(5434 S. K. m. 44, 45, 48)
Davacılar Vekili, 24 Mayıs 1999 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Müvekkilleri ........ ile bir yaşındaki oğlu .........'in eşi ve babası olan Uzm.J.Çvş. ........'in Bingöl Solhan Asmakaya J.Krk.K.lığında Uzm.Çvş.olarak görev yaparken 17.7.1998 günü iç güvenlik timi ile birlikte DDY.217 nci km.de bulunan köprü üzerinde görev yapan geçici köy korucularının kontrolü ve dere kenarından karakolda kullanılmak üzere kum getirmesi ile görevlendirildiğini, kum doldurma işlemi devam ederken timde bulunan diğer J.Uzm.Çvş. .......... ile birlikte karakolda bulunan personelin de yararlanması amacıyla balık tutmak için dere yatağına serpme attıklarını, .........'in suya girip akıntıya kapılması üzerine Müvekkilleri yakınının yüzme bilmeyen arkadaşını kurtarmak için suya atladığını, başarılı olamadığını ve her iki J.Uzm.Çvş.'un da boğularak vefat ettiğini, olay anında amir durumunda bulunan ..........'in İç Hizmet Kanununun 17, 40 ve 89 ncu maddeleri uyarınca arkadaşını kurtarmak amacıyla hareket ettiğini, bunun tanık beyanları ile sabit olduğunu, artık balık tutma olayı ile ölüm olayı arasındaki illiyet bağının kesilmiş olduğunu, ölümün boğulmakta olan bir asker kişinin kurtarılması olayı ile irtibatlandırılması gerektiğini, bu nedenle Müvekkillerine dul ve yetim aylığı bağlanmaması işleminin iptalini talep ve dava etmiştir.
Bilindiği üzere, malullük ve vazife malullüğü konuları 5434 sayılı Kanunun 44 ve 45 nci maddelerinde düzenlenmiştir. 5434 sayılı Kanunun 44 ncü maddesine göre, Her ne sebep ve suretle olursa olsun vücutlarında hasıl olan arızalar veya duçar oldukları tedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamayacak duruma gelen iştirakçilere malul denir ve haklarında bu kanunun malullüğe ait hükümleri uygulanır. denilmektedir. Vazife malullüğü konusunu düzenleyen aynı Kanunun 45 nci maddesinde de, 44 ncü maddede yazılı malullüğün iştirakçilerin vazifelerini yaptıkları sırada vazifelerinden doğmuş olması veya vazifeleri dışında kurumların verdiği herhangi bir kuruma ait başka işleri yaparken bu işlerden doğmuş olması halinde buna vazife malullüğü ve bunlara uğrayanlara da vazife malulü deneceği belirtilmiştir.
Vazife malullüğünün geçerliliği için aynı kanunun 48 nci maddesi malullüğün;
a) Keyif verici içki ve her çeşit maddeler kullanmaktan,
b) Kanun, tüzük ve emir dışında hareket etmiş olmaktan,
c) Yasak fiilleri yapmaktan,
d) İntihara teşebbüsten,
e) Her ne suretle olursa olsun kendisine veya başkalarına menfaat sağlamak veya zarar yapmak maksadından doğmamış bulunması şartını getirmiştir.
Belirtilen hukuki mevzuat ışığında, dava ve tahsis dosyalarının incelenmesi neticesinde; Bingöl Solhan Asmakaya J.Krk.K.lığı emrinde J.Uzm.Çvş.olarak görev yapan Davacılar yakını ........'in 17.7.1998 tarihinde J.Krk.Komutanı tarafından beraberinde J.Uzm.Çvş. ........ ve 20 askerle demiryolu emniyetinde görevli geçici köy korucularını kontrol etmek ve dönüşte karakolda yapılan onarım işlerinde kullanılmak üzere kum getirmekle, devriye komutanı olarak görevlendirildiği, demiryolu kontrolü yapıldıktan sonra nehir yatağı yakınındaki kumluk alana gelindiği, nehir kenarına inilmeyeceği ve suya girilmeyeceğine ilişkin talimatın tüm devriye personeline tebliğ edilmiş olduğu,
Davacılar yakını ve Uzm.Çvş. ........ serpme ile nehir kıyısında balık avlamaya başladıkları, yüzme bilmeyen .........'in devrem bana yüzme öğret diyerek Davacılar yakınının kendisini devrem burası sana göre değil girme diye uyarmasına rağmen suya girdiği ve ayağı kayarak aniden akıntıya kapıldığı, bağırarak yardım istemesi üzerine J.Uzm.Çvş. ........'ın arkadaşını kurtarmak için suya atladığı,
dalıp çıkmaya başladıkları, olay yerinde bulunan askerlerin de yardım çabalarına rağmen her iki uzman çavuşun kurtulamayarak akıntıya kapıldığı ve vefat ettiği anlaşılmaktadır.
Davalı idare Davacılar yakınının suya girmemesi ve avlanmaması konusunda yapılan ikaz ve uyanlar ile bu konuda tebliğ edilen emirlere rağmen nehre girerek balık avlamaya çalıştığı sırada boğulduğunu, bu nedenle durumunun 5434 sayılı Kanunun 48 nci maddesi kapsamında bulunduğunu ileri sürmekte ise de; olay Davacılar yakı-nının, boğulmakta olan arkadaşını kurtarmak istediği sırada meydana gelmiştir. Nehir kıyısına inilmeyeceği ve suya girilmeyeceğine ilişkin talimat tüm devriye personeline tebliğ edilmiş olsa da; Davacılar yakınının ölümü kendisinin emir hilafına suya girip yüzdüğü sırada değil, uyarısına rağmen yüzme bilmediği halde suya girip akıntıya kapılan arkadaşını kurtarma eylemi sırasında vuku bulmuştur. Nitekim; görgü tanığı ........., ..........ve .........'nin ifadeleri olayın oluşunun belirtilen şekilde olduğunu teyit ederlerken olaydan iki gün sonra nehirden çıkarılan Davacılar yakını .........'in cesedi üzerinde 19.7.1998 günü Solhail Cumhuriyet Savcılığınca yapılan Otopsi Raporunda yer alan Ceset üzerinde siyah asker botları, lacivert beyaz şort ve beyaz kilot tecrit edildiği ibaresinin müteveffanın nehir dışında botlarını giymiş vaziyette iken arkadaşını kurtarmak için suya atladığının bir işareti olarak görülmektedir. AYİM.1.D.'nin 26.9.1989 tarih ve E.1989/95, K.1989/354 sayılı kararında da belirtildiği üzere, mevzuatımız asker kişilerin bir tehlike halinde birbirlerine yardımını en büyük vazife olarak değerlendirip nitelendirmiş, toplum kuralları da can tehlikesi durumunda tehlikeye uğrayan kişiye yardım etmeyi insanlık vazifesi kabul etmiştir. Bu nedenle boğulmak üzere olan ve yardım isteyen arkadaşını kurtarma gayreti sırasında boğularak ölen Davacılar yakınını vazifeli saymamak ve ölümün vazifenin sebep ve tesiri ile meydana geldiğini kabul etmemek mümkün görülmemektedir.
Açıklanan nedenlerle;
1- Davacılara dul ve yetim aylığı bağlanmaması işleminin İPTALİNE,
2- Davacının davalı kurumda birikmiş parasına davanın açıldığı 24 Mayıs 1999 tarihinden itibaren, tahakkuk ettikleri aylar itibariyle %50 (Yüzde Elli) yasal FAİZ UYGULANMASINA. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy