(2709 S. K. m. 157) (1602 S. K. m. 20) (211 S. K. m. 115)
Davacı vekili 4.5.1999 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacının 1995 - 1996 öğretim yılında Ankara Mamak Türközü Oğuzhan Endüstri Meslek Lisesinde dışarıdan bitirme sınavlarına girerek başarılı olduğunu ve buradan aldığı diploma ile 29.12.1997 tarihinde KKK. lığı Kh.Dst.Kt.K.lığı emrinde devlet memuru olarak göreve başladığını, aradan yıllar geçtikten sonra Milli Eğitim Bakanlığınca Resmi Gazetede yayınlanan ilan ile içlerinde davacının da bulunduğu bir kısım kişilerin aldıkları diplomaların iptal edildiğini, bu işleme dayanılarak da davalı Milli Savunma Bakanlığınca davacının memuriyetine son verildiğini, oysa söz konusu diploma iptali işlemine karşı Ankara 4.İdare Mahkemesinde açtıkları davanın henüz derdest olduğunu, bu yargılama sonucu beklenmeden tesis edilen işlemin hukuka aykırı düştüğünü, işlemin aynı zamanda idarede istikrar ve kazanılmış hak kavramlarına da uyarlı düşmediğini, davacının hilesi, açık hata, yokluk, gerçek dışı beyan gibi somut nedenlerin yokluğu karşısında, davacı hakkındaki işlemin geri alınmasının hukuka aykırılıkla sakatlandığını belirterek; söz konusu işlemin iptalini ve öncelikle yürütmenin durdurulmasını talep ve dava etmiştir.
Davacının yürütmenin durdurulması istemi Dairemizin 25.5.1999 tarihli kararı ile reddedilmiştir.
Bir idari davanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevine girebilmesi için Anayasanın 157 ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 20 nci maddesi uyarınca idari işlem veya eylemin askeri bir makamca yahut askeri olmayan bir makamca tesis edilmiş olup olmadığına bakılmaksızın o işlem veya eylemin niteliğine bakılması gerekmektedir. Eğer işlem veya eylem asker kişiyi ilgilendiriyorsa ve askeri hizmete ilişkin ise görevli yargı kolu askeri idari yargıdır. İşlem veya eylemin asker kişiyi ilgilendirmesi ve askeri hizmete ilişkin olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. İşlem veya eylemi bir askeri makam tesis etmiş ya da yapmış ve bu işlem veya eylem bir asker kişiyi ilgilendirir olsa bile o işlem veya eylemin askeri hizmete ilişkin olmaması; buna karşılık işlem veya eylemi bir sivil makamın tesis etmiş ya da yapmış olmasına rağmen bu işlem ve eylemin bir asker kişiyi ilgilendirmesi ve askeri hizmete ilişkin bulunması mümkündür. Anılan maddelerdeki askeri olmayan bir makamca tesis edilmiş olsa bile ibaresi bu anlayışa ulaşılması için yeterlidir. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevli olması ya da olmaması sırf işlemi tesis eden ya da eylemi yapan makamın sivil veya asker oluşuna göre değişen bir husus değildir.
İdari yargıda genel idari yargı ile askeri idari yargının görev alanlarının belirlenmesinde ve ilgili Anayasa ve Yasa maddelerinin yorumunda, özellikle askeri hizmete ilişkin olma koşuluna anlam verilirken Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin niçin kurulmuş olduğu yolunda yapılacak inceleme önem kazanmalıdır.
Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, 1972 yılında ve idari işlem ve eylemlere karşı yargı yolunun açık olduğu, idari yargının mevcut bulunduğu bir hukuki ortamda kurulmuştur. İdari yargı nasıl idari davaların görüm ve çözümünün bir uzmanlık konusu olduğu görüş ve kabulü ile adli yargının yanında ikinci bir yargı kolu olarak yer almış ise, askeri idari yargı da askeri nitelikli idari işlem ve eylemlere ilişkin davaların görüm ve çözümünün genel nitelikli idari işlemlerden farklı olduğu, askeri nitelikli işlemlerden doğan davaların görüm ve çözümünün özel bir uzmanlık gerektirdiği görüş ve kabulünün Anayasa Koyucusuna hakim olması üzerine 1488 sayılı Anayasa Değişikliği ile genel idari yargının yanında özel görevli bir yargı düzeni olarak kurulmuştur. Bu özel görevli idari yargının yani askeri idari yargının görev alanı da bu nedenle askeri nitelikli idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların görüm ve çözümü ile ilgili davalarla sınırlıdır.
Uyuşmazlığın askeri nitelikli bir uyuşmazlık olmaması, genel idare hukuku bilgisi ve deneyiminin o davanın görüm ve çözümünde yeterli olması halinde davanın genel idari yargıda çözümlenmesi zorunludur. Zira idare mahkemeleri ve Danıştay bu gibi uyuşmazlıkların uzmanlık yeridir.
Asker kişiyi ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin olma koşullarını bir arada ifade edecek olan kavram askeri nitelikli işlem veya eylem kavramıdır. Askeri nitelikli eylem ve işlem kavramı 1488 sayılı Anayasa Değişikliğinin görüşülmesi sırasında Millet Meclisi ve Senatoda yapılan birinci görüşmede kabul edilen ibaredir. Millet Meclisi ve Senatodaki ikinci görüşmede bu kavram ile alakalı olmayan bir öneri sonucu (birinci görüşmede asker kişileri ilgilendiren idari davaların Askeri Yargıtayda kurulacak özel dairede görülmesi kabul edilmişti. Sözü edilen öneri Askeri Yargıtayın ceza yargısı ile uğraştığı, idari yargı görevi yapacak bir dairenin Askeri Yargıtay bünyesinde bulunmasının uygun olmayacağı yolunda idi ve kabul görerek Askeri Yüksek İdare Mahkemesi ikinci görüşmede kuruldu.) ilgili maddelerde değişiklik yapılırken askeri nitelikli idari işlem ve eylem ibaresi de asker kişilerle ilgili işlem ve eylemlerin yargı denetimi ibaresine dönüşmüştür. Anayasadaki işbu asker kişilerle ilgili işlem ve eylem kavramı asker kişilerin idare ile çıkabilecek her türlü uyuşmazlıklarına uygulanabilecek bir ibare izlenimi verdiğinden, 1602 sayılı AYİM. Kanununun hazırlanmasında asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin olma ibaresi getirilerek Anayasadaki asker kişilerle ilgili işlem ve eylem kavramına açıklık getirilmeye çalışılmıştır. Aslında söylenmek istenen Anayasa değişikliğinin ilk görüşmesinde kabul edilen askeri nitelikli işlem ve eylem kavramıdır. Eğer işlem veya eylem askeri nitelikli ise bundan doğacak uyuşmazlıkların yargı denetiminin askerlik mesleği açısından uzman olan bir mahkemede görülmesi amaçlanmıştır. 1982 Anayasasının 157 nci maddesinde de AYİM.'in görevi asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin işlem ve eylemler olarak belirtilmiş olup, AYİM bugün bir uzmanlık mahkemesi olarak görev yapmaktadır.
Uyuşmazlık Mahkemesinin de birçok kararında yer aldığı üzere Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, idarenin bir işlem tesis ederken herhangi bir asker kişiyi göz önünde tuttuğu, bu kişinin askeri yeterlik ve yeteneklerini, tutum ve davranışlarını, askeri geçmişini, asker kişi olmaktan kaynaklanan hak ve ödevlerini; askerlik hizmetinin amacı, askeri görev yerlerinin özellikleri, askeri kural, gerek ve gelenekleri göz önünde tutarak değerlendirdiği işlemlerde bir uzmanlık mahkemesidir. Askeri idari yargı kurulmakla askeri özellik taşıyan idari işlemlerin yargı denetiminin, bu işlemler açısından uzman sayılan, askerlik mesleğine daha yakın bir kurul tarafından yapılması yolu açılmıştır. Görülmekte olan bu davada ise böyle bir yön bulunmamaktadır.
Davacı Silahlı Kuvvetlerde görevli iken görevine son verilmiş bir devlet memurudur. Bu sıfatı ile 1602 sayılı kanunun 20 nci maddesi kapsamında olup asker kişi olduğu tartışılmazdır. Ancak hakkında uygulanan işlemin askeri nitelikli olmadığı, Anayasa ve Yasadaki deyimle askeri hizmete ilişkin olmadığı da ortadadır. Askeri hizmete ilişkinlik işlemin özelliğinden kaynaklanmaktadır. Dava konusu olayda ise idarenin askerlik mesleğinin özelliğinden kaynaklanan bir takdir hakkı kullanması söz konusu değildir. Meslek Lisesi Sıhhi Tesisat bölümü mezunlarının Teknik Hizmetler Sınıfında alınacağı önceden belirlenerek açılan Devlet Memurluğu giriş sınavına, bu nitelikleri haiz olduğunu beyan ederek ve diplomasını ibraz ederek giren ve kazanarak ataması yapılan bir kişiye yasaların uygulanmasını öngördüğü işlem ne ise o işlemin tesisinde de, tesis edilen işlemin yargı denetiminde de, kuruluştan kuruluşa, Bakanlıktan Bakanlığa değişecek bir yön yoktur. Davacının bu beyanı Milli Savunma Bakanlığına yapması, yargı yerinin değişmesini gerektirmez. Paralel şekilde, davacının beyanına ve memuriyet statüsüne girmesine dayanak teşkil eden diplomasının bir başka idarece - Milli Eğitim Bakanlığınca - iptali üzerine, memuriyete davalı idarece son verilmesi işleminin hukuki denetiminde de askeri açıdan değerlendirilebilecek herhangi bir yön olmayacaktır ve dava konusu işlemin askeri hizmete ilişkinlik vasfını taşımadığı açıkça ortadadır. Aynı olay diğer Bakanlıklar yada kamu tüzel kişilerince yapılacak sınavlarda da yaşanabilir. Bu olay nedeniyle çıkan uyuşmazlıkta uzmanlık mahkemesi genel idari yargıdır.
Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli devlet memurları 211 sayılı TSK. İç Hizmet Kanununun 115 nci maddesi uyarınca emrinde çalıştıkları askeri amirlere karşı ast durumunda olup, kanunların astlara yüklediği görevleri aynen yapma yükümü altındadırlar. Başka bir anlatımla Silahlı Kuvvetlerde görevli devlet memurlarının bazı tutum ve davranışlarının aynen askerler gibi olması gerekmektedir. İşte Silahlı Kuvvetlerdeki devlet memurlarına sanki asker imişler gibi bakıldığı, onlardan askerler gibi görev ve davranış beklendiği hallerle ilgili işlem ve eylemlerin yargı denetimi Askeri Yüksek İdare Mahkemesince yapılacaktır. Bu gibi işlem ve eylemlerde ilgili kişi devlet memuru olmasına rağmen, bir asker gibi değerlendirileceğinden uzmanlık mahkemesi Askeri Yüksek İdare Mahkemesi olacaktır.
Belirtilen nedenlerle, dava konusu işlem askeri hizmete ilişkin olmadığından davanın görüm ve çözümünün genel idari yargıya ait olduğuna, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin uyuşmazlığın çözümünde görevsiz bulunduğuna, davanın görev yönünden REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy