ve ...........'in, askerlik hizmetini yaptığı sırada başka bir asker tarafından tedbirsizlik dikkatsizlik sonucu silahını ateşlemek suretiyle vurularak vefat eden oğullan Tamer Hakan'dan dolayı vazife maluliyetinden yetim aylığı bağlanması yolundaki taleplerinin Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü tarafından reddedilmesi üzerine işlemin iptali talebiyle vekilleri vasıtasıyla dava açtıkları görülmektedir.
Davalı idare savunmasında özetle, davacılara 5434 sayılı Kanunun 72 nci maddesinde belirtildiği üzere, koşulsuz olarak yetim aylığı bağlanmasının mümkün olmadığını, zira 2330 sayılı Kanunun getirdiği koşullar bulunmadığı gibi, 5434 sayılı Kanunun 64 ncü maddesinde belirtilen durumların da mevcut olmadığını; diğer taraftan aynı Kanunun 72 nci maddesinde getirilen annenin dul ve muhtaç, babanın ise malûl ve muhtaç olma şartlarının birlikte gerçekleşmediğini, davacı babanın malûl ve muhtaç olmaması nedeniyle davacılara vazife maluliyetinden yetim aylığı bağlanamayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Tahsis dosyasının incelenmesi neticesinde, müteveffa Tamer Bakan'ın vazife malûlü olduğunun davalı kurum tarafından kabul edildiği, bu konuda uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın davacıların 5434 sayılı Kanunun 72 nci maddesinde belirtilen koşullan taşıyıp taşımadıklarına yönelik olduğu görülmektedir.
5434 sayılı Kanunun 72 nci maddesine göre, vazife malûlü olduğu davalı kurumca da kabul edilen Tamer Bakan'ın anne ve babası olan davacılara yetim aylığı iki durumda bağlanabilir.
5434 sayılı Kanunun 72/1 nci maddesine göre ölen iştirakçinin annesine aylık bağlanabilmesi için dul ve muhtaç olması; babasına aylık bağlanabilmesi için de ölüm tarihinde muhtaç ve 65 yaşını doldurmuş olması veya malûl ve muhtaç olması gerekmektedir. Müteveffanın annesinin muhtaçlığı konusunda bir bilgi mevcut değil ise de dul olmadığı; babasının da SSK.'ndan aylık aldığı tahsis dosyasında bulunan belgelerden anlaşılmaktadır.
Davacılara, oğulları Tamer Bakan'dan dolayı vazife maluliyeti yetim aylığı bağlanabilecek ikinci durum ise, aynı Kanunun 4354 sayılı Kanun ile değişik 72 nci maddesi son fıkrası hükmünde düzenlenmiştir. Bu hükme göre 5434 sayılı Kanunun 64 ncü maddesi ile, 2330 sayılı Kanun ve bu Kanuna ek Kanunlar kapsamında mütalaa edilen görevleri nedeniyle ölenlerin...anne ve babalarına malûllük ve muhtaçlık şartı aranmaksızın aylık bağlanması imkanı getirilmiştir. Bu hükümden yararlanabilmenin koşulu ya 5434 sayılı Kanunun 64 ncü maddesinin (a, b, c, ç, d, e) fıkralarında açıklanan durumlardan dolayı ya da 2330 sayılı Kanunla barışta güven ve asayişi korumak, kaçakçılığı men, takip ve tahkikle görevli olup, bu görevlerden dolayı ya da görevleri sona erse bile yaptıkları hizmet nedeniyle maruz kaldıkları yaralanma ve hastalık sonucu sakat kalma ya da ölme halinin gerçekleşmiş olmasıdır. Davacıların oğlunun durumu yasal hükümler çerçevesinde değerlendirildiğinde, müteveffa erin Samsun Sahra Shh. Okul Eğt.Mrk.Dst.Komutanlığında vatani görevini ifa ettiği, olay anında ya da öncesinde kendisine 2330 sayılı Kanunun 1 ve 2 nci maddelerinde belirtilen ve yukarıda sayılan türden herhangi bir görev verilmediği kanunda sayılan bu özel görevler ifa edilmedikçe nakdi tazminat ödenmesinin dahi sözkonusu olmadığı, bu nedenle davacıların oğlunun terörle mücadelede görevli olduğunun ve 2330 sayılı Kanun kapsamında bulunduğunun kabulüne hukuken imkan olmadığı, aynı şekilde ölüm olayının 5434 sayılı Kanunun 64 ncü maddesinde belirtilen hallerde de meydana gelmediği sonucuna varılmıştır.
Bu durumda davacılar hakkında 5434 sayılı Kanunun 72 nci maddesinde belirtilen şartlardan muhtaçlık şartının gerçekleşip gerçekleşmediği konusu incelenmelidir.
5434 sayılı Kanunun 72 nci maddesinin ilk fıkrası; Ölen iştirakçilerin, iştirakçi bulunmayan dul ve muhtaç anaları ile iştirakçi olmayan ve ölüm tarihinde muhtaç ve (65) yaşını doldurmuş bulunan babalarına Sandığa müracaat tarihini takip eden aybaşından itibaren aylık bağlanır. Muhtaç babalardan çalışarak geçimini sağlayamayacak derecede malûl olanlar için yaş kaybı aranmaz. hükmünü amirdir.
Aynı maddenin 3 ncü fıkrası da; Şu kadar ki, ölüm tarihinde evli bulunmaları dolayısıyla aylık bağlanmamış ve sonradan dul kalmış veya boşanmış muhtaç analar ile (65) yaşını doldurmamış malûl ve muhtaç bulunmayan babaların (65) yaşını doldurmaları veya malûl duruma girmeleri halinde muhtaç bulunmaları şartıyla (65) yaşını doldurmuş olmakla beraber muhtaç olmadıklarından dolayı aylık bağlanmamış bulunanların sonradan muhtaç duruma girmeleri halinde, Sandığa müracaatlarını takip eden aybaşından itibaren aylık bağlanır. hükmünü amirdir.
Yukarıdaki amir hükme göre, iştirakçi bulunmayan dul ve muhtaç analar ile iştirakçi olmayan ve ölüm tarihinde muhtaç ve 65 yaşını doldurmuş veya yine iştirakçi olmayan malûl ve muhtaç babalara (yaş kaydı aranmaksızın) müracaatlarını takip eden aybaşından itibaren aylık bağlanacağı veya sözkonusu şartları taşımamaları sebebiyle aylık bağlanmamış olanların, sonradan aylığa müstehak olmaları halinde yine müracaatlarını takip eden aybaşından itibaren aylık bağlanması hükme bağlanmıştır.
Bu açıklamalar ışığında dava konusuna dönüldüğünde; davacı anne .........'ın, dul olmayıp eşinin (diğer davacı .........'in) sağ olması, ayrıca 5434 sayılı Kanunun 72/son maddesindeki hallerin sözkonusu olmaması karşısında, oğlundan dolayı kendisine yetim aylığı bağlanabilmesine imkan olmadığı açıkça görülmektedir. Ne var ki, aynı şeyi davacı baba için söyleyebilmeye imkan bulunmamaktadır.
Gerçekten, tahsis dosyasının incelenmesinde; Ümraniye İlçe İdare Kurulunca önce 22.7.1998 tarihinde ............'in muhtaç olduğuna karar verildiği, Em.Snd.Gn.Md.lüğünün 20.8.1998 tarihli yazısı ile davacının Kimlik Araştırma Belgesi ve Mal Bildirim Belgesinde SSK.'dan emekli aylığı aldığını beyan ettiği belirtilerek, davacının almakta olduğu bu emekli aylığının gözönünde bulundurularak, yeniden düzenlenecek muhtaçlık belgesinin gönderilmesinin istenmesi üzerine, aynı yer İlçe İdare Kurulunun 10.9.1998 tarihli kararı ile bu kez eski kararın değiştirilerek, almakta olduğu SSK.emekli maaşı nedeniyle muhtaç olmadığına karar verildiği, bu nedenle de davalı kurumun 21.10.1998 tarihli işlemiyle muhtaçlık koşulunun gerçekleşmemesi gerekçesiyle .............'in aylık talebinin reddedildiği görülmektedir.
İl ve İlçe İdare Kurullarının muhtaçlık konusunda tesis ettikleri idari işlemlere karşı ilgili veya sandık tarafından Danıştay'da dava açılabileceği 5434 sayılı Kanunun 108/3 maddesinde öngörüldüğünden, davacının muhtaç olmadığına ilişkin Ümraniye İlçe İdare Kurulunca tesis edilen 10.9.1998 tarihli idari işlemin tek başına dava konusu olduğunda hukuka uygunluğunun genel idari yargı yerince denetlenmesi gerektiği anlaşılmakla beraber, olayda bu idari işlem, dava konusu yetim aylığı bağlanmaması işleminin sebebini oluşturmakta ve bu nedenle iki işlem arasında sıkı bir bağlılık bulunmaktadır. Gerçekten yetim aylığının vazife maluliyeti koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık yoktur ve Em. Snd. Yön. Krl. nun 4.6.1998 tarih ve 665 sayılı ile davacıların oğlu müteveffa er Tamer BAKAN'ın vazife malûlü olduğu davalı kurumca kabul edilmiştir. Uyuşmazlık, muhtaçlık olgusuna ilişkindir. Ümraniye İlçe İdare Kurulunca davacının muhtaç olmadığına karar verildiği için davacı baba ............'a yetim aylığı bağlanmamıştır.
Mahkememizce dava konusu yetim aylığı bağlanmaması işleminin hukuka uygunluğu denetlenirken, işlem sebep unsuru yönünden de denetleneceğine göre, dava konusu işlemin sebep unsurunu oluşturan İlçe İdare Kurulunun muhtaçlık olgusuna ilişkin olumsuz işleminin hukuka uygunluğunun denetlenmesi zorunluluğu da ortaya çıkmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında, dava konusunda bir işlemler dizisi sözkonusu olup, muhtaçlık olgusuna ilişkin olumsuz işlem ön koşul niteliğinde, yetim aylığı bağlanmaması işlemi ise asıl işlem (amaç ya da sonuç işlem) niteliğinde bulunmaktadır. Amaç işlemin oluşumuna kadar aynı ya da değişik merci ve organların irade açıklamalarını gerektiren bu tür işlemler kuram ve uygulamada zincir işlemler olarak adlandırılmaktadır. Bu olayda da bir zincir işlem sözkonusu olup bu zincir işlem; birbirine sıkı biçimde bağlı olan ön işlem ve sonuç işlemle birlikte bir bütün oluşturduğundan, işlemler dizisinde amaç ya da sonuç işlemi oluşturan yetim aylığı bağlanmaması işleminin denetimi, muhtaçlık olgusuna ilişkin olumsuz işlemin denetimini de zorunlu olarak içermektedir. Bu nedenle, muhtaçlık olgusuna ilişkin olumsuz işlemin hukuka uygunluğu konusunda ortaya çıkan uyuşmazlığın bekletici sorun sayılması yoluna gidilmemiş ve bu konudaki hukuka uygunluk denetimi de mahkememizce yapılmıştır. Esasen Dairemizin yerleşik uygulaması da bu doğrultudadır. (AYİM.1.D.nin 28.11.1995 tarih ve E.1995/1141, K.1995/1136; 27.5.1997 tarih ve E. 1996/812, K.1997/410 sayılı kararları)
Bu açıklamalar ışığında yapılan değerlendirmede, davacılardan ............'in muhtaç olduğu sonucuna varılmıştır. Gerçekten, tahsis dosyasındaki belgelerden bu davacının beyan tarihi olan 1998 yılında 48.000.000.-TL tutarındaki SSK. emekli aylığı dışında herhangi bir mal varlığının ve gelirinin bulunmadığı açıkça anlaşılmaktadır. Günün ekonomik koşullarında ve paranın alım gücünde süregelen erozyonun etkisi altında, davacının yegane geliri olan 48.000.000.-TL tutarındaki SSK. emekli aylığının davacının geçimine yeterli olabileceğini söylemek, yaşam gerçekleriyle bağdaşmamaktadır. Beyan tarihindeki asgari ücret (47.839.500.-TL) düzeyinde olan bu SSK.emekli aylığının davacı .......... yönünden bir güvence teşkil ettiği kuşkusuzsa da; bu miktardaki bir aylığın (gelirin) günün koşullarında salt bir kişinin geçimine yeteceği iddiası dahi, aşırı iyimserlikten öteye geçemez. Bu miktarın artan hayat pahalılığı ve devam eden yüksek enflasyon karşısında davacıya sağlıklı yaşama koşullarını sağlamaya ve asgari ihtiyaçlarını karşılamaya yeterli olmayacağı açıktır. Bu durumda, İlçe İdare Kurulunca almakta olduğu cüz'i miktardaki SSK.emekli aylığı esas alınarak, bir önceki tarihli muhtaçlık belgesi iptal edilmekle birlikte, hiçbir malı, başkaca geliri bulunmayan davacı ...........'ı muhtaç aymak, günün koşullarına uygun ve uyumlu olacaktır. Esasen Dairemizin yerleşik uygulaması da bu doğrultudadır. (AYİM.1.D.nin 31.3.1992 tarih ve E.19917264, K. 1992/723 sayılı kararı) Bu nedenle muhtaçlığını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davacılardan ...........'a yetim aylığı bağlanmadığı yolundaki 21.10.19.98 tarihli dava konusu idari işlemin hukuka uyarlı düşmediği kanaatine ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; davacı baba ........... yönünden sebep unsuru bakımından hukuka aykırı görülen işlemin İPTALİNE,
Diğer davacı anne ........... hakkındaki işlemde herhangi bir hukuka aykırılık görülmemekle, bu davacı hakkındaki davanın REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy