(657 S. K. m. 125)
Davacı vekili, 5.8.1999 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Pazarcık Askerlik Şb. Bşk.lığında devlet memuru olarak görev yapmaktayken 13.1.1999 günü bir şube yükümlüsünün başvurusu üzerine kendisine 15.1.1999 tarihinde işe girmesinde askerlik bakımından bir sakınca olmadığına ilişkin belge düzenlediğini, aynı gün bu şahsın, kayınbiraderi olduğunu söylediği bir kişiye de işe girme belgesi verip veremeyeceğini sorduğunu, davacının anılan kişinin askerlik dosyasında öğrenci olup tecilli halini saptamasına karşın, bilgisayarla da durumunu araştırdığını ve jandarmaca arandığını gördüğünü, jandarmaca aranmadığına ilişkin bir belge getirmeden sözkonusu işe giriş belgesi düzenleyemeyeceğini söylediğini, bir yandan da adı geçen şahsın bu belgeyi getireceği düşüncesiyle, işe girmesinde sakınca olmadığına dair evrakları hazırlamaya bağladığını, bu yazıyı hazırlayabilmek için bilgisayardan aranıyor kodunu çıkarıp, evrakları hazırlayıp, şahsın dosyası ile birlikte imza için Şube Başkanına götürerek bu durumu olduğu gibi arzettiğini, ilgili şahıs o gün gelmeyip araya giren bayramı takiben 25.1.1999 günü Şubeye geldiğinde, istenen aranmıyor yazısını getirmemesi karşısında, davacının bu şahsın eniştesi (Şube yükümlüsü) ile birlikte Şube Başkanına çıkarak, durumu anlattığını, Şube Başkanının da jandarma yetkilileri ile görüşerek, şahsın arandığını öğrendiğini ve bu konuda ivedi yazı istediğini, akabinde de evrakı imzalamadığını ve şahsa da hiçbir belge vermediğini, bu gelişmeler üzerine davacının anılan şahısla ilgili aranıyor kodunu yeniden bilgisayara yüklediğini, şahsın arandığına dair 1.2.1999 tarihli yazının, bu olaylardan sonra düzenlenip yükümlü dosyasına konulduğunu, davacının bu olayda herhangi bir kusurlu hareketinin ve sahte belge düzenleme kastının bulunmadığını, kaldı ki durumu olduğu gibi amirine arzetmesi nedeniyle anılan belgenin imzalanıp verilmesini de önlediğini, ayrıca davacının memuriyeti süresince hiç suç işlemediğini, iyi siciller aldığını, birkaç kez yazılı olarak takdir edildiğini, kademe ilerlemesi yaptığını, davacının fiile sabit görülse dahi, durumunun 657 sayılı Kanunun 125/E maddesinde sayılan a-k bentlerinden hiçbirine uymadığını, olsa olsa 125/D maddesi (f) fıkrasında sözü edilen gerçeğe aykırı rapor ve belge düzenlemek olarak nitelendirilebileceğini, bunun da karşılığının devlet memurluğundan çıkarılma olmayıp, kademe ilerlemesinin durdurulması disiplin cezası olduğunu, evli olan davacının tedaviye muhtaç bir çocuğunun olduğunu, aile fertlerinin bu işlemle perişan bir duruma düştüklerini, tesis edilen işlemin hukuka aykırılıkla sakatlandığını belirterek; iptalini ve öncelikle yürütmenin durdurulmasını talep ve dava etmiştir.
Davacının yasal unsurları taşımayan yürütmenin durdurulması istemi, Dairemizin 28.9.1999 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
Dava dosyası ile davacının özlük dosyasının incelenmesinde; davacının Kahramanmaraş-Pazarcık Askerlik Şube Başkanlığında Seferberlik İşlem Memuru olarak görev yapmaktayken, 15.1.1999 tarihinde Şube yükümlüsü bir şahsın, kayınbiraderi olup Şube bilgisayarında güvenlik güçlerince aranıyor kodu olan bir başka kişi adına askerlik durum belgesinin verilmesini davacıdan talep ettiği, davacının yetkisi ve görevi olmadığı halde adı geçen kişinin bilgisayardaki bu kodunu sildikten sonra, adı geçenin 31.10.1999 tarihine dek işe girmesinde askerlik yönünden bir sakınca olmadığına ilişkin belgeyi düzenlediği, 25.1.1999 tarihinde adı geçenin eniştesinin bu belgeyi almak üzere Şubeye geldiği, Şubede görevli bir kısım personelce evvelce Askerlik Şube Başkanının (asteğmen) uyarıldığı, davacının da ilgili şahsın jandarmadan aranmadığına ilişkin bir belge getirememesi üzerine Şube Başkanının yanına giderek durumu açıkladığı, Şube Başkanınca jandarma ile yapılan muhaberede adı geçenin halen aranmakta olduğunu saptaması üzerine, düzenlenen askerlik durum belgesinin ilgiliye verilmediği, akabinde de durumun Şube Başkanınca bir tutanakla tespit edilip, 26.1.1999 tarihinde davacının ifadesinin alındığı, bir yandan hakkında disiplin işlemi başlatılırken, bir taraftan da hazırlanan suç dosyasının 6.Kolordu K.lığı Askeri Savcılığına gönderildiği, 23.6.1999 tarihinde Askeri Savcılıkça hakkında memuriyet görevini suiistimalden soruşturma başlatıldığı ve ifadesinin alındığı, bu konudaki yargılamanın henüz derdest olduğu, 29.6.1999 tarihinde Milli Savunma Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu önünde davacının sözlü savunmasını yaptığı ve yazılı olarak da savunmasını sunduğu, yapılan görüşme ve değerlendirme sonunda MSB. Yüksek Disiplin Kurulunun 29.6.1999 tarih ve 1999/12 sayılı kararıyla, davacının Askeri hizmete ilişkin sahte belge düzenlemek suçunu işlediğinin anlaşıldığı, davacının bu eyleminin memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketler olarak nitelendirildiği belirtilerek; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/E maddesinin (g) bendi gereğince Devlet Memurluğundan çıkarılmasına oybirliğiyle karar verildiği ve 22.7.1999 tarihinde TSK.ile ilişiğinin kesildiği, davacının sözkonusu işlemin iptali için 5.8.1999 tarihinde ve süresinde vekili marifetiyle AYİM'de bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Yine özlük dosyasının incelenmesinde; davacının 9.7.1984 tarihinde Devlet Memurluğu statüsüne girdiği, 15 yıllık memuriyet safahatındaki sicillerinin iyi-çok iyi düzeyde olduğu, herhangi bir adli işleme muhatap olmadığı, bu süre zarfında yalnız iki kez uyarı cezası ile tecziye edildiği saptanmıştır.
Davacı hakkında uygulanan 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun Disiplin Cezalarının Çeşitleri İle Uygulanacak Fiil Ve Haklar başlıklı 125 nci maddesinin Devlet Memurluğundan Çıkarma başlıklı (E) fıkrasının (g) bendinde Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak fiilinin, ilgili memur hakkında devlet memurluğundan çıkarma disiplin cezası verilmesini gerektiren bir hal teşkil ettiği ifade edilmektedir. Oysa, Başsavcılık Düşüncesinde de isabetle belirtildiği üzere, aynı maddenin Kademe ilerlemesinin durdurulması başlıklı (D) fıkrasının (f) bendinde Gerçeğe aykırı rapor ve belge düzenlemek fiilinin, ilgili memur hakkında 1-3 yıl süreyle kademe ilerlemesinin durdurulması disiplin cezası verilmesini gerektiren bir hal teşkil ettiği açıkça hüküm altına alınmaktadır.
TSK. mensupları dışındaki kamu görevlileri açısından disiplin hukukunda esas olan, aykırı görülen fiil ve davranışların öncelikle mevzuat hükümlerindeki karşılıkları uyarınca cezalandırılmalarıdır. Diğer bir deyişle, öncelikle tipiklik ilkesi esas alınacak; eğer mevzuatta fiile tam anlamıyla uyan bir karşılık bulunamıyorsa, bu takdirde yorum yoluyla fiile en uygun normun saptanması yoluna gidilecektir.
Dava konusunda ise davacının sabit olan fiili, bir yükümlüye, arandığını bildiği halde askerlik durum belgesi düzenlemek, bu amaçla Şube bilgisayarında gerekli düzeltmeleri yapmaktan; diğer bir deyişle gerçeğe aykırı belge tanzim etmekten ibarettir ve bu fiilin tam karşılığı da 657 sayılı Kanunun 125/D maddesinin (f) bendinde düzenlenmiş olup, 1-3 yıl kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını öngörmektedir. Oysa davalı idare, bu açık mevzuat hükmünü bir kenara bırakarak, yorum yoluyla davacının fiilini memurluk sıfatıyla bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareket olarak değerlendirmiş ve bu gerekçeyle de 657 sayılı Kanunun 125/E maddesinin (g) bendini tatbik ederek, davacı hakkında devlet memurluğundan çıkarma cezası tatbik etmek suretiyle, mevzuatın öngördüğü disiplin hukuku esasları dışına çıkmıştır. Böylelikle de dava konusu işlem öncelikle konu , aynı zamanda da maksat unsurları yönünden hukuka aykırılıkla sakatlanmıştır.
Açıklanan nedenlerle; davacı hakkında MSB. Yüksek Disiplin Kurulunca verilen Devlet Memurluğundan çıkarma cezası hukuka aykırı görüldüğünden, İŞLEMİN İPTALİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy