(1602 S. K. m. 63)
Davacı, 16.7.1999 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; devlet memurluğundan çıkarıldığını, bu işlemin iptali için açtığı davada AYİM. 1.D.nin E.1998/637 ve K.1999/295 sayılı kararı ile işlemin iptal edildiğini, karar gereği Dz.K.K.lığının emri ile 14 Mayıs 1999 tarihinde göreve başladığını, 24 Mayıs 1999 tarihli dilekçesi ile 18 Ağustos 1998-14 Mayıs 1999 tarihleri arasındaki maaşının ödenmesini istediğini, ancak bu talebinin reddedildiğini, red işleminin hukuka aykırı olduğunu belirterek; söz konusu olumsuz işlemin iptalini ve müstahak olduğu aylıklar tutarına yasal faiz işletilmesini talep ve dava etmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; Deniz Harp Okulu Komutanlığında sivil memur olarak görev yapan davacının 18 Ağustos 1998 tarihinde devlet memurluğundan çıkarıldığı, davacının bu işlemin iptali için AYİM.'de dava açtığı, davaya bakan AYİM. 1.D.nin 23 Mart 1999 tarih ve E.1998/637, K.1999/295 sayılı kararı ile devlet memurluğundan çıkarılma işleminin idari istikrar ilkesi ve sosyal hukuk devleti olgusu karşısında, sebep ve maksat unsurları açısından hukuka aykırı olduğu tespit edilerek iptaline karar verildiği, iptal kararı gereğince davacının 14 Mayıs 1999 tarihinde yeniden devlet memurluğuna alındığı, davacının devlet memurluğu statüsü dışında kaldığı döneme ilişkin aylıklarının ödenmesi için 14 Mayıs 1999 tarihinde idareye başvurduğu, talebinin Dz. Harp Ok.K.lığı tarafından reddedilmiş olduğu anlaşılmıştır.
Öğretide ve idari yargı uygulamasında tartışmasız bir şekilde genel kabul gördüğü üzere, iptal kararı sakat (hukuka aykırı) işlemi geri yürür (makabline şamil) bir biçimde ortadan kaldırır. İptal edilen bir tasarruf hiç yapılmamış sayıldığından, iptal kararı da zorunlu olarak geçmişe etkili karakter taşır. Geri yürürlük ilkesini gerçekleştirerek ortaya çıkmış olan hukuka aykırılıkların kaldırılabilmesi için, iptal kararı üzerine sakat işlem yapılmadan önceki hukuksal durumun geri gelmiş olacağı, sakat işlemin hiç yapılmamış sayılacağı ilkelerinden yararlanılır. Bu kuram ve kabulün doğal sonucu olarak da, kamu görevlisi statüsüne son verme işleminin iptalinde, kamu görevlisi hiç görevinden ayrılmamış gibi değerlendirilerek açıkta geçirdiği sürelere ilişkin tüm aylık ve özlük haklarına tam olarak müstahak olur.
Dava konusunda da, davacı hakkındaki devlet memurluğundan çıkarılma işlemi AYİM.1.Dairesi tarafından iptal edildiğine göre; davacının devlet memurluğundan çıkarılması fiilen gerçek olmasına karşın, hukuken ara vermeksizin görevde kaldığını kabul etmek zorunluluğu vardır. Bunun doğal sonucu olarak da, davacının TSK. ile ilişiğinin kesildiği 18.8.1998 tarihindeki statü ve konumuna aynen döneceği, bu tarihten göreve tekrar başlatıldığı 14.5.1999 tarihine kadarki dönemde devlet memurluğu statü ve konumunu (farazi olarak) koruyacağı, hizmetle hiç ilişkisi kesilmemiş gibi işlem görerek, zaman içindeki iyileştirmeler de dahil, tüm aylık ve özlük haklarını alması gerektiği kuşkusuzdur. Bu bakımdan, aksi yönde tesis edilen davalı idare işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı görülmektedir.
Açıklanan nedenlerle; davacının statü dışında geçirdiği sürelere ilişkin aylık ve özlük haklarının idarece ödenmemesi işlemi sebep ve amaç unsurları yönünden hukuka aykırı bulunduğundan, işlemin İPTALİNE,
Davacının müstahak olduğu sözkonusu aylık tutarlarına, tahakkuk ettikleri aylar itibariyle 31.12.1999 tarihine kadar %50 (Yüzde Elli), bu tarihten ödeme tarihine kadar %60 (Yüzde Altmış) yasal FAİZ İŞLETİLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy