(Subay Sicil Yönetmeliği m. 4)
Davacı 20 Mayıs 1999 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; 1976 yılında atandığı Sarıkamışta ki Alay Komutanının, personele karşı acımasız ve tahkir edici tutum ve davranışları ile nam saldığını, personeli içtimada erlerin önünde muaheze ettiğini, alaydaki personelin bu uygulamalardan dolayı hastaneye gitmesi nedeniyle hakkında tahkikat açılarak muayene için hastaneye sevk edilmesi ve bunun sonucu duyduğu intikam alma arzusuyla kendisinin de sicilini bozduğunu düşündüğünü belirterek 1977 yılında tanzim edilen sicil işleminin iptalini, 27.08.1999 tarihinde kayda geçen cevaba cevap dilekçesinde de 1977 yılında düzenlenen sicillerinin düşüklüğü nedeniyle 1999 yılında düzenlenen düşük sicilinin de KKK.'lığınca iptal edilmediğini ilgili personelden öğrendiğini bu nedenle 1999 yılında düzenlenen sicillerin de bu dava kapsamında iptalini talep ve dava etmiştir.
Davacının 27.08.1999 tarihinde kayda geçen cevaba cevap layihasında 1977 yılı sicilinin yanı sıra 1999 yılı sicilinin de iptalini istediği görülmektedir. Davacı, 1999 sicil yılında kendisine tebliğ edilen Görev ve İcra Nitelikleri arasında bulunan 34, 35, 36 ve 37 nci niteliklere I. sicil üstünce (a) şıkları işaretlenmek suretiyle mükemmel (tam) düzeyde not takdir edildiğini, ancak sonradan 1-33 ncü hanelere düşük not verildiğini öğrendiğini, bu durumda bu çelişik sicil belgesi KKK. Sicil Değerlendirme ve Denetleme Kurulunda incelenirken, 1977 yılı sicilindeki not düşüklüğü ve menfi kanaatin tesiri ile 1999 yılı sicilinin bu Kurulca iptal edilmediğini, dolayısıyla her iki sicil arasında bir bağlılık irtibat olduğunu da öne sürmektedir. Dairemizin muhtelif kararlarında da işaret edildiği üzere, ilgililerin dava dilekçesi ile iptalini talep ettiği sicille bir şekilde bağlantılı şekilde cevaba cevap layihası ile yapılacak yeni talepler ıslah olarak nitelendirilmemekte, aynı zamanda iddianın genişletilmesi yasağı da bu tür durumlara tatbik edilmemektedir. Dava konusunda da bu tür bir ilginin bulunduğunu kabul eden Kurulumuzca, 1999 yılı sicilinin de hukuki denetiminin yapılması yoluna gidilmiştir.
Davacıya ait özlük ve sicil evrakının incelenmesinde; ilk kez 1971 yılında sicil almaya başlayan davacının genellikle çok yüksek sicil notları ile takdir edildiğini, 1977 yılında tanzim edilen sicilde ise ortalamanın bir hayli altında sicil notu verildiği müteakip senelerde üstün sicil performansının yine devam ettiği ancak 1999 yılında da ortalamanın altında sicil notu verildiği müşahede edilmiştir.
Davacı hakkında iptali istenen yıllara ait sicil işleminde yetki, şekil, sebep ve konu unsurları bakımından herhangi bir hukuka aykırılık tespit edilememiştir.
Dava konusu talebin maksat unsuru açısından irdelenmesine gelince; Subay Sicil Yönetmeliğinin 4 ncü maddesi gereğince, sicil üstlerinin emri altındakilere sicil düzenlerken sicil belgesindeki niteliklere tam bir tarafsızlık, adalet ve vicdani kanaatle not takdir etmeleri gerekli olup; askerlik müessesinde her türlü yükselme, taltif üst görevlere liyakat gibi hususların temelinde sicil büyük önem taşıdığından bu yetkinin mutlak surette objektif olarak ve kamu yararına kullanılması gerekmektedir. Yetkinin objektif kullanılmadığını ortaya koyan birtakım kanıtlar bulunması halinde işlemin maksat unsuru yönünden sakatlanacağı ortadadır.
Sicil işlemleri takdir yetkisinin yoğun bir şekilde kullanılarak tesis edilen bir işlem grubu olmakla, işlemlerde maksat unsuru bakımından hukuka aykırılığın kendisi gösterdiği durum; uzun yıllar çok yüksek sicil ortalamasını yakalayan bir kimsenin sicilinin, bu ortalamaya göre bariz derecede düşük olması ve bu sicilin o döneme ait, disiplinsizlik ve başarısızlığı ortaya koyan birtakım belge ve bilgilerle izah edilememesidir. İşte bu durumda işlemin maksat unsurundaki bir sakatlıktan bahsedebilmek mümkün olacaktır.
Bu açıklamaların ışığında dava konusu sicilleri değerlendirdiğimizde; 1977 yılında ve 1999 yılında tanzim edilen sicil işlemlerinin hukuka uygun olmadığı kanısına varılmaktadır.
Zira yıllar itibariyle yüksek bir sicil ortalaması tutturan davacı hakkında, bu ortalamadan yaklaşık yirmi, otuz puanlık bir düşüşü makul ve haklı gösterecek sebeplerin, o sicil dönemlerinde bulunmadığı görülmektedir. Ayrıca davacının sözü geçen sicil dönemlerinde herhangi bir adli veya idari bir cezaya muhatap olmadığı, bilakis 13 Ekim 1976 ve 3 Mayıs 1977 tarihli yazılar ile Komutanları tarafından takdir edildiği 1999 sicil yılında ise yeni Subay Sicil Yönetmeliği hükümlerine göre kendisine kişiye özel olarak tebliğ edilen 34 -37 nci niteliklere tam (mükemmel) düzeyde kanaat belirtilmesine ve (a) şıklarını işaretlemesine karşın, 1-32 nci niteliklere daha düşük kanaat belirtilmek suretiyle bir çelişkiye yol açıklığı, böylelikle son üç yılki mükemmel sicil düzeyinde çok aşağılarda iyi derecede bir sicilin takdir edilmiş olduğu ve bu sicilin de hukuka aykırılıkla sakatlandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle anılan sicillerin maksat unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu kanısına varılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı hakkında 1977 ve 1999 yıllarında tanzim edilen siciller ile belirtilen kanaatlerin İPTALİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy