(205 S. K. m. 26, 27)
Davacı vekili 8.4.1999 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde ve 1.7.1999 tarihinde kayda geçen cevaba cevap dilekçesinde özelle; müvekkili subayın duçar olduğu ruhi rahatsızlık nedeniyle 1980 yılından bu yana tedavisinin devam ettiğini, son olarak GATA'ca 16.4.1997 tarihinde Kronik nitelik kazanmış şizofreni teşhisi konularak TSK.'de görev yapamaz kararı verildiğini, müvekkilinin bu karara vaki itirazı üzerine kontrol muayenesi için 15.5.1997 tarihinde Mevki Hastanesine yatırıldığını, akabinde de Yüksek Askeri Şura'nın 26.5.1997 tarihli kararıyla disiplinsizlik nedeniyle ayırma işlemine tabi tutulduğunu, kararın 2.6.1997 tarihinde hastanede yatmakta olan davacıya tebliğ edildiğini, Mevki Hastanesinin 4.6.1997 tarihli raporuyla, GATA Sağlık Kurulunca verilen raporun aynen tekrarlandığını, bu son raporun da 1.7.1997 tarihinde onaylandığını, 4.8.1998 tarihinde davalı kuruma yaptıkları tam ve, daimi maluliyet yardımı taleplerinin OYAK'ça vasi talebinde bulunulması nedeniyle muallakta kaldığını, mahkemeden aldıkları vasi kararı üzerine de bir sonuç alamayınca 1.2.1999 tarihinde yeniden kuruma başvurduklarını, davalı kurumun 11.3.1999 tarihli işlemiyle davacının kurum üyeliğinin 2.6.1997 tarihinde son bulduğu, oysa hakkındaki raporun 1.7.1997 tarihinde kesinleştiği gerekçesiyle tam ve daimi maluliyet yardımı istemlerinin reddedildiğini, davacının hastalığının onun TSK.'de görev yapmasını engelleyecek düzeyde olduğunun tespitinin 16.4.1997 tarihli GATA Sağlık Kurulu raporuyla yapıldığını ve bu tarihte de davacının OYAK üyesi olduğunda kuşku bulunmadığını, dolayısıyla tesis edilen işlemin hukuka aykırılıkla sakatlandığını belirterek; işlemin iptalini ve bu nedenle davacının uğradığı 3.590.125.000.-TL maddi zararının 4.8.1998 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka ticari faiziyle birlikte hükmen tazminini talep ve dava etmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; davacının duçar olduğu ruhi rahatsızlık nedeniyle uzun bir süre tedavi görüp, istirahat kullandıktan sonra, binbaşı rütbesindeyken GATA Sağlık Kurulunun 16.4.1997 tarih ve 2426 sayılı raporuyla Kronik nitelik kazanmış şizofreni teşhisiyle D/15 F-l TSK.'de görev yapamaz kararı verildiği, davacının bu rapora itiraz etmesi üzerine kontrol muayenesi için Mevki As.Hst.ne sevk edildiği ve 16.5.1997 tarihinde bu hastaneye yatırıldığı, tetkikleri devam etmekteyken Yüksek Askeri Şura'nın 26.5.1997 tarihli kararı ile disiplinsizlik nedeniyle ayırma işlemine tabi tutulduğu, 2.6.1997 tarihinde TSK.ile ilişiğinin kesildiği, bu arada Mevki Hastanesi Sağlık Kurulunun 4.6.1997 tarih ve 367 sayılı raporuyla Kronik nitelik kazanmış şizofreni (rezidüel tip) teşhisiyle D/15 F-l TSK.'de görev yapamaz kararı verildiği, bu raporun 31.7.1997 tarihinde usulüne uygun şekilde onaylandığı, davacı vekilinin 4.8.1998 tarihinde davalı kuruma yazılı olarak başvurarak müvekkili adına tam ve daimi Maluliyet yardımı yapılması isteminde bulunduğu, OYAK Gn.Md.lüğünce 5.9.1998 tarihinde GATA K.lığından davacı ile ilgili ek rapor tanzimi isteminde bulunulduğu, GATA Sağlık Kurulunun 9.9.1998 tarih ve 250 sayılı ek raporu ile ...hastalığının tam ve daimi nitelik kazandığını, fikren ve bedenen çalışarak bir işle meşgul olma imkanından kat'i surette mahrum olduğunu...n bildirildiği, OYAK Gn.Md.lüğünün 1.10.1998 tarihli istem yazısı üzerine GATA Sağlık Krl.nun 16.11.1998 tarih ve 334 sayılı ek raporu ile davacının ...halihazır bulgularla vasi tayinine gerek olduğunu...n belirtildiği, Ankara 16.Sulh Hukuk Mahkemesinin 22.12.1998 tarih ve E.1998/1287, K.1998/1370 sayılı kararıyla, eşi olan .........'un davacıya vasi tayin edildiği ve aynı mahkemenin 26.1.1999 tarihli kararıyla vasiye husumet izni verildiği, davacı vekilinin 1.2.1999 tarihli dilekçesiyle davalı kuruma başvurarak, mevcut gelişme ve kararlardan sonra davacıya tam ve daimi maluliyet yardımı yapılması talebini yenilediği, OYAK Gn.Md.lüğünün 11.3.1999 tarihli cevabi yazısı ile Maluliyet yardımı talebinde bulunan üyemiz ..........'un emeklilik belgelerinden TSK.ile ilişiğinin 2.6.1997 tarihinde kesilmiş olduğu, malulen emekliye ayrılmadığı anlaşılmıştır. Başvurusunda sunmuş olduğu GATA raporunun onay tarihi 1.7.1997 olup, söz konusu rapor kurum daimi üyeliğinin sona ermesinden sonra düzenlenmiş olduğundan, incelemeye alınması söz konusu değildir... gerekçesiyle davacı vekilinin isteminin reddedildiği, davacının (vasinin) söz konusu menfi işlemin iptali ve uğranıldığı öne sürülen 3.590.125.000.-TL'nin hükmen tazmini istemi ile vekili marifetiyle 8.4.1999 tarihinde AYİM'de bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davalı kurum, davacı hakkındaki raporun kesinleşme tarihi (31.7.1997) ile davacının tam ve daimi Maluliyet yardımı talep tarihi (4.8.1998) arasında bir yıldan fazla bir süre geçtiğini, bu nedenle 205 sayılı Kanunun 27 nci maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmesi nedeniyle, davanın reddi gerektiğini öne sürmektedir. Gerçekten, 205 sayılı OYAK Kanununun 27 nci maddesinde Maluliyet, tespiti tarihinden itibaren bir ve her halde Maluliyeti tevlid eden hadisenin vukuundan itibaren beş yıl geçmesiyle...Maluliyet talep hakkı sükut eder... denilmektedir. Yasanın bu açık hükmü karşısında, davacının özel konumu olmasaydı, bir yıllık bu sürenin geçirildiğinde kuşku bulunmamaktadır. Ne var ki davada önem taşıyan somut bir olgu, davacının duçar olduğu ruhi rahatsızlık nedeniyle bir vasiye muhtaç olacak derecede medeni haklarını kullanma ehliyetini kaybetmiş olduğu hukuki gerçeğidir. Bu husus, Ankara 16.Sulh Hukuk Mahkemesinin anılan kararları ile GATA Sağlık Kurulunun 16.11.1998 tarihli ek raporu ile sabit bulunmaktadır.
Dairemizin emsal bir içtihadında da açıkça vurgulandığı üzere; tam ve daimi Maluliyet yardımından faydalanabilmesi için OYAK Kanununun 27 nci maddesinde öngörülen 1-5 yıllık başvuru süreleri; ilgilinin temyiz kudretini haiz bulunması halinde hak düşürücü mahiyette olup, temyiz kudretinden yoksunluk halinde bu sürelerin işlemesi sözkonusu edilemez. (AYİM.1.D.nin 24.10.1989 tarih ve E.1989/54, K.1989/508 sayılı kararı; AYİM Dergisi, Sayı:7,
Kitap: II, Sahife:725-727) Davacı da temyiz kudretini haiz olmadığından, davacı vekilinin 4.8.1998 tarihinde yaptığı başvurunun değil, bu halin Ankara 16.Sulh Hukuk Mahkemesince tespit edildiği 22.12.1998 tarihinden kısa bir süre sonra yaptığı 1.2.1999 tarihli başvurunun, 205 sayılı Kanunun 27 nci maddesi bakımından süre başlangıcına esas alınması gerekli bulunmaktadır. Bu durumda da davalı kuruma yapılan başvurunun hak düşümü süresi geçirilmeden yapılmış bir talep mahiyetinde olduğu açıktır ve davalı kurumun aksi yöndeki beyanlarına itibar edilememiştir.
Davanın esasına gelince:
205 sayılı Kanunun 26/a maddesinde düzenlenmiş olan tam ve daimi Maluliyet yardımının kurum üyelerine yapıldığı ve bu Maluliyet halinin üye iken kesinleşmiş olması gerektiği izahtan varestedir. Ne var ki, bu yönde yapılan incelemede de sonuç değişmemektedir. Gerçekten, her ne kadar davacı hakkındaki rapor 31.7.1997 tarihinde kesinleşmişse de; bu kesinliğin salt usulü olduğu açıktır. Davacı hakkında, onun tam ve daimi Maluliyetine yol açan Kronik şizofreni rahatsızlığının TSK.'de görev yapmasına engel teşkil ettiği 16.4.1997 tarihli GATA Sağlık Kurulu raporu ile saptanmıştır. Davacının bu rapora itiraz etmemesi halinde, bu raporun kesinleşeceğinde kuşku yoktur. Ancak, davacı bu rapora itiraz edince, TSK. Sağlık Yeteneği Yönetmeliği ve TSK. Mensuplarının Sağlık Muayene Yönergesi hükümleri uyarınca Milli Savunma Bakanlığınca kontrol muayenesi için Ankara Mevki As. Hastanesine sevk edilmiş ve tetkikler için burada yatmaktayken Yüksek Askeri Şura'nın 26.5.1997 tarihli kararı ile disiplinsizlik nedeniyle ayırma işlemine tabi tutulmuş ve 2.6.1997 tarihinde TSK. ile ilişiği kesilmiştir. Ne var ki Mevki Hastanesince düzenlenen 4.6.1997 tarihli raporla davacının durumunda bir değişiklik olmadığı, diğer bir deyişle 16.4.1997 tarihinden itibaren TSK.'de görev yapamayacak durumda olduğu saptanmış ve nihayet bu son rapor 31.7.1997 tarihinde onaylanmıştır. Bu son raporun (tespitin), davacının Maluliyeti bakımından önceki somut gerçeği değiştirici bir yönü olmadığı çok açıktır. Diğer bir deyişle, davacı 16.4.1997 tarihinden itibaren tam ve daimi malul bir durumdadır ve bu tarihte de OYAK üyesi olduğunda kuşku bulunmamaktadır. Mevki Askeri Hastanesi raporu ve bunun bilahare onaylanması salt davacının ilk rapora vaki itirazı üzerine TSK. Sağlık mevzuatı hükümleri uyarınca cereyan eden usulü sağlık işlemleri olup, ilk raporun teyidi ile sonuçlanmıştır. Bu nedenle, davacının sabitleşen ruhi rahatsızlığının (kronik şizofreni) kesinleşme anı olarak 16.4.1997 tarihinin kabulü hakkaniyet ilkesinin tabii bir gereğidir.
GATA Sağlık Kurulunun 9.9.1998 tarih ve 250 sayılı raporu ile de, davacının duçar olduğu bu hastalığının tam ve daimi nitelik kazandığı, davacının fikren ve bedenen çalışarak bir işle meşgul olma imkanından kafi surette mahrum olduğu saptandığından; dava konusu tam ve daimi Maluliyet yardımının davacıya yapılması gerekirken, davalı kurumca aksi yönde tesis edilen işlemin sebep ve maksat yönlerinden hukuka aykırılıkla sakatlandığı kanaatine ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; davacıya tam ve daimi Maluliyet yardımı yapılmaması işlemi sebep ve maksat yönlerinden hukuka aykırı görüldüğünden, işlemin İPTALİNE,
Davacının istemi olan 3.590.125.000.-TL (Üçmilyarbeşyüzdoksanmilyonyüzyirmibeşbin lira)'yı geçmemek üzere, davacının müstahak olduğu yardım tutarının hükmen TAZMİNİNE,
Belirtilen yardım tutarına dava tarihi olan 8.4.1999 tarihinden 31.12.1999 tarihine kadar %50(Yüzde Elli), 1.1.2000 tarihinden ödeme tarihine kadar %60 (Yüzde Altmış) yasal FAİZ İŞLETİLMESİNE.
KARŞI OY GEREKÇESİ
Davacı hakkındaki son sağlık kurulu raporunun kesinleşme tarihi olan 31.7.1997 tarihinde davacı re'sen ayırma işlemine tabi tutulmuş bir subay konumunda olduğundan ve TSK. ile ilişiği, bunun doğal sonucu olarak da OYAK üyeliği 2.6.1997 tarihinde sona erdiğinden; üyeliğin sona erdiği bir evrede saptanan Maluliyet nedeniyle davacıya tam ve daimi Maluliyet yardımı yapılabilmesine hukuken imkan bulunmamaktadır.
Belirttiğimiz nedenle davanın reddi gerektiği kanısında olduğumuzdan, işlemin iptaline yönelik sayın çoğunluğun kararına katılamıyoruz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy